Ana içeriğe atla

Yayınlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GERÇEK İMAN ADINA ÇABA HARCAMAK İSTİYORSAK.....

Yazdığım Bir yazıma bir kardeşimizin verdiği tenkit, uyarıcı cevaplar, beni dikkatle bu konuda düşünmeye yönlendirdi. Tenkitleri ve uyarıları her zaman ciddiye almalıyız. Çünkü hepimiz beşeriz, her zaman hata yapabiliriz. Gelin birlikte bir din kardeşimizin, bana yaptığı uyarılar üzerinde düşünelim. Gerçekten bu uyarılar, rehberimiz Kur’an ın önerdiği doğrultuda mı, yoksa? İşte o yok sanın, cevabını birlikte arayalım, tabi yine elimizde Allah ın rehberi olmak şartıyla. Bakın kardeşimiz bana nasıl bir uyarıda bulunmuş. (Şimdi böyle bir Sahih Hadisi şerifi inkâr etmek Ayeti Kerim'eyi inkar etmek gibidir. Çünkü Ayet'i Kerime'yide Allah c.c. bildirmiştir, Efendimiz s.a.v.'in mübarek ağzından çıkan Hadis'i Şerifler'ide Allah c.c. bildirmiştir. Sizin ben Kur'an da yazılana inanırım, "HADİS'TE YAZANLAR DOĞRU OLMAYABİLİR" şeklindeki düşünceniz, "ALLAH'A İNANIRIM PEYGAMBERİNE İNANMAM DEMENİZ KADAR SAÇMADIR. Ehli sünnet vel cema

BAKARA 171, MAİDE 50, İSRA 73-74-75, AHKAF 9. AYETLERDEN ALACAĞIMIZ DERSLER. BİZLER GÜNÜMÜZDE, ALLAH IN İNDİRDİĞİ İSLAM I DEĞİL, CAHİLİYE TOPLUMUNUN İNANCINI YAŞIYORUZ.

BİZLER GÜNÜMÜZDE, ALLAH IN İNDİDİĞİ İSLAM I DEĞİL, CAHİLİYE TOPLUMUNUN İNANCINI YAŞIYORUZ. Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim Bakara 171, Maide 50, İsra 73–74–75 ve Ahkaf 9. ayetler olacaktır. Bizler eğer Kur’an a iman ettiğimizi söylüyorsak, bu ayetlerin hükümlerini de asla unutmadan, görmezden gelmeden hayata geçirmeli ve bizlere rehber olmalıdır. Önce ayetleri yazalım, daha sonrada üzerinde düşünelim. Bakara 171: ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE TÂBİ OLMA ÇAĞRISINA ALDIRIŞ ETMEYEN KÂFİRLERİN DURUMU, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar manen sağır, dilsiz ve kördürler. Bu sebepten dolayı da düşünmezler. (Bayraktar Bayraklı) Maide 50: Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, KİMİN HÜKMÜ ALLAH’IN KİNDEN DAHA GÜZELDİR? (Diyanet meali) Ahkaf 9: De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. BANA VAH YED

YARADAN I HİSSEDEBİLMEK....

Bazı ateist sitelerde okuduklarım, aşağıdaki yazımı yazmama neden oldu. Bu sitede yazılan yazıların genel anlamda konusu, Allah ın varlığını inkâr eden ve Allah ın gönderdiği kitapları da yalanlayan, konuları içeriyordu. Elbette hiç kimseye, sen neden buna inanıyorsun diyemeyiz. Yani hiç kimsenin imtihanına, direk zorla müdahale etme yetkisini Allah, hiç kimseye vermemiştir.  Ama bu düşüncede olanları da, yaşamın gerçeklerine davet etmek, gönül gözlerini açmak adına çaba harcamak, onların bir nebze olsun düşünmelerini sağlamak, elbette biz iman edenlerin görevidir. Çünkü daha sonra iman edip, belki de bizlerden daha çok Allah katında, takvaca üstün olup olmayacağını, bizler bilemeyiz, Allah bilir. Tabi zorlamadan, kırmadan, saygısızca davranmadan, kendimizi temize çıkarmadan, Kur’an a davet etmeliyiz. Bizim gibi düşünmüyor inanmıyor diyerek, hiç kimseyi dışlayamayız. Bizler peygamberimizin ümmeti olduğumuzu söylüyorsak, peygamberimizin İslam a davetindeki nazik ve saygıl

KUR'AN IN BAHSETTİĞİ CİN LER İLE RİVAYETLERİN ANLATTIĞI CİN LER KONUSU ÜZERİNE.....

Bu makalemde sizleri, Kur’an da geçen CİN ler konusunda düşünmeye davet etmek istiyorum. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da ne yazık ki İslam toplumu, rivayet ve sanı bilgilerin ışığında, cahiliye döneminde cin ler konusunda ne söyleniyor ve inanılıyorsa, bizlerde o inançlara inanmaya günümüzde de devam ediyoruz. Bu konuda öyle şeyler anlatılıyor ki, bu bilgilere asla Kur’an onay vermiyor.  Ne yazık ki cahiliye toplumunda, yani Yahudi ve Hıristiyan inançlarında, cinlerin insanlara musallat olup onların içlerine girdiğine inanılır. Eski çağları anlatan filmlerde, bunların örneklerini görürüz. Cin çıkarma ayinleri gibi. Günümüzde de duyarız, ama hiçbir müspet kanıt bu konuda gösterilememiştir. Hâlbuki asla Kur’an böyle şeylerden bahsetmez, hepsi uydurma rivayet inançlar olduğu gibi, her çağda, günümüzde dâhil, bu konuları maddi çıkarları adına kullananlar çıkmıştır. Tabi bilinçli, Kur’an ehli insanlar, bu yalanlara asla inanmaz. Hatta Kur’an Allah a sığınmamız gerekirken, şe

EHLİ SÜNNET ANLAYIŞI BU MUDUR?

Yazılarımı yayınladığım bir forum sitesine, yeni bir yazımı yayınlamak için girmek istediğimde, bakın nasıl bir uyarı ve ikazla karşılaştım ve siteye giremedim. "Aşağıdaki sebep´ten dolayı yasaklandınız: Ehl-i Sünnet dışı fikirlerin paylaşımı üye ve ziyaretçilerimizin aklını karıştırdığı için yönetim olarak buna izin veremiyoruz." Yukarıdaki yazıyı, elbette görünce çok üzüldüm. İnsan ister istemez, acaba gerçekten ben Allah ın emirlerine, ayetlerine ters düşen sözler mi yazdım da, bu siteye girişim yasaklandı. Acaba bu sitedeki ziyaretçilerin, okurlarının, aklını Kur’an dışından, Kur’an ın emretmediği, Allah ın hüküm vermediği konuları söyledim de mi, din kardeşlerimizin kafaları karıştı diye, inanın çok düşündüm.  Siteye göz attığımda, sanırım tüm yazılarımı silmişler. Hepimiz hata yapabiliriz, ama Allah ın elçisinin yolundan gittiğini iddia eden bir Müslüman, hiç kimseyi asla dışlamaz, özellikle onu yakınında tutarak gerçek İslam ı anlatır. Ben yanılıyor

STRES VE İMAN İLİŞKİSİ.

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu, okuduğum bir yazının beni çok etkilemiş olmasından kaynaklanan, iddialı bir sözün üzerinde konuşmak olacak. Konuşmadan önce bu sözü sizinle paylaşmak istiyorum. "STRESE GİRENİN İMANINDAN ŞÜPHE EDERİM" Doğrusu sizlerde okuduğunuzda herhalde önce, hadi canım sende demişsinizdir. Ben ona benzer bir düşünceye kapıldığımı söylemk isterim. Başlık abartılı görünse de, anlatmak istediği konu, Kur’an bütünlüğünde dikkale düşünüldüğünde, çok önemli bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Teşbihte hata olmaz diyelim ve anlatılmak istenen amaca bakalım. Stresin basit tarifi kişide, birtakım sorunların yol açtığı coşkusal, ruhsal gerilim diyebiliriz. Dertlerin, sıkıntıların, karşılaşılan olayların sonucunda, üzüntü ve düşüncenin sonucu doğan rahatsızlıklardır. Stres kişiye göre değişkenlik arz eder, çünkü bedenin, ruhun bu zorluklara hazırlıklı olup omaması ilede doğru orantılıdır. Şimdide hayatımızda karşılaştığımız olayları ve

PEYGAMBERİMİZİN GERÇEK ÜMMETİ OLABİLİYOR MUYUZ?

Bugün sizlerle araştıracağımız konu, Kur’an da farklı anlamlarda geçen ÜMMET konusunda olacaktır. Allah acaba ümmet sözünden neleri kast etmiş gelin birlikte, elimizde bulunan Rabbin rehberinden anlamaya çalışalım. Allah Bakara suresi 128. ayetinde, İbrahim peygamberimizin Kâbe de, Allah a yaptığı dua üzerinde düşünelim önce. Bakara 128: “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ÜMMET kıl. BİZE İBADET YERLERİNİ VE İLKELERİNİ GÖSTER. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.” Ayet üzerinde dikkatle düşünürsek, bizlere çok şeyler anlatıyor. Ayette İbrahim peygamberimiz, kendisi ve ailesinin Allah a teslim olmuş kullar olmasını dilerken, soyundan gelenlerin de Allah a teslim olmuş bir ÜMMET olması için dua ediyor. Demek ki ümmet sözcüğünden, bir soyun, ırkın, topluluğun kast edildiği çok açık. Bir örnek daha vermek gerekirse, Araf 181. ayet diyebiliriz. Ümmet toplum, topluluk anlamında ku

MAİDE SURESİ 33. AYETİ NASIL ANLAMALIYIZ?

 MAİDE SURESİ 33. AYETİ NASIL ANLAMALIYIZ? Bu makalemde sizleri, Maide suresi 33. ayet üzerinde düşünmeye davet ediyorum. Bu ayet günümüzde çok farklı şekillerde anlaşılmış ve farklı manalar verilip, anlatılmaktadır. Önce ayeti yazalım ve farklı düşüncelere de yer vererek, en doğruyu aramaya, bulmaya birlikte çaba harcayalım. İki farklı mealden yazalım ayeti. Maide 33: Allah ve Resulüne karşı savaşan ve YERYÜZÜNDE FESAT ÇIKARMAYA ÇALIŞANLARIN CEZASI, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır. (Elmalı meali) Maide 33: Allah'a ve Elçisi'ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde fesadı yaymaya çalışanların büyük kısmının öldürülmeleri veya asılmaları veya döneklikleri yüzünden büyük kısmının ellerinin ve ayaklarının kesilmesi yahut yeryüzünden [tamamiyle] sürülmeleri, yalnızca bir karşılıktan ibare