Ana içeriğe atla

Yayınlar

Aralık, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ENAM SURESİ 34-35-36. AYETLER. YÜREKTEN DİNLEYEN DAVETE İCABET EDER.

Bizler inancımızı düşünmeden asılsız, delilsiz sözler ve rivayetlerle öyle yaşıyoruz ki, gerçek olup olmadığını sorgulama gereği bile duymuyoruz. ÇÜNKÜ KUR’AN DAN HABERİMİZ YOK VE KUR’AN NE DİYOR BİLMİYORUZ. Kur’an ı anladığı dilden okuyanların yüzde kaç olduğunu, utandığım için söylemek istemiyorum ama sizler çok iyi biliyorsunuz.  Bizler için dinimizde kanıt ne yazık ki yalnız Allah ın kitabı olmayıp, emin olamayacağımız rivayetlerde inancımızda kanıt, delil olarak kabul görüyor.  Kur’an a iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, yazacağım bu ayeti asla göz ardı etmemelidir. Ediyorsa, Allah ın yolundan değil, bir bilinmeyene doğru, şeytanın yolundan gidiyor demektir. İsra 36: HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (Diyanet meali) Bakın Allah ne diyor? Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın kanıtı, delili olmayan sözün bilginin ardına düşmeyin, bunun hesabını sorarım diyor. Peki, Allah kesin bilgi-k

KUR'AN DA Kİ KONU TEKRARLARININ NEDENİ, SİZCE NE OLABİLİR?

Bu makalemin konusu, Kur’an da yapılan tekrarlar konusu üzerine olacak. Kur’an ı okuduğunuzda aynı konuların birçok ayette tekrar edildiğini görürsünüz, farklı değişik örnekler vererek.  İslam düşmanları bunu tenkit ederek, bu kitap Allah katından gelmiş olamaz, sürekli tekrarlarla dolu şeklinde tenkitlerini duyarsınız. Sizce bu tekrarların sebebi ne olabilir?  Bu konuda elbette birçok şey söyleyebilirsiniz ama unutmamamız gereken en önemli konunun, Kur’an ın yazılı ve tek seferde inmeyip, 23 yılda yavaş yavaş indiği gerçeğidir. Onun içindir ki, Kur’an ayetlerinde tekrarların sürekli yapılmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi, önceki indirilen ayetlerin tekrar hatırlatılması, unutulmaması ve özellikle konuyu daha dikkatli bir şekilde vurgulamak adınadır. TEKRAR BİR EĞİTİM ŞEKLİDİR. BU EĞİTİM ŞEKLİ HER SEVİYEDEKİ İNSANIN, KUR’AN I RAHATLIKLA ANLAMASINI, UNUTMAMASINI, KONUYU PEKİŞTİRMESİNİ SAĞLAR. Özellikle tekrarlayarak bir konuyu anlatmak, çalışmak, eğitimde çok kullanılı

ALLAH IN ELÇİSİNE HİKMET VERMESİ, NE ANLAMA GELİYOR?

Sizleri bu makalemde, Kur’an bütünlüğünde düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah ın elçisine, HİKMET vermesi ne anlama gelir, birlikte Allah ın izniyle Kur’an dan anlamaya çalışalım. Araf 62: Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah'tan gelen vahiy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum. Ali imran 164: Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve HİKMETİ öğreten bir Resul göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler. Bakara 151: Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, SİZE KİTAP VE HİKMETİ ÖĞRETECEK ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik. Allah Araf suresi 62. ayette, Allah tan gelen sizin bilmediklerinizi biliyorum demekle, neyi kast etmiş olabilir? Kur’an dışından bir bilgi olabilir mi, elbette mümkün değil. Hemen Kur’an ın diğer ayetleri ile bağlantı kuralım, konuyu daha i

ALİ İMRAN 90. AYET. TÖVBELERİ ASLA KABUL EDİLMEYECEKLER, SİZCE KİMLERDİR?

Bizleri Kur’an dan uzaklaştırmalarının, Kur’an ı anlayarak, düşünerek okumamızı engelleyenlerin asıl sebebi, bizleri nasıl Allah ile aldattıklarının farkına varmamamız adınadır. Lütfen değerli kardeşlerim batıla, hurafeye ve sanı bilgilere değil, Allah ın nuru, eşi benzeri olmayan Kur’an ı anlayarak ve düşünerek dikkatle okuyalım. Eğer bunu yapmadan, Allah ın emaneti canımızı teslim edersek, inanın pişmanlıklarımızın o zaman hiçbir faydası olmayacaktır. Yaptığımız onca ibadetin, hayrın, duanın boşa gitmesini istemiyorsak, Ali İmran suresi 90. ayet üzerinde, lütfen çok ama çokkkkkk dikkatle düşünelim. Bu ayeti iki farklı mealden yazıyorum ki konu daha iyi anlaşılsın. Ali İmran 90: İNANDIKTAN SONRA HAKİKATİ İNKÂRA SAPIP İNKÂRCILIKTA DAHA DA İLERİ GİDENLERİN TÖVBELERİ ASLA KABUL EDİLMEYECEKTİR. İşte onlar sapıkların ta kendileridirler. (Bayraktar Bayraklı meali) Ali İmran 90: İNANIP GÜVENDİKTEN SONRA KÂFİR OLAN (ÂYETİ GÖRMEZLİKTEN GELEN) VE KÂFİRLİĞİ SÜRDÜRENLERİN (ÖLÜNCE Y

KADINLARIN REGLİ, AY HALİ DURUMUNDA, ORUÇ VE İBADETLERİ KONUSU…..

Değerli arkadaşlarım, Diyanet sitesinde gezinirken okuduğum bir konuyu sizlerle konuşmak, Kur’an ile karşılaştırıp, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce sizlere Kur’an dan bazı ayetler hatırlatmak istiyorum. İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kuran’da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler. Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran’da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır. Araf 52: Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o. Yukarıdaki ayetlere benzer birçok ayetler vardır Kur’an da. Sizlere sormak isterim, acaba bu ayetlerden sizler, bizlerin iman adına yapmamız gereken, sorumlu olduğumuz her şeyin, KUR’AN DA olmadığını mı anladınız? Elbette hayır. Aslında Allah çok açık diyor ki, sizin rehberiniz Kur’an dır. Bu

BAKARA SURESİ 62 VE 111. AYETLER. KENDİMİZİ TEMİZE ÇIKARTARAK, BAŞKALARININ İNANCI HAKKINDA, HÜKÜMLER VERMEYELİM.

Günümüzde biz Müslümanlar, geçmişte kitap ehlinin yaptığı yanlışları öyle tekrarlıyoruz ki, bazen biz mi yoksa onlar mı Allah ın yolundan daha fazla sapmış, doğrusu karar veremiyorum. Bu makalemde sizlerin düşünmenize vesile olmak istediğim konu, sizce Yahudi ve Hıristiyanların içinden Kur’an a göre cennete gidecek var mıdır, sorusu üzerine olacak. Ne yazık ki bu konuda, Yahudi ve Hristiyanların yaptığı yanlışın aynısını, günümüzde bizler tekrarlıyoruz. Onlar şöyle söylüyorlardı. Bakara 111: Kitap ehli, “YAHUDİLER VEYA HRİSTİYANLAR HARİÇ, HİÇ KİMSE ASLA CENNETE GİREMEYECEK” dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara de ki, “Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, delilinizi getiriniz.” (Bayraktar Bayraklı) Yahudi ve Hristiyanlar, özellikle kendilerinden olmayan tüm inancı karşılarına almış ki, buna Müslümanlarda dâhil, bizden olmayan cennete giremez diyorlardı. Peki, ellerindeki kutsal(Tevrat, İncil) kitap mı öyle diyordu sizce? Elbette hayır. Atalarından intikal e

HUD SURESİ 18. AYET. KİM ALLAH A KARŞI, YALAN UYDURANDAN DAHA ZALİMDİR?

Bir Müslüman, Allah ın eşi benzeri olmayan Nuru Kur’an ın din ve iman adına yeterli olmadığını kanıtlamaya çaba harcar mı? Ne yazık ki bizler bu yanlışı, hiç korkmadan yapıyoruz. Sırf rivayet, batıl inançlarımızı yaşabilmek adına.  Yazdığım yazılarımın genel çoğunluğu, Allah ın Kur’an da emretmediği, açıklamadığı bir konuda, bunlarda Allah katından dır, dinin emridir diyenlerin, çok büyük bir yanılgı içinde olduklarını ve bu kişilerin ALLAH A İFTİRA ATIP, YALAN UYDURDUKLARINI ANLATMAYA ÇALIŞIYORUM. Hatırlatmak isterim Allah böyle yapanlara, kâfir oldular diyor. Bu makalemde de yine aynı konuyu, bıkmadan usanmadan gündeme getirmek ve din kardeşlerimin üzerinde düşünmelerine vesile olmak istiyorum. Kur’an gerçeklerini görmek istemeyen, batılın yolcusu olan, kalpleri mühürlenip gözleri perdelenmiş olanlara, zaten hiçbir şey anlatmak mümkün değil. Konumuzla ilgili ayeti önce yazalım. Hud 18: KİM ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANDAN DAHA ZALİMDİR? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve

YALNIZ ALLAH DAN YARDIM DİLEMEK. (Fatiha Suresi 5. Ayet)

Değerli din kardeşlerim, bizler her gün namazlarımızda Yaradan a Fatiha suresini okurken bir söz veriyoruz. Ne sözü verdiğimizin farkında mısınız? Fatiha 5: Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.  Acaba gerçekten her gün bu sözü verirken Rabbimiz e, sözümüz de duruyor muyuz dersiniz. Yaradan Kur’an da bakın ne söylüyor bize iletilmesi için. Zümer 44; De ki: "şefaat, tümden ve sadece Allah'ın dır. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz. Bu ayete baktığınızda bakın Allah elçsine, deki kullarıma diyerek, çok açık ve net bir şekilde şefaat, yani bağışlama yetkisinin Allah tan başka kimsede olmadığını söylüyor bizlere. Şefaatin Kur’an da ki anlamı affetmek ve bağışlamaktır, onun içindir ki Yaradan, affetme yetkisinin tamamen kendisinde olduğunu söylüyor. Ama bizler bu ve buna benzer, onlarca ayete inandığımızı söylediğimiz halde, Allah tan başka öyle şefaatçiler edindik ki, Allah ın bu konudaki ayetlerini, uy