Ana içeriğe atla

ALİ İMRAN SURESİ 144. AYETTEN, HİÇ DERS ALMADIĞIMIZ ANLAŞILIYOR.


 

Makalemin konusu Ali İmran suresi 144. Ayet üzerine olacak. Bu makalede Allah, Elçisinin bizler gibi bir ölümlü olduğuna sizce neden işaret edip, bizlere hatırlatmak istiyor olabilir. Aslında hepimiz bunu biliyor olmalıyız. Bunun çok önemli bir nedeni olması gerekmez mi sizce. Önce ayeti yazalım, daha sonra ayet üzerinde Kur’an bütünlüğünde birlikte düşünelim. Eminin benim aklıma gelmeyen konularda sizlerin aklınıza gelecektir.

Ali İmran 144: MUHAMMED SADECE BİR RESUL/ELÇİDİR. ONDAN ÖNCE DE ELÇİLER ELBETTE GEÇMİŞTİR. O ÖLÜR VEYA ÖLDÜRÜLÜRSE, TOPUKLARINIZ ÜZERİNE (GERİYE, ESKİ DİNİNİZE) Mİ DÖNECEKSİNİZ? Kim (böyle) iki topuğu üzerine (geri) dönerse, (bilsin ki) Allah’a asla zarar veremeyecektir. ALLAH ŞÜKREDENLERİ İLERİDE ÖDÜLLENDİRECEKTİR. (Mehmet Okuyan)

Ayetin ilk cümlesin de, Muhammed sadece bir Resul/Elçidir diyor. Peki, neden bunu söyleme gereği duyuyor olabilir Allah. Demek ki o günkü toplum, kendilerine gönderilen Elçilerin vefatından sonra, Elçileri adeta yüceltip, onlarında kendileri gibi bir insan olduğunu unutup, onlara ölümsüzlük verip ya da insanüstü güçlerle donattıkları için Allah, hatırlatma yapıyor ve diyor ki, Muhammed ve ondan önce gönderdiğimiz Elçilerin hepsi de sizler gibi insandı, önce bunu unutmayalım.  Bildiğiniz gibi Yahudilerde Hristiyan toplumda Hz. Musa ve Hz. İsa vefat ettikten sonra, Allah’ın oğlu olduğunu söylüyorlar, Hz. İsa’ya da ölümsüzlük payesi veriyorlardı. Yani ölmediğine geri geleceğine inanıyorlar. BİR BAŞKA ŞEKİLDE SÖYLEMEK GEREKİSE, İNSANLAR ALLAH’IN İNDİRDİĞİ DİNİ, ALLAH’IN İNDİRDİĞİ KİTABINDAN YAŞAMALARI GEREKİRKEN, RESULLERİNİ KUTSALAŞTIRARAK, ALLAH’IN DİNİNE ADETA ORTAK EDEREK, UYDURDUKLARI SÖZLER/HADİSLER ÜZERİNDEN YAŞAMAYA ÇALIŞIYORLARDI. ALLAH’IN VAHYİ, KİTABI İKİNCİ PLANA İTİLMİŞTİ.

Allah bu ayetin ilk cümlesinde, yaşanan bu yanlışa son verip, Muhammed daha önce gönderdiğim Elçilerim gibi, sadece bir Elçidir/Resul dür diyor. Resul ya da Elçi kelimesinin anlamı çok açık ve net bir şekilde bellidir. HABER GETİREN ANLAMINDADIR. Bu kelimeyi anlayacağımız şekilde söylemek gerekirse, birinin sözünü, mesajını hiçbir değişikliğe uğratmadan başkasına ileten, bildiren anlamındadır. ONUN İÇİN ALLAH ÖZELLİKLE MUHAMMED SADECE BİR ELÇİDİR/RESULDUR, YANİ MESAJLARIMI SİZE BİLDİRENDİR, İLETENDİR DİYOR. Bu konuya Allah bir başka ayetinde de açıklık getirip ne diyordu. “RESULE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)

Ayetin devamında çok önemli bir konuya değiniyor Allah ve diyor ki; “O ÖLÜR VEYA ÖLDÜRÜLÜRSE, TOPUKLARINIZ ÜZERİNE, GERİYE Mİ DÖNECEKSİNİZ?” Demek ki bu ayet indirilmeden önce, Müslümanlar arasında bazı sorunlar var ki, Allah bu konuda onları da uyarıyor. Bu konuda lütfen çok dikkatle düşünelim. Allah, Elçim ölmüş olsa ister savaşta ister farklı nedenlerden, siz inancınızdan geri dönüp, Kur’an’a iman etmekten vaz mı geçeceksiniz diyor. Peki, neden bu sözü söyleme gereği duyuyor olabilir Allah. Çünkü insanlar günümüzde bizlerin çoğunun yaptığı gibi Allah’a, onun kitabı Kur’an’a değil, Elçisine güveniyor olmalılar ki, Allah bu uyarıyı yapıyor. ELÇİ/RESUL OLMADAN, DİNLERİNİ YAŞAMALARININ MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORLAR. ALLAH BU AYETLE ÖZELLİKLE TÜM İMAN EDENLERE ŞUNU SÖYLÜYOR VE HATIRLATIYOR. ELÇİM/RESULÜM VEFAT ETMİŞ OLABİLİR. ONUN GÖREVİ SADECE VAHYİMİ TEBLİĞ ETMEKTİR. ODA GÖREVİNİ LAYIKI İLE YAPTI VE SİZLERE TEBLİĞ ETTİ. BUNDAN SONRA BANA VE GÖNDERDİĞİM KUR’AN’A GÜVENİN, YALNIZ ONUN İPİNE SARILIN DİYOR.

Çünkü Kitap Ehli, Allah’ın Elçilerini öyle kutsallaştırdılar ki, onların ölmediğini geri geleceğini söyledikleri gibi, Allah’ın vahyini bir kenara koyup, Elçiye ait olduğu iddia edilen, doğruluğundan asla emin olamayacakları sözlere/hadislere inanıp, imanlarını öyle yaşıyorlardı. Onun için Allah Elçim vefat edince, sakın imanlarınızda atalarınızın batıl inançlarına geriye dönmeyin, Elçimin sizlere tebliğ ettiği Kur’an’a sarılarak yalnız Onu yaşayın diyor. Peki, biz Müslümanlar bu ayetten almamız gereken dersi aldık mı, yoksa bu ayeti Elçisinin bir savaşı ile bağlantı kurup, Allah’ın asıl anlatmak istediği konudan uzaklaştık mı? Ne dersiniz? Günümüzde İslam’ı, ayetleri rivayet bilgiler ışığında anlamaya çalışanlara belki bir ders olur diye, onların anlayacağı bir rivayeti hatırlatmak istiyorum. Hz. Muhammed’in vefatından sonra, ilk halife Hz. Ebu Bekir bu ayeti okuduktan sonra, bakın neler söylediği rivayet ediliyor topluma.

“BAKIN, HER KİM MUHAMMED’E TAPIYORSA BİLSİN Kİ MUHAMMED ÖLDÜ, AMA HER KİM ALLAH’A KULLUK EDİYORSA, BİLSİN Kİ ALLAH SONSUZA KADAR YAŞAYAN VE ASLA ÖLMEYECEK OLANDIR”

Sanırım bu açıklamadan sonra söyleyecek söz yoktur. Elçiler/Resuller ölebilir onlarda bizler gibi insandır. Ama Allah’ın dini, tebliği asla ölmez, sonsuza kadar geçerli baki kalır. Bizler günümüzde bu gerçeği hala fark edemedik. Yahudiler, Hristiyanlar ve biz Müslümanlar ALLAH’IN DİNİNİ, ALLAH’IN KİTAPLARI/VAHYİ ÜZERİNDEN DEVAM ETTİRMEMİZ YAŞAMAMIZ GEREKİRKEN, VEFAT ETMİŞ ARAMIZDAN AYRILMIŞ, DOĞRULUĞUNU ASLA KANITLAYAMAYACAĞIMIZ, RESULE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN SÖZLERİ/HADİSLERİ REHBER ALARAK, ONLARIN ÜZERİNDEN İNANCIMIZI DEVAM ETTİRMEYE, YAŞAMAYA ÇALIŞIYORUZ. Allah’ın Elçisi O örnek insan Vefat etti, ama bizlere tebliğ ettiği Allah’ın vahyi KUR’AN  Allah’ın korumasında, ilelebet devam edecektir. Bizlerin yaptığı en büyük yanlış, Allah’ın Elçilerinin vefatından sonra, Allah’ın emrettiği gibi Onun vahyine, ipine sarılmamız gerekirken, ayette verilen örnekte olduğu gibi, topukları üzerinde gerisin geri dönerek, bazılarımız atalarının batıl inançlarını yaşamaktadır.

Bizler bu ayetten ve Kitap Ehlinin yaptığı bu yanlışlardan ders almadığımız anlaşılıyor. Kitap Ehli Allah’ın Elçilerine adeta ölümsüzlük payesi verip, onları insan olmanın sınırları dışına çıkartarak, olağan üstü güçlerle donattıkları gibi, bizlerde sanki Allah’ın Resulleri arasında güç savaşı yaratırcasına, Allah’ın vermediği yetki ve güçlerle donattık, hatta aramızda yarışır hale geldik. ÇOK DAHA KÖTÜSÜ, ALLAH’IN RESULLERİ SANKİ VEFAT ETMEMİŞ GİBİ, ONLARA AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN SÖZLERİ/HADİSLERİ İLE DİNİMİZİ YAŞAR OLDUK. HÂLBUKİ ALLAH ELÇİLERİM SİZLER GİBİ İNSANDI VE GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRİP VEFAT ETTİLER. SİZLERE DÜŞEN ONUN TEBLİĞ ETTİĞİ VAHYE SARILMAKTIR DİYE UYARDIĞI HALDE, BİZLER GERÇEKLERDEN UZAK İSLAM’I YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ.

Ali İmran 144. Ayeti, bir cümleyle özetlemek gerekirse, bizlere Allah bu ayette şu uyarıyı yapıyor. ALLAH’IN ŞERİATI VE DÜZENİNİN, EBEDİ DEĞİŞMEZ KANUNLARININ, FANİ/ÖLÜMLÜ KULLARI ÜZERİNE KURULMADIĞINI, ONLAR VEFAT ETSE BİLE TEBLİĞLERİNİN, KANUNLARININ İLELEBET YAŞAYACAĞINI VE BİZLERİN YALNIZ VAHYE/KUR’AN’A TABİ OLMAMIZ GEREKTİĞİNİ, ÇOK AÇIK ANLATIYOR VE HATIRLATIYOR. Dilerim bu gerçeklerin farkında olan, Allah’ın halis azınlık kulları arasında oluruz.

Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İslam’ı Yaşarken Kaynak, Rehber Tek Kur’an Olmayınca, Sonuçta Böyle Olur.

  Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “ YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez . Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz . Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş. “KÖTÜ NİY...

Kasas Suresi 53-54-55-56. Ayetlerden, Alacağımız Dersler.

  Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım. Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan) Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR .   Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi in...

Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız Bataklığa Düşeriz.

  Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım. Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali) Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam d...