Ana içeriğe atla

Zekât Ve Sadakamızı Verirken, Ölçümüz Ne Olmalıdır? "Malın zekatını mı, Kazancımızın Zekatını mı?"

 

                                                                                   




Bu makalemde, sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu ZEKAT, SADAKA konusu üzerine olacak. Kur’an’da Allah ZEKÂT konusunda birçok ayet indirip, bizleri yardımlaşmaya davet etmiştir. Peki Allah zekatı, sadakayı yapacağımız hayırları malımızın kazancından mı vermemizi emrediyor, yoksa kazancın haricinde malımızın da mı sadakasını zekatını, ayrıca verin diyor konusu üzerine olacak. Önce malımızın da ayrıca sadaka, zekâtını vermemiz gerekir, diye örnek verdikleri ayeti yazalım ve üzerinde birlikte düşünelim. Şunu da özellikle hatırlatmak isterim. İslam iktisadı ve ahlak anlayışında, PAYLAŞIM VE YARDIMLAŞMANIN TEMELİNDE ÜRETİLEN DEĞERİN, YANİ KAZANÇ VE GETİRİNİN (NEMÂ) PAYLAŞILMASI PRENSİBİ YER ALIR. Bu yaklaşım, mülkiyetin korunması ve ekonomik sürekliliğin sağlanması açısından, çok önemli bir mantığa dayanır. İslam’da mali yardımlaşma, EKONOMİK ÇARKLARI DURDURARAK MALI TÜKETMEK DEĞİL; ÇARKLARI DÖNDÜREREK ELDE EDİLEN GELİRİ, PAYLAŞMAK ÜZERİNE KURULUDUR. Konumuzla ilgili ayete bakalım.

Tevbe 103: ONLARIN MALLARINDAN SADAKA AL; BUNUNLA ONLARI GÜNAHLARDAN TEMİZLERSİN, ONLARI ARINDIRIP YÜCELTİRSİN. ONLAR İÇİN DUA ET! ÇÜNKÜ SENİN DUAN ONLAR İÇİN SÜKÛNETTİR, ONLARI YATIŞTIRIR. ALLAH HER ŞEYİ İŞİTENDİR; BİLENDİR. (Bayraktar Bayraklı)

Dikkat ettiyseniz Allah Resulüne bir emir veriyor ve diyor ki, onların mallarından sen sadaka al. Siz bu ayeti Kur’an’ın bahsettiği diğer zekât, sadaka ayetleri ile karşılaştırdığınızda, çok önemli bir farkın olduğunu görmediniz mi? Bakın Allah Resulünün bizzat,  mallarından sadaka al diyor. Sadaka kelimesi önce ne anlama geliyor onu hatırlayalım. “Kişinin imanında ki samimiyetini, doğruluğunu ve Allah’a olan bağlılığını göstermek amacıyla, Allah rızası için yaptığı her türlü maddi ve manevi karşılıksız iyiliği ifade eder.” Bu ayetin diğer sadaka ve zekât ayetlerinden en önemli farkı, BİZZAT RESULÜN EMRİYLE TOPLANMASIDIR. DİĞER AYETLERDE MÜSLÜMANLAR İMTİHANI GEREĞİ, KENDİ ÖZ İRADELERİ İLE İSTEDİĞİ KİŞİLERE, İHTİYAÇTAN FAZLASINI VERİYOR RESULÜNE DEĞİL.

Ayette, onların mallarından sadaka al dediğinde siz ne anladınız? Mallarının kazancından değil de, ayrıca ne kadar mal mülk hayvan varsa, onların kazancının dışında da, malları ölçüsünce sadaka al demiş olabilir mi? Bu mümkün değil. Neden mümkün olamayacağını bence izaha gerek yok, çünkü bir insanın malı vardır ama getirisi kazancı olmayabilir. Bu ayette Allah’ın Resulünün bizzat topladığı, diğer ayetlerde verilmesi istenen zekâtın, sadakanın hayrın en önemli farkı, İNSANLARIN BİZZAT KENDİ ÖZGÜR İRADESİ İLE VERDİĞİ ZEKÂT, SADAKA HAYIR, BU AYETTE ÖZELLİKLE MALLARININ GETİRİSİ ÖLÇÜSÜNCE, BİZZAT RESULÜ TARAFINDAN ALINIYOR. Bakın buraya lütfen dikkat. Mallarından al derken, örneğin 5 dekar tarladan çıkan buğdayın ölçüsü ile 100 dekar buğdayın kazancı aynı değildir, onu dikkate alarak mallarından VERGİ al diyor. Sanırım bunun diğer zekât ve sadakalardan farklı olduğunu, GÜNÜMÜZ TABİRİYLE ÖZELLİKLE DEVLETİN BAŞI YÖNETİCİ OLARAK RESULÜN, MÜSLÜMANLARDAN MALLARININ GELİRLERİ ÖLÇÜSÜNCE ALMASINI İSTİYOR Kİ, DEVLETİN İHTİYAÇLARINDA KULLANILABİLSİN.

Bu ayetten de anlıyoruz ki, Devlet başkanı olarak Hz. Muhammed’e halktan mali yükümlülükleri ölçüsünde vergi toplama yetkisi veren en doğrudan ayet, Tevbe Suresi 103. Ayettir. Bu ayet uyarınca Hz. Muhammed zekât memurları görevlendirmiş; nakit para (altın/gümüş), ticaret malları ve hayvancılık üzerinden belirli oranlarda devlet adına gelir toplamıştır. Ayrıca savaşlarda kazanılan ganimetlerde de yine, devletin yönetimine pay ayrılması hükmü vardır. Tevbe suresi 60. Ayetinde de bunun detayına girip, bakın ne diyor.

“SADAKALAR/ZEKÂTLAR ALLAH’TAN BİR FARZ OLARAK ANCAK, YOKSULLARA, DÜŞKÜNLERE, ZEKÂT MEMURLARINA, GÖNÜLLERİ ISINDIRILMIŞ OLANLARA, KÖLELERE, BORÇLULARA, ALLAH YOLUNDA ÇALIŞIP CİHAD EDENLERE, YOLDA KALANA/TOPLUMUN BİTİRİLEMEYEN İŞLERİNE AİTTİR. ALLAH HAKKIYLA BİLEN, İŞİNİ YERLİ YERİNCE YAPANDIR.” (Tevbe 60)

Demek ki Tevbe suresi 103. Ayette Allah, Resulünün özellikle devleti yönetirken ihtiyacı olan geliri sağlamak için MALLARININ ÖLÇÜSÜNÜ DİKKATE ALARAK, ONLARDAN VERGİ TOLAMASINI İSTİYOR. Bir örnek vermek isterim. “Eğer buğday ve hurma bahçeleri sadece yağmur, nehir veya akarsu sularıyla masrafsızca sulanıyorsa, çıkan mahsulün 1/10’u (%10) zekât olarak devlete verilir.” Hatırlatırım bu devlete verilen vergidir. Şimdide diğer zekât ve sadaka ayetlerine bakalım ki, konumuzu daha doğru anlayabilelim. Tekrar şunu hatırlatmak isterim. Allah zekâtı hayrı sadakayı, yoksula ihtiyacı olana bizzat bizlerin özgür irademizle vermemizi ister ve bu konuda ne verelim diyenlere de cevap olarak bakın nasıl bilgi veriyor, Bakara suresi 219. Ayetinde. Farklı tercümelerden yazmak istiyorum ki, konu daha iyi anlaşılabilsin. “SANA NEYİ İNFAK EDECEKLERİNİ SORUYORLAR. DE Kİ: “VAZGEÇİLEBİLENİ.” “YİNE SANA İYİLİK YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. “İHTİYAÇ FAZLASINI.” ” YİNE SANA ALLAH YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. DE Kİ: “İHTİYAÇTAN ARTA KALANI.” Sanırım bu konu çok iyi anlaşılmıştır. Allah asla bugün mezheplerin, rivayetlerin biçimlendirdiği gibi kırkta bir benzeri asla bir hüküm vermemiş, böylece bizleri sınıyor imtihan ediyor. Zekât ile ilgili birkaç ayet hatırlayalım.

Enam 141: ÇARDAKLI VE ÇARDAKSIZ BAĞLARI, DEĞİŞİK ÜRÜNLERİYLE HURMALARI, EKİNLERİ, BİRBİRİNE BENZEYEN VE BENZEMEYEN BİÇİMLERDE ZEYTİN VE NARLARI MEYDANA GETİREN O’DUR. HER BİRİ ÜRÜN VERDİĞİNDE ÜRÜNÜNDEN YİYİN; HASAT GÜNÜ DE HAKKINI VERİN; FAKAT İSRAF ETMEYİN; ÇÜNKÜ ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ. (Kur’an yolu Diyanet İşl.)

Rum 38: ÖYLE İSE AKRABAYA, YOKSULA VE YOLCUYA HAKKINI VER. BU, ALLAH’IN HOŞNUTLUĞUNU KAZANMAK İSTEYENLER İÇİN DAHA HAYIRLIDIR. İŞTE ONLAR KURTULUŞA ERENLERDİR. (Diyanet İşl. Meali)

Zariyat 19: YARDIM İSTEYENLERE VE YOKSULLARA MALLARINDAN BELLİ BİR PAY AYIRIRLARDI. (Kur’an yolu. Diyanet İşl.)

Meariç 24-25: ONLAR MALLARINDA AÇIKTAN İSTEYEN VE AÇIKTAN İSTEYEMEYEN(LER) İÇİN BİLİNEN BİR HAK BULUNANLARDIR. (Mehmet okuyan)

Tevbe 104 : BİLMİYORLAR MI Kİ, KULLARININ TÖVBESİNİ KABUL EDEN ALLAH’TIR, SADAKALARI KABUL EDEN DE O’DUR. ŞÜPHESİZ ALLAH TÖVBE KAPISINI ALABİLDİĞİNE AÇIK TUTMAKTADIR, RAHMETİYLE HER ŞEYİ KUŞATMAKTADIR. (Kur’an yolu. Diyanet İşl.):

Bu ayetlerden de çok açık anlaşıldığı gibi, Allah bizlerin kazancımızdan mutlaka ihtiyacı olanlara da, BİR PAY AYIRMAMIZI yani zekâtımızı, hayrımızı, sadakamızı vermemizi özellikle emrediyor ama nasıl? İhtiyacımızdan arta kalanından fazla biriktirmeden, gönüllü özgür irademizle vermeliyiz ve böylece NEFSİMİZİN EN ZOR İMTİHANINDAN GEÇERLİ NOT ALMALIYIZ. Sanırım çoğumuz bu imtihandan geçer not alamıyoruz. Ayetin sonunda hasat ettiğinizin malın hakkını verin derken, kazancınızdan infak edin diyor. Diğer ayetlerde de mallarından bir pay var diyerek, malınızın kazancından olmayanlarında hakkı vardır, onları da unutmayın diye uyarıyor. Özellikle hatırlatmak isterim, pay malın kendisinden değil KAZANÇTAN OLUR. Kazanç getirmeyen bir mal paylaşılmaz, paylaşılırsa sürekli eksilir. Örneğin kıt kanat aldığınız bir evimiz var, eğer bu evin zekâtını vermek farz dersek, Allah’ın adalet anlayışını doğru anlamamışız demektir. PAYLAŞIM YARDIMLAŞMA KAZANÇTAN, YANİ GETİRİDEN OLUR. Lütfen Allah’ın adaletini doğru anlayalım.

Dilerim bu can bu bedenden ayrılmadan, nefsimizin prangasını zincirini kıran ve böylece HAYIRDA YARDIMLAŞMADA YARIŞAN, ALLAH’IN AZINLIK SEVGİLİ KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İslam’ı Yaşarken Kaynak, Rehber Tek Kur’an Olmayınca, Sonuçta Böyle Olur.

  Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “ YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez . Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz . Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş. “KÖTÜ NİY...

Kasas Suresi 53-54-55-56. Ayetlerden, Alacağımız Dersler.

  Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım. Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan) Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR .   Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi in...

Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız Bataklığa Düşeriz.

  Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım. Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali) Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam d...