Ana içeriğe atla

Kur’an’da Allah Zekâtı, Malımızdan Mı Yoksa Kazancımızdan Mı Vermemizi Emrediyor.


 

Bu makalemde sizleri, Kur’an’da geçen zekât, sadaka konusu üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum. Bizler her konuda olduğu gibi zekât, sadaka konusunu da genellikle mezheplerin bizlere öğrettiği bilgiler ışığında anlamaya çalışırız. Zekât kelime anlamı olarak arınmak, temizlenmek, bereket anlamlarına gelir. Hatta Bakara suresi 261. Ayetinde Allah, zekât ve sadaka vermeyi teşvik için başak tanesine benzetir ve bakın nasıl örnek verir. ALLAH YOLUNDA MALLARINI HARCAYANLARIN DURUMU, KENDİSİNDEN YEDİ BAŞAK ÇIKAN VE HER BAŞAKTA YÜZ TANE BULUNAN BİR BUĞDAY TOHUMUNA BENZER.“ Diyerek Müslümanları zekâta, sadakaya teşvik eder. Bunu daha da ileri götürüp, Bakara 245. Ayetinde bakın nasıl bir örnek verir “KİMDİR ALLAH’A GÜZEL BİR BORÇ VERECEK O KİMSE Kİ, ALLAH’TA O BORCU KENDİSİNE KAT KAT ÖDESİN”

Bakın Rabbimiz Allah’ın rızasını kazanmak için, gelirinden ihtiyacı olanlara vermeyi dağıtmayı, infak etmeyi Allah’a verilen bir borç olarak görüyor ve diyor ki, Allah’ın huzuruna geldiğinizde bunun kat kat fazlasını alırsınız. Peki, bunu insanlar gönüllü mü veriyorlar? Yoksa günümüzde mezheplerin topluma öğrettiği gibi, zekât vereceksen şu malından bu kadar, bu malından şu kadar vereceksin diye bir sınır var mı? KUR’AN’DA BÖYLE BİR LİSTEYİ, BU DÜNYADA İMTİHAN OLMANIN GEREĞİ OLARAK ASLA BULAMAZSINIZ, ama mezheplerin zekât konusuna yaptığı ilaveleri okuduğunuzda, inanılmaz bir liste görebilirsiniz. Kur’an’ın bahsetmediği hiçbir hükmün, dinin emri olamayacağından yola çıkarak, bizler bu konuda Allah ne emrediyor, bizlere öğretilen rivayetlerin etkisinde kalmadan, onu Kur’an’dan birlikte anlamaya çalışalım. Sizce vereceğimiz zekâtı, edindiğimiz mallardan mı vermemiz gerekir, örneğin evimizin zekâtı, arabamızın zekâtı kadının taktığı takı altının zekâtı gibi. Böyle olduğunu düşenlerin Kur’an’dan verdiği örneğe önce bakalım. Bu örnek daha sonra yazacağım ayetlerden çok farklı, lütfen üzerinde dikkatle düşünelim.

Tevbe 103: ONLARI ARINDIRMAK VE TEMİZE ÇIKARMAK ÜZERE, MALLARINDAN SADAKA AL! BİR DE ONLAR İÇİN DUA ET; ÇÜNKÜ SENİN DUAN ONLARA HUZUR VERİR. ALLAH HER ŞEYİ ÇOK İYİ İŞİTMEKTE VE BİLMEKTEDİR. (Kur’an yolu Diyanet işl.)

Bakın ayette Allah Resulüne bir emir veriyor ve diyor ki, iman eden kullarımdan, onları arındırmak ve temizlemek için onların MALLARINDAN SADAKA AL. Aslında bu ayet zekât ve sadaka konulu diğer ayetlerden çok daha farklı. Allah’ın Resulü neden toplayacak? Çünkü diğer zekât ve sadaka konulu ayetlerde hiç kimsenin toplamasından bahsedilmediği gibi, herhangi bir sınırda konmamıştır, mecburiyet te yoktur. Onun için zekât Allah tarafından teşvik edilir, makalemin ilk bölümünde örneklerini vermiştim. Bu ayette de mallarınızdan sadaka al sözünden, GELİR GETİREN MALLARININ KAZANDIKLARINDAN AL DİYE ANLAMALIYIZ. YOKSA GELİR GETİRMEYEN BİR MALIN NERESİNDEN ALACAKSIN. ÖYLE OLSA O MAL SÜREKLİ EKSİLİR. Şöyle düşünün lütfen, bir kadın kolundaki bileziğin zekâtını vermelidir dersek, o bilezikler gelir getirmeyip kadının garantisi olduğundan, sürekli azalır. Sizce Resulün topladığı bu sadaka ne olabilir? Bakın ayette zekât topla demiyor, sadaka topla diyor. Zekât ve sadaka aslında farklı anlamda değildir, her ikisi de Allah’ın rızasını kazanmak için olmayanlara vermek infak etmektir. DEMEK Kİ AYETTE GEÇEN SADAKALARIN ÖZELLİKLE TOPLANMASINI RESULÜNDEN İSTİYORSA ALLAH, BU SADAKALAR DEVLETİ YÖNETEN RESULÜN İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA, HEM DEVLETİ YÖNETMEK HEMDE İHTİYACI OLANLARA VERMEK İÇİN TOPLANAN, VERGİDEN BAŞKA BİR ŞEY OLAMAZ. Dikkat ettiyseniz özelikle MALLARINDAN ALINMASINI, YANİ HER AİLENİN ZENGİNLİĞİNE GÖRE AYRI BELİRLENEREK tespit edilmesini ve öyle alınması emri veriliyor. Bu ayet sanırım yanlış anlaşıldığından, zekâtın yılda bir kez mallarından verileceği, mezhepler tarafından topluma kabul ettirilmiş olabilir. Çünkü Zekât, her zaman verilmesi gereken emirdir. Ama Resulün devletin ihtiyacı olduğunda topladığı ve herkesin malının ölçüsü değerinde alınan bu sadakanın, verginin yılda bir ya da gerektiğinde toplanması çok normaldir. Bu durumda Kur’an’ın diğer ayetlerinde geçen zekât ile hiçbir ilgisi olmadığını görüyoruz. Sadaka konusunda geçen bir ayeti daha hatırlayalım.

“SADAKALAR, ALLAH’TAN BİR YÜKÜMLÜLÜK OLARAK, YOKSULLARA, DÜŞKÜNLERE, BU KONUDA ÇALIŞAN GÖREVLİLERE, SEMPATİZANLARA, KÖLELERİN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN, BORÇLULARA, ALLAH YOLUNA VE YOLDA KALMIŞLARA VERİLMELİ. ALLAH BİLENDİR, BİLGEDİR. (Tevbe 60)

Bakın yine burada, sadaka konusuna açıklama getiriyor ve Allah’tan bir yükümlülük olarak yoksullara, düşkünlere ve SADAKA TOPLAMAKLA GÖREVLİ OLAN KİŞİLERE VERİLECEĞİNİ BİLDİRİYOR. Bu iki ayeti birlikte düşündüğümüzde, Allah’ın Resulünün o devrin koşullarına göre tespit edip, malları oranında belirlediği bir vergiden bahsediliyor dememiz yanlış olmaz. Enam suresi 141. Ayetinde şöyle geçer. Çardaklı ve çardaksız bahçeler meydana getiren, tatları birbirinden farklı hurmalar ve ekinler, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinler ve narlar yaratan O’dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasat gününde de hakkını verin.” Bu ayette geçen hasat gününde hakkını verin sözlerinden, bakın ayette malınızdan yoksulun hakkını verin diye anlamışlar. Hâlbuki bu ayette bahsedilen kazancınızdan olmayana hayır olarak verin anlamındadır. Dikkat ettiyseniz hiç kimse sizden almıyor ve siz herhangi bir ölçüyle değil, gönlünüzden kopanı veriyorsunuz. Aynı uyarılar İsra 26, Rum 38. Ayetler. Zariyat suresi 19. Ayetinde şöyle geçer. “ONLARIN MALLARINDA İSTEYEN VE İSTEMEYEN YOKSULLAR İÇİN BİR HAK VARDI.” Mal kelimesi, gelir getiren her şeye denir. Rabbimiz bu ayetinde de çok açık mallarınızın kazancından, yoksulunda bir payı vardı onu unutmayın diyor. Hatırlatmak isterim, asla hiçbir ölçü ve sınır koymadan özgürce insanların imtihanı gereği kendilerinin vermesini istiyor. Tevbe 103. Ayetinde ise Allah, Resulünün bizzat mallarının kazancından al diyor. Mallarından al demekle aslında şunu söylüyor. Kazançlarının ölçüsü oranında al. Bu konu, Tevbe suresi 60. Ayette de tekrar ediliyor. Allah’ın Resulünün mallarından sadaka al ayetinden, o gün benim söylediğim şekliyle anlaşılmış ki, bakın rivayetlerde bu konu nasıl gerçekleştirildiği anlatılır. Ölçüyü o günün şartlarında konulduğu anlaşılıyor.

6516 – Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “BEŞ DEVEDEN AŞAĞI MAL İÇİN ZEKÂT YOKTUR. Beş okiyyeden az (gümüş için de) zekât yoktur. Beş vask miktarından az olan (hurma, üzüm ve hububat) için de zekât yoktur.”

6521 – Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekât verilmesini teşri buyurdu: “BUĞDAY, ARPA, HURMA, ÜZÜM VE DARI.”

6514 – İbnu Ömer ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma’nın anlattığına göre: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, HER YİRMİ DİNAR VE DAHA FAZLASI İÇİN YARIM DİNAR (ZEKÂT) ALIRDI, KIRK DİNAR İÇİN DE BİR DİNAR (ZEKÂT) ALIRDI.

Sizlerinde çok açık anladığınız gibi, Allah’ın Resulü, devleti yönetirken ihtiyaçları görebilmek için, gelirleri ölçüsünce onlardan VERGİ TOLUYOR. Gelelim Kur’an’da geçen zekât, infak konusuna. Ayetler üzerinde dikkatle düşünelim, Allah zekât ve sadaka yani Allah yolunda yapacağımız hayırlarımızda herhangi bir ölçü sınır koymuş mu, BİZLERE BIRAKIP KAZANCIMIZDAN MI YOKSA DAHA ÖNCE EDİNDİĞİMİZ MAL VE MÜLKÜMÜZ ÜZERİNDEN Mİ ZEKÂT VERECEĞİZ ona bakalım.

EY İMAN EDENLER! KAZANDIKLARINIZIN İYİLERİNDEN VE YERDEN SİZİN İÇİN ÇIKARDIKLARIMIZDAN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN. KENDİNİZİN GÖZ YUMMADAN ALICISI OLMAYACAĞINIZ BAYAĞI ŞEYLERİ VERMEYE KALKIŞMAYIN VE BİLİN Kİ ALLAH, HER BAKIMDAN ZENGİNDİR, ÖVÜLMEYE LÂYIKTIR. (Bakara 267)

“YİNE SANA İYİLİK YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. “İHTİYAÇ FAZLASINI” DE. ALLAH, DÜŞÜNESİNİZ DİYE SİZE ÂYETLERİNİ BÖYLE AÇIKLIYOR.” (BAKARA 219)

“SALÂTI YERİNE GETİRİN, ZEKÂTI GERÇEKLEŞTİRİN; KENDİNİZ İÇİN HAYIR OLARAK NE SUNMUŞSANIZ ALLAH KATINDA ONU BULACAKSINIZ. ALLAH, YAPTIKLARINIZI GÖRENDİR.” (Bakara 110)

“SANA ALLAH YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. DE Kİ: “HAYIR OLARAK NE HARCARSANIZ O, ANA-BABA, AKRABA, YETİMLER, FAKİRLER VE YOLDA KALMIŞLAR İÇİNDİR. HAYIR OLARAK NE YAPARSANIZ, GERÇEKTEN ALLAH ONU HAKKIYLA BİLİR.” (Bakara 215)

 “ONLAR, SALATI İKÂME EDEN VE KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİMİZ ŞEYLERDEN İNFAK EDENLERDİR.” (Enfal 3)

“EY İMAN EDENLER! HİÇBİR ALIŞVERİŞİN, HİÇBİR DOSTLUĞUN VE HİÇBİR ŞEFAATİN OLMADIĞI KIYAMET GÜNÜ GELMEDEN ÖNCE, SİZE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN. İNKÂR EDENLER İSE ZALİMLERİN TA KENDİLERİDİR.” (Bakara 254)

“ONLAR RABLERİNİN RIZASINI İSTEYEREK SABREDEN, SALATI YERİNE GETİREN, KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİMİZ ŞEYLERDEN GİZLİ VE AÇIK OLARAK (ALLAH YOLUNDA) İNFAK EDEN (VEREN) VE KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVAN KİŞİLERDİR. İŞTE ONLAR VAR YA, (DÜNYA) YURDUNUN (GÜZEL) SONU SADECE ONLARINDIR.” (Rad 22)

Allah yolunda bizlerin, neler harcayacağımızı nasıl zekât verip infakta bulunacağımızı, ayetlerinde çok açık bildiriyor. Makalemin başında Tevbe suresi 103. Ayetinde, Allah’ın Resulünün bizzat topladığı ve MALLARININ ÖLÇÜ kabul edilip belirlendiği bir sadakadan bahsediliyordu. Yazdığım zekât, infak konulu ayetlerin tamamında ise çok farklı bir zekâttan bahsediliyor. MALLARINDAN DEĞİL, KAZANDIKLARINDAN ZEKÂT VERİLMESİ İSTENİYOR. Mantıkta zaten onu gerektirir. Malın vardır ama gelir getirmiyordur, onun zekâtı mı olur? Gelir getiren bir malın olacak ki, ondan kazandığının zekâtını, Allah yoluna harayacaksın. Ayetleri hatırlayalım. “KAZANDIKLARINIZIN İYİLERİNDEN VE YERDEN SİZİN İÇİN ÇIKARDIKLARIMIZDAN, ALLAH YOLUNDA HARCAYIN.(Bakara 267) “İHTİYAÇ FAZLASINI VERİN” (Bakara 219) “KENDİNİZ İÇİN HAYIR OLARAK NE SUNMUŞSANIZ, ALLAH KATINDA ONU BULACAKSINIZ.” (Bakara 110) “SANA ALLAH YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. DE Kİ: “HAYIR OLARAK NE HARCARSANIZ O.” (Bakara 215) “KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİMİZ ŞEYLERDEN İNFAK EDENLERDİR.” (Enfal 3) “SİZE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN.” (Bakara 254) “KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİMİZ ŞEYLERDEN GİZLİ VE AÇIK OLARAK İNFAK EDİN.” (Rad 22)

Dikkat ettiyseniz, Allah yolunda harcayacaklarımız yani zekât ve sadakalarımızı verirken bizler, gönüllük esasına göre vereceğimizi ve verdiğimiz zekât sadakalarımızı da, kazancımızdan vermemiz gerektiği, çok açık anlaşılıyor. Bakara 215. Ayet Allah yolunda harcayacaklarımın nasıl gönüllü olduğunu açıklıyordu tekrar hatırlayalım. “SANA ALLAH YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. DE Kİ: “HAYIR OLARAK NE HARCARSANIZ O.”

Değerli dostlarım, Kur’an hükümlerini doğru anlayabilmek için, hiç bir etki altında kalmadan,  bizler gereken çabayı gösterip doğru araştıralım. Elbette bizlerde insanız hata yapabiliriz, ama çabalarımız nispetinde inanın bir gün yanlışlarımızı fark edip, düzelteceğimizi lütfen unutmayalım. Bu çabayı göstermediğimizde ise, hiçbir zaman yanlışlarımızı fark etme imkânımız olmayacağını da bilelim. Bunu da doğru yapabilmek için, her zaman söylediğim gibi, önce kafamızdaki yanlış, batıl hurafe bilgilerden kurtulalım, tertemiz düşüncelerimizle Kur’an’ı okuyup anlamaya çalışalım ki, gerçeklerle buluşabilelim. Dilerim bu çabanın içinde olan, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz. Çok güzel bir ata sözümüz vardır. NE VERiRSEN ELİNLE, O GELİR SENİNLE.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

  1. Allah razı olsun hocam. Ne güzel ifade ettin.
    Dünyada insanların durumu, İslam coğrafyalarının perişan hali acı verir bana...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Dualarımızda Geçen Âmin Sözcüğünün Ana Kaynağı.

Biz Müslümanlarda okuma, araştırma ve sorgulama özelliği çok fazla gelişmediği için, din adına anlatılanları ve öğretilenleri de hiç sorgulamadan hayatımıza geçiriyoruz. Onun içinde büyük hatalar yapmamız kaçınılmaz oluyor. Bugün, üzerinde belki de hiç düşünmediğimiz ve araştırmadığımız bir konu üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bizler dualarımızın, yada olmasını istediğimiz bir şeyin, Allah’tan isteğimizin bir onayı anlamında kullandığımız,  AMİN  kelimesi üzerinde olacak. BİLİYOR MUSUNUZ BİLMİYORUM AMA ÂMÎN SÖZCÜĞÜ KUR’AN’DA BU ŞEKLİYLE KULLANDIĞIMIZ ANLAMDA, YANİ KABUL ET ALLAH’IM ANLAMINDA HİÇ GEÇMEZ.  Bu kelimenin Kur’an’da geçmediğini gönül rahatlığıyla söyledikleri halde, bakın bu kelimeye delil, kanıt nereden buluyorlar her zaman yaptıkları gibi. Din işleri yüksek kurulunun bu konu ile ilgili yazdığı bir bölümü sizlere yazmak istiyorum, bakın AMİN kelimesine delil ve kanıt neler gösteriliyor.   “Âmîn”, Yüce Allah’ın k...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...