Ana içeriğe atla

Kur’an’da Geçen, MUSALLİNLERDEN Değildik Sözüyle, Bizlere Ne Anlatılıyor?

 



Bu makalemde sizlerin, üzerinde dikkatle düşünmenize vesile olmak istediğim çok ama çok önemli bir konu var. Kur’an’ı tercüme ederken çok önemli bir konuda büyük hatalar yapılıyor. Ayetlerde geçen SALAT ya da MUSALLİN kelimesine, direk namaz anlamı verilerek, ayette bahsedilen çok önemli konuların anlaşılması önlendiği gibi, toplum yanlış bilgilendiriliyor. Gelin bu konu üzerinde birlikte düşünelim. Bu konumuz ile ilgili Müddesir suresinden bir örnek vermek istiyorum.

Müddesir 40, 41, 42, 43: ONLAR CENNETLER İÇİNDEDİR. GÜNAHKÂRLARA: SİZİ ŞU YAKICI ATEŞE SOKAN NEDİR? DİYE UZAKTAN UZAĞA SORARLAR. ONLAR ŞÖYLE CEVAP VERİRLER: BİZ NAMAZ KILANLARDAN DEĞİLDİK. (Diyanet vakfı)

Bu ayetin son cümlesinde geçen MUSALLİNLERDEN DEĞİLDİK kelimesine, direk namaz kılanlardan değildik diye tercüme etmişler. Bu ayet genellikle böyle tercüme ediliyor. Bu tercüme ayette geçen uyarının, ikazın anlamını daralttığı gibi, verilmek istenen bilgiyi de vermiyor hatta gizliyor. Önce şunu söylemek isterim, Musallin kelimesi Salat kelimesinden türemiştir. Bildiğiniz gibi SALAT, bizlerin kıyam, rükû ve secde ile Allah’a yaptığımız ibadet anlamına geldiği gibi, yalnız Allah’a dua etmek, ondan yardım istemek anlamına da gelir. Ayrıca salat, iman edenlerin birbirine destek olması anlamına da gelir. Bunların örneklerini Kur’an’dan görebilirsiniz. MUSALLİN kelimesi de aslında salatın İSİM HALİDİR, yani tüm bunları yapanlara verilen isimdir diyebiliriz. Peki, musallin bu durumda ne anlama geliyor.

MUSALLİNLERDEN OLMAK, KULLUK GÖREVİNİ YALNIZ ALLAH’A YÖNELİK YAPMAKTIR. YALNIZ ALLAH’TAN YARDIM VE ŞEFAAT DİLEMEK ŞİRKTEN, RİVAYET VE BATILDAN ARINAN, ARI DURU YALNIZ ALLAH’IN İPİNE SARILAN ANLAMINDADIR. MUSALLİNLERDEN DEĞİLDİ DEMEK, ALLAH’IN BİZLERE EMRETTİĞİ YOLDAN BATILA, HURAFEYE SAPANLAR DEMEKTİR.

Musallin kelimesinin geçtiği bir başka örnek vermek istiyorum ki, konumuz daha iyi anlaşılabilsin ve musallin kelimesiyle Rabbimiz bizlere ne anlatıyor, doğru anlayabilelim. Maun suresi 4. Ayetinde bakın nasıl bir uyarı yapıyor Allah. Diyanetin tercümesinde şöyle geçiyor. “YAZIKLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA Kİ,” Sayın Mehmet Okuyan da şu şekilde tercüme etmiş. “YAZIKLAR OLSUN O [SALÂT] (İBADET) EDENLERE.” Salatın hayata geçmiş isim haline, musallin dediğimize göre demek ki bu salatın tüm gereklerini yerine getirirken, yaptıkları yanlışlardan ötürü Allah onları kınıyor ve yazıklar olsun bu yaptıkları yanlışlardan diyor. Devamında, çünkü onlar salatı yerine getirirken özünden uzak gaflettedirler, yanılgıdadırlar, ne yaptıklarının farkında değildirler diyor. Yine devamında yaptıkları salat gösteriş ve çıkarları içindir diye de belirtiyor. İşte bu musallinler den olmayanlar, yanlış yolda olanlardır bilgisi veriliyor. MUSALLİN KELİMESİ ÖZÜNDE, BİZZAT ALLAH'A VE İNSANLARIN TOPLUMDA BİRBİRİNE KARŞI DAVRANIŞLARINI ANLATMAK İÇİN, AYETLERDE KULLANILDIĞINI GÖRÜYORUZ. Dikkat ettiyseniz Müddesir ve Maun surelerinde de bu maksatla kullanılıyor.

Gelelim Müddesir suresine. Her zaman yaptıkları gibi batıl hurafe inançlarını, Allah’ın ayetlerine söyletme çabası içinde olduklarından, bu ayette geçen musallinler den değildik kelimesine yalnız namaz kılanlardan değildik anlamı verilerek, NAMAZ KILMAYANLARIN CENNETE GİDEMEYECEKLERİ VE BÖYLECE CEHENNEMLİK OLDUKLARI SÖYLENMİŞTİR. Hâlbuki ayette çok daha önemli ve geniş anlamda kullanılan musallin kelimesinin anlamı daraltılmış ve yalnız namaza indirgenmiştir. Böylece bolca namaz kılan ama Allah’ın vahyinden habersiz, onun için Allah’a şirk koşarak iman edenlerden olmuşuz. Onun için Allah Yusuf suresi 106. ayetinde nasıl uyarıyordu? "ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A ANCAK, ORTAK KOŞARAK İNANIRLAR."​ Musallinlerden olmak istiyorsan, imanına asla şirk bulaştırmayacaksın. Yalnız Allah’tan yardım şefaat dilememiz gerekirken, kendimize Allah’ın yanında şefaatçiler edindik. Tüm iman edenlerin birbirine destek olmasını, yardım etmesini emreden Rabbimizi duymazdan gelip, işimize gelene yardım etmişiz ya da yardımı, desteği gösteriş için yapmışız.

Onun için Allah Müddesir suresinde bizlere çok önemli bir bilgi verip uyarıyor ve gelecekte yaşanacak bir örneği şimdiden bizlere bildiriyor ve diyor ki; Cennette kiler cehennemdekilere soruyorlar. Sizi cehenneme sokan günahınız nedir diyorlar. Onların verdiği cevabı ne yazık ki anlayamayalım diye, bu toplumun kafası öyle bir karıştırılıyor ki, Müslümanlardan Allah’ın uyarıları gizlendiğinden bir türlü Kur’an ile buluşamıyor ve gerçekleri göremiyoruz.  Cehennemlik olanlar, cennettekilere şunu söylüyorlar aslında, BİZ MUSALLİNLERDEN DEĞİLDİK DERKEN.

BİZ KULLUK GÖREVİMİZİ, YALNIZ ALLAH’A YÖNELİK ONA HAS YAPMADIK. ALLAH SAKIN KENDİNİZE VELİLER EDİNİP ARDI SIRA GİTMEYİN DİYE UYARDIĞI HALDE, KENDİMİZE YOL GÖSTERECEK VELİLER EDİNDİK. ALLAH YALNIZ BENİM VAHYİME SARILIN, ONDAN SORUMLUSUNUZ DEDİKÇE, BİZLER ALLAH’IN VAHYİ İLE YETİNMEDİK. ATALARIMIZIN BATIL İNANCINI YAŞAYABİLMEK İÇİN, ALLAH’IN VAHYİNİ GÖRMEZDEN GELDİK. ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLERE SEYİRCİ KALDIK, İHTİYACI OLANLARA YARDIMDA BULUNMADIK.

Söyleyecek anlatacak o kadar çok şey var ki, inanın ciltlerce kitap yazılır bu konuda. Müddesir suresi 44 ve 45. ayetlere baktığımızda, aslında musallinler den değildik sözünden, neyi kast ettiği çok açık anlaşılıyor. “YOKSULLARI DOYURMUYORDUK. BÂTILA DALANLARLA BİRLİKTE DALARDIK. Ne dersiniz bu bilgilerden sonra kendimize şu soruyu soralım. ACABA BEN MUSALLİNLERDEN MİYİM? Eğer bizler Allah’ın dini İslam diye Kur’an dışı rivayetlere, batıla hurafeye inanıyor, Kur’an’ı yeterli görmüyorsak, kendimize Allah’ın yanında Veliler, gavslar şefaatçiler ediniyorsak, Rabbimizin Müddesir suresinde örneğini verdiği musallinler den olamadığımız çok açıktır. Allah Kur’an’da Resulünü bizlere örnek gösterir. Bu konuda çok şey söyleyebiliriz ama konumuzla ilgili örnekliğini sizlere hatırlatmak istiyorum, çünkü Resulün bu örnek davranışları toplumdan gizleniyor. Hz. Muhammed Resul lük görevi kendisine gelmeden önce, sizce Yahudi ya da Hristiyan toplumundan birisine mi tabiydi. Kesinlikle hayır, ÜMMİYDİ. Bu gerçek anlaşılmasın diye de ümmi kelimesine okuma yazma bilmeyen anlamını verdiler. Bu anlam kendilerini memnun etmediği için, anasından doğduğu gibi temiz anlamını da eklediler. Hâlbuki ÜMMİ Kitap ehline tabi olmayan anlamına geliyor Kur’an’a göre.

Hz. Muhammed Kitap ehline tabi olmadığına göre, onlara gelen vahyinde gereklerini yerine getirmiyordu diyebiliriz. Örneğin namaz da kılmıyordu deme cesaretini göstermeliyiz ki, Kur’an gerçekleri ile buluşabilelim. HATTA Şura suresi 52. Ayetinde Rabbimiz Resulünün ümmi gerçeğini bizlere anlatırken ne diyordu? “SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.” Peki, Allah Hz. Muhammed’i neden kendisine güven elçisi seçmişti? İşte burası çok önemli. Çünkü Hz. Muhammed, Kitap ehlinin yaşadığı dinin asla Allah’ın dini olamayacağını batıl ve hurafe ataların inancı olduğunu bildiği için onlara tabi olmamıştı. Araştırıyor sürekli Allah’a dua ediyordu, kendisini doğru yola iletmesi için. Bunu Kur’an’dan öğreniyoruz. BURADAN DA ANLIYORUZ Kİ, ALLAH’IN BİZLERDEN ÖNCELİKLİ İSTEDİKLERİ, GERÇEKLERİN HAK OLANIN ARAYIŞI İÇİNDE OLMAMIZ. Gerçek doğru ile buluştuğunda zaten hata yapmak mümkün olmayacaktır. Yine Hz. Muhammed'in Resul olmadan önce, çok önemli özelliklerini hatırlayalım. YARDIMSEVER GÜVENİLİR VE HİÇ AYRIM YAPMADAN İNSANLARA KARŞI ADALETLİ OLMASI. Onun için ona, Muhammed el emin diyorlardı. Demek ki Allah’ın sevgili kulu olup cennetine layık olabilmek için önce namaz, oruç, hac değil, bu özellikleri taşımalıyız ki, bu saydıklarım zaten devamında gelecektir. Değerli dostlarım lütfen Allah’ın Resulünün örnek davranışını yaşantısını Kur’an’dan öğrenelim, rivayetlerden masalsı kaynaklardan değil. MUSALLİNLERDEN OLMAK İSTİYORSAK, ONUN GEREĞİNİ ÖNCE YERİNE GETİRMELİYİZ.

Bu ayette geçen cennetlik ve cehennemliklerin karşılıklı konuşmasında, kendimizi nerede bulmak istiyoruz, lütfen bu sorunun cevabını hemen şimdi vakit geçirmeden, yalnız Kur’an’ın ipine sarılarak kendimize verelim. İnanın vereceğimiz yanlış cevapla kendimizi mahşer günü Allah korusun, CEHENNEMLİKLERİN SAFINDA BULURUZ. Dilerim bu sorunun cevabını bu dünyada doğru verip hayatına geçiren, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz. Lütfen unutmayalım, Allah bu örnekleri boşuna vermiyor, bizlere masal anlatmıyor, APAÇIK UYARIYOR İKAZ EDİYOR.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İslam’ı Yaşarken Kaynak, Rehber Tek Kur’an Olmayınca, Sonuçta Böyle Olur.

  Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “ YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez . Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz . Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş. “KÖTÜ NİY...

Kasas Suresi 53-54-55-56. Ayetlerden, Alacağımız Dersler.

  Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım. Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan) Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR .   Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi in...

Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız Bataklığa Düşeriz.

  Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım. Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali) Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam d...