Ana içeriğe atla

İslam’ı Düşünmeden, Yanlış Bilgilerin Işığında Nasıl Yaşadığımıza, Güzel Bir Örnek.


 

Benim yayınladığım bir yazıma, karşılıklı soru cevap tartışan iki arkadaşımız, birisi diğerine bakın ne diyor. Günümüz İslam anlayışının nasıl yanlış ve hatalı yaşandığına güzel bir örnek olduğu için makaleme konu olarak aldım. Ders ve ibret alana ne mutlu, atalarının inancını yaşayabilmek için, Allah’ın uyarılarını hala görmezden gelenlere, zaten sözüm yok.

“SİZ 1440 YIL ÖNCE RESUL/NEBİ MUHAMMED ZAMANINDA YAŞAYAN BİR MÜ’MİN OLSAYDINIZ; 1- ONA EY MUHAMMED DİYE Mİ, YOKSA YA RESULELLAH, YA NEBİYYELLAH DİYE Mİ SESLENİRDİN? 2- SANA BİR EMİR VERSEYDİ, MESELA SOL ELİNLE YEME, SAĞ ELİNLE YE DESEYDİ, “SEN NEBİ OLARAK EMREDİYORSAN YAPMAM, RESUL OLARAK EMREDİYORSAN YAPARIM” MI DERDİN? YOKSA İŞİTİR VE İTAAT EDERİZ DEYİP SORGULAMADAN İTAAT Mİ EDERDİN? 3- SİYER ADI ALTINDA ANLATILAN BİLGİLER İÇİNDE SAHABE DEDİĞİMİZ KİMSELERİN, MUHAMMED ONLARA ON BİNLERCE EMİR VERİRKEN; SEN BUNU NEBİ OLARAK MI, RESUL OLARAK MI EMREDİYORSUN? DEDİKLERİNİ HİÇ DUYDUN MU? (ONLAR SİZİN GİBİ NEBİ/RESUL AYIRIMINA KAÇMADAN 7/24 ONUN EMİRLERİNE AMADE İDİLER. KEŞFETTİĞİNİZ FARKLI BİR BİLGİ KIRINTISININ ÜZERİNE BÜTÜN BİR 1460 YILLIK MAZİYİ SİLMEYE GEREK YOK.”

Önce şunu söylemek isterim, hangimiz Allah’ın Resulünün döneminde yaşadık ve şahit olduk ta, bu sorulara doğru cevap verebilelim? Hiç birimiz veremez. Nakledilen rivayetlere de asla güvenemeyiz, çünkü aradan 1400 yıl geçmiş. ONUN İÇİNDE ALLAH’IN DİNİNİ YAŞARKEN, KENDİMİZE BUNA BENZER DELİL KANIT YARATMAK YERİNE, ALLAH’IN BİZLERİ SORUMLU TUTTUĞU KUR’AN’DAN DELİL, KANIT ARAMALIYIZ. Onun için Rabbimiz, sizi Kur’an’dan sorumlu tutuyorum, O’nun ipine sarılın diye uyarıyor. Bu sorular bizi doğruya değil yanlışa yönlendirir. Onun için Allah emin olmadığın bilginin ardına düşme, hesabını sorarım diyor. Bu kardeşimize ben, elimden geldiğince cevap vermek isterim. İlk önce en son sorusundan başlamak istiyorum. Allah’ın Resulünün zamanında yaşayan Müslümanlar, hatta Resulün en yakınında olanlar, arkadaşımızın söylediği gibi değil tam tersine, Hz. Muhammed yapılması için herhangi bir emir verdiğinde, ashabı en yakınında olanlar, şu soruyu Hz. Muhammed’e sormaktan çekinmiyorlarmış. “BU SÖYLEDİKLERİNİZ SİZİN ŞAHSİ EMRİNİZ Mİ, YOKSA ALLAH’IN VAHYİMİ?” Sahabeler, ashabı bu soruyu sormalarından kasıt, VAHİY ÜZERİNDE ASLA TARTIŞMA YAPILAMAYACAĞINDANDI. Bu konu ile ilgili rivayet edilen bilgiyi bakalım. Bakın rivayet diyorum, kesin delil kanıt değil. Rivayetlere çok güvenen kardeşlerimizi bile, bu rivayetler onaylamıyor.

“SAHABELER ZAMAN ZAMAN HZ. MUHAMMED’E (S.A.V.) BİR KARAR VEYA UYGULAMA KARŞISINDA “BU ALLAH’IN BİR VAHYİ Mİ, YOKSA SİZİN KENDİ ŞAHSİ GÖRÜŞÜNÜZ/STRATEJİNİZ Mİ?” DİYE SORMUŞLARDIR.

İSLAM LİTERATÜRÜNDE BU DURUMUN EN BİLİNEN İKİ ÖRNEĞİ ŞUNLARDIR:1. BEDİR SAVAŞI KONUMLANDIRMASI. OLAY: HZ. MUHAMMED ORDUYU BEDİR’DE BİR YERE KONUMLANDIRDI. SORU: HUBAB BİN MÜNZİR ADINDAKİ SAHABE, “YA RESULULLAH! BU KONAKLADIĞIMIZ YER ALLAH’IN SENİ YERLEŞTİRDİĞİ BİR YER Mİ, YOKSA BİR SAVAŞ STRATEJİSİ Mİ?” DİYE SORDU. CEVAP: HZ. MUHAMMED BUNUN KENDİ ŞAHSİ STRATEJİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ. SONUÇ: SORUN YAŞAYABİLİRİZ DÜŞÜNCESİYLE, BİR SAHABENİN TAVSİYESİ ÜZERİNE ORDU, SU KUYULARINI ARKAYA ALACAK ŞEKİLDE DAHA STRATEJİK BİR KONUMA TAŞINDI.

2. HURMA AĞAÇLARININ SULANMASI (AŞILANMASI)OLAY: MEDİNE’YE HİCRET EDİLDİĞİNDE HALKIN HURMA AĞAÇLARINI AŞILADIĞINI GÖREN HZ. MUHAMMED, BUNU YAPMASALAR DA OLABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ. SONUÇ: AŞILAMANIN DAHA DOĞRU OLDUĞU ORTAYA ÇIKIYOR VE O YIL VERİM DÜŞÜYOR. DURUM KENDİSİNE İLETİLİNCE HZ. MUHAMMED, “SİZ DÜNYA İŞLERİNİZİ BENDEN DAHA İYİ BİLİRSİNİZ” DİYEREK, BUNUN VAHİY DEĞİL ŞAHSİ BİR TAHMİN OLDUĞUNU BELİRTTİ.”

BU SORULARIN AMACI NEDİR? İTAAT SINIRI: SAHABELER VAHİY OLAN EMİRLERE KESİN, SORGUSUZ OLARAK İTAAT EDERLERDİ. İSTİŞARE KÜLTÜRÜ: RESULÜN ŞAHSİ GÖRÜŞÜ OLDUĞUNDA FİKİR BEYAN EDEBİLECEKLERİNİ BİLİRLERDİ. BEŞERİYET: RESULÜN DE DİNİ KONULAR DIŞINDA, BİR İNSAN OLARAK ŞAHSİ FİKİRLERİ OLABİLECEĞİNİ AMA GEREKTİĞİNDE ÜZERİNDE TARTIŞILACAĞINI, EN DOĞRUNUN YAPILACAĞINI GÖSTERİR.”

Buradan da anlıyoruz ki, rivayetten bizlere ulaşmış kaynaklar bile, O günkü Müslümanların Resulün en yakındaki ashabı, sahabeler, NEBİ VE RESUL ayrımını yapıyorlarmış. Çünkü onlarda biliyorlardı ki, Resulün tebliğine uymak farzdır, çünkü Nebi Allah’ın vahyini tebliğ ederken, RESULLÜK görevini yerine getiriyordu ve O tebliğe itiraz asla olamazdı. Nebi ise ona verilen makamın adıdır. Hz. Muhammed yaşadığı her an nebidir. Allah’tan aldığı vahyi tebliğ ettiğinde ise RESULLÜK görevini yapar. BU AYRIMI SAHABELER VE O GÜNKÜ İMAN EDEN TOPLUM KUR’AN’I BATIL VE HURAFEDEN UZAK HAYATLARINA GEÇİRDİKLERİ İÇİN, ÇOK GÜZEL YAPABİLİYOR VE HAYATLARINA GEÇİRİYORLARMIŞ.

Arkadaşımızın verdiği örnek çok dikkat çekici hatırlayalım. “SANA BİR EMİR VERSEYDİ, MESELA SOL ELİNLE YEME, SAĞ ELİNLE YE DESEYDİ, “SEN NEBİ OLARAK EMREDİYORSAN YAPMAM, RESUL OLARAK EMREDİYORSAN YAPARIM” MI DERDİN?” Aslında bu sorunun cevabını, Kur’an’ı dikkatle bir kez okuyan bir Müslüman verir. Çünkü Allah, sizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğim onun ipine sarılın, biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, yemin olsun ki kolaylaştırdık diyorsa Rabbimiz, Kur’an Müslümanı şunu çok iyi bilir, ALLAH’IN EMRETMEDİĞİ BİR HÜKMÜ RESULÜ VERMEZ, HATTA VEREMEZ. Verir dediğimizde yüzlerce ayete ters düşmüş, Kur’an’da çelişki yaratmış oluruz. Bu soruya, aslında yazdığım rivayet hadisler bile cevap veriyor ve onlarda böyle bir şey Resul söylemiş olsaydı, hemen Allah’ın Resulüne sorup, BU ALLAH’IN EMRİMİ YOKSA SİZİN DÜŞÜNCENİZ Mİ DİYECEKLERDİ. Bu durumda Allah’ın Resulü benim düşüncem dediğinde, konu hakkında rahatlıkla tartışma yapılacak, inanıp inanmamak serbest olacaktı, neye göre KUR’AN’A GÖRE. Çünkü Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. Aslında her şey bu kadar açık ve net, tabi zikir ehline ve anlamak isteyene.

Arkadaşımızın ilk sorusuna gelince, Resulün yaşadığı dönemde olsaydık, ona nasıl hitap edersiniz? Allah Nur suresi 63. Ayetinde, Resulümü çağırırken yani ona seslenirken, birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın diyor. Bunun nedeni, ona saygılı olmamız içindir. Şöyle düşünün, yüksek makamlı bir devlet görevlisi gördüğünüzde, nasıl arkadaşınıza hitap ettiğiniz gibi hitap etmiyorsanız, Allah Resulüme de saygılı hitapta bulunun diyor. Bu durumda ben olsam ismiyle seslenmem, “Yâ Resûlallah” ya da “Yâ Nebiyyallah” diye hitap ederdim. Arapların İslamiyet’in ilk dönemde Allah’ın Resulüne hitaplarının,Yâ Muhammed!” diye hitap ettikleri söylenir. Elbette bu hitaplar Allah’ın Resulüne saygılı olduğumuzu gösterir. Peki, Allah Resulünü bizlere tanırken, yaşadığımız özel hayatımızda, O’nun bizlerin neyi olduğunu söyler? Tekvir suresi 22. ayetinde Hz. Muhammed’in, BİZLERİN ARKADAŞI OLDUĞUNU SÖYLER.

Değerli kardeşlerim, lütfen bizlere din diye anlatılanlara değil, Allah’ın muhkem bir şekilde Kur’an’da anlattıklarının ipine sarılalım, bu Allah’ın emridir. Allah’ın ipine sarılan kurtuluşa erecek, emin olamadığımız rivayetlere inanan, kendisini inanın ebedi ateşe atma riskiyle karşı karşıya bulacaktır. Dilerim gerçek HAK olanın yolundan giden, Allah’ın azınlık kullarından oluruz. Sizce neden azınlık kullarından diyor olabilirim? Çünkü bakın kendisinin iman ettiğini zanneden genel çoğunluğun, nasıl iman ettiğini söylüyor Rabbimiz.

Yusuf 106: ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A ANCAK, ORTAK KOŞARAK İNANIRLAR. (Diyanet meali)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Sizin İnancınızı Etkileyen, En Önemli Unsur Yalnız Kur’an’mı, Yoksa Başka Kaynaklar Da Var mı?

  Biz Müslümanların inancını etkileyen , EN ÖNEMLİ UNSUR SİZCE KUR’AN’MI? YOKSA ALLAH’IN RESULÜNE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN RİVAYET HADİSLERDE VAR MI ? Ne dersiniz? Bu sorunun doğru cevabını bulmak istiyorsak,  rivayetlerin etkisinde kalmadan önce, Kur’an’ı dikkatle Kur’an bütünlüğünde düşünerek okumamız gerekir.  Bizler bu sorunum doğru cevabını, bu yöntemle Kur’an’dan öğrenip yaşayamadığımız için, ne yazık ki imanımızdan da emin olamıyoruz. Emin olamadığımızdan, dini konuşurken bir birimize hiç ama hiç tahammül edemiyoruz, saygısızlık yapmayı tıpkı kitap ehlinin yaptığı gibi kendimize ,HAK olarak görebiliyoruz. Kendi inancından emin olan bir insan, asla karşısındaki bir insanın farklı inancından rahatsız olmaz. İnancından emin olmayan ise tedirgin olduğundan,  HIRÇIN OLUR  karşısındaki insana hakaret etmekten çekinmez. Bir Müslüman önce sorduğum sorunun doğru cevabını, Kur’an’dan arayıp bulmalıdır. Gelin bu soruyu kendimize soralım ve cevabını Kur’an’d...