Ana içeriğe atla

Yayınlar

Ağustos, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DİYANETİN, ÖZ EVLADINA ŞEHVET DUYAN BABA KONUSUNDA, VERDİĞİ FETVA ÜZERİNE....

Geçmiş tarihte Diyanetin, fetva hattına sorulan bir soruya verdiği cevap, toplum tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Halkın verdiği tepkiyi gören Diyanet, sitesinden verdiği cevabı kaldırarak, yanlış anlaşıldıklarını, sözlerin istismar edildiğini söylediler. Sayın Diyanet yetkilileri, madem sözlerinizi yanlış anladı toplum, kaldıracağınıza doğrusunu  yazmanın ve çıkıp anlatmanız gerekmez mi? Diyanete sorulan soruyu önce yazalım. Soru: BİR BABANIN ÖZ KIZINA DUYDUĞU ŞEHVET, KARISIYLA OLAN NİKÂHINI DÜŞÜRÜR MÜ? Böyle bir soru utanmadan, arlanmadan sorula biliyorsa ve böyle bir soruya tepkisiz, güzelce detaylı bir cevap veriliyorsa diyanet tarafından, bir yerlerde büyük sorunlar, yanlışlar var demektir. Bu soruya verilecek tek bir cevap vardır. SORUYU SORANA HEMEN DOKTORA, PSİKİYATRİST E BAŞVURMASI TAVSİYE EDİLMELİ VE BÖYLE DUYGULARIN, DÜŞÜNCELERİN ÇOK BÜYÜK GÜNAHLARA, SAPKINLILARA YOL AÇACAĞI SÖYLENMELİYDİ. Çünkü bu duygular normal değil, anormaldir. Ama batılın ve hurafenin

PİŞMAN OLMAK İSTEMİYORSAK, TEVBE SURESİ 34-35. AYETLERE KULAK VERELİM Kİ, AYNI YANLIŞLARA BİZLERDE DÜŞMEYELİM.

Kur’an biz insanlara Rehber olarak indirilmiştir. Rehberliğinden istifade ettiğimiz ölçüde faydalanır, O ölçüde yanlış ya da doğru yaparız. Allah geçmişte yapılan yanlışlara örnekler verip, aynı hataları yapmamızı engellemek adına, gerçekten de her okuyanın anlayacağı bilgiler verir. Bu makalemde de sizlere hatırlatmak istediğim ayette Allah, öyle bir uyarıda bulunuyor ki bizlere, aynı hataları yaparsanız, sizleri Allah ile aldatarak, mallarınızı paralarınızı ellerinizden almaya çalışanların çıkacağını, hatta Allah ın yolundan saptıracağını, bakın geçmiş toplumların yaptığı yanlışlardan, ne kadar güzel bir örnek veriyor. Tevbe 34: Ey iman edenler! HAHAMLARDAN VE RAHİPLERDEN BİRÇOĞU İNSANLARIN MALLARINI HAKSIZ YOLLARDAN YERLER VE ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYARLAR. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele! (Bayraktar Bayraklı meali) Bu ayetin indirildiği ilk günleri, önce hayal edin lütfen.  Daha İslam toplumu,

YAPTIĞIMIZ YANLIŞLARI KULLANAN,İSLAM DÜŞMANLARININ VERDİĞİ ÖRNEKLER, DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR….

İnternet de gezinirken, İslam a karşı misyonerlik yapan sitelerin birisinde, çok ilginç ve düşündürücü bir konuya rastladım. Bunu sizlerle paylaşmak istememin nedeni, kaynağından emin olmadığımız bilgilerin,  içimize bir kangren gibi nasıl sokulduğu ve Hıristiyanların, Yahudilerin bu bilgileri bizlere karşı, nasıl kullandığının ibretlik bir örneğidir yazacaklarım.  Kur’an a, dinimize iftiralar atan bu sitede, Kur an dışından bizlere rivayetler yoluyla ulaşmış, günümüzde elimizde bulunan ve bir kısım Müslüman tarafından kabul gören rivayet hadisleri örnek verip, diğer kutsal kitapların, asla hükümlerinin değiştirilmediğini ve geçerliliğini bugünde nasıl koruduğunu anlatmak için, bizlerin yanlış inançalrımızdan örnekler veriyorlar sitelerinde. Peygamberimizin zamanında, Kur an hükmü olduğu halde, Kur’an da ki hükümlere uymasa bile, Tevrat ın kullanıldığını örnek vererek anlatmaya çalışıyorlar.  Hem de hangi bilgilerle biliyor musunuz dostlar? Bizlere günümüzde, çok güvenilir diy

SAY. HEKİMOĞLU İSMAİL’İN YAZISINDAKİ, ACI GERÇEKLERİMİZ. “MÜSTAKİLLER.”

Geçmiş yıllarda, toplumu kendi çıkarları doğrultusunda yöneten, kendilerince bir İslam yaratan, cemaatini kendi çıkarları doğrultusunda devletine, milletine karşı utanmadan arlanmadan silahlı savaşa davet eden bu din simsarlarının basın yayın organı Zaman Gazetesi yazarı, Sayın Hekimoğlu İsmail in, 31 Ocak 2009 tarihli köşe yazısını okuduktan sonra, günümüz de İslam inancının kimler tarafından ve ne şekilde yönlendirildiğini çok daha iyi anladım. Yazının başlığı MÜSTAKİLLER , yani hiçbir yere bağlı olmayanlar anlamını taşıyordu.  Yazının tamamını okuduğumda, bir yere bağlı olmayan, tabiri caizse tahsilli, eğitimli bazı kişilerin, yalnız tenkitten başka bir şey bilmedikleri, fayda yerine yalnız tenkitte bulundukları için faydalarının olmadığını, hiçbir yere bağlı olmadıkları tezinden yola çıkarak, yazıda tenkit edilmiş. Hatta müstakillerin bağlı olduğu yerler konusunda da, şöyle söyleniyor. “MÜSTAKİLLERİN İKİ ÖZELLİĞİ VARDIR. BİRİNCİSİ, BİR YERE BAĞLI DEĞİLLER. İKİNCİSİ, KEN

MERYEM ANAMIZIN ASLINDA, EVLİ OLDUĞUNU SÖYLEYEN.........

Bir televizyon sohbetinde, Sayın İhsan Eliaçık, Hz. İsa konusunu anlatırken,  Hz. İsa nın aslında babasız doğmadığı, Meryem anamızın evlendiği, ama bu evliliği Yahudi hahamlarının kabul etmediği için, babasız yakıştırması yapıldığını anlattı. Doğrusu bu sözlere ben çok şaşırdım. Bu konuyu tekrar araştırma gereği duydum. Çünkü hepimiz beşeriz yanılabiliriz. Konuyu Kur’an dan, birlikte araştıralım. Ali İmran 47: Meryem, “Ey Rabbim!” dedi, “BANA HİÇBİR ERKEK ELİ DEĞMEDİĞİ HALDE NASIL ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİRİM?” Melek cevap verdi: “İşte öyle, Allah dilediğini yaratır, BİR ŞEYİN OLMASINI İSTEDİĞİNDE SADECE ‘OL' DER VE O ŞEY HEMEN OLUŞMAYA BAŞLAR.”  Bu ayet aslında Meryem anamızın, asla evlenmediğini açıkça söylüyor. Sayın İhsan Eliaçık ın isim vererek, Meryem anamızın şu kişiyle aslında evlendiğini ama hahamların, dini otoritenin bu evliliği kabul etmediği bilgisini merak ediyorum, hangi kaynaklardan öğrendi? Rivayet kaynaklara göre, inancımızı şekillendirmemiz doğru olur mu?

İSLAM DİNİNDE, BÖLÜNMEYE GİDEN YOLLAR VE NEDENLERİ.

Günümüzde İslam ı anlatan, hatta gelin gerçek İslam ı sizlere yaşatalım diyen topluluklar, tarikatlar, cemaatler görürüz. Hepside aynı peygambere, aynı kitaba iman ettiği halde, inanılmaz farklılıklar göze çarpar. Bu tarih boyunca da farklı boyutlarda devam etmiş, günümüze kadar gelmiştir. Aslında bu farklılıklar, yalnız İslam dininde değil, diğer ehli kitap dinlerinde de görülmektedir. Peki, nedir bu farklı olanlar ve neden farklı? İşte sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bu farklılıkların neler olabileceği, nedenleri konusunda olacaktır. Ben bazı konulara sizlerin dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu yazıyı okurken inanıyorum sizlerde, yapılan başka yanlışları hatırlayacaksınız. Çünkü saymakla bitmez de ondan. Önce düşünelim. Allah bizlerden ne istiyor ve bu istediklerini açıkça belirtmiş mi? Burası önemli. Sorumlu olduklarımız tek tek açıklanmış ve apaçık belirlenmiş mi? Gelin önce bu sorumuza, Kur’an dan cevap arayalım. Sanırım tek bir ayet dahi, aklını kullanana yeterli o

BİZLER İSLAM I BÖYLEMİ ANLATIP, DİNE DAVET EDECEĞİZ?

Geçmiş tarihte Gazete manşetlerini okuduğum bir haber, dikkatimi çekmişti. Haber Suudi Arabistan ile ilgili, aynen şunlar yazıyordu. “Suudi Arabistan’da kadınlara 2015 müjdesi! “ Bu başlığın devamında ise şunlar yazıyordu. “Suudi Arabistan’da Şura Konseyi kadınların yerel seçimlerde oy kullanmasına yeşil ışık yaktı. Adının açıklanmasını istemeyen kurulun bir üyesi, kadınların 2015’teki belediye seçimlerinde oy kullanabilmesinin tavsiye edildiğini, bu kararın yürürlüğe girmesi için Kral Abdullah’ın onaylaması gerektiğini belirtti.” İşte İslam ın beşiği sayılan bir ülkenin, İslamı  nasıl yaşadığı ve kadınlara karşı tavrı. Onları nasıl bir gözle gördüğü ve ne kadar değer verdiğinin kanıtı. Kur’an a uymak yerine, Kur’an ı kendilerine uydurmuş beşeri rivayetlerle, Allah ın halis dininden uzaklaşmış bir inancın, mezhebin, fırkanın acı gerçekleri. Bizler bu dini, Müslüman olmayan toplumlara nasıl anlatacağız, nasıl davet edeceğiz İslam a kadınları, erkekleri, özellikle

İSLAM DİNİNDE SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ.

Kur’an selamlaşma konusuna çok önem verir ve Nisa suresi 86. ayetinde, bakın bizlere ne tavsiye eder. Nisa 86: SİZE BİR SELÂM VERİLDİĞİ ZAMAN, ONDAN DAHA GÜZELİYLE VEYA AYNI SELÂMLA KARŞILIK VERİN. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. (Diyanet meali) Allah bizlerin, toplum içinde birbirimize karşı selamlaşmamızı, sizce neden istiyor olabilir? Bizler ayetlerin ne maksatla indirildiğini, eğer doğru anlayamıyorsak, onun nimetinden de gereği gibi, istifade etmemiz düşünülemez. Kur’an da selamlaşmak birçok ayette geçer. Selamlaşmanın asıl amacının, toplum içinde bir dostluğun, arkadaşlığın, sıcak bir ortamın oluşmasında, ilk hareket olduğunu anlıyoruz Kur’an dan. Yazdığım ayetten de anlaşılacağı gibi, bir selamla muhatap olduğumuzda, onu ciddiye alıp, gereken samimiyeti göstererek, en az onun hassasiyetiyle, ona cevap vermemiz gerektiği uyarısı yapılıyor. Buradan da anlıyoruz ki selamlaşmak, toplum içinde dostluğun, muhabbetin ilk kıvılcımızdır diyebilir

BAKARA SURESİ 168…..175. AYETLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Değerli din kardeşlerim, bugün sizleri üzerinde düşünmeye davet etmek istedim ayetler, Bakara 168 ve devamındaki ayetler olacaktır. Önce ayetleri yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim. Bakara 168:  Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden temiz ve helal olmak şartıyla yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size açık bir düşmandır.  169- Hiç kuşkusuz o, size kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. VE SİZE, ALLAH HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ BUYURUR DURUR. 170- Onlara, “ALLAH’IN İNDİRDİĞİNE UYUN!” DENDİĞİNDE: “HAYIR! BİZ, ATALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ ŞEYE UYARIZ.” DERLER. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!….  171- O küfre sapanların durumu, bağırıp çağırma dışında bir şeyi işitmeyen varlıklara haykıranın durumuna benzer. SAĞIRDIRLAR, DİLSİZDİRLER, KÖRDÜRLER. BU YÜZDEN AKILLARINI İŞLETEMEZLER ONLAR.  174 – Allah’ın kitaptan İNDİRDİĞİ ŞEYİ GİZLEYİP onu basit bir ücret karşılığı

RİSALE-İ NUR ÖĞRETİSİNDEN BİR BÖLÜM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ.

Risale-i Nur ile ilgili bir yazı okurken, dikkatimi çeken bir bölümü sizlerle paylaşmak ve bu konuyu sizlerin düşüncenize sunmak istiyorum. Bu kitaplardan ve içindeki bilgilerden bahsedip açıklama yapan bir kardeşimizin, çok dikkat çekici ve düşündürücü şu sözlerini, sizlere nakletmek istiyorum önce. "Her meseleye hakikat noktasında bakar. Her hadisenin hakikatini bizlere ders verir. BU AÇIDAN RİSÂLE-İ NUR’UN BİR BENZERİ YOKTUR." Dikkat çekici olduğu kadar, düşündürücü. Sizler bu sözleri ve bu güçteki bir rehberin olduğunu, bir yerden hatırlıyorsunuz biliyorum. Allah bizlere gönderdiği Kur’an için, bu özelliklerden bahseder ve eşi benzeri yoktur diyerek, hadi bir benzerini getirsinler bakalım, diye de bizleri uyarıyordu ayetinde, hatırladınız değil mi? Ayrıca yüzlerce yıldır gelip geçen, onca âlimlerin yazdığı eserleri düşünün isterseniz bir de. Bizler hiç birisine, yukarıdaki payeyi, onuru vermedik. Çünkü beşerdir, her zaman şaşabilir diyerek, temkinli yaklaştık