Ana içeriğe atla

Hatalarımızdan Dersler Alabilmek Ümidiyle. “Kendisine Allah In Sünnetinden Başka Sünnetler Arayanlar, Aldatılmaya Mahkûmdur.”



“KENDİSİNE ALLAH'IN SÜNNETİNDEN BAŞKA SÜNNETLER ARAYANLAR, ALDATILMAYA MAHKUMDUR.”

Ülke olarak 15 Temmuzda, çok üzücü ve de bizlerin ders alması gereken bir olay yaşadık. Toplumu din maskesiyle aldatan, batıl inançlarımızdan yararlanarak, kendisini dini lider ilan edip, din adına toplumu yönetmeye kalkan bu zalim kişinin gerçek yüzünü, çok şükür Rabbimiz bizlere gösterdi. Bir insanın gerçek yüzünü görebilmek için, topluma zalimce davranması, binlerce yuvaya acı ve keder vermesi mi gerekirdi?   ACABA BU ŞAHSIN GERÇEK YÜZÜNÜ ÇOK ÖNCESİNDEN GÖRENLERİN, FARK EDENLERİN, HATTA TOPLUMU UYARANLARIN, GÖREMEYENLERDEN FARKI NEYDİ SİZCE? Lütfen bunu çok iyi düşünelim, yoksa tekrar aldatılmaktan kurtulamayız. Buna benzer din tacirlerinin tuzağına düşmek istemiyorsak, İslam’a sokulan yanlış ve batılın önce farkına varmalıyız. Bunu yapabilmek içinde, sorumlu olduğumuz dinimizi inancımızın tek kaynağı Kur’an’dan öğrenmeliyiz, araya hiç kimseyi sokmadan. Bu elim olayın ardından, Diyanet İşleri başkanlığı bir açıklama yaptı. Bu açıklamadan bazı alıntılar yaparak, üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum.

“Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yaptığı açıklamada “FETÖ AÇIK BİR DİN İSTİSMARCISI ve gayri ahlaki bir sır hareketidir. FETÖ SAHTE BİR MEHDİ HAREKETİDİR” dedi.”

İslam toplumları olarak, dinimize FIKIH yoluyla sokulan batıl inançlar nedeniyle, toplumlar yüzlerce yıldır, din istismarcıları tarafından kullanılmış ve bu gidişle kullanılmaya da devam edecektir. Sayın Başkanın söylediği son cümle ise, aslında yanlış inançlarımızın hala güçlü bir şekilde devam ettiğini işaret ediyor ve bakın ne diyor. FETÖ’ SAHTE BİR MEHDİ HAREKETİDİR. Ne yazık ki bu sözlerden Diyanetin, İslam toplumuna sokulmuş MEHDİ inancını kabul ettiği izlenimini anlıyorum. Çünkü bu elebaşı kendisini, MEHDİ olarak görüyor ama Diyanet İşleri Başkanımız bu kişi SAHTE MEHDİ DİR DİYOR. Yani Sayın Diyanet İşleri Başkanımız da, GERÇEK bir mehdi beklentisi içinde olduğu anlaşılıyor, yanlış anladıysam özür dilerim. Gelecek bir mehdi varsa, gerçek mehdiyi nasıl anlayacağız? BU BİLGİLER NEDEN KUR’AN’DA YOK, ALLAH NEDEN HİÇ BAHSEMİYOR? Her mezhep, tarikat, cemaat yaşadığımız örnekte olduğu gibi, kendi mehdisini yaratamaz mı bu durumda? Ne yazık ki yaratıyor da, demek ki bu konuda, daha çokkkkk aldatılacağız. Mehdinin geleceğine inandığımız takdirde, toplumlar zor anlarında, her zaman bir beklenti içinde olacaklar, gereken önlemi kendileri bizzat almaya çalışmayacaklardır.   https://hakyolkuran1.blogspot.com/2018/06/mehdiyi-bekleyenlere.html                                   https://hakyolkuran1.blogspot.com/2018/06/mehdiyi-daha-cokkkkkk-bekleriz.html

Hatırlatmak isterim. KUR’AN ASLA BÖYLE BİR KİŞİNİN GELECEĞİNDEN BAHSETMEZ.  Mehdi anlayışı İslam inancında/Kur’an’da yoktur, daha sonra mezheplerin ve fıkıh inancının dine ilavesidir. Kur’an Hz. Muhammed’ten sonra, din adına topluma lider olarak hiç kimsenin gelmeyeceğini açıkça bizlere bildirmiştir. Bizlerin rehberi, yol göstericisi yalnız Kur’an’dır ve hiç kimsenin rehberliğine de ihtiyacımız yoktur. Rehber olarak ALLAH YANİ, ONUN KİTABI KUR’AN BİZLERE YETER, YETECEĞİNİ ALLAH SÖYLÜYOR. Diyanet İşleri Başkanlığının, olağan üstü din şurasında alınan kararlardan, bazı bölümleri hatırlatmak istiyorum. 

“İslâm’a göre Hz. Peygamber’den başka, “MASUM VE TARTIŞILMAZ” BİR OTORİTE VE REHBER KABUL EDİLEMEZ. Hiçbir kimse ve hiçbir yapı, kendisini dinin mutlak temsilcisi olarak göremez ve insanları kendisine kayıtsız şartsız itaat ve bağlılığa çağıramaz. İslâm’da mutlak itaat ve bağlılık, çerçevesi KUR’AN VE SÜNNET tarafından belirlenen ilkeler için söz konusu olduğundan, İSLAM’A GÖRE HİÇBİR KİŞİNİN KENDİSİNİ YANILMAZ BİR OTORİTE VE REHBER OLARAK KABUL ETMESİNİN VEYA BAĞLILARI TARAFINDAN BÖYLE GÖRÜLMESİNİN BİR GEÇERLİLİĞİ YOKTUR. BU ALLAH’IN KİTABINA VE HZ. PEYGAMBERİN SÜNNETİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR. Bu çerçevede bir kişinin özel, seçilmiş ve yanılmaz olduğu, beyan ve öğretilerinin kutsiyet arz ettiği iddiası dinen kabul edilemez.”

Bu sözlere gönülden katılıyorum. Zaten Kur’an’ın da emridir bu düşünce. İyide başta Diyanet, bu sözleri, düşünceyi yaşamına geçirip, topluma camilerde böyle anlatıyorlar mı, ya da bu zalim feto kalkışması çıkmadan önce anlattılar mı camilerde topluma? Ne yazık ki hayır. İslam’da mutlak itaat KUR’AN VE SÜNNET çerçevesi belirlenmiştir demeye devam ettiğimiz sürece, Allah’ın emri olmayan bir çok konu, bu Peygamberimizin sünneti diye dine girmeye çalışacaktır. Kur’an’da tek bir sünnet geçer, oda Allah’ın sünneti yani bizlere önerdiği yol ve yöntemidir. GÜNÜMÜZDE TARİKAT VE CEMAATLERİN TAMAMINDA, MEHDİNİN GELECEĞİNE İNANILIR. Dinde tek kaynak Kur’an’ı kabul etmediğimiz sürece, bu zalim insanların gelecekte başımıza tekrar bela olması, kaçınılmaz olacaktır. Bu yanlış inancın ortadan kalması için, Diyanet günümüzde ne yapıyor? Yorumunu sizlere bırakıyorum.

Allah’ın Resulü vefatından sonra, din adına liderlik görevi Allah tarafından hiç kimseye verilmemiştir. Allah’ın Resulü kendisinden sonra en yakınlarına bile, bu konuda tek kelime söylememiş görevini bir başkasına devretme çabası içinde olmamıştır. Çünkü bu görevi Allah verir, devredilemez. ONUN İÇİNDİR Kİ ALLAH AYETİNDE, VELİLER EDİNİP ARDI SIRA GİTMEYİN, GÜVENİLECEK YARDIM İSTENECEK VELİNİZ YALNIZ BENİM, DİYE UYARIR BİZLERİ. Ama duyan, işiten ne yazık ki yok. Hz. Muhammed Allah’ın kontrolündeydi, onun içinde Allah’ın elçisi, her konuda kontrol altındaydı, gerektiğinde Allah tarafından ikaz ediliyordu. Allah’ın Resulünün ölümünden sonrada, onun görevini devam ettirecek MASUM VE TARTIŞMASIZ, ALLAH’IN KONTROLÜNDE, KESİN GÜVENEBİLECEĞİMİZ HİÇBİR LİDER YOKTUR, olamazda. Her iman edenin görevi Kur’an’ı anlamak, anlatmak ve yaşamaktır. İslam toplumlarını bölen ve bir birine düşman eden yanlış bir inançta, ne yazık ki en son toplanan din şurasında zikredilmiş ve bakın ne söylenmiş. Konu çok önemli olduğu için tekrar ediyorum ki dikkatimizi çeksin. 

“İSLÂM’DA MUTLAK İTAAT VE BAĞLILIK, ÇERÇEVESİ KUR’AN VE SÜNNET TARAFINDAN BELİRLENEN İLKELER İÇİN SÖZ KONUSU OLDUĞUNDAN….”

Bu düşünce ve inançta olduğumuz sürece, daha çok MEHDİLER göreceğiz. Toplumları din adına aldatan zalimlerden asla kurtulamayacağız. ÇÜNKÜ İSLAM DA MUTLAK İTAAT VE BAĞLILIK YALNIZ KUR’AN’A DIR, yani Allah’ın SÜNNETİNİN AÇIKLANDIĞI KUR’AN’A DIR. Allah’ın bizler için çizdiği yol ve yöntemden, yani sünnetinden başka nasıl olurda, Elçisininde ona ilave sünnetler yapacağına inanırız. Allah’ın elçisi, dinde Allah’ın hüküm ortağımı? Hiç kimseyi hükmüme ortak etmem diye uyaran, Allah’a lütfen kulak verelim. Allah’ın Resulü sanki Kur’an’ın yanında, Kur’an’da bahsedilmeyen konularda dinin temellerine ve kurallarına ilaveler yapmış gibi izlenim bırakmak, İslam’a sokulan batıl ve hurafelerin yaşanmasına, gelişip büyümesine hatta art niyetli kişilerin kendi menfaatleri doğrultusunda dine ilaveler yapmasına, bu yolla Resulün adını kullanmasına müsait kılmıştır. Allah’ın Resulü hayatına yalnız Kur’an’ı geçirmiş ve ümmetine de yalnız Kur’an ile hükmetmiştir, lütfen bu gerçekleri unutmayalım, bunu çok açık Kur’an’da Allah bildiriyor. Yoksa daha çok zalimlerle karşılaşırız, acılar çekeriz. Resulün sünnetini hayatına geçirmek isteyen, yalnız Kur’an’ın ipine sarılır, çünkü onun sünneti Kur’an’ın hayatına geçirilmiş halidir. Aldatılmak istemiyorsak, Lütfen Kur’an’dan Allah’ın Resulünün yetki ve sorumluluklarını dikkatle araştırınız, okuyunuz.  Allah Kur’an’da çok açık bir hüküm veriyor ve diyor ki Zuhrüf 44. ayetinde; “İLERİDE KUR’AN’DAN SORUMLU TUTULACAKSSINIZ. ”                      https://hakyolkuran1.blogspot.com/2018/06/allah-in-elcisine-verdigi-gorev-yetki.html                                     https://kuranadavet1.wordpress.com/2020/07/24/allahin-elcisine-verdigi-gorev-yetki-ve-sorumluluk/

Bu durumda sizce, bizlerin sorumlu olacağı, Kur’an’ın hükümlerinden başka bilgi ve kaynaklar olabilir mi? Bizlerin din adına, mutlak itaat etmemiz gereken, Kur’an’ın dışında başka kaynaklarda var demek, ne kadar doğru olur bu ayete göre. Allah’ın Resulü bu ayeti Allah’tan tebliğ alıp, ümmetine tebliği ettikten sonra, bunlarda benim ayrıca dine ilavelerimdir, SÜNNETİMDİR Kur’an’da yok ama, bunlardan da sorumlusunuz demiş olabilir mi? Yorum ve karar sizlerin. Çünkü hepimiz bu dünyada imtihan oluyoruz. HESAP GÜNÜ, ALDATILMIŞIM SÖZÜYLE KURTULACAĞIMIZI SANMAYALIM. Allah akıl ve Kur’an’ı verdi bizlere düşünelim ve doğru yolumuzu bulalım diye. Diyanetin açıklamasında dikkatimi çeken bir konu var, sizlere tekrar hatırlatmak istiyorum. 

“İSLAM’A GÖRE HİÇBİR KİŞİNİN KENDİSİNİ YANILMAZ BİR OTORİTE VE REHBER OLARAK KABUL ETMESİNİN VEYA BAĞLILARI TARAFINDAN BÖYLE GÖRÜLMESİNİN BİR GEÇERLİLİĞİ YOKTUR. BU ALLAH’IN KİTABINA VE HZ. PEYGAMBERİN SÜNNETİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR.”

Bu sözler çok doğru. Eğer bu zihniyette olsaydık İslam toplumları olarak, dinde ne bölünür nede şeyhler, efendiler, ulamalar edinir arkasından giderdik. Ne yazık ki söylediklerimizle yaşadıklarımız çok farklı. Ülkemizi karıştıran, aileler içine ateş düşüren acı ve keder veren bu zalimlere benzer, sizce din tacirleri, cemaatler, tarikatlar yok mu aramızda? Bunları görmezden gelirsek acı ve kederi tekrar yaşarız hatırlatırım. Sırası gelmişken söylemeden geçmek istemediğim bir kişi var ki, bunun üzerinde sizleri çok ama çok düşünmeye davet etmek istiyorum. 

Diyanetin güzel açıklamasında ne diyordu, İslam’a göre hiç kimse kendisini yanılmaz, hatasız, eşsiz bir otorite ve din adına rehber göremez ve ona bağlıları, müritleri tarafından gösterilemez. Hatasız, benzersiz, eşsiz yanılmaz olduğuna inanılan Said-i Nursi ye, BEDİÜZZAMAN diye hitap edilir, günümüzde hatırlayınız lütfen. Siz bu kelimenin anlamını, hiç araştırdınız mı? Söyleyeyim Bediüzzaman, benzersiz/eşsiz, zamanın benzersizi, hatasız, asrın üstün insanı anlamına gelir. 

BU UNVAN, TARİH BOYUNCA HİÇ KİMSEYE, PEYGAMBERLER DÂHİL VERİLMEMİŞ VE BU UNVANLA HİÇ KİMSE, HİÇ BİR ÂLİM ANILMAMIŞTIR, SAİD-İ NURSİ HARİÇ. PEKİ, SİZCE BU NORMAL Mİ?  Lütfen unutmayınız, ülkemizi kana bulayan bu cemaatin ve liderinin toplantılarında, evlerinde bahsettiğim kişinin kitapları olan, Risale-i Nur kitapları da okunurdu. Beşerin bu kitapları ile yetişenlerin, bir gün topluma acı, üzüntü ve keder vermesi kaçınılmazdır. Ama Allah’ın NURU, IŞIĞI Kur’an ile yetişenler, asla hiç kimseye adaletsizlik yapamaz, hiç kimsenin canına kıyamaz. İşte aradaki fark. Allah’ta ne diyordu bizlere, YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARILIN. Emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, hesabını sorarım.      https://kuranadavet1.wordpress.com/2020/07/22/risale-i-nur-ogretisine-pisman-olmak-istemiyorsaniz-lutfen-dikkat/

Ne yazık ki bizler, yaptığımız yanlışların farkında değiliz. Bu acı olaydan da, çok fazla ders aldığımıza inanmıyorum. Elimizden Kur’an’ı düşürmememiz gerekirken, doğruluğundan emin olmadığımız kitapları düşürmediğimiz içinde, yine toplumlar olarak, ALLAH İLE ALDATILMAKTAN KURTULAMAYACAĞIZ. Bu gidişle daha çok, aldatıldık sözlerini duyacağız. Bunu söyleyerek, beşerin adaletinden kurtulabiliriz, ama Allah’ın adaletinden asla kurtulamayız. Bir Müslüman’a düşen, din kardeşini yalnız Kur’an’a davet etmek batılın ve Allah ile aldatıcıların foyasını meydana çıkarmak olmalıdır. Din adına bizlerin örnek aldığımız tek liderde, Hz. Muhammet Mustafa olmalıdır. Çünkü Resulün takip ettiği yol ve sünneti, yalnız Kur’an’ın yolu Allah’ın sünnetiydi, lütfen bunu unutmayalım. 

RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.

BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) Diyanet vakfı meali

SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.

BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 ) Diyanet meali.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İslam’ı Yaşarken Kaynak, Rehber Tek Kur’an Olmayınca, Sonuçta Böyle Olur.

  Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “ YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez . Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz . Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş. “KÖTÜ NİY...

Kasas Suresi 53-54-55-56. Ayetlerden, Alacağımız Dersler.

  Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım. Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan) Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR .   Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi in...

Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız Bataklığa Düşeriz.

  Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım. Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali) Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam d...