Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır diyen arkadaşımıza verdiğim cevap yazısına, bakın onunda sanırım arkadaşı, aynı düşünceyi paylaştığı için ne demiş. «ZATEN MÜRŞİDİN YOKSA ŞEYTANIN ESARETİ ALTINDASIN AYETLERİ, KAFANA GÖRE YORUMLARSAN ŞEYTANIN OYUNCAĞI OLURSUN.» Çok ilginç değil mi, böyle tek bir ayet olması bile Kur’an’a göre mümkün değil. Çünkü Allah bunu yasaklamış ve sorgusuz din adına hiç kimsenin ardı sıra gidip, onların sözleriyle imanımızı yaşamamızı yasaklayarak nasıl uyarmıştı? “YOKSA O’NUN DIŞINDA BİRTAKIM VELİLER Mİ EDİNDİLER? İŞTE ALLAH; VELİ O’DUR, ÖLÜLERİ DİRİLTEN O’DUR. O, HER ŞEYE GÜÇ YETİRENDİR.” (Şura 9) Kur’an’da VELİ kelimesi ayetin bağlamına göre farklı anlamlarda kullanılmıştır. Örneğin bu ayette, Zor zamanlarda sığınılan, yardım, şefaat destek veren ve arkasında duran güç anlamında kullanılır. Bir başka örnek. “ALLAH, İMAN EDENLERİN VELİSİDİR (DOSTUDUR), ONLARI KARANLIKLARDAN AYDINLIĞA ÇIKARIR.” (Bakara- 257) Diğer birçok ayette VELİ kelimesi aile büyüğü, dost, arkadaş yani duygusal yakınlığı belirtmek için geçer. Bu konuyu daha detaylı birlikte, ayetler üzerinde düşünerek nefsimizden ayetlere farklı anlamlar vermeden, ayetleri BAĞLAMINDAN KOPARMADAN anlamaya çalışalım.
Önce şunu çok açık belirtmek isterim, Mürşidin yoksa şeytanın esareti altındasın diye asla hiçbir ayet olmadığı gibi, Kur’an bunun tam tersini söyler ve kendinize Allah’ın dışında güvenilecek veliler, evliyalar, şeyhler, mürşitler edinmemizi yasaklar. Peki kendisine Veli, şeyh mürşit edineler, hangi ayetleri çarpıtarak, kendilerine delil, kanıt yaratmaya çalışıyorlar ona bakalım. “EY İMAN EDENLER! ALLAH’TAN KORKUN, O’NA YAKLAŞMAYA VESİLE ARAYIN VE O’NUN YOLUNDA ÇABA HARCAYIN Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ.” (Maide 35) Bu ayetin anlamı çarpıtılarak, hatta Kur’an’ın tüm ayetleri ile çelişerek ne diyorlar biliyor musunuz? “Bakın, Allah ‘O’na ulaşmak için VESİLE ARAYIN’ diyor. İşte bu vesile, bizi Allah’a götürecek olan mürşidimiz/şeyhimizdir. Ona bağlanmadan Allah’a ulaşamazsınız.” Hâlbuki Allah’a ulaşmanın yolu birilerine tabi olmaktan değil, tam tersine aracısız Kur’an’a sarılmaktan geçtiğini, yüzlerce ayetinde Rabbimiz anlatıyor. Anlamını tahrif ettikleri, ayette geçen “VESİLE” kelimesi, insanı Allah’a yaklaştıracak olan SALİH AMELLER, İMAN, İBADETLER VE ALLAH’IN RIZASINI KAZANDIRACAK HER TÜRLÜ HAYIRLI İŞ demektir. İslam âlimlerinin ezici çoğunluğuna göre de bu görüşe karşı çıkarak “belli bir şahsa itaat etme zorunluluğu” olarak yorumlanması, ayetin sınırlarını zorlayarak ayeti çarpıtmak ve kendi batıl inançlarımıza kanıt yaratmaktan başka bir şey değildir demişlerdir.
Şeyhe ya da mürşide tabi olmayı, Allah emrediyor Kur’an’da diyerek, ayetlerin anlamını tahrif ettikleri bir başka ayeti hatırlayalım. “EY İMAN EDENLER! ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKININ VE DOĞRULARLA/SADIKLARLA BERABER OLUN. (Tevbe 119) Bu ayetin gerçek anlamını anlamak yerine, kendi batıl inançlarına kanıt yaratmaya çalışanlar, bakın bu ayet için ne diyorlar. “Allah ‘Sadıklarla beraber olun’ buyuruyor. Sadıklar ise ancak zamanın MÜRŞİDLERİDİR. Dolayısıyla bir mürşide TABİ OLMAK FARZDIR.” Şeytanın oyuncağı olanlar, ayetlerin anlamı ile oynayıp yani tahrif edip, toplumu Allah ile aldatmaktan korkmuyorlar. Çok yakın zamanda, kendisini mürşit veli kişi diye kabul ettirmiş, Feto denen zalim kişinin kendisine güvenip inananlara neler yaptığını, hatta ülkesine ihanet ettirdiğini, çok üzgünüm unutmuş gibi görünüyoruz. Peki bu ayette Allah bizleri hangi konuda uyarıyor şimdi de ona bakalım. Ayet, özünde ve sözünde doğru olan, münafıklık yapmayan, İslam’ı batıla hurafe sapmadan, Kur’an’ın sınırlarında yaşayan tüm dürüst ve samimi müminlerle bir arada bulunmayı, onlarla saf tutmayı emrediyor. Buradaki “SADIKLAR” ifadesini tek bir makama veya kişiye indirgemek ayetin anlamını daraltıp çarpıtmaktır, hatta kendimizi aldatmaktır.
Kur’an’da geçen ZİKİR EHLİNE SORUN ayetlerini de yine aynı yöntemle tahrif etmekten korkmuyorlar. “Nahl 43, Enbiya 7 “ Lütfen bu ayetleri sizler Kur’an’dan okuyunuz. Ayeti bakın nasıl çarpıyorlar. “EĞER BİLMİYORSANIZ ZİKİR EHLİNE SORUN DENİYOR. ZİKİR EHLİ, KALBİ SÜREKLİ ALLAH’I ZİKREDEN MÜRŞİDLERDİR. DİNİ SADECE ONLARDAN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ.” Ne yazık ki bizler önyargılarımızdan kurtulmaya çalışmak yerine, önyargılarımızın esiri olmayı seçmişiz. Bunu yaparken eğer akıl devre dışı kaldıysa, yaşadıklarımızı da sorgulama imkânımız olmayacak, böylece asla Allah’ın istediği doğru yolda olamayacağız. Peki Allah ayetinde aslında bizlere ne diyor, şimdide ona bakalım. Ayetin indiriliş amacı, bağlamı incelendiğinde, Resullerin İNSANLARDAN SEÇİLMESİNİ YADIRGAYAN müşriklere karşı, önceki kutsal kitaplara inanmış olanlara sorun, onlarda size aynı şeyleri söyleyeceklerdir, şeklinde bir uyarıda bulunuyor. Yoksa bilmediklerinizi onlardan öğrenin demiyor. Buradaki vurgu, belirli bir otoriteye ya da kişiye sormak değil, geçmiş kitaplara inanmış kişilere sorun, sizlere aynı şeyleri söyleyecek anlamındadır.
Yine çarpıtılan ve kendi çıkarlarına kullanılmaya çalıştıkları, bir başka ayeti bakın nasıl örnek gösteriyorlar. Araf suresi 16 ve 17. Ayetler, lütfen bu ayetleri de okuyunuz. Ayetler çarpıtıp kendi batıl çıkarlarına anlamlar verip, bu ayetler için bakın ne diyorlar. “ŞEYTAN ‘SENİN DOĞRU YOLUNUN ÜZERİNE OTURACAĞIM’ DİYOR. İŞTE BU DOĞRU YOL CEMAAT VE MÜRŞİD YOLUDUR. TEK BAŞINA KUR’AN OKURSAN ŞEYTAN SENİ SAPTIRIR.” Kur’an’ı önyargılardan arınmış dikkatle düşünerek okuyan bir Müslüman, asla bu söylenenlere inanmaz. Çünkü Allah sakın dinde bölünenler gibi olmayın, tek yumruk olun bölünmeyin dediği halde, cemaat ve tarikatlara bölünüp birde onun şeyhine liderine, mürşit dedikleri kişilere tabi olmayı, Allah’ın izin verdiğini hatta istediğini söylemek, ALLAH’A İFTİRA ATMAKTIR HATIRLATIRIM.
Peki, örnek verdikleri ayette Allah bizlere ne anlatıyor ve uyarıyor ona bakalım. Şeytan, Allah’ın dosdoğru yolu (sırat-ı müstakim) olan İSLAM’IN, İMANIN VE AMELLERİN ÖNÜNE SET ÇEKMEK İSTER. Bireyin rehber olmadan doğrudan Kur’an okumasını “ŞEYTANIN OYUNCAĞI OLMAK” şeklinde sunmak, Kur’an’ın kendi kendisini “ANLAŞILIR, APAÇIK VE İNSANLARA BİR HİDAYET REHBERİ” olarak tanımlayan onlarca ayetiyle çelişir. Birilerine sorgusuz tabi olmak, işte bu kadar riskli ve tehlikelidir. Onun için lütfen kendinize ŞEYH, MÜRŞİT edinerek imanınızı tehlikeye atmayın, ALLAH’IN İPİ KUR’AN’A SARILIN HAK GERÇEK YOLU BULACAKSINIZ. Bunu ben söylemiyorum, Kur’an’da Rabbimiz söylüyor.
Yine İsra suresi 71. Ayet örnek gösterilip anlamı tahrif edilip kendi cemaat ve tarikatlarının hüküm sürebilmesi için, bu ayetin anlamını da bakın nasıl saptırıyorlar. Şunu iddia ediyorlar; “KIYAMET GÜNÜ HER İNSANI İMAMIYLA (ÖNDERİYLE) ÇAĞIRACAĞIZ AYETİ, HERKESİN ŞEYHİYLE ÇAĞRILACAĞINI GÖSTERİR. ŞEYHİ OLMAYANIN REHBERİ OLMADIĞI İÇİN ORTADA KALIR.” Zikir ehli olmayan, işte böyle rivayet ehlinin aldatmacaları ile çok kolay aldatılacaktır. Hâlbuki Allah ayetinde, bakın bizlere ne anlatıyor ve uyarıyor. Ayette geçen “İMAM” kelimesi, öncelikle insanların dünyada tabi oldukları ardı sıra gittikleri ile birlikte çağrılacağını söylüyor. Önderi Allah’ın Resulünün getirdiği Kur’an ise amel defteri sağında verilecektir. Her kim bizlerin imamı önderi olan Allah’ın Resulünün getirdiğinin dışına çıkıp kendilerine VELİ, MÜRŞİT, ŞEYHLER edinip onların ardı sıra gittiyse, ONLARI İMAM ÖNDER EDİNDİYSE sonucuna katlanır uyarısı yapılıyor.
Gelelim bahse konu ayette Allah imam sözüyle, bizleri hangi konuda uyarıyor kimlerden bahsediyor ona bakalım. Kıyamet günü Allah, imamıyla yani önderiyle çağıracağız sözünden Allah, her topluma gönderdiğimiz Resulleri ile birlikte çağıracağız ki onlara şahitlik yapsın diyor. Bu ayeti doğru anlamak istiyorsak, Bakara 124 ve Enbiya 73. Ayetler ışığında anlamalıyız. “HANİ, RABBİ İBRAHİM’İ BAZI SÖZLERLE İMTİHAN ETMİŞTİ DE O DA ONLARIN GEREĞİNİ TAM OLARAK YERİNE GETİRMİŞTİ. RABBİ ONA: “BEN SENİ İNSANLARA İMAM/ÖNDER KILACAĞIM” DEDİ.” (Bakara 124) Demek ki kıyamet günü Allah, görev verdiği Resulleri yani önderleri/imamları şahit olarak çağrıldığında, tüm gerçekler ortaya çıkacak ve RESULLERİN YOLUNDAN GİDENLER MÜKÂFATLANDIRILACAKLARDIR DİYOR.
Özetle şunu söyleyebiliriz. Önce İslam’ı en doğru korunmuş kaynak, Kur’an’dan bizler imtihanımız gereği dersimizi çalışıp, anlayarak ve üzerinde düşünerek ayetlerle bağlantı kurarak, yani bağlamından ayırmadan anlamaya öğrenmeye çaba göstermeliyiz. Her insanın kapasitesi elbette aynı değildir, bunda şüphe yok. Güvendiğimiz kişilerden bilgi alabilir sorabiliriz, zaten bunu hepimiz yapıyoruz ama söylediğim gibi, ÖNCE BİZLER KUR’AN İLE BULUŞUP ARACISIZ, ALLAH’IN YEMİN EDEREK KOLAYLAŞTIRDIĞI MESAJINI İLK ELDEN ALMA ÇABASINI, BİZZAT BİZLER GÖSTERMELİYİZ Kİ, BİZLERE ANLATILANLARI KUR’AN SÜZGECİNDEN GEÇİREBİLELİM. Yani elimizde önce kıyaslayacağımız onayını alacağımız HAKEMİMİZ, elimizin altında olsun. Ancak bu çabayı göstermeyip, birilerine sorgusuz mutlak itaat gösterip imanımızı teslim etmek, onun sözleri yol ve yöntemi ile Allah’ın dini İslam’ı yaşamak, KUR’AN’IN ÖZÜNE İMAN TEVHİT ESASLARINA VE ARACILIĞI RUHBANLIĞI KABUL ETMEYEN, İSLAM’IN ÖZÜNE AYKIRIDIR. Kur’an, kendisini okuyan ve anlamak isteyen her bireye hitap eder.
Değerli din kardeşlerim, lütfen bu geçici dünyada sorgusuz birilerine tabi olarak, kendimizi aldatmayalım, daha doğrusu ellerimizle kendimizi ebedi ateşe atmayalım. Bunu Allah onlarca ayetinde yasaklamış ve uyarmıştır. Sorgusuzca tabi olunacak mutlak güç yalnız Allah’tır, Onun kitabı Kur’an’dır bunu unutmayalım. Dilerim bu gerçeklerin Kur’an ile farkında olan ve kendisine Veli, şeyh, mürşitler edinmeden, yalnız Allah’a yönlendiren, teslim eden ALLAH’IN AZINLIK HALİS KULLARINDAN OLURUZ.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar
Yorum Gönder