Ana içeriğe atla

Hakka Suresi 38-39-40-41-42-43-44-45-46. Ayetlere, Lütfen Kulak Verelim.


 

Biz Müslümanların kafasını öyle karıştırdılar ki, onları Allah ile aldatmak çok daha kolay oldu, peki neden? Çünkü Allah’ın kitabı Kur’an’ı elimizden aldılar, siz anlayamazsınız dediler ve bizlerin eline kendilerinin anladıklarını yazdıkları kitapları, Kur’an diye elimize verdiler. Böyle olunca gerçekleri ne araştıran var, nede sorgulayan. İçimize girmiş Yahudi fitnesi, ayrıca dini kullanıp çıkar sağlayanlar, İslam toplumunu istedikleri gibi yönetebiliyorlar. Çok değil şöyle bir araştırınız lütfen, kendilerini tarikat şeyhi Allah dostu veli kişi ilan edenlerin hiçbir mesleği olmadığı halde, günümüzde milyarlara hükmediyorlar. Bu tuzağa düşmeyelim diye, Rabbimiz Kur’an’da bizleri uyarıyor ve Kur’an’ı anlayarak ve üzerinde düşünerek, BİZZAT ALLAH İLE KULU ARASINA HİÇ KİMSEYİ KOYMADAN, KUR’AN’I DÜŞÜNEREK OKUYUP ANLAMAMIZI İSTİYOR. Bu makalemde de, Müslümanları aldatmaya çalışıp farklı anlamlar verdikleri bir ayeti sizlere hatırlatmak ve üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istiyorum.

Hakka 38-39-40: GÖREBİLDİKLERİNİZ VE GÖREMEDİKLERİNİZ ÜZERİNE YEMİN EDERİM Kİ, O (KUR’AN) ELBETTE DEĞERLİ BİR ELÇİNİN SÖZÜDÜR. (Kur’an yolu. Diyanet İşl.)

Bakın Rabbimiz, bir konuda yemin ederek bizlere ne söylüyor, bazı kişiler bu sözlere nasıl anlamlar veriyorlar? Aslında ayette direk Kur’an diye geçmiyor O, işaret zamiri ile işaret ettiği Kur’an’ı yani vahyi bizlere tebliğ eden Hz. Muhammed’in DEĞERLİ, SAYGIN, GÜVENİLİR BİR ELÇİNİN SÖZÜDÜR DİYOR. Hatırlatırım ELÇİNİN sözüdür, kendi sözü değil diyor. Batıl inançlarını aklayabilmek için fırsat kollayanlar, Kur’an’ı bir bütün olarak anlamaya çalışmadan parçalı ve diğer ayetlerden kopuk, hemen şunu söylüyorlar. Bakın Allah Kur’an’ın Elçinin sözü diyor, öyleyse onunda bizlere ulaşan rivayet hadisleri de, Kur’an ayetleri değerinde olup, bizleri bağlayıcıdır diyerek, inançlarına rahatlıkla kanıt yaratmaya çalışıyorlar.

Hâlbuki ayette Allah, Kur’an Hz. Muhammed’in sözüdür demiyor hatırlatırım, ELÇİMİN yani RESULÜN sözüdür diyor. Resul kelimesinin tam karşılığı ELÇİ anlamındadır. Elçinin anlamı da, ona iletilene asla hiçbir şey ilave etmeden, yani kendinden konuşmayan, yalnız Allah’ın vahyini ulaştıran  tebliğ eden anlamındadır. Onun için Rabbimiz Elçisine güven sağlamak adına tüm iman edenlere, özellikle Kur’an’ı ilk tebliğ ettiği topluma, size değerli güvenilir elçim KENDİ SÖZÜNDEN HİÇ İLAVE ETMEDEN DEĞİŞTİRMEDEN, BENİM VAHYİMİ İLETİYOR diye bilgi veriyor, ona güveni sağlıyor. Aslında bu ayetin devamında, Kur’an değerli elçimin sözüdür söyleminden neyi kast ettiğini Allah açıklıyor ve bakın neler söylüyor. Bakalım Elçisinin söyledikleri kimin sözleriymiş.

“O BİR ŞAİR SÖZÜ DEĞİLDİR. NE DE AZ İNANIYORSUNUZ! O BİR KÂHİN SÖZÜ DE DEĞİLDİR. NE DE AZ DÜŞÜNÜYORSUNUZ! O, ÂLEMLERİN RABBİ TARAFINDAN İNDİRİLMİŞTİR. O, BİZE İSNADEN BAZI SÖZLER UYDURMAYA KALKIŞSAYDI, ELBETTE ONU KISKIVRAK YAKALARDIK. SONRA ONUN CAN DAMARINI KOPARIRDIK. HİÇ BİRİNİZ BUNA MÂNİ OLAMAZDINIZ.” (Hakka 41 ve 46 arası)

Sanırım hakka suresinde Rabbimiz, bizlere Elçisini tanıtırken çok açık ve net şunu söylüyor. Elçim sizlere yalnız benim ona indirdiğim Kur’an’ı sizlere tebliğ edecek, O’na uyun çünkü O değerli, güvenilir bir Elçimdir diyor. Aslında Allah, geçmişte yapılan hataları, bizlerin günümüzde de yapacağımızı bildiği için, çok sert bir uyarı yapıyor bizlere bakın ne diyor tekrar hatırlayalım. Allah, Resulümün sizlere tebliğ ettiği Kur’an şairin, kâhinin sözü değildir diyor. Peki, kimin sözüymüş? ÂLEMLERİN RABBİ ALLAH’IN SÖZÜYMÜŞ. ALLAH’IN VAHYİ GÜVENİLİR, DEĞERLİ ELÇİNİN SÖZLERİYLE BİZLERE TEBLİĞ EDİLMİŞ. Ayetin devamında ise çok sert bir şekilde Rabbimiz bizleri uyarıp, sanki günümüzde özellikle bizleri uyarırcasına, Elçime biz vah yetmediğimiz halde, bize istinaden vah yetmiş gibi, bazı sözleri biz söylemiş gibi uydurup söyleseydi, ONU KISKIVRAK YAKALAR, DAHA SONRA ŞAH DAMARINI KESERDİK DİYOR.

Allah aşkına çok değil, zerre kadar bu ayette Rabbimizin yaptığı uyarıyı düşünün. Sizce Allah’ın Elçisi, Allah’tan bu uyarıyı aldıktan sonra, Allah’ın hükmünün dışından, tek kelime Allah’ın dinine ilave edebilir mi? Bırakın Allah’ın Elçisini, siz Allah’tan böyle bir uyarı alsaydınız, bunlarda benim dine ilavelerim ya da ayetlerin açıklamaları gibi, Kur’an’ın hiç bahsetmediği bilgileri hükümleri de verip, bunlara da uymalısınız der miydiniz? Yeri gelmişken Allah’ın Elçisine verdiği yetki ve sorumluluğu hatırlayalım. “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.”  (Kehf 56)  “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Bunca açık ayetleri tebliğ aldıktan sonra, hala atalarının inancını yaşayabilmek için bizler, ne yani Allah Resulünü postacı diye mi gönderdi, nasıl deriz? O kadar mı kör olduk, sağır olduk da aklımızı kullanmıyoruz. Demek ki Allah’ın uyardığı gibi, batılı ısrarla yaşayabilmek için, Allah’ın ayetlerini görmek duymak istemeyenlerin Allah, gözlerine perde çekiyor, kulaklarını ve kalplerini mühürlüyor muş.

Hakka suresinde, Kur’an değerli bir elçinin sözüdür uyarısına, kendi mezhep inançlarına kanıt, delil yaratabilmek için madem Kur’an Elçinin sözüdür, Elçiye ait olan rivayet hadislerde O’nun sözü olduğuna göre, onlara da Kur’an ayetleri gibi inanmalıyız diyorlar. Hatırlatırım Elçinin,  ona verilen görevi gereği asla vahye ilave etme yetkisi yok. Ne diyor Rabbimiz Elçisine, eğer bize istinaden bizim vahyimizin dışına çıkıp, size onları da iletseydi, onun canını alırdık diyor. Allah, Elçisine indirilenlerin tamamının nereden geldiğini söylüyordu hatırlayalım. “O, ÂLEMLERİN RABBİ TARAFINDAN İNDİRİLMİŞTİR” Bunca açık ayetleri hala görmezden gelip, Elçinin adına rivayet edilen ve uydurulan her söze inananlara, doğrusu benim söyleyecek hiçbir sözüm yok, çünkü onların işi Allah’a kalmıştır. Şunu da özellikle hatırlatmak isterim. Allah bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı, çünkü ondan hesaba çekileceğimizi açıkça bildirip, batıl hurafe karışmasın diye, özellikle kendi korumasına aldığını bildiriyor. “ŞÜPHESİZ O ZİKR’İ (KUR’AN’I) BİZ İNDİRDİK BİZ! ONUN KORUYUCUSU DA ELBETTE BİZİZ.” (Hicr 9)

Bu ayetten sonra hemen kendimize soralım. Allah Kur’an’ı ben koruyorum diyor. Peki, günümüze ulaşan ve Allah’ın Elçisinin söylediği iddia edilen rivayet hadisleri kim koruyor, elbette hiç kimse korumuyor. Onun için Allah bizleri uyarıyor ve emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin, hesabını sorarım diyor. Bu örnekleri verdiğimizde, atalarının batıl inancını yaşamaya ısrarla devam etmek isteyenler, Allah Kur’an’ı koruyor, Resulünün hadislerini neden korumasın onları da koruyor diyerek, kendi kendilerine delil kanıt yaratma yarışına giriyorlar. Ne yazık ki kendilerini, nefisleri aldatıyorlar ama farkında bile değiller.

Biz Müslümanların yaptığı en büyük yanlışımız, ilk önce Allah’a onun kitabı Kur’an’a güvenmemiz gerekirken, doğruluğundan emin olamayacağımız rivayetlere güvenmemizden kaynaklanıyor. Bu rivayetlerin ışığında ayetleri anlamaya çalışınca, ne yazık ki şeytanlaşmış insanların tuzağına rahatlıkla düşüyoruz. Günümüzde bizlere ulaşan ve Allah’ın Elçisine ait olduğu rivayet edilen hadisleri, Allah’ın korumadığını çok rahatlıkla anlayabiliriz. Mezhepleri lütfen araştırınız, her mezhebin doğru kabul ettiği hatta yanlış kabul edip reddettiği hadisler farklıdır. Birisinin kabul ettiğini, diğeri kabul etmez. Eğer Allah’ın koruması altında olsaydı böyle mi olurdu? Kur’an’da hiçbir değişiklik yok çünkü Allah’ın korumasında. Peki, neden insanlar farklı anlıyor? Çünkü Kur’an’ı, yine Kur’an’ın diğer ayetlerinde verdiği örneklerden, açıklamalarından yardım alarak anlamaya çalışmıyorlar da ondan. ALLAH KUR’AN’I AÇIKLAMAK BİZİM GÖREVİMİZ, NİCE ÖRNEKLERLE KUR’AN’I BİZ AÇIKLADIK Kİ HİÇ KİMSEYE MUHTAÇ OLMAYASINIZ DİYOR, AMA BİZLER KUR’AN AYETLERİNİ, RİVAYETLERİN IŞIĞINDA ANLAMAYA ÇALIŞINCA, HER MEZHEP HATTA HER KİŞİ FARKLI ANLIYOR.

Değerli dostlarım, hayatımız bir su gibi önümüzde akıp gidiyor. Her an bu dünyada ki imtihanımız sona erebilir, emanetimizi teslim edebiliriz. Onun içindir ki, lütfen imtihanımızı birilerine emanet ederek yaşamayalım, inanın hesabın görüleceği O çetin gün, çok ama çok pişman oluruz. Allah yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdık hiçbir eksik bırakmadık, Onun ipine sarılın ondan sorumlusunuz diyorsa, lütfen birilerine değil ALLAH’A GÜVENELİM ve sorumlu olduğumuz Kur’an’a, yalnız onun açıklamalarına dayanarak Kur’an’ı anlamaya ve yaşamaya çalışalım. Unutamayalım, Rabbimiz sözünde durandır. O sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum diyorsa, KUR’AN’DA TEK KELİME BİLE GEÇMEYEN HİÇ BİR ŞEYDEN SORUMLU TUTMAZ. Allah cümlemizin yardımcısı olsun.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Sizin İnancınızı Etkileyen, En Önemli Unsur Yalnız Kur’an’mı, Yoksa Başka Kaynaklar Da Var mı?

  Biz Müslümanların inancını etkileyen , EN ÖNEMLİ UNSUR SİZCE KUR’AN’MI? YOKSA ALLAH’IN RESULÜNE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN RİVAYET HADİSLERDE VAR MI ? Ne dersiniz? Bu sorunun doğru cevabını bulmak istiyorsak,  rivayetlerin etkisinde kalmadan önce, Kur’an’ı dikkatle Kur’an bütünlüğünde düşünerek okumamız gerekir.  Bizler bu sorunum doğru cevabını, bu yöntemle Kur’an’dan öğrenip yaşayamadığımız için, ne yazık ki imanımızdan da emin olamıyoruz. Emin olamadığımızdan, dini konuşurken bir birimize hiç ama hiç tahammül edemiyoruz, saygısızlık yapmayı tıpkı kitap ehlinin yaptığı gibi kendimize ,HAK olarak görebiliyoruz. Kendi inancından emin olan bir insan, asla karşısındaki bir insanın farklı inancından rahatsız olmaz. İnancından emin olmayan ise tedirgin olduğundan,  HIRÇIN OLUR  karşısındaki insana hakaret etmekten çekinmez. Bir Müslüman önce sorduğum sorunun doğru cevabını, Kur’an’dan arayıp bulmalıdır. Gelin bu soruyu kendimize soralım ve cevabını Kur’an’d...