Ana içeriğe atla

İsra Suresi 2. Ayet Ve Allah’tan Başka Vekil Ve Veli Edinmeyin Uyarısı.

 



Bu makalemde sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, İsra suresi 2. Ayet olacak. Bu ayette Allah yalnız biz Müslümanları değil, azgınlıkta sınır tanımayan yoldan sapmış isyankâr Yahudileri uyarmak için, Hz. Musa aracılığıyla, bakın nasıl bir ayet indirdiğini söylüyor ki, onların düştüğü hataya bizlerde düşüp aynı yanlışı yapmayalım.

İsra 2: MÛSÂ’YA KİTAB’I (TEVRAT’I) VERDİK VE ONU, “BENDEN BAŞKASINI VEKİL EDİNMEYİN” DİYEREK, İSRAİLOĞULLARINA BİR REHBER YAPTIK. (Diyanet meali)

Bu ayet TEVHİT inancının ve Allah’a olan güvenin temelini oluşturan çok önemli mesajlar barındırır. Bu ayetten çıkarabileceğimiz temel derslere gelince. AYETTE GEÇEN “BENDEN BAŞKASINI VEKİL EDİNMEYİN” EMRİ, KULUN HER TÜRLÜ İŞİNDE, SIKINTISINDA VE BEKLENTİSİNDE YALNIZCA ALLAH’A SIĞINMASI GEREKTİĞİNİ ÖĞRETİR. Gücü, parayı, insanları veya dünyevi makamları mutlak güç görmek yerine, her şeyin mutlak sahibinin Allah olduğunu idrak etmeliyiz. Allah, insanlığı başıboş bırakmamış, tarih boyunca doğru yolu bulmaları için kitaplar indirmiştir. KUTSAL KİTAPLAR SADECE OKUNMAK İÇİN DEĞİL, HAYATIN HER ALANINDA BİRER REHBER VE KILAVUZ OLARAK YAŞANMASI GEREKİR. Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an ile Hz. Musa’ya verilen Tevrat’ın özü aynıdır: TEVHİT ALLAH’IN BİRLİĞİ. Allah’ın birliğine inanmak, Onun tek elinde olan yetkilerininde, yalnız O’na ait olduğuna, hiç bir beşere verilemeyeceğini de kabul etmekle olur. İsrailoğullarına verilen bu uyarının Kur’an’da bize anlatılması, geçmiş ümmetlerin düştüğü hatalara, yani Allah’tan başkasına el açmak, yardım istemek, şefaat beklemek sözünden dönmek gibi hatalara, düşmememiz için bir ikazdır.

Allah özellikle Yahudilerden örnek veriyor, çünkü onlar azgınlıkta sınır tanımayan bir topluluktu. Sanırım bu satırları okuyunca, onların torunları da günümüzde ataları gibi azgınlıkta sınır tanımıyorlar diye düşündüğünüze eminim. Sizce Allah Yahudilere bu uyarıyı neden ve ne maksatla yapmış olabilir burası önemli. Çünkü O günkü Yahudi toplumu, Allah’ın daha önce indirdiği vahyinden sapmış, vahyi yeterli görmemiş kendilerine Allah’ın yanında güvenilecek Veliler, evliyalar edinip, onların sözleriyle çok farklı bir din yaratmışlardı.

İsra Suresi 2. ayette geçen bu uyarı, özellikle tekrar etmek istiyorum, TEVHİT yani Allah’ın birliği ve tevekkül inancını şekillendirmeyi amaçlar. Ayette geçen VEKİL kelimesiyle Allah, Hz. Musa aracılığıyla bizzat kendi hükümlerini ulaştırdığını, bunun sınırını asla aşamayacaklarını, Resulünü bu konuda REHBER yaptığını anlatır. Ayette yapılan çok önemli uyarı, SADECE ALLAH’A GÜVENMEK TEMASINI İŞLER. Ne yazık ki bu gerçeği, Müslüman toplumlar olarak bizlerde unuttuk. Bu uyarı ile güçlü krallara yada yöneticilere, putlaştırılmış insanlara veya maddi imkânlara, tanrısal bir güç atfedilmesinin önüne geçilmek istenmiştir. AYETİN ÖZÜ, ALLAH’TAN BAŞKA HİÇBİR VARLIĞIN İLAH VEYA MUTLAK KORUYUCU OLAMAYACAĞI ANLATILIYOR. Yeri gelmişken hatırlatmak isterim, İLAH kelimesi ALLAH anlamnında değildir. Yüceliği karşılığında hayrete düşülen, ona kulluk edilen, ona güvenilip sığınılan ondan yardım, şefaat istenen anlamlarına gelir. Onun için Allah, sakın kendinize aranızdan ilahlar edinmeyin, çünkü yardım edecek güvenilecek tek İlah benim diyor. Kur’an’da aynı uyarı yapılmıştır. Maddi veya manevi hiçbir gücün Allah’ın iradesinin üstüne çıkarılmaması gerektiği vurgulanmıştır. İSRAİLOĞULLARI İLE YAPILAN AHİTTE (SÖZLEŞMEDE), ONLARIN SADECE ALLAH’A KULLUK EDECEKLERİNE DAİR SÖZ ALINMIŞTIR. Bizlerde aynı sözü verdik iman ederken ve dedik ki YALNIZ SANA KULLUK EDERİZ, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ. Peki sözümüzde duruyor muyuz? Yorumunu sizlere bırakıyorum. Bu ayet, geçmişte düştükleri putperestlik gibi hataları tekrarlamamaları için Allah’ın bizlere doğrudan bir ikazıdır. Özetle ayet, İNSANIN YARATILMIŞ ACİZ VARLIKLARA BEL BAĞLAMASINI YASAKLAYARAK, HER TÜRLÜ İRADE VE YARDIMIN TEK KAYNAĞININ ALLAH OLDUĞUNU HATIRLATMAKTADIR. Bu konuyu pekiştirecek ve Allah’ın kendisinden başka VELİ otorite edinemeyeceğimizi, özellikle gösteren Kur’an’dan ayetleri hatırlayalım.

“RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN; O’NUN BERİSİNDEN BİRTAKIM VELİLERİN/EVLİYALARIN ARDINA DÜŞMEYİN. SİZ NE KADAR DA AZ ÖĞÜT ALIYORSUNUZ!”(Araf 3)

“ONLAR ALLAH’TAN BAŞKA VELÎLER/EVLİYALAR EDİNDİLER ÖYLE Mİ? HÂLBUKİ ASIL VELİ VE KORUYUCU ALLAH’TIR. ÖLÜLERİ DE O DİRİLTECEKTİR VE O’NUN GÜCÜ HER ŞEYE YETER.” ( Şura 9)

“BİLMEZ MİSİN, GÖKLERİN VE YERİN YÖNETİMİ ALLAH’IN ELİNDEDİR. ALLAH İLE ARANIZA GİRECEK BİR VELİNİZ VE YARDIMCINIZ DA YOKTUR.” (Bakara 107)

“VE SİZ O’NU NE YERDE VE NE DE GÖKTE ACİZ BIRAKICILAR DEĞİLSİNİZ VE SİZİN İÇİN ALLAH’TAN BAŞKA BİR VELÎ, BİR YARDIMCI DA YOKTUR.” (Ankebut 22)

Bu ayetler, İslam inancının temeli olan TEVHİT(ALLAH’IN BİRLİĞİ) İLKESİNİ VE KUL İLE ALLAH ARASINDAKİ BAĞI DOĞRUDAN ELE ALIR. Bu ayetlerden alacağımız derse gelince. Tek rehber Kur’an yani vahiydir. Kur’an’ın yeterli olamayacağına inanan, ALLAH’IN TEVHİT İNANCINDAN SAPMIŞ DEMEKTİR. Dinî hayatın ve doğru yolun tek meşru kaynağı Allah’ın indirdiğidir. İNSAN YAPIMI KURALLAR VEYA VAHYE DAYANMAYAN ŞAHSİ GÖRÜŞLER DİN EDİNİLEMEZ. Gerçek VELİ dost ve sığınak yalnız Allah’tır. Yani kulun gerçek hamisi, koruyucusu ve yardımcısı sadece Allah’tır. O’nun gücü her şeye yeter, ölüleri diriltecek ve evreni yönetecek tek otorite O’dur. ALLAH İLE KUL ARASINA HİÇBİR BEŞERÎ VEYA RUHANİ ARACI (veli, evliya, şeyh, din büyüğü vb.) GİREMEZ. (Bakara 107). İbadet, dua ve sığınma doğrudan ve yalnızca Allah’a yöneltilmelidir. İnsanlara körü körüne bağlanmak tehlikelidir. Allah’ın yetkilerini (kurtarıcılık, şefaat, rızık verme, gaybı bilme, koruyuculuk) insanlara yüklemek inanç açından büyük bir sapmadır. AYETLER, İNSANLARI KÖRÜ KÖRÜNE BİRİLERİNİN PEŞİNDEN GİTMEK YERİNE, AKLINI KULLANMAYA VE ÖĞÜT ALMAYA ÇAĞIRIR. (Araf 3)

Bu ayetlerin verdiği en büyük derse gelince. İNSANIN YARATICISINA HİÇBİR ARACI KOYMADAN BAĞLANMASI, SADECE O’NUN VAHYİNE UYMASI VE KULA KULLUK ETMEKTEN TAMAMEN UZAK DURMASI GEREKTİĞİDİR. Ayetlerde geçen “Allah’tan başka veli ve yardımcı yoktur” ifadesi, İslam hukukunda ve akidesinde şefaat inancının sınırlarını çizer. MUTLAK ŞEFAAT YALNIZCA ALLAH’INDIR.  İslam inancına göre cezadan kurtarma, bağışlama veya cennete koyma yetkisi tamamen Allah’a aittir. Hiç kimse Allah’a rağmen birini kurtaramaz. İslam toplumunda hatalı Şefaat Algısı vardır. Âlimler, bazı insanların tıpkı Mekke müşriklerinin putlara yaptığı gibi, “BU VELİ ZATLAR BİZİ ALLAH’A YAKLAŞTIRIR” veya “Bizi kesin kurtarır” diyerek kişilere sığınmasını Kur’an sapma olarak nitelendirir. ŞEFAAT BİR YETKİ DEĞİL, ALLAH’IN BİR İKRAMIDIR, O İKRAMDA YALNIZ ALLAH’A AİTTİR.

Kur’an imanın bireysel sorumluluk taşıdığını belirtir. Onun için her iman eden önce, imtihanı gereği  aracısız çabası nispetinde Kur’an’ı anlayarak ve üzerinde düşünerek okuması ve vahyi ilk elden tebliğ alması gerektiği vurgulanır. Elbette daha sonra araştırıp çevresine sorması ve aldığı bilgileri mutlaka Kur’an hükümleri ile karşılaştırarak onaylaması önem taşır. Dilerim cümlemiz Allah’ın gerçek doğru yolunu arayıp bulabilme çabasını gösteren ve doğru yolu bulan, ALLAH’IN AZINLIK KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Sizin İnancınızı Etkileyen, En Önemli Unsur Yalnız Kur’an’mı, Yoksa Başka Kaynaklar Da Var mı?

  Biz Müslümanların inancını etkileyen , EN ÖNEMLİ UNSUR SİZCE KUR’AN’MI? YOKSA ALLAH’IN RESULÜNE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN RİVAYET HADİSLERDE VAR MI ? Ne dersiniz? Bu sorunun doğru cevabını bulmak istiyorsak,  rivayetlerin etkisinde kalmadan önce, Kur’an’ı dikkatle Kur’an bütünlüğünde düşünerek okumamız gerekir.  Bizler bu sorunum doğru cevabını, bu yöntemle Kur’an’dan öğrenip yaşayamadığımız için, ne yazık ki imanımızdan da emin olamıyoruz. Emin olamadığımızdan, dini konuşurken bir birimize hiç ama hiç tahammül edemiyoruz, saygısızlık yapmayı tıpkı kitap ehlinin yaptığı gibi kendimize ,HAK olarak görebiliyoruz. Kendi inancından emin olan bir insan, asla karşısındaki bir insanın farklı inancından rahatsız olmaz. İnancından emin olmayan ise tedirgin olduğundan,  HIRÇIN OLUR  karşısındaki insana hakaret etmekten çekinmez. Bir Müslüman önce sorduğum sorunun doğru cevabını, Kur’an’dan arayıp bulmalıdır. Gelin bu soruyu kendimize soralım ve cevabını Kur’an’d...