Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HADİD SURESİ 22. AYETİ LÜTFEN DOĞRU ANLAYALIM, YOKSA KUR'AN İLE ÇELİŞİRİZ....

Bir arkadaşım Hadid suresi 22. ayeti örnek vererek, İnsan hayatının tüm evreleri ve yaşanılan her şey daha önceden yazılmış ve bizlere biçilen rolü bizler oynuyoruz şeklinde bir açıklama yapmıştı. Bende bu düşüncenin, inancın bahsettiği ayetle hiç bir ilgisinin olmadığını ve bu inancın Kur an öğretisine ters düştüğünü anlatmak maksadıyla, kendisine aşağıdaki yazı ile cevap verdim. Bizlere öğretilenleri, Kur’an ayetlerinden kelimeleri cımbızlayıp, işte bakın aslında ayet bundan bahsediyor şeklinde, delillendirmeye çalışırsak, her zaman o acımasız ve insafsız nefsimizi tatmin için bir şeyler buluruz. Ama gayemiz Allah ın ne söylediğini anlamak olunca, hiçbir etki altında kalmadan Kur an a bakarsak, gerçekleri apaçık ve detaylı görürüz. Acaba arkadaşımızın söylediği gibi bir insanın tüm yaşamı, yapacağı her iyilik ya da kötülük, daha doğmadan yazılmış, bizler yazılanımı yaşıyoruz? Gelin bu düşünceyi Kur ana soralım, bakalım ne cevap verecek. Arkadaşımız bakın bu ayetten bir al

GIYBET VE İFTİRADAN SAKINMAK. HUCURAT 12, İSRA 36, NUR 15 VE 16. AYETLER.

Bizler öyle bir yaşam sürüyoruz ki, adeta nefislerimizin, duygularımızın esiri olmuşuz. İşimize gelen bir haberi hiç araştırmadan, sormadan kabul ediyor ve yakın dostlarımıza da bu haberi yaymakta bir sakınca görmüyoruz. Duyduğumuz ama doğruluğuna şahit olmadığımız, emin olamadığımız sözleri çevremize hiç çekinmeden anlatmamız sizce doğrumu? Ya bizlerin emin olamadığı ama çevremize doğruymuş gibi anlattığımız sözler yalan ve iftiraysa, bu durumda bizlerin durumu ne olacak? Sanırım böyle bir korkumuz yok. ÇÜNKÜ KUR’AN İLE BAĞIMIZ YOK DA ONDAN.  Bizler eğer Kur’an a iman ettiğimizi söyleyen Müslümanlardan sak, şahit olmadığımız bir sözü asla bir başkasına doğruymuş gibi anlatamayız. Hele hele bizler, karşımızdaki bir insanın imanı konusunda, bu kişi dinsiz, günahkâr şeklinde bir sözü hiç kimseye söyleyemeyiz. Gıybet, dedikodu ölmüş bir kardeşinizin etini yemekle örneklendirilmişse Kur’an da, lütfen birilerinin dayatmaları ve etkisiyle, emin olmadığımız kişilerin hakkında yorumla

BAKARA SURESİ 8 İLA 15. AYETLERİN TAMAMINI, LÜTFEN DİKKATLE OKUYALIM Kİ, AYNI YANLIŞLARI YAPMAYALIM.

Bugünkü makalemin konusu, ibretlik örneklerle bizleri bilgilendiren, cahiliye toplumunun yaptığı yanlışlar konusunda bizleri uyaran, ama ne yazık ki bizler dersler alamadığımız içinde, aynı yanlışları yaptığımız çok önemli ayetleri sizlerle paylaşarak, üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum.  Bakara 8–9–10–11–12–13–14–15: İnsanlardan bazıları inanmadıkları halde, “ALLAH'A VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANDIK” derler. ALLAH'I VE İMAN EDENLERİ ALDATMAYA ÇALIŞIYORLAR. Hâlbuki onlar kendilerini aldatıyorlar da bunun farkında değillerdir. ONLARIN KALPLERİNDE BİR HASTALIK VARDIR. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. YALAN SÖYLEDİKLERİNDEN DOLAYI, ONLARA ACI VEREN BİR AZAP VARDIR. Onlara, “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edici kimseleriz” derler. ONLARIN BOZGUNCU OLDUKLARINI İYİ BİLİN. LÂKİN ONLAR BUNUN FARKINDA DEĞİLLERDİR.  Onlara, “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin!” dendiğinde, “BİZ HİÇ BEYİNSİZLERİN İMAN ETTİKLERİ GİBİ İMA

NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

Cuma hutbesinde vaiz, cemaate seslenerek, nerede gençlik, neden aramızda yok diye sitemde bulundu. Devamında da nerede yanlış yapıyoruz da, bu gençlik bu toplumun arasında yok diye de ekledi. Gerçekten de nerede yanlış yapıyoruz da dinamik, akıllı, özgür sorgulayıp düşünebilen gençliği camilerde göremiyoruz? Evet, nerede yanlış yapıldı da, camilerden din konuşulan topluluklardan gençlik uzaklaştı. Aslında bu soruyu kendilerine sormaları gerekenler, topluma dini anlatan, gerek din görevlileri, gerekse kendilerini bu konuda yetkili görenler olmalı. Demek ki çok büyük yanlışlarımız var, demeleri gerekmiyor mu? Bu sözleri neden söylediğime gelince. Din konusunda herhangi bir konuda konuşmaya, yazmaya kalkanları, bugüne kadar hep susturdular ve dediler ki,  DİNİ DE ANLATMAYI BİZE BIRAKIN, BU BİZİM İŞİMİZDİR.  İşte böylece bu sözleri söyleyenler, İslam dininde de ruhban sınıfını yarattılar, ama sorsanız İslam da ruhban sınıfı yoktur derler. Bizler bu çelişkiler içinde, İslam ı hep biriler

KUR'AN I ÖĞRENMEYE ÇALIŞIRKEN, DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN KONULAR.

Bizler eğer Müslüman olduğumuzu söylüyorsak, Allah ın sizlere rehber olsun diye gönderdim dediği Kur’an ı, anlayarak ve üzerinde düşünerek imtihanımızı vermeliyiz. Çünkü bu yolu öneren, mülkün sahibi Allah dır. Bu Dünyada imtihanda olduğumuzu söylüyorsak, bu imtihana bizzat kendimizin hazırlanması gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Yani imtihanımızı başkalarına havale etmekle, aldığımız riskin büyüklüğünün korkusunu, hem bedenimizde hem de ruhumuzda hissetmeliyiz.  Birileri siz Kur’an dan anlayamazsınız, hüküm çıkartamazsınız diyerek, Allah ile aramıza girmeye çalışıyor ve bizleri kendi beşeri kitaplarına yönlendiriyorlarsa, şunu asla unutmayalım, bunu söyleyenlerin, bizlerden gizlemeye çalıştığı bir şeyler  var demektir.  Allah sizleri bu kitaptan sorumlu tutacağım, ayetlerin üzerinde düşünün aklınızı kullanın diyorsa bizlere, o kitap asla zor anlaşılır olamaz. Hele bu rehber Allah katından geliyorsa, onu anlaşılması zor ilan ederek, birilerinin bu görevi yüklendiğini söyl

KUR'AN DA GEÇEN, ŞEFAAT KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR.

Geçenlerde, İslam dininde şefaat konusunu anlatan, bir kitapçık dağıtılıyordu aldım ve okudum. Bu kitapçıkta anlatılan şefaat konusundan, sizlere önce örnekler vermek istiyorum. Daha sonrada anlatılan şefaatin, Allah ın emrettiği şefaatle aynı olup olmadığını, yine Kur’an ın rehberliğinden faydalanarak karşılaştıralım, anlamaya çalışalım. Çünkü Allah ın şefaat konusunda yaptığı çok net açıklamalar var Kur'an da. Kitapçıkta şefaat sözcüğünü tarif ederken, bakın şu açıklamalar yapılmış. "Bir başkası adına ricada bulunmak, bir suçlunun affedilmesi için aracı olmak, birine yardımcı olmak, birinin önüne düşüp işini görmeye çalışmak, birinin aracılığını istemek, maddi ve manevi bir imkânı elde etmek için yetkili nezdinde aracılık yapmak, ihtiyaç sahibi için iyilik etmek” manalara gelir." Yukarıda tarif edilen şefaat ile gelin birde Kur’an ın bahsettiği şefaatin anlamına bakalım ve söylenenlerle karşılaştıralım. Eğer Allah ın bahsettiği şefaatle aynı şeyler kast edil

ENAM SURESİ 70. AYETTEN, DERSLER ALABİLİYOR MUYUZ?

Değerli din kardeşlerim. Bu makalemde sizlere hatırlatmak ve üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Enam suresi 70. ayet olacaktır. Ayetin önemli ikaz ve uyarılar var, lütfen dikkatle anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım, daha sonra birlikte düşünelim. Enam 70: Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. HİÇ KİMSENİN KAZANDIĞI YÜZÜNDEN MAHRUMİYETE SÜRÜKLENMEMESİ İÇİN KUR’AN İLE ÖĞÜT VER. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, NE DE BİR ŞEFAATÇİ. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. (Diyanet meali) Sizce bu ayette, Allah ın bahsettiği insanlar kimler olabilir? Elbette Kitap ehli, yani Allah ın doğru yolunda olduğunu zanneden, Yahudi ve Hıristiyan toplumlar. Enam 71. ayette zaten bu konuya açıklık getiriyor ve bu

KUR'AN DAN, ALLAH IN YOLUNDAN SAPMAMIZA NEDEN OLAN YANLIŞ İNANCIMIZ....

Bizler İslam ı yaşamaya başlamadan önce, eğer Kur’an gerçekleri ile buluşamadıysak, bizlere anlatılan yanlış ve sapkın inançların etkisinde kalmaktan asla kurtulamayız. Bu makalemin konusu çok önemli. Onun için biraz detaylı yazdım, lütfen sabırla okuyalım. Kur’an ın tercümesine, bildiğiniz gibi MEAL denir. Aslında buna tercüme de diyebiliriz ama Kur’an ı tercüme edenler, belki bir hata yaparım düşüncesiyle böyle bir kelime kullanmışlardır. Meal kelimesinin anlamı, asıl anlatılmak istenilenin, anlamı değişmeden, farklı kelimelerle ifade etmek anlamındadır. Bununda zaten bir sakıncası yoktur. İmamı Azam yüzlerce yıl önce bu konuya açıklık getirmiş ve bakın nasıl izah etmiş bu konuyu. “Kuran kâğıtlarda Yazılmış ve bizim Okuduğumuz Lafızlar değildir. Esas Kuran o LAFIZLARIN TAŞIDIĞI MANADIR ki, bir kelam-i nefsi ( ALLAH ın zati ile var olmaya devam eden söz ) olarak kalıptan kalıba dökülür. O kalıplar sonradan yaratılmış ( Muhdes ) Varlıklardır. OYSAKİ ESAS KURAN, MAHLÛK OLMAYAN BİR

HUCURAT SURESİ 1 VE 2. AYETLER ÜZERİNDE BİRLİKTE DÜŞÜNELİM.

Değerli din kardeşlerim. Bu makalemde sizlere hatırlatmak ve üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Hucurat suresi 1. VE 2. ayet olacaktır. Allah bu ayette biz kullarına çok önemli ve dikkat çekici bir uyarıda bulunuyor ve bakın  birinci ayette ne diyor. Hucurat 1: Ey iman edenler! ALLAH'IN VE RESULÜNÜN ÖNÜNE GEÇMEYİN. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.  (Diyanet vakfı meali) Ayette dikkat ederseniz, Allah ın ve Resulünün önüne geçmeyin diyor. Siz bu uyarıdan ne anladınız? Allah ın emrettiği Kur’an ın yanında, Resulünün günümüze rivayet yollarla gelen hadislerin de önüne geçmeyin, onları sakın inkâr etmeyin kabul edin diye anlamak, sizce mümkün mü Kur’an a göre. Elbette mümkün değil. Çünkü bunu iddia edenler var. Ayette özellikle Allah ın ve Resulünün diye belirtiyor, sizce neden? Resulün görevi neydi? Hatta birçok ayette Allah a ve Resulüne uyun uyarıları vardır. Sizce Allah, Resulü ile birlikte neden anılıyor ve uyulması neden isteniy