Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kendilerini Cennetlik İlan Edip, Karşısındaki Kişileri Cehennemlik İlan Edenlere!

  Bir arkadaşımız şöyle bir soru sormuş.  Hz. İsa’ya Hz. Musa’ya inananlar cennette gitmeyecek mi?  Siz olsanız bu soruya ne cevap verirsiniz? Bizler ne yazık ki geçmişte, Kitap Ehlinin yaptığı gibi kendimizi temize çıkartıp, hayır yalnız Hz. Muhammed’e inananlar cennete gidecek, diğerleri gitmeyecek gibi tuhaf cevaplar veririz. Hatta Kur’an’da örneği verilen, tıpkı kitap ehlinin yaptığı gibi,  Yahudi ya da Hristiyan ol ki cennete gidesin  sözlerinin bir benzerini biz Müslümanlar dan da duyarsınız. Hz. Muhammed ümmetinin büyük günahlarına şefaat edecek ve ümmeti cehennem azabı çekmeyecek demiyorlar mı? Hatırlarsanız Kur’an’da bunun birçok örneğini okumuşsunuzdur, yani geçmişte Yahudiler ve Hristiyanlarda kendilerini temize çıkartıp, karşısındaki insanlara aynen bunları söylemişlerdi. Şöyle düşünelim, bizler Hz. Muhammed’e mi inandık iman ettik diyoruz, yoksa  ONUN TEBLİĞ ETTİĞİ KUR’AN’A YANİ ALLAH’IN VAHYİNE Mİ?  Bu soru çok önemli, lütfen dikkatle düş...

Kur’an’da Geçen, MUSALLİNLERDEN Değildik Sözüyle, Bizlere Ne Anlatılıyor?

  Bu makalemde sizlerin, üzerinde dikkatle düşünmenize vesile olmak istediğim çok ama çok önemli bir konu var. Kur’an’ı tercüme ederken çok önemli bir konuda büyük hatalar yapılıyor. Ayetlerde geçen  SALAT  ya da  MUSALLİN  kelimesine, direk namaz anlamı verilerek, ayette bahsedilen çok önemli konuların anlaşılması önlendiği gibi, toplum yanlış bilgilendiriliyor. Gelin bu konu üzerinde birlikte düşünelim. Bu konumuz ile ilgili Müddesir suresinden bir örnek vermek istiyorum. Müddesir 40, 41, 42, 43:   ONLAR CENNETLER İÇİNDEDİR. GÜNAHKÂRLARA: SİZİ ŞU YAKICI ATEŞE SOKAN NEDİR? DİYE UZAKTAN UZAĞA SORARLAR. ONLAR ŞÖYLE CEVAP VERİRLER:  BİZ NAMAZ KILANLARDAN DEĞİLDİ K. (Diyanet vakfı) Bu ayetin son cümlesinde geçen   MUSALLİNLERDEN DEĞİLDİK  kelimesine, direk namaz kılanlardan değildik diye tercüme etmişler. Bu ayet genellikle böyle tercüme ediliyor. Bu tercüme ayette geçen uyarının, ikazın anlamını daralttığı gibi, verilmek istenen bilgiyi de verm...

Biz Müslümanlar Resulü Örnek Almak İstiyorsak, Resul Nasıl Ve Neye İnandıysa, Öyle İnanmalıyız.

  Biz Müslümanları Resulün adını kullanarak, öyle söz/hadislerle aldatıp Kur’an’dan uzaklaştırıyorlar ki, ne akıl nede Kur’an onaylamıyor. Onun için Allah Kur’an’da birçok ayetinde, aklınızı kullanın hala kullanmayacak mısınız gibi uyarılarda çok bulunur. İslam’ı Kur’an’dan sorgulamadan cemaat, tarikat, mezhep eksenli yaşayanlar şunu söylemekte bir sakınca görmüyorlar.  “EY MÜSLÜMANLAR! BİZLER RESULLULLAH NASIL İNANDIYSA, ASHABI NASIL İNANDIYSA ÖYLE İNANIRSAK, DOĞRU YOLDAYIZDIR. DOĞRU İTİKAT ANCAK BUDUR.»  Sizlere soruyorum, aradan 1400 yıl geçmiş, Allah’ın Resulü ve en yakınları yani ashabının nasıl İslam’ı yaşadığını nereden bileceği, ya da en doğru nereden öğreneceğiz? Günümüzde buna kefil olabilecek birisi var mı? Elbette yok diyeceksiniz. Ama diyerek, bizlere rivayet zinciri ile ulaşan hadisleri örnek gösterip, işte Resulün sözleri/hadisleri buradan öğreniriz derseniz, inanın Kur’an’dan hiç nasibinizi almamışsınız demek zorundayım. Lütfen bana kızmayınız, darılmayın ...

Gerçekleri Arıyorsak Önce Yönümüzü Kur'an'a Dönmeliyiz.

  Bizler Kur’an'ı anlamaya İslam'ı yaşamaya çalışırken, doğru bir yöntem kullanmıyorsak, büyük yanlışlar yapmamız kaçınılmaz olur.  ÖNCE YÖNÜMÜZÜ KUR’AN'A DÖNMELİYİZ. HEM DİNİMİZİ YAŞARKEN, HEMDE KUR’AN'I ANLAMAYA ÇALIŞIRKEN, REFERANSIMIZ YALNIZ KUR’AN OLMALIDIR. ÇÜNKÜ ALLAH'IN ELÇİSİNİNDE REFERANSI, ÜMMETİNE HÜKMETTİĞİ REHBER, YALNIZ KUR’AN DI.  Bunu bizzat Kur'an söylüyor. Bu durumda bizlerin farklı kaynakları referans almamız, nasıl mümkün olur?  DAHA DOĞRUSU DERSİMİZİ, SORUMLU OLDUĞUMUZ KİTAPTAN ÇALIŞMALIYIZ . Farklı kaynaklardan çalışırsak, sizce Rabbimizin huzurunda geçerli bir not alabilir miyiz? Bazı kardeşlerimizle tartışırken öyle cevaplar veriyorlar ki, yanlış inançlarına delil bulmak adına, Kur’an'ın uyarılarından çok uzak, aklın-mantığın kabul etmeyeceği cevaplar alıyorum. Kur’an'ın hiç bahsetmediği bir konuda, tedirgin olduğu ama nefsini memnun etmek için olsa gerek, bakın bana nasıl bir cevap vermiş bir kardeşimiz. Üzerinde birlikte düşüne...

İslam Toplumunda Çok Kullanılan MAHREM, NAMAHREM Konusu Üzerine.

                                                         Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu  MAHREM, NAMAHREM  konusu üzerine olacak. Bu iki Arapça kelimenin önce anlamını hatırlayalım. Mahrem İslam dininde, birbiriyle evlenilmesi yasak olan yani nikâh düşmeyen kişi anlamına gelir. Bunu Nisa suresi 23. Ayette, Rabbimiz detaylı açıklıyor. Özet olarak söylemek gerekirse birinci derece akrabalarınızla evlenemeyeceğimiz, yani mahrem olduğu bilgisini veriyor. Bunun tam tersi olan yani evlenme yasağı olmayan, evlenebileceğimiz kişilere de  NAMAHREM  denir. Gelelim bu konuda ki günümüz İslam toplumlarının, namahrem kelimesine verdiği anlama. Bizler Kur’an’ın yani Allah’ın asla hüküm vermediği konularda, mezheplerin cemaatlerin verdiği hükümlerle İslam’ı yaşamaya alıştığımız için, her konuda oldu...