Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez. Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz. Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş.
“KÖTÜ NİYETİNİN ESERİ OLARAK SAPLA SAMANI KARIŞTIRIYOR, SAPIK FİKİRLERİNİ SURETİ HAKTAN GÖRÜNEREK İNSANLARI YANLIŞA SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞIYORSUN. BÜTÜN MÜSLÜMANLAR BİZE ALLAH’IN KELAMI KURAN’I KERİM YETER DİYE İMAN EDER. ANCAK ALLAH KİTABINI ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKECEK KULLARI OLABİLECEĞİNİ BİLDİĞİ İÇİN BU KONUDA RESUL’ÜNE GÖREV VERMİŞ, O DA RABBİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRMİŞ. SÜNNET VE HADİS BU EMİRDEN KAYNAKLANMIŞTIR VE KURAN’I TAMAMLAMAZ, KURAN’IN SAHİBİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRİR.”
Arkadaşımız bana biraz kızmış olabilir, sorun değil kızsın en azından hakaret etmemiş. Çünkü onu çok yapıyorlar, sanki bizler birbirimizin imanından sorumluymuşuz gibi. Bu arkadaşımızın söyledikleri üzerinde lütfen birlikte, Kur’an merkezli ama nefsimizle değil AKLIMIZLA DÜŞÜNELİM. Önce şunu söylemek isterim kötü niyetli olanın, zaten Allah belasını mutlaka verecektir, onun adaletinden hiç birimiz kaçamayız. Sapla samanı karıştırmak, aslında dilimizde güzel bir deyimdir. Yani iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ya da haklı ile haksızı birbirinden ayırt edememek anlamına gelir. Konumuzla ilgili çok güzel bir söz geldi aklıma. “KAYNAĞI BELİRSİZ BİLGİLERLE YÖN BULAN, ÇIKMAZ SOKAKLARDA KAYBOLMAYA MAHKÛMDUR.”
Allah’ın dini İslam’ı yaşarken doğru ile yanlışı iyi ile kötüyü nasıl ayıracağımızı hangi kaynaktan öğrenmeliyiz, sanırım burası çok önemli. Allah’ın Zuhruf 44. Ayetinde de uyardığı gibi, sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an’dan öğrenmeliyiz dersek, çok doğru bir karar vermiş oluruz. Yok, eğer eğri ile doğruyu iyi ve kötüyü hem Kur’an’dan, hem de Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerinden öğrenmeliyiz dersek, işte o zaman arkadaşımızın bana söylediği gibi, SAPLA SAMANI BİRBİRİNE KARIŞTIRMIŞ OLURUZ. Çünkü Kur’an Allah’ın katından gelen bir NUR IŞIK, her şeyden önemlisi ALLAH’IN KORUMASINDA OLDUĞUNU RABBİMİZ SÖYLÜYOR. Peki, Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen hadisleri de, Kur’an ayetleri gibi kesin doğru ve bizlerin sorumlu olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Asla bunu söyleyemeyiz, söylersek Allah’ın kitabı Kur’an’a, şirk koşmuş oluruz. Çünkü bu bilgiler Allah’ın asla korumasında değildir, hatta bizlere rivayet yoluyla ulaşmıştır. Onun içinde Allah ayetinde, doğruluğundan emin olamayacağın bilgilerin sakın ardına düşmeyin, sorumlu tutarım diye uyarıyor. Çok daha önemlisi, Resule atfen birbirimize naklettiğimiz rivayet hadislerden, Allah’ın Resulünün haberi olmadığından, ONAYIDA YOKTUR. Onun vefatından yaklaşık 250 yıl sonra kayda geçirildiği rivayet edilir. Sizce böyle bilgilerle Allah, Kur’an’ı anlamamızı ister miydi? Sanırım bu soruya bile akıl mantık merkezli vereceğimiz cevap, bizleri doğru yola yönlendirecektir.
Arkadaşımız bütün Müslümanlar, bize Allah’ın kelamı Kur’an’ı kerim yeter diye iman ediyor demiş. Çok doğru öyle söylüyoruz ama İslam’ı yaşarken sizce o söylediklerimizi hayatımıza geçiriyor muyuz orası önemli. SÖYLEMEKLE DEĞİL, YAŞAMKLA İSLAM HAYATA GEÇER. Onun için Allah, geçmiş toplumların yanlışlarına örnek verirken, BANA VERDİKLERİ SÖZÜ KULLARIM TUTMADILAR DİYOR. Bizlerde nasıl söz vermiştik? Yalnız sana kulluk ederiz, yalnız senden yardım dileriz Allah’ım dedik. Peki, bu sözümüzde duruyor muyuz? Yalnız Allah’a kulluk edip, yalnız Allah’tan mı yardım şefaat diliyoruz? Eğer sözümüzde durmayıp, Allah’ın yanında Resulünden ya da edindiğimiz Veli kişilerden de yardım, destek, şefaat diliyorsak, bizler Allah’a verdiğimiz sözü tutmuyor, HAKTAN GÖRÜNÜYORUZ BELKİ AMA ATALARIMIZIN ÖĞRETTİĞİ, SAPKIN İNANÇLARI YAŞIYORYUZ DEMEKTİR.
Değerli arkadaşımız Allah, kitabını anlamakta zorluk çekecek kulları olabileceğini bildiği için, bu konuda resulüne görev vermiş, oda Rabbinin emrini yerine getirmiş diyor. Şimdide arkadaşımızın, bu söyledikleri üzerinde düşünelim. Arkadaşımızın söylediğine göre, Allah Kur’an’ı her aklı başında kulunun anlayamayacağı şekilde göndermiş olduğunu söylüyor, Allah’ın Resulü bu açığı kapatarak Kur’an’ı anlayamayacak olanlara da, açıklama detay verme görevini üstlenmiş oluyor. Değerli dostlarım din kardeşlerim, bunu söylemek ALLAH’IN ADALETİNE KUR’AN’IN İNDİRİLİŞ AMACINA, TAMAMEN TERS DÜŞTÜĞÜNÜ ANLAYAMIYOR MUYUZ? Anlayamıyoruz çünkü Kur’an’ın değil rivayetlerin etkisinde İslam’ı yaşıyoruz da ondan. Peki Allah’ın Resulü vefat edince ne olacak, onun adına uyduran hadislerin doğruluğunu kendisine soramayacağız, sorgusuz kabul mü edeceğiz. Bu batıl yolu içimize bizden gibi görünen YAHUDİLER SOKMUŞTUR. Lütfen Allah aşkına tarafsız araştırınız, bugün Yahudilerin batıl inançlarının neredeyse tamamı, bu yolla mezhepler aracılığıyla içimize girmiştir. Çok ilginçtir bunlar Kur’an’da yok dediğimizde, her şey Kur’an’da olmaz diyerek, RİVAYET SİLAHI İLE RESULÜN ADI KULLANILARAK İNANCIMZA SOKULMUŞTUR. Lütfen artık bu tuzağın farkında olalım.
Allah Kur’an’da aklı başında her kulunun anlayacağı şekilde Kur’an’ı gönderdiğini söylemiyor muydu, hem de yemin ederek. Peki, bizler Allah’ın yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdığına inanmadık, Resulümü bu açığı kapatıp Kur’an’ı açıklayıp kolaylaştırdı, buna mı inanıyoruz? Bakın Allah ne diyor hatırlayalım.
Kamer 17. Ayet: “ANDOLSUN BİZ KUR’AN’I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. HAYDİ, ÖĞÜT ALAN YOK MU?”
Kamer 22. Ayet: “ANDOLSUN BİZ KUR’AN’I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. HAYDİ, ÖĞÜT ALAN YOK MU?”
Kamer suresi 32 ve 40. Ayetlerde de Allah, özellikle yemin ederek Kur’an’ı anlayalım ve üzerinde düşünelim diye kolaylaştırdığını tekrar ediyor ama çok üzgünüm hala Rabbimizi duyan işiten yok, çünkü batıl ve hurafe gözlerimize perde çekmiş kulak ve kalplerimizi mühürlemiş haberimiz bile yok. Ne kadar acı değil mi, Allah yemin ederek anlayalım diye Kur’an’ı kolaylaştırdığını söylüyor, ama bizler atalarımızın bizlere öğrettiği inancı yaşayabilmek için, neler söylüyoruz. Bu konuda Allah bizlerin içini rahatlatıp, ne söylüyordu hatırlayalım. Bakara 286. Ayetinde “ALLAH HİÇBİR KİMSEYİ, GÜCÜNÜN YETMEDİĞİ BİR ŞEYLE YÜKÜMLÜ KILMAZ...” Enam 152. Ayette, BİZ HİÇBİR NEFSE, GÜCÜNÜN YETTİĞİNDEN FAZLASINI YÜKLEMEYİZ.” Bu ayetlerin benzeri birçok kez Kur’an’da tekrar edildiği halde, ne yazık ki Kur’an ile bizleri buluşturmadıkları için, ne söylenirse dinin Allah’ın emri zannediyoruz.
Peki arkadaşımızın söylediği gibi Allah Resulüne, kullarımın bir kısmı anlayamaya bilir, onun için sana açıklama ve kullarıma ayetlerimi hadislerinle gelecek nesle izah etme görevi verdim demiş olabilir mi? Yani Allah’ın Resulüne verdiği görev ve yetkiler arasında böyle bir şey var mı ona bakalım. Gerçi neredeyse her makalemde bunun örneğini Kur’an’dan veriyorum tekrar vermek istiyorum, yeter ki gerçeklerle buluşabilelim. Gerçi bunun tam tersini kanıtlamak için, bazı ayetlerde geçen kelimelere, farklı anlam verip Resulünde bakın Ayetleri açıklama görevi varmış diye, kanıt yaratmaya çalışıyorlar. Tabi yazacağım ayetlerle çelişmesine bakmadan, önemsemeden. Bakın Allah Resulüne nasıl bir yetki vermiş. Bunca apaçık yetki ve sorumluluğu gördüğümüz halde, nasıl olurda Allah, Resulünü postacı diye mi gönderdi deriz, doğrusu bunu anlayamıyorum.
“EĞER SİZ YALANLARSANIZ BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE GEÇEN BİRTAKIM ÜMMETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
“ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad40)
“DE Kİ: “BEN TÜREDİ BİR RESUL DEĞİLİM. BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMEM. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” ( AHKAF 9)
Değerli dostlarım din kardeşlerim, Allah aşkına lütfen zerre kadar düşünün. Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumlulukları arasında, kullarım ayetlerimi anlayamaya bilir, sen anlat açıkla detaylandır. Gelecek nesil Müslümanlar da senin hadislerinle Kur’an’ı anlasınlar, birbirine sözlü aktarsınlar demiş olabileceğine, bu ayetlerden anlaşılıyor diyen var mı? Elbette mümkün değil. Allah boşuna aklınızı kullanın, kullanmayanı pislik içinde bırakır rezil ederim diye boşuna uyarmıyor. Gelin Allah’ın emrettiği gibi, bu konuyu düşünelim. Allah yemin ederek Kur’an’ı hiç kimseye muhtaç olmayalım diye kolaylaştırdığını söylüyor ve bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı çünkü ondan hesaba çekileceğimizi söylüyorsa, Kur’an’ı her aklı başında bir insan anlayamayabilir diyebilir miyiz? Asla diyemeyiz. Bizlerin en büyük hatası, özellikle ibadetlerimize mezheplerin rivayetlerin ilave ettiği detayları Kur’an’da göremediğimizde bu hatayı yapıyoruz. Halbuki şöyle düşünmemiz gerekmez mi? Allah kitapta eksik bırakmadığını, ondan sorumlu olduğumuzu söylüyorsa, yalnız Allah’ın Kur’an’da emrettiği bilgilerle de İslam’ı yaşayabiliriz, Kur’an’a ters düşmüyorsa geleneklerimizin ilavelerini de yaşayabiliriz. Allah zorluk çıkarmaz kolaylık sağlar, dememiz gerekirken neden söylemiyoruz? Düşünmeye devam edelim. Diyelim ki Allah Resulüne kullarım bazı ayetleri anlayamayabilirler, sen açıkla dediğini düşünelim. Bu durumda Allah’ın Resulü, tıpkı Kur’an’ı sağlığında yazdırdığı gibi, kendi sözlerini/hadislerini de yazdırıp anlaşılamayacak ayetler varsa Allah’ın Resulü bizzat, yazdırmaz mıydı Kur’an ile birlikte? Çünkü Kur’an Allah korumasında, Resule atfen söylenen hiçbir söz/hadis Allah korumasında değil. Onlarda Allah korumasında diyenler, hatırlatırım kendilerini aldatmak için, Allah’a iftira edenlerdir.
Elbette aklını çok değil zerre kadar kullanan, bizlere Yahudilerin din tacirlerinin, din düşmanlarının kurduğu bu tuzağı fark edecektir. Bu dünyada, batılın hurafenin etkisinde kalıp aklını kullanmayanlar, ÇOK ÜZGÜNÜM MAHŞERDE HESAP GÜNÜ, GÖRDÜKLERİ KARŞINDA EYVAHHHHH DİYECEKLERİNİ ALLAH, ŞİMDİDEN BİZLERE BİLDİRİYOR AMA İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAKTIR.
Dilerim Allah’ın emrettiği gibi aklını kullanan ve böylece Kur’an gerçekleri ile buluşan Allah’ın azınlık sevgili kulları arasında oluruz.
“ZİHNİNDE BİRDEN FAZLA PUSULASI OLAN GEMİCİ, HANGİ LİMANA GİDECEĞİNİ ŞAŞIRIR.”
“ÇOK KAYNAKTAN BESLENEN SU BULANIK AKAR; BERRAKLIK TEK BİR PINARDAN GELİR.”
“DOĞRU BİRDİR, YALAN İSE BİNBİR ÇEHREYE BÜRÜNÜR.”
“BAŞSIZ KALAN GÖVDE AYAKTA DURAMAZ, İKİ BAŞLI GÖVDE İSE ADIM ATAMAZ.”
“AYNI HEDEFE BAKMAYAN GÖZLER, AYAKLARI FARKLI YOLLARA SÜRÜKLER.”
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar
Yorum Gönder