Ana içeriğe atla

Ankebut Suresi 64. Ayetten Alacağımız Çok Önemli Uyarılar.

 



Bu makalemde sizlere, çok önemli bir ayeti hatırlatmak ve onun üzerinde dikkatle düşünmenize vesile olmak istiyorum. Allah Kur’an’da ayetler üzerinde bizlerin düşünmesini aklımızı kullanmamızı özellikle birçok ayetinde istiyorsa, bunun mutlaka çok önemli bir nedeni var demektir. ÇÜNKÜ BİLGİ BİRİKTİRİLEN BİR KÜTÜPHANEDİR, AKIL İSE O KÜTÜPHANEDEKİ DOĞRU KİTABI BİLGİYİ SEÇİP, HAYATI DOĞRU YAŞAMAK İÇİN KULLANMA BECERİSİDİR. İslam dinini anlattığını söyleyen birçok insan ve onların kitaplarını okumuş onların bilgilerini almış olabilirsiniz. Ama akıl devrede değilse doğru seçim asla yapamazsınız. DİN ADINA EN DOĞRU KAYNAK KUR’AN’DIR. Onun için Allah aklınızı kullanın diye uyarıyor. Akılla İslam yaşanmaz diyenler, anlattıklarının doğruluğundan emin olmayanlardır. Çünkü Akıl, eldeki bilgileri birbirine bağlama, analiz etme, mantık yürütme ve yeni durumlara uyarlama EN DOĞRUYA ULAŞMA yeteneğidir. “Nasıl” ve “Neden” sorularına odaklanır. Bu makalemde sizlere, Ankebut suresi 64. Ayeti hatırlatmak istiyorum. Acaba Allah bu ayetinde bizleri hangi konuda uyarıp dikkatimizi çekiyor ve düşünmemizi aklımızı kullanmamızı istiyor gelin birlikte anlamaya çalışalım.

Ankebut 64: BU DÜNYA HAYATI, OYUN VE EĞLENCEDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. ŞÜPHESİZ Kİ AHİRET YURDUNA GELİNCE, İŞTE ASIL HAYAT ODUR. KEŞKE BİLMİŞ OLSALARDI! (Mehmet Okuyan)

Bu ayet insanlığa, varoluşun en temel hakikatini hatırlatarak dünya ve ahiret hayatı arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğini anlatır ve dikkatli olmamız içinde uyarır. Şimdide Ayeti daha detaylı inceleyelim. En önemli uyarı DÜNYANIN GEÇİCİ VE OYALANMA YERİ OLMASI. Ayette geçen “oyun ve eğlence” ifadesi, dünya hayatının tıpkı çocukların oynayıp, bir süre sonra sıkılarak dağıldığı bir oyun gibi geçici, aldatıcı ve nihayetinde son bulacak bir yapıya sahip olduğunu sembolize eder. Yani dünya adeta bir tiyatro sahnesidir, ama senaryosunu bizim yazdığımız bir tiyatro. Peki oyun ve eğlence sözünü Allah neden kullanmış olabilir, burası önemli. Oyun ve eğlence aktiviteleri tamamen GÖNÜLLÜLÜK ESASINA DAYANIR. Bir kişinin oyun oynamaya veya eğlenmeye zorlanması, o etkinliğin doğasını bozar. Kişi bu eylemleri dışarıdan bir ödül veya zorlama beklentisiyle değil, eylemin kendisinden keyif aldığı için içsel motivasyonla gerçekleştirir. Çok daha önemlisi oyun, GÜNLÜK HAYATIN KATI GERÇEKLİĞİNDEN BİR SÜRELİĞİNE UZAKLAŞMAYI SAĞLAR. Buradan da anlıyoruz ki Allah, kullarını özgür iradesi ile serbest bırakmış ama bu oyun ve eğlencenin girdabına bizler kapılıp, ahireti kazanabilmek için zaman ayırıp ayırmayacağımız konusunda uyarı yapıyor. DAHA DOĞRUSU BUNUN, BU DÜNYADA İMTİHANINI VERİYORUZ.

Aslında bu konu üzerinde biraz durmamız gerekir. Demek ki biz insanların genel çoğunluğu, yaşamın telaşesinden kurtulabilmek için, kendi irademizle nefsimizin dürtüleri ile adeta bu dünyada kendimizle savaşırcasına PARA, MAL, MÜLK HIRSIYLA OYUN VE EĞLENCEYE DALIYORUZ. Birde insanların özelliğinden bahsederken, Allah Nisa suresi 28. Ayetinde; “Allah yükünüzü hafifletmek ister; ÇÜNKÜ İNSAN ZAYIF YARATILMIŞTIR.” Diyerek dikkatimizi çekiyorsa, bu ayette Rabbimiz, demek ki bizlerin bu geçici dünyaya takılı kalmadan, GELECEĞİ YANİ AHİRETİ DÜŞÜNEREK YAŞAMAMIZI İSTİYOR DEMEKTİR. Onun için de birçok ayette Allah, aklımızı kullanmamızı düşünmemizi emrediyor.

Ayetten daha başka nasıl kıssadan hisseler çıkartırız onu anlamaya devam edelim. En önemli uyarı ASIL VE GERÇEK HAYATIN AHİRET OLMASI: Ayette ahiret için “el-hayevân” yani “asıl, tam ve canlı hayat” ifadesi kullanılır. Gerçek, kesintisiz ve ölümsüz olan hayat dünya hayatı değil, ölümden sonra başlayacak olan ebedi ahiret yurdudur. Bir başka deyişle söylemek gerekirse, bu dünyada ölüm bir son değil, sonsuz yaşamın başlangıcıdır. Yani doğduktan sonra tamamen yok olma, ölüm diye bir şey yok.

Çok önemli bir başka alacağımız derse gelince; Dünyada yaptığımız amellerle değerlendireceğimiz konusudur. İslam inancına göre dünya bütünüyle değersiz değildir; aksine ahiretin tarlasıdır, NE EKERSEN ONU BİÇERSİN. Dünyayı değerli kılan şey, insanın buradaki imkânları Allah’a kulluk, güzel ahlak ve insanlığa faydalı SÂLİH AMELLER üretmek yolunda kullanabilmesidir. Ayet, her şeyi dünyadan ibaret sayan, “DÜNYAYA BİR KEZ GELİYORUZ, NE YAPARSAK KÂRDIR” mantığıyla yaşayan insanları, büyük bir algı yanılgısına karşı uyarır. Mal, mülk, makam, şöhret ve güç gibi unsurlar ölüm meleği geldiği an aniden değerini yitirir. AYET, KALICI OLMAYAN BU DEĞERLER İÇİN İNSANLARIN BİRBİRİNİ KIRMASINA, HAKSIZLIK, ADALETSİZLİK YAPMAYA VE HIRSLARIN KÖLESİ OLMAYA DEĞMEYECEĞİNİ İHTAR EDER.

Ayetin sonundaki “KEŞKE BİLMİŞ OLSALARDI!” ifadesi, ebedi hayatı unutup sadece geçici olan için yaşayanların, ölüm anında ve kıyamet gününde yaşayacakları derin ve geri dönüşü olmayan pişmanlığı vurgular. Özetle ayet, insanı dünyadan tamamen kopmaya değil, dünyaya kalbi olarak bağlanıp ahiretini feda etme yanılgısına düşmekten korumayı amaçlar. Alacağımız bir başka derse gelince. İslam, insanı dünyadan tamamen el etek çekmeye (ruhbaniyete) çağırmaz. Tam aksine, DÜNYAYI AHİRETİN KAZANILACAĞI BİR İMTİHAN ALANI OLARAK GÖRÜR. Kur’an’ın çizdiği denge şu temel ilkeler üzerine kuruludur: Kasas Suresi 77. ayette bu denge çok net özetlenir: “ÖYLEYSE, ALLAH’IN SANA VERDİKLERİNDEN YARARLANARAK, YALNIZCA AHİRET YURDUNDA [İYİ BİR YER TUTMANIN] YOLUNU ARA; BU ARADA, PEK TABİİ, BU DÜNYADAKİ NASİBİNİ DE UNUTMA; Müslüman, meşru dairesinde dünya nimetlerinden faydalanır, çalışır, üretir ve ailesinin rızkını kazanır.

Bu dengede DÜNYA BİR ARAÇ, AHİRET İSE AMAÇTIR. ARACIN ZEVKİNE DALIP, AMACINI UNUTMA. Dünya hayatı bir gemi, insanın kalbi ise deniz gibidir. Su geminin altında olduğu sürece onu yüzdürür ve hedefine ulaştırır. Ancak su geminin içine girerse onu batırır. Kur’an bu konuda bizleri uyarırken, ahiretten nasibini alacakların nasıl dua ettiklerine güzel bir örneği, Bakara suresi 201. Ayetinde bakın nasıl vermiş.

“ONLARDAN BİR KISMI DA “RABBİMİZ! BİZE DÜNYADA DA İYİLİK VER; AHİRETTE DE İYİLİK VER! BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU!” DİYE DUA EDER.” (Bakara 201)

Dilerim cümlemiz, bu dünyanın değerini bilen ve hayatını boş oyun ve eğlencelerle geçirmeyip, AHİRETİNEDE YATIRIM YAPAN böylece yaratılışımızın AMACINA ULAŞAN, ALLAH’IN AZINLIK HALİS SEVGİLİ KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Elçisine Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizleri, üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah'ın Elçisine nasıl bir görev verdiği, bu görevin tanımı, yetki ve sorumlulukları konusunda olacaktır. Kur’an'a göre Allah’ın Hz. Muhammed’e verdiği görev, yetki ve sorumluluklar, ONUN HEM BİR KUL HEM DE BİR RESUL (ELÇİ) OLMA VASFINI DENGELİ BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYAR.    Kur’an ayetleri ışığında bu dikey ve yatay sorumlulukları, şu temel başlık altında özetleyebiliriz: ELÇİNİN EN TEMEL VE BİRİNCİL GÖREVİ, ALLAH’TAN ALDIĞI VAHİYLERİ İLAVE ETMEDEN EKSİKSİZ, DEĞİŞTİRMEDEN VE GİZLEMEDEN İNSANLIĞA ULAŞTIRMAK, TEBLİĞ EDİP KUR'AN'A DAVET ETMEKTİR. Elçinin toplumsal ve ahlaki bir başka  görevi insanları şirkten, batıldan, atalar dininden cehaletten ve kötü ahlaktan vahiyle arındırmaktır. Müslümanlar için her konuda en güzel model ve rehberdir (Ahzab Suresi, 21. ayet). İnsanlar arasında adaleti sağlamak, anlaşmazlıkları Allah’ın indirdiği hükümlerle çözmekle yetkilendirilmiştir (Nisa Suresi, 105. ayet) ...

Duha Suresi 4-5-6-7-8-9-10-11. Ayetler Üzerinde Birlikte Düşünelim.

Bu makalemde, sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim, Duha süresinde geçen ayetler üzerine olacaktır. Bu ayetleri eğer düşünmeden okuyup geçersek, Allah’ın bu ayetlerde bizlere neler anlatmaya çalıştıklarını, detayıyla anlamamız mümkün olmayacaktır. Onun için Allah bizlerin ayetler üzerinde, özellikle düşünmemizi istiyor çünkü GÜÇLÜ VE SARSILMAZ BİR İMANA SAHİP OLABİLMEMİZ İÇİN, AYETLERİN ÖZÜNÜ, AMACINI DOĞRU ANLAMAMIZ GEREKİR . Gerçekten de akıl, düşünme, muhakeme tüm gerçeklerin anahtarıdır. Allah bu özelliği yaratılmış başka hiçbir canlıya vermemiştir. Bahse konu ayetleri önce yazalım. Bu ayette Rabbimiz, özellikle Resulünü örnek gösterip, bizleri çok önemli bir konuda uyarıp, dikkatimizi çekiyor. Bu ayetler üzerinde dikkatle düşünen, Allah’ın biz kullarından özellikle neler istiyor, onu Resulün örnek hayatından anlayacaktır. DUHA 5–6–7–8-9-10-11: ŞÜPHESİZ, RABBİN SANA VERECEK VE SEN DE HOŞNUT OLACAKSIN. SENİ YETİM BULUP DA BARINDIRMADI MI? SENİ YOLUNU KAYBETMİŞ OLARA...