Ana içeriğe atla

Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız Bataklığa Düşeriz.


 


Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım.

Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali)

Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam dininde, insan hayatının sınırlarını ve kurallarını belirleyen en temel iki kavram HELAL VE HARAMDIR. Bu iki terim, bireyin Allah’ın dinini yaşarken NEYİ YAPIP NEYİ YAPAMAYACAĞIMIZI, neleri TÜKETİP NELERİ TÜKETEMEYECEĞİMİZİ net bir şekilde ortaya koyar. Şimdide neyi yapıp, neyi yapmayacağımız konusu üzerinde düşünelim. Bu konuyu doğru anlayabilmemiz içinde, Kur’an’ın diğer ayetlerinden faydalanalım. Maide suresi 87. Ayetinde, Allah Kur’an’da koyduğu sınırları aşanları sevmeyeceğini bildirip bizleri uyarıyor. Peki, koyduğu sınırlar nerede yazıyordu? Elbette Zuhruf 44. Ayetinde belirtiyor ve SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM uyarısını yapıyordu. Tabi Allah’ın ipi Kur’an’a sarılın ayetini de unutmayalım. Çok değil birkaç ayeti hatırladığımızda, Allah’ın ne yapıp yapmayacağımızı bizzat bizlere Kur’an’da bildirdiğini açıkladığını anlıyoruz, yoksa sorumlu tutar mıydı? Devamında da neleri yiyip yemeyeceğimizde, çok açık detaylı bir şekilde Kur’an’da görüyoruz.

Nahl suresi 116. Ayet, demek ki bizler için anahtar bir ayet ve uyarı olduğu anlaşılıyor. Devamında Rabbimiz, geçmişte yapılan hatalardan dolayı dikkatimizi çekip, Allah ben sizlere gönderdiğim vahyimde açıklamadığım halde, atalarınızın inancını yaşayabilmek için, benim adıma yalanlar uydurdunuz, SAKIN BUNDAN BÖYLE BU HATAYI YAPMAYIN, KENDİNİZ HELALLER, HARAMLAR EDİNİP BENİM DİNİMİ SİZLER ŞEKİLLENDİRMEYE ÇALIŞMAYIN DİYE İKAZ EDİYOR. Ayet, insanların kendi mezhepsel inanç heva, heves, örf veya kişisel görüşlerine dayanarak, din adına kurallar koyup hükümler verip “BU HELALDİR, ŞU HARAMDIR” şeklinde kesin dini hükümler uydurmasını, açıkça yasaklıyor. İslam inancına göre, bir şeyin haram veya helal kılınması yetkisi yalnızca Allah’a aittir onun için Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. İnsanların kendi kendilerine kurallar uydurup, bunu dine nispet etmeleri, ya da Resulün adını kullanıp meşrulaştırmaları, ayetin ifadesiyle “ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK” olarak kabul edilir.

Bu ayet, Müslümanlara din adına konuşurken, son derece titiz ve sorumlu davranmaları gerektiğini hatırlatır. Kur’an’ın açıkça bildirmediği alanlarda, kişisel veya toplumsal kültürel doğruları “DİNİN BİR EMRİYMİŞ GİBİ” sunmak, dinin özünü tahrif etme riskini taşır. Müslümanlar için asli kaynak ve KIRMIZI ÇİZGİ YALNIZ KUR’AN’DIR, çünkü Allah bizleri yalnız Kur’an’dan sorumlu tutacağına ve yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı istiyor. Bu ayet, DİNDE AŞIRILIĞA KAÇARAK HELALLERİ HARAMLAŞTIRAN VEYA KENDİ KAFASINA GÖRE HÜKÜM KOYAN zihniyetlere karşı, Kur’an’ın koyduğu en net sınırlardan biridir.

Kur’an kendisinin “AÇIKLAYICILIK” ve “YETERLİLİK” Vurgusunu birçok kez yapar. Yine Kur’an kendisini “HER ŞEYİ AÇIKLAYAN” (Nahl, 89) ve “DİNDE HİÇBİR EKSİĞİN BIRAKILMADIĞI” (En’âm, 38) bir kitap olarak tanımlar. Eğer bir mesele DİNİN ASLİ BİR UNSURU yani imanın, ibadetin veya ahlakın olmazsa olmaz bir parçası olsaydı, Allah bunu kesinlikle kullarını sorumlu tuttuğu Kitabı’nda açık açık bir şekilde belirtirdi. Belirtmemiş yok diyorsak, Allah’a karşı adaletsizliği isnat etmiş olacağımızı unutmayalım, çünkü Allah bizleri Kur’an’dan hesaba çektiğini çok açık bildirmiştir. Kur’an’da yer almayan, detaylandırılmayan veya hükme bağlanmayan alanlar Allah’ın unutması (hâşâ) değil, O’NUN İNSANLIĞA BİR RAHMETİ VE SERBESTLİK ALANI bırakmasıdır.

Ayetteki uyarı, tarih boyunca Müslüman toplumların düştüğü en büyük tuzaklardan birine dikkatimizi çekiyor. MEZHEP, ÖRF, ADET VEYA KİŞİSEL KANAATLERİN KUTSANARAK DİN HALİNE GETİRİLMESİDİR. Bir toplumun iklim şartlarından dolayı giyim tarzı, yemek kültürü veya sosyal alışkanlıkları dini birer kural gibi algılanmaya başlandığında, DİN EVRENSELLİĞİNİ KAYBEDER VE YERELLEŞİR. Bu durum, zamanla insanların omuzlarına dinde olmayan ağır yükler (prangalar) yükler, dini zorlaştırır toplumu dinden uzaklaştırır. Oysa Kur’an, Hz. Muhammed’in geliş amaçlarından birini “İNSANLARIN ÜZERİNDEKİ AĞIR YÜKLERİ VE ZİNCİRLERİ KALDIRMAK” (A’râf, 157) olarak açıklar.

İnsanoğlu yapı gereği sadece haramları çiğnemeye değil, aynı zamanda “KENDİNİ DAHA DİNDAR GÖSTERMEK VEYA HİSSETMEK ADINA” helal olan şeyleri de kendi kendine yasaklamaya, yani ruhbanlaşmaya eğilimlidir. Nahl 116, bu gizli kibir ve aşırılığa set çeker. Gördüğünüz gibi, Allah’ın helal kıldığı bir şeye “HARAM” DEMEK VEYA DİNDE OLMAYAN BİR ŞEYİ “DİNİN ASLINDANMIŞ” gibi sunmak, Allah’ın haram kıldığı bir şeyi yapmaktan farksız, hatta ALLAH’IN TEK HÜKÜM KOYMA hakkına tecavüz olduğu için, çok daha ağır bir suçtur.

Bizler Allah’ın dini İslam’ı, Kur’an’ı yeterli görmeyerek ellerimizle daha dindar olduğumuzu göstermek için zorlaştırdık. Öyle olunca da din gösterişten öte gidemediği için, topluma ne huzur verdi nede mutluluk. Gelin el birliğiyle Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdığı KUR’AN’IN İPİNE SARILALIM, ONUN SINIRLARINI AŞMADAM YAŞAYALIM. Bakın O zaman her şeyin Allah’ın yardımıyla nasıl daha güzel ve huzur dolu olduğunu göreceksiniz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Elçisine Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizleri, üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah'ın Elçisine nasıl bir görev verdiği, bu görevin tanımı, yetki ve sorumlulukları konusunda olacaktır. Kur’an'a göre Allah’ın Hz. Muhammed’e verdiği görev, yetki ve sorumluluklar, ONUN HEM BİR KUL HEM DE BİR RESUL (ELÇİ) OLMA VASFINI DENGELİ BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYAR.    Kur’an ayetleri ışığında bu dikey ve yatay sorumlulukları, şu temel başlık altında özetleyebiliriz: ELÇİNİN EN TEMEL VE BİRİNCİL GÖREVİ, ALLAH’TAN ALDIĞI VAHİYLERİ İLAVE ETMEDEN EKSİKSİZ, DEĞİŞTİRMEDEN VE GİZLEMEDEN İNSANLIĞA ULAŞTIRMAK, TEBLİĞ EDİP KUR'AN'A DAVET ETMEKTİR. Elçinin toplumsal ve ahlaki bir başka  görevi insanları şirkten, batıldan, atalar dininden cehaletten ve kötü ahlaktan vahiyle arındırmaktır. Müslümanlar için her konuda en güzel model ve rehberdir (Ahzab Suresi, 21. ayet). İnsanlar arasında adaleti sağlamak, anlaşmazlıkları Allah’ın indirdiği hükümlerle çözmekle yetkilendirilmiştir (Nisa Suresi, 105. ayet) ...

Sizin İnancınızı Etkileyen, En Önemli Unsur Yalnız Kur’an’mı, Yoksa Başka Kaynaklar Da Var mı?

  Biz Müslümanların inancını etkileyen , EN ÖNEMLİ UNSUR SİZCE KUR’AN’MI? YOKSA ALLAH’IN RESULÜNE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN RİVAYET HADİSLERDE VAR MI ? Ne dersiniz? Bu sorunun doğru cevabını bulmak istiyorsak,  rivayetlerin etkisinde kalmadan önce, Kur’an’ı dikkatle Kur’an bütünlüğünde düşünerek okumamız gerekir.  Bizler bu sorunum doğru cevabını, bu yöntemle Kur’an’dan öğrenip yaşayamadığımız için, ne yazık ki imanımızdan da emin olamıyoruz. Emin olamadığımızdan, dini konuşurken bir birimize hiç ama hiç tahammül edemiyoruz, saygısızlık yapmayı tıpkı kitap ehlinin yaptığı gibi kendimize ,HAK olarak görebiliyoruz. Kendi inancından emin olan bir insan, asla karşısındaki bir insanın farklı inancından rahatsız olmaz. İnancından emin olmayan ise tedirgin olduğundan,  HIRÇIN OLUR  karşısındaki insana hakaret etmekten çekinmez. Bir Müslüman önce sorduğum sorunun doğru cevabını, Kur’an’dan arayıp bulmalıdır. Gelin bu soruyu kendimize soralım ve cevabını Kur’an’d...