Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİZLER NE YAZIK Kİ DİN VE İMANIMIZ ADINA, KİME GÜVENECEĞİMİZE HALA DOĞRU KARAR VEREMEDİK.....

Sizlere bir soru sorsam ve desem ki, inancınızı imanınızı öğrenmek adına yaşarken, Allah a mı güveniyorsunuz, yoksa sizlere dini anlatan hocalarınıza, güvendiğiniz veli kişilere, şeyhlerinize mi güveniyorsunuz.  Çok mantıksız bir soru gibi geldi sanırım sizlere? Evet gerçekten de, bence de çok mantıksız. Hepimizin, elbette Allah a güveniyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Peki, Allah a güvencimiz sözde mi kalıyor, yoksa gerçekten İslam ı yaşarken hayata geçiriyor muyuz? İşte burası çok önemli. EĞER ALLAH A GÜVENİYORSAK, SİZLERİ DOĞRU YOLA İLETECEK BİR NUR, IŞIK İNDİRDİM, YALNIZ ONUN İPİNE SARILIN, SAKIN EMİN OLMADIĞINIZ SÖZLERİN/HADİSLERİN ARDINA DÜŞMEYİN, ÇÜNKÜ SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM HÜKÜMLERİNE GÜVENİP, İNANIP ASLA KUR’AN DIŞI BİLGİLERİN ARDINA DÜŞMEMEMİZ GEREKİR. Bunu yapıyor muyuz? İsterseniz yapıp yapmadığımıza bir göz atalım.  Allah bizleri uyarıyor ve Kehf 26. ayetinde, “KENDİ HÜKMÜNDE HİÇ KİMSEYİ ORTAK KILMAZ”, diye apaçık bildirdikten sonrada, Nisa 87. aye

ŞUARA SURESİ 78. AYETTEN ALACAĞIMIZ DERSLER.

Bizler İslam ı öyle yanlış bilgilerle yaşıyoruz ki, batılı hak, hakkı batıl görür olmuşuz. Allah emin olmadığın bilgiden uzak dur, yalnız Kur’an ın ipine sarıl, sakın Allah dan başka güvenilecek, yardım istenecek veliler edinmeyin diye uyarır bizleri. Kur’an ile aramıza ördüğümüz duvar, ne yazık ki gerçeklerin, uyarıların farkına varmamızı engelliyor. Bizlere din ve iman adına, Kur’an ın yeterli olmadığını öğretenler, hurafe, sanı bilgilerin, batılın fark edilmemesi içinde, Kur’an ı anladığımız dilden okumamızı engellemeye çalışmışlar ve ne yazık ki, başarılıda olmuşlardır. Bunun asıl nedeni, bizlerin hatasından kaynaklanmaktadır. Bizler yaşantımızda, beşeri konularda gösterdiğimiz titizliği, inancımızda ne yazık ki hiç göstermedik, ne söylenirse inandık, Allah ın kitabından kontrol etme zahmetinde bulunmadık. Böyle olunca da sonuç ortada.  İnancımızı en doğru bir şekilde yaşamak istiyorsak, emin olamayacağımız sanı ve rivayet bilgilere değil, Kur’an ın ipine sarılarak

ALLAH I MAHŞER GÜNÜ, BİZLER GÖREBİLECEK MİYİZ?

Sizlere şöyle bir soru sorsam ve desem ki, mahşer günü Allah ı bizzat görebilecek miyiz? Ne dersiniz? Bu konu geçmiş toplumlarda da, günümüzde de tartışıla gelen bir konudur. Önce şunu açıkça söylemeliyim ki, Allah Kur'an da bizlerin bu bedende, bu halimizle bizzat kendisini göremeyeceğimizi açıkça ayetlerinde bildirmiştir. Mahşerde görebileceğimiz konusunda, mezheplerin inandığı rivayet hadislere göre, bizlerin açıkça görebileceğimiz şöyle rivayet edilir. “GÖKTEKİ ŞU AY’I NASIL NET GÖRÜYORSANIZ, [CENNETTE] RABBİNİZİ, BÖYLE AÇIKÇA GÖRECEKSİNİZ.” [Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İ. Ahmed, İbni Huzeyme, İbni Hibban] Kur'an bu konuda açık bir bilgi vermez. Kıyame suresi 23. ayet bazı meallerde tercüme edilirken, "RABBİNE BAKAR" şeklinde tercüme edildiğinden, yüzleri gülen iman eden kulların Allah ı görebileceklerine delil gösterilmiştir. Bu ayeti farklı anlayanlar bu ayet, İman eden Allah dan şefaat bekleyen kulların, RABBİNİN KARARINI B

NAHL SURESİ 35. AYETE KULAK VERELİM, YOKSA CAHİLİYE TOPLUMUNUN YANLIŞLARINI TEKRAR EDERİZ.

NAHL SURESİ 35. AYETE KULAK VERELİM, YOKSA CAHİLİYE TOPLUMUNUN YANLIŞLARINI TEKRAR EDER, BİZLERDE YAŞARIZ. Bizler eğer Kur’an ı tarafsız ve rivayet edilen hadislerin etkisinde olmadan okumuyorsak, Allah ın verdiği örneklerden zerre kadar ders almayız, gerçeklerle asla buluşamayız. Bu makalemde sizlere vereceğim ibretlik ayet üzerinde, lütfen tarafsız bir şekilde, sizlerin düşünmesini rica ediyorum. Bakın Allah geçmiş toplumların yaptığı yanlışları ve söylediği sözlerden nasıl örnekler veriyor. Acaba bizler ders alıyor muyuz? Nahl 35: Ortak koşanlar dediler ki: "Eğer Allah isteseydi biz de atalarımız da Allah dışında bir şeye kulluk etmez, O'NA RAĞMEN HİÇBİR ŞEYİ HARAM KILMAZDIK." Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. RESULLERE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKASI DEĞİLDİR. (Yaşar Nuri meali) Bakın Allah ne diyor. Ortak koşanlar dediler ki diye söze başlıyor. Önce bu söz üzerinde dikkatle düşünelim, konu yanlış anlaşılmasın. Ortak koşanlar kimler? Allah

MAİDE SURESİ 43-47. AYETLER. GÜNÜMÜZDE GEÇERLİ OLAN YALNIZ KUR'AN DIR.

Kur’an da Maide suresi 43 ve 47. ayetleri örnek gösterip, İncil ve Tevrat değiştirilmiş ise Allah neden İncil sahipleri İncil ile Tevrat sahipleri de Tevrat la hükmetsin diyor ayette şeklinde soru soruyorlar. Önce şunu hatırlatmak isterim. Bu ayetlerde anlatılmak isteneni doğru anlamak istiyorsak, ayetlerin öncesinde ve sonrasında, nelerden bahsettiğini doğru anlamalıyız ki, Allah bu ayetlerde bizlere neler anlatmaya çalışıyor, onu doğru anlayabilelim. Önce ilk ayeti yazalım. Maide 43: İÇİNDE ALLAH'IN HÜKMÜ BULUNAN TEVRAT YANLARINDA OLDUĞU HALDE, nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmış kimseler değildir. (Diyanet vakfı meali) Ayete dikkat ettiyseniz, Allah Yahudilerin yaptığı bir yanlışı, adeta yüzlerine vururcasına dikkat çekici bir örnek veriyor ve onlar inanmış kişiler değildir diyor. Yahudiler, Allah ın elçisine dini konuda bir soru sormuşlar ve Peygamberimizde onlara Kur’an dan bilgi veriyor, sorularını cevaplıy

HADİS YAZIMI VE NAKLİ KONUSUNA, FARKLI AÇIDAN BAKIŞ.

Kur’an da öyle ayetler vardır ki, üzerinde düşünmediğimiz de okur geçeriz. Ama üzerinde inceden inceye düşünmeye başladığımızda, inanın daha önce idrak edemediğimiz, anlayamadığımız birçok sorumuzun da cevabını alırız. Günümüzde İslam toplumları içinde, çok tartışılan bir konuda, peygamberimizin hadis yazımına ve nakline izin verip vermediği konusudur. Allah ın elçisi, önce hadis yazımına ve nakline izin verdiği, ama daha sonra yasakladığı rivayet edilir. İslam âleminin bir kısmı ise, önce yasaklamış ama daha sonra peygamberimiz tekrar izin vermiştir fikrini savunur. Daha sonra izin vermiştir diyenler, ilk yasaklamasının nedeni olarak, Kur’an ile karışmasını engellemek adına olduğu savunmasını yaparlar. Peki, daha sonra peygamberimizin hadis yazımına ve nakline tekrar izin vermesi, Kur’an ile karışma, ya da Kur’an ı bir kenara koyma tehlikesini oluşturmaz mı? Yani söyledikleri gibi, ilk önce görülen tehlike, daha sonra hadis yazımı ve naklinin serbest bırakılmasıyla, tekrar

KUR'AN IN EMRETTİĞİ NAMAZ, ZEKAT, ORUÇ UN BİZLERE FAYDALARI.....

Bugün sizleri, Kur’an da Allah ın emrettiği ve bizlerin yapmasını istediği namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek gibi konuların üzerinde konuşmak ve sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Konumuzla ilgili yazacaklarıma bizlere fayda sağlayan, sizlerde kim bilir ne güzel şeyler düşüneceksiniz. Çünkü saymakla, yazmakla bitmez. Acaba Yaradan bunların yapılmasını kendisi için mi istiyor, yani benim için namaz kıl, kurban kes, benim için oruç tut, ya da benim için zekât ver mi diyor? Elbette hayır. Tam tersine, ne keseceğiniz kurbanın kanı bana ulaşır, nede ben sizlerin kılacağınız namaza da, oruca da muhtaç değilim der. Peki, bizlere yapılmasını emrettiği bu görevlerin ne faydası olabilir hiç düşündünüz mü? Şunu da söylemeden geçmemek gerekir, Allah bizlerden kendisi için istediği tek bir şey var, oda kendisini inkâr etmeden yüceltmemizi, zikretmemizi, yalnız kendisinden yardım dilememizi, saygı duymamızı istiyor. Bu konuyu şöyle düşünün lütfen. Anne ve babalarımız bizler

KUR'AN A BAKIŞ AÇIMIZDAKİ BÜYÜK YANLIŞLIKLAR.

Bizler dinimizi öyle yanlış kaynaklardan öğreniyoruz ki, doğruları Kur’an da gördüğümüzde şüpheyle bakıyoruz. Bugünkü yazımın konusu, yine bir kardeşimizin bana verdiği cevap üzerine olacak. Bu yanlışı hepimiz yapıyoruz, lütfen vereceğim örnek üzerinde düşünürken akıl ve Kur’an ı referans alınız. Bu soru çok fazla karşımıza çıktığı için, tekrar gündeme getirme gereği duydum. Bir kardeşimiz bakın ne demiş. "Kur’an da namazın nasıl kılınacağı, kaç rekât olduğu, orucun nasıl tutulacağı, abdestin nasıl alınacağı, hac görevimizi nasıl yapacağımızın gerekli açıklaması yoktur. Bunu peygamberimizin hadislerinden öğreniyoruz. Eğer hadisler olmasaydı, Kur’an kapalı kalırdı anlayamazdık." Önce her zaman yazdığım ayeti, tekrar hatırlatmak istiyorum. Rabbimiz Zuhruf suresi 44. ayetinde, SİZLERİ KUR’ANDAN HESABA ÇEKECEĞİM, KUR’AN DAN SORUMLUSUNUZ, diye bizleri uyarmıştı. Eğer bu ayete iman ediyorsak ve Allah a güveniyorsak, yukarıda söylenenleri asla söyleyemeyiz, önce onu b

TAHA SURESİ 9-10-11-12-13.AYETLER. ALLAH, HZ. MUSA YA HEMEN AYAKKABINI ÇIKAR SÖZÜYLE, NEYİ KAST EDİYOR?

Bu makalemde sizlerin düşünmenize vesile olmak istediğim, Taha suresinde geçen bazı ayetler olacaktır. Allah Kur’an da bizlerin özellikle düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ister ve bu konuda çokça uyarır. Çünkü geçmiş toplumlardan öyle kıssalar verilir ki Kur’an da, bu ayetler üzerinde dikkatle düşünmediğimiz takdirde, asla HİSSEMİZİ alamayız bu kıssalardan. Bir başka deyişle, herkes düşünebildiği, araştırdığı ölçüde hissesini alır diyebiliriz.  Yazımızın asıl konusu olan ayetleri, önce yazmak istiyorum. Daha sonra birlikte düşünelim. Taha 9–10–11–12–13: Musa’nın haberi sana ulaştı mı? Hani bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum” demişti. Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: “EY MUSA!” “ŞÜPHE YOK Kİ, BEN SENİN RABBİNİM. HEMEN AYAKKABILARINI ÇIKAR. ÇÜNKÜ SEN MUKADDES VADİ TUVA’DASIN.” “BEN SENİ (RESUL OLARAK) SEÇTİM. Şimdi vahyo