Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KENDİLERİNE, EHLİSÜNNET MUHAFIZLARI DİYENLERİN DÜŞÜNCELERİNE, DİKKAT ÇEKİCİ BİR ÖRNEK…..

  Biz Müslümanların en büyük eksiği, Kur’an ile gereken bağı, direk kendimiz kurmadığımız dan, aklın ve mantığın kabul etmeyeceği yanlışları yapmamıza neden oluyor. Allah sizlere öyle bir kitap gönderdim ki diyor öğüdünüz, sizlere şeref ve itibar kazandıran, her bilginin açıklandığı bir rehber kitap indirdim, hiçbir eksik bırakmadım, batıl ve hurafeden uzak onun ipine sarılırsanız, sizi doğru yola iletir. Çünkü sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyor. Anlayasınız ve hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye de, yemin olsun ki kolaylaştırdık diye dikkatimizi çekiyor. Onlarca, hatta yüzlerce ayetinde bu konuyu özellikle Kur’an da işliyor ki batılın, yanlışın ardından gitmeyelim. Ama bizlerin, Kur’an ile aramıza duvar ören ruhban sınıfı, bakın hala bizlere neyi, hangi düşünceleri doğru ve hak diye dayatmaya ve zerre kadar aklını kullanan bir insanın kabul etmeyeceği örnekleri vererek, bizleri aldatmaya çalışıyorlar. Bir sitede yapılan paylaşımdan, bizlere ders oldun diye örnek vermek istiyoru

KUR’AN NASIL BİR DEVLET YÖNETİMİ ÖNERİYOR?

  Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, Kur’an ın devleti, toplumu yönetim şeklini, nasıl tarif ettiğini anlamaya çalışacağız. Kur’an her çağa, zamana ve farklı kültürlerde ki toplumlara da gönderildiğine göre, hepsine uygun bir yönetim şeklini tarif ettiği açıktır. Kur’an devlet yönetiminde, olmazsa olmaz iki konuyu, açıkça bizlere bildirir. BİRİNCİSİ HANGİ İNANÇTA OLURSA OLSUN, ADALETLE HÜKMETME VE KARAR VERME, DİĞERİ DE ARAMIZDAN GÜVENEBİLECEĞİMİZ KİŞİLERİ, YÖNETİCİLERİ EHİL İNSANLARDAN SEÇİLMESİ . Hatırlatmak istediğim en önemli konusu ise, seçilecek yöneticilerin asla cinsiyetine( kadın ya erkek) Kur’an ın karışmamış olmasıdır. Sanırım bu yönetim şeklinin, günümüzde hangi yönetimle paralellik gösterdiği çok açıktır. Kur’an devlet yönetiminde detaya girmez, ana kurallar koyar. Diğer konular, her çağın ve geleneğin durumuna, ihtiyaç konumuna göre farklı olabilir.  Peygamberimizin döneminden başlayalım. Peygamberimiz hem Allah ın elçisi, hem de devlet baş

HUD SURESİ 1 VE 2. AYETLERİN UYARILARINA, LÜTFEN KULAK VERELİM.

Değerli din kardeşlerim. Bizlere din adına, öyle batıl ve yanlış şeyleri din diye anlatılmış ki, topluma Kur’an gerçeklerini anlatmak, neredeyse imkânsız hale gelmiş. Cahiliye dönemindeki Ehli kitabın başına gelenler, ne yazık ki peygamberimizden sonra, yavaş yavaş ve sinsice bizlerin inancına da girmiş ve güç kazanmış. Allah yarattığım kulum ile aramda kimseyi istemem diyerek, Allah ın Elçisine hitaben bile, bakın nasıl bir uyarıda bulunur. Müddesir 11:  BENİ, YARATTIĞIM KİŞİYLE BAŞ BAŞA BIRAK.  (Diyanet meali) Bizlerin Kur’an ile bağı kesildiğinden batılı, hurafeyi din diye yaşatanlara kandığımız dan, Allah ın uyarılarından habersiz yaşıyoruz. Bunun da elbette cezasını çekiyoruz. Kur’an dinde ruhban sınıfı yoktur, çünkü Allah sizleri bire bir imtihan ediyorum dediği halde, bizler imtihandan kaçan tembel öğrenci misali, çok bilgili ve doğru sandığımız kişilerin hiç düşünmeden imtihanlarına tabi oluyoruz, sözlerine inanmakta kusur görmüyoruz. Ama Allah bunu Kur’an da yasaklamış ve sakı

MÜLK SURESİ 29. AYETE KULAK VERELİM, YOKSA PİŞMAN OLANLARIN SAFINDA OLURUZ….

  Bu makalemde sizleri, Mülk suresi 29. ayet üzerinde, düşünmeye davet etmek istiyorum. Çünkü bu ayette, günümüzde bizlerin yaptığı çok büyük yanlışımıza uyarılar var. Tabi bu uyarıları anlayabilmemiz için, önce Kur’an ile gereken bağımızı kurmamız ve onu dikkatle düşünerek okumamız gerekir. Önce ayeti yazalım. Mülk 29: De ki: “Bizim RABBİMİZ RAHMÂN'DIR. O'na inandık ve yalnız O'na güvendik. YAKINDA, KİMİN APAÇIK BİR SAPIKLIK İÇİNDE OLDUĞUNU BİLECEKSİNİZ.” (Bayraktar Bayraklı) Bakın Allah elçisine, özellikle Deki kullarıma diye, çok önemli bir uyarıda bulunuyor. Devamında BİZİM RABBİMİZ RAHMAN dır diyor. Bildiğiniz gibi RAB, Allah, Tanrı anlamında. Peki devamında bahsedilen Rahman ne demek? Rahmeti ile her şeyi kuşatan, sonsuz rahmet sahibi, her canlının ihtiyaçlarını ayrım yapmadan karşılayan anlamındadır. Bu kelime yalnız Allah a nispetle söylenebilir. Çünkü bu sıfatlara, özelliklere sahip hiçbir beşer yoktur.  Peki, bu uyarıda Allah, neden deki kullarıma diye, bu sözü e

BİR MÜSLÜMAN AİLE, KAÇ ÇOCUK YAPMALIDIR?

  Bugünkü yazımın konusu, günümüzde bizleri yönetenlerin tavsiyelerinde olduğu gibi, Kur’an evli çiftlere, bol çocuk yapın önerisinde bulunuyor mu, sorusu üzerine olacaktır. Gerçekten de Allah bizlere evlenince, bol bol çocuk yapın mı diyor, yoksa....? KUR’AN I REHBER ALAN, ONU ANLAYARAK VE ÜZERİNDE DİKKATLE DÜŞÜNEREK OKUYAN BİR İNSAN, ALLAH IN KUR’AN DA BÖYLE SINIRSIZ, SORUMSUZ VE KURALSIZ BİR EMİR VERMEYECEĞİNİ ZATEN BİLİR. Allah Kur’an da emirlerini, hatta bazı konularda tavsiyelerini verir, ama bizlerin emri, tavsiyeleri hayatımıza geçirmeden önce, mutlaka düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı emreder. YANİ AKIL, İMANIN ANAHTARIDIR DERSEK, DOĞRU BİR YAKLAŞIMDA BULUNMUŞ OLURUZ . Düşünmeden her şeyi kabullenen bir insanın, imanı da güçlü olamaz. Bunun nedeni, yaptıklarımızın özüne hâkim olabilmek adınadır. Böyle yaparak, uyguladıklarımızdan ve hayatımıza geçirdiklerimizden, azami fayda sağlamak amaçlanmıştır. Allah bizlerin evlenmemizi tavsiye eder. Hatta eski devirlerde yapılan birden

HESAP GÜNÜ, PİŞMAN OLMAK İSTEMİYORSAK…….

  Bizler İslam ı, öyle yanlış ve hurafe bilgiler ışığında yaşıyoruz ki, zerre kadar Kur’an dan haberdar olsak, yaptığımız yanlışlar karşısında, gece gündüz Allah dan bağışlanmayı dilerdik. Ama bizlerin Kur’an ile aramıza öyle bir duvar örmüşler ki, KUR’AN A ULAŞMAYI BIRAKIN, ONU ANLAŞILMASI ZOR VE HER BİLGİNİN OLMADIĞI, AÇIKLANMADIĞI BİR KİTAP İLAN ETTİK. Allah Kur’an da ne emrediyorsa, Allah ile aldatıcı din tüccarları, neredeyse topluma tamamen tersini Allah ın emri diye öğrettiler ve bunlarında Allah katından olduğunu anlattılar. Eğer bizlerin Kur’an ile bağı olsaydı zalimlerin, din tacirlerinin aldatmalarına elbette kalmamız da mümkün olmayacaktı.  Değerli din kardeşlerim, hesabın görüleceği O çetin gün gelmeden önce, lütfen hiçbir aracı koymadan, Kur’an ile yani Allah ile bağımızı kuralım ve Allah ın istediği gibi, ayetler üzerinde dikkatle düşünelim.  Daha sonra elbette her kaynaktan bilgiden faydalanalım. HAKKIN, DOĞRUNUN NE OLDUĞUNU BİLMEDEN, EĞRİYLE DOĞRUYU BİRBİRİNDEN ASLA AY

YAPTIĞIMIZ ÇOK BÜYÜK YANLIŞLARIN, ARTIK FARKINDA OLALIM.

  Bugün sizlerle, Kur’an dan bir konuyu birlikte araştırmak ve üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Konu biraz uzun, ama lütfen sabırla okuyalım. Bizler eğer Kur’an ın zerresini bile zayi etmeden istifade etmek, yararlanmak istiyorsak, Kur’an ın 1400 yıl önce indirilmiş olduğunu unutmadan, ama Allah ın Elçisinin ayetleri sanki bugün, yeni tebliğ ettiğini düşünerek günümüz koşulları ışığında bakmamız ve Kur’an dan öyle istifade etmeye çalışmamız gerekir. Çünkü Kur’an tüm insanlığa yaşadıkları sürece, rehber olsun diye indirilmiş en son kitaptır.  Şimdide Kur’an dan araştıracağımız konuya bakalım. Kur’an da birçok ayetinde Allah lanetlediği, inkârları sonucu cehennemlik olduklarını belirttiği, inkârcı ve kâfir sözlerini çok kullanır. Acaba bu sözleri Allah, yalnız Elçisini ve gönderdiği Kur’an ı tümden inkâr edenler için mi kullanır? Elbette hayır. Peki, Allah bu sözleri Kur’an da, başka kimler için kullanıyor? İNKÂRCI VE KÂFİR SÖZLERİNİ, iman ettiği halde yaptığı bazı yanl

İSLAM DİNİ, TARİKAT VE CEMAATLERE BÖLÜNMEYE İZİN VERİYOR MU?

  İslam toplumunda bölünmenin, parçalanmanın ve birbirine düşman olmanın en büyük nedeni, Allah ın DİNDE SAKIN BÖLÜNENLER GİBİ OLMAYIN öğüdüne, diğer konularda yaptığımız gibi görmezden gelerek mezheplere, tarikatlara ve cemaatlere bölünmemiz neden olmuştur. Şimdide bu bölünmüşlük öyle hat safhaya ulaşmıştır ki, Allah ın kitabı rehber olmaktan adeta çıkmış, yüksek bir yere kaldırılmış, dinde rehber olarak rivayetler, cemaat ve tarikat liderlerinin sözleri ile din yaşanır olmuştur. İnternette gezinirken tarikat ve cemaatlerin, İslam ın HAK OLAN bir gerçek olduğunu savunanlar, bakın bu yanlışlarını savunmak adına, karşı düşüncedeki toplumları itham ederek ne diyorlar. “Mealciler yani tasavvuf, tarikat, şeyh, evliya, mezhep bunları kabul etmeyenler, Enam suresi 153. ayeti örnek veriyorlar. HİÇBİR YOL METOT KABUL ETMİYORLAR. HAK TARİKAT VE CEMAATLER DE İSLAM İÇERİSİNDE OLDUĞU İÇİN, ilgili ayeti bu şekilde yorumlamaları doğru değildir.” Ne yazık ki dinde öyle bir bölündük ki, bölünmüşlüğüm