Ana içeriğe atla

Hadislerin Kur’an’a Arzı Ve Kur’an’da Bulunmayan Hadisler Konusu.



Bir kardeşimiz, bana şöyle bir soru sormuştu, hangi hadisin doğru olup olmadığını nasıl bileceğiz, Kur’an'da bahsi geçmeyen konulardaki hadislerin durumu ne olacak. Aslında sorunun cevabı çok zor değil. Yeter ki Kur’an'ın eğitiminden, gerektiği ölçülerde geçelim, Kur'an ile buluşalım. Kur'an'da olmayıp, bizlere dinin emridir diye öğretilenler günümüzde o kadar güç kazanmış ki, bazı gerçekleri kabullenmek çok zor geliyor, çünkü HAK OLANIN YERİNİ, BATIL ALMIŞTA ONDAN. Unutmamamız gereken önemli konu, ALLAH'IN KUR'AN'DA AÇIKLADIĞI, HÜKÜM VERDİKLERİNİN DIŞINDA OLAN KONULAR, DİN ADINA BİZLERİ İLGİLENDİRMEYEN KONULARDIR.  ÇÜNKÜ ALLAH NASIL BİR HÜKÜM VERMİŞTİ. "SİZLERİ KUR'AN'DAN SORUMLU TUTUYORUM." Bu kadar basit aslında bu konu, elbette Kur'an ışığında düşünene aklını kullanana.

Kur'an'da geçmeyen bahsi dahi olmayan konular, geleneklerin mezheplerin etkisiyle sonradan inancımıza girmiş, beşeri ilavelerdir diyebiliriz. Bunlar din değildir. Din, Allah katından gelendir, bunu Kur'an bizzat ayetinde söylüyor. Bu ilaveler doğru bilgiler veriyor ve dini zorlaştırmıyor ve Kur'an bu bilgileri onaylıyorsa, bir sorun yok demektir. Ama Allah'ın kolaylaştırdığı dini zorlaştırıyor, Allah'ın ayetlerine ters düşerek, toplumun dini yanlış anlamasına sebep oluyorsa, bizler için sakıncalıdır. Hele hele Allah'ın haram demediği bir şeye, bunlarda haramdır deniyorsa, işte o zaman günahların en büyüğünü işlemiş oluruz. Allah Kur’an'ı, yemin olsun ki sizler için kolaylaştırdım der. ALLAH'IN KOLAYLAŞTIRDIĞINI, HİÇ KİMSE İLAVELERLE ZORLAŞTIRAMAZ. Böyle davranışlar bizlerin, inancımızda yolumuzdan sapmamızı sağlar. Allah bir ayetinde ne diyor ve uyarıyordu, sakın Kur'an'ın sınırlarını aşmayın, kafirlerden olursunuz. 

ALLAH'IN RESULÜDE ÜMMETİNE, YALNIZ KUR'AN İLE HÜKMETME GÖREVİ ALDIĞINA GÖRE, RESULÜN ASLA KUR'AN DIŞINDAN, DİN ADINA KONUŞMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR, KONUŞTUĞUNU SÖYLEMEK İFTİRADIR. Çünkü Allah açıkça sizleri Kur’an'dan sorumlu tutuyorum demiştir. ELÇİSİNEDE, SANA İNDİRDİĞİMLE ONLARA HÜKMET DİYE, APAÇIK EMRİNİ VERMİŞTİR. Böyle bir hüküm veren Rabbimiz, Kur’an'da bahsedilmeyen bir konudan, bizleri sorumlu tutar mı?

Kur’an'da olmayan, bahsedilmeyen bir meselenin, din adına hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Bunlar beşeri konulardır, yaşadığımız toplumun kanunları ile çözümlenir.  Zamanla toplumun gelişmesi ve ilmin ilerlemesi ile de, kanunlarda değişkenlik arz eder. Kur’an toplumu, tek bir çerçeve içine sokan ve sıktıkça sıksan bir anlayış içinde değildir. Kur’an temel yaşam kanunlar kuralları koyar ve bunlara uyulmasını ister, bizlere tavsiyelerde bulunur. BU KURALLARIN YANİ KUR'AN'IN DIŞINDA KALANLAR, BİZLERİN SERBEST ALANLARIDIR, DİN ADINA BAĞLAYICILIĞI YOKTUR. OLDUĞUNU SÖYLEMEK, ALLAH'A VE ELÇİSİNE İFTİRADIR. 

Çağın gereği ortaya çıkan farklı sorunlar, toplumun ihtiyacı doğrultusunda, devleti yönetenler tarafından, kanunlar koyarak düzene sokulur, buna din yani Kur’an özellikle karışmamıştır, çünkü Kur’an her çağa ve her topluma uyacak şekilde hitap eder. DİNİN DIŞINDA, YAŞANTIMIZDAKİ BAZI KONULAR, ÇAĞIN GEREKLERİ DOĞRULTUSUNDA ZAMANLA DEĞİŞKENDİR, TOPLUMLAR TARAFINDAN DEĞİŞTİRME GEREĞİ DUYULUR. Ama Allah'ın din ve iman adına Kur'an'da koyduğu sınırlar, asla değişmez. Çünkü Kur’an tüm zamana hitap eder, ONUN İÇİNDİR Kİ ALLAH YAŞANTIMIZIN GELİŞEN EVRELERİNE KARIŞMAMIŞ, MÜDAHALE ETMEMİŞTİR. Hz. Muhammed hem Allah'ın elçisiydi, hem de devleti, toplumu yöneten bir liderdi. Devleti yönetirken, o günkü toplumu yönetmek için, çağın gerekleri doğrultusunda kanunlar çıkarmış, vergiler koymuştur. Çıkartılan kanunlarda sabit değil, değişkendi. 

Örneğin Allah'ın Resulü bir şey söylediğinde, en yakınındaki ashabı kendisine, BU SÖYLEDİĞİN ALLAH EMRİ Mİ, YOKSA SENİN SÖZLERİN Mİ DİYE SORARLARMIŞ. Bu konu çok önemli, o günkü toplum bunu gereği gibi yapmış, VAHİY İLE RESULÜN SÖZ VE DÜŞÜNCELERİNİ ASLA KARIŞTIRMAMIŞ, AYIRMIŞLARDIR. Çünkü din ayrı bir şeydir ve yalnız Allah'ın ayetleridir, hükmü yalnız Allah verir. Beşeri hükümler devletin kanunlarıdır din ve inançla ilgisi yoktur. Resulün devlet başkanı olarak çıkaracağı kanunlarda, gerektiğinde o konuyla ilgili daha bilgili kişilere danışır ve öyle kanunlar çıkartmıştır. Allah zaten devleti yönetenlere, şuraya danışın emrini vermiştir. Allah'ın Resulünün toplum ile ilgili bazı konularda, daha önce verdiği emirleri değiştirdiğini de görüyoruz. 

Örneğin hurma ağacına önce aşı yapmayın, bunun doğru olacağını sanmıyorum demiş ve toplumda hurma ağacına aşı yapmamışlardır. Belirli bir müddet sonra, istedikleri kadar verim alamadıklarında, tekrar Allah'ın Resulüne gidip konuyu anlattıklarında, demek ki yanılmışım o zaman aşı yapmaya devam edin demiştir. Dinden çıkma konusuna gelince. Yaşadığımız ülkenin kanunları vardır. Bu kanunlara uymazsanız, suçlu sayılır ve tutuklanırsınız, ceza alırsınız. Dinde aynıdır. Dinin kanunları Kur’an'dır. Hiç kimsenin, Allah'ın dinine ilave yapamayacağını Kur'an çok açık bildiriyor, ama ne duyan var nede duymak isteyen. Daha doğrusu Kur’an bunu söylüyor ve diyor ki, SİZLERİ KUR’AN'DAN SORUMLU TUTUYORUMDevleti yönetenler Kur'an'ın bahsettiği konular dışında, din adına farklı hükümler getiremez. Allah'ın Resulünün dahi, dinde hüküm koyamayacağını Kur'an'ı okuyan her Müslüman bilir. Yöneticilerin görevi asla dinde zorlama yapmadan, tüm toplumun kendi inancını imtihanını, özgürce yaşamasını sağlamaktır. Böyle olunca da dinin sınırlarının, Kur’an olduğunu açıkça anlıyoruz. 

Kur’an'ın sınırlarını aşana ve bunda ısrar edene, Allah KÂFİR diyor Kur'an'da. Bunu dinden çıkmak olarak mı anlarsınız, tabi bu kişiye göre belki değişebilir. Doğrusunu Allah bilir. Şöyle düşünebilirsiniz, bir insan dinden çıkabilir ama geri dönme şansı vardır. Bu düşünceye katılırım, tabi geri dönmek için önce şeytandan ve şeytanlaşmış insanların vesveselerinden onların  dayattığı batıldan, hurafeden kurtulmak gerekir. En akıllıca olanı zoru, riskli olanı değil hak olanı seçerek, yalnız Kur’an'ın ipine sarılmalı ve Allah'ın bahsetmediklerini de din diye kabul etmemelidir. Çünkü geri dönüşü imkânsız olabilir. Batılda ısrar edenin, gözlerine perde çeken, gönüllerini mühürleyen Rabbin uyarısını, lütfen unutmayalım. Hatırlayınız lütfen, Allah bizlerin nereye sarılmamızı emrediyordu? YALNIZ VE YALNIZ KUR’AN IN İPİNE. Bu konu ile ilgili, doğruluğundan hiç şüphe etmediğim her zaman örneğini verdiğim, birkaç rivayet hadis nakletmek istiyorum. Çünkü bu sözler/hadisler Kur’an'ın onayından geçiyor. Müslüman her sözü/hadisi önce dinler, zikir ehli olduğundan Kur'an'ın onay verdiğine inanır.

Allah bazı farizalar vazetmiştir, onları aşmayın. Bazı hadler koymuştur, onlara yaklaşmayın. Bazı şeyleri haram kılmıştır, onları yapmayın. BAZI ŞEYLERİ DE UNUTMAKSIZIN SİZE RAHMET OLMASI İÇİN HATIRLATMAMIŞTIR, ONLARI DA ARAŞTIRMAYIN. 
Mahmud Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, sayfa 403 

Ey insanlar ateş tutuşturuldu ve karanlık gecenin parçaları gibi fitneler yakınlaştı. Allah’a yemin ederim ki aleyhimde tutunacak bir şeyiniz yoktur; KURAN’IN HELAL KILDIKLARI DIŞINDA BİR ŞEYİ HELAL KILMADIM. KURAN’IN HARAM KILDIKLARI DIŞINDAKİLERİ DE HARAM KILMADIM. 
İbni Hişam Siret 4 sayfa 332 

ALLAH’IN KİTABINDA HELAL KILDIĞI HELAL, HARAM KILDIĞI HARAMDIR. HAKKINDA SUSTUĞU İSE SERBESTTİR. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir. 
Ebu Davud K. Etime 39/Tırmizi K. Libas 6 İbni Mace K. Etime 60/ El-Müracaat sayfa 20 

Bazı kardeşlerime, bu örnekleri verdiğimde, siz işinize gelen hadisleri alıyor, işinize gelmeyenleri almıyorsunuz diyorlar. Çok doğru, işime gelen derken, elbette keyfime göre değil, Kur’an'ın onayından geçen hadisleri kabul ediyor, Kur’an'ın hiç bahsetmediği, hüküm vermediği onaylamadığı sözleri/hadisleri de asla kabul etmiyorum. Bunu yapmamızı hem Kur’an yani Allah emrediyor, hem de Allah'ın Resulü bizleri uyarıyor da ondan. Peki, neden kabul etmiyorum, işte burası çok önemli. ÇÜNKÜ ALLAH'A VE RESULÜNE İFTİRA ATMAKTAN KORKUYORUM. Bakın Allah'ın Resulü bizleri nasıl uyarmış.

"BENİM ÜZERİME SÖYLENEN YALAN, BİR BAŞKASI ÜZERİNE SÖYLENEN YALAN GİBİ DEĞİLDİR." 

"HER KİM Kİ, BEN SÖYLEMEDİĞİM HALDE, BU SÖZÜ RESUL SÖYLEDİ DESE, BUYURSUN KENDİNİ CEHENNEMDEKİ YERİNE HAZIRLASIN."

Allah'ta bu uyarılan benzerini Kur'an'da yapıyor. İşte ben Allah'ın bu uyarılarından irkiliyorum ve bu konularda ki dikkatim, itinam bundandır. Yine Yüce Rabbimiz bir ayetinde, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin diye, bizleri bakın nasıl uyarmıştı.

İsra 36: HAKKINDA BİLGİN BULUNMAYAN ŞEYİN ARDINA DÜŞME. ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE GÖNÜL, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLUDUR. (Diyanet vakfı meali)

Allah emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin diyor, ama bizler bir rivayete göre diye başlayan, Allah'ın bizleri sorumlu tuttuğu kitabında, tek kelime bile bahsetmediği rivayet ve sanı bilgilere inanmakta hiç bir sakınca görmüyoruz. İŞTE BUNA, CAHİL CESARETİ DENİR. Ondan sonrada bu bilgileri Kur’an da görmediğimizde, öyle bir tavır alıyoruz ki, demek ki yalnız Kur’an ile İslam yaşanmıyormuş deyip, işin içinden çıkıyoruz. Hatta insanların yazdığı kitapları, Kur'an'ın üstünde tutuyor bu bilgiler olmasaydı Kuran anlaşılmaz, KAPALI KALIRDI DEME GAFLETİNE BİLE DÜŞÜYORUZ. Çünkü Kur'an'ı herkes anlayamaz, her bilgi detay Kur'an'da yoktur diyerek, bir kenara kaldırıyoruz da ondan. Böyle olunca da, araya şeytanın ve şeytanlaşmış insanların girmesi çok kolay oluyor. Allah bizleri affetsin.  

BİZ MÜSLÜMANLARIN GÖREVİ, KUR’AN'DA MEVCUT OLANLARI SAVUNMAK VE HAYATIMIZA GEÇİRMEK OLMALIDIR. Bunları söyleyince hemen şunu söylüyorlar. Hadi kıl bakalım bugün kıldığın namazı Kur'an'a göre. Bugün kıldığımız namaz, ne yazık ki rivayetlerin ve mezheplerin ilaveleri ile şekillenmiştir. Bizlerin hatası, ellerimizle bizlerin şekillendirdiği namazı, Kur'an'da arıyoruz. Halbuki şöyle dememiz gerekmez mi, madem Allah biz kitapta hiç bir eksik bırakmadık, yemin olsun ki kolaylaştırdık nice örneklerle açıkladık Onun ipine sarılın Kur'an'ın sınırlarını aşmayın, SİZLERİ KUR'AN'DAN SORUMLU TUTUYORUM DİYOR, BU DURUMDA ALLAH NE KADAR AÇIKLAYIP DETAY VERDİYSE KUR'AN'DA, BİZLER ONUNLA YETİNİP HAYATIMIZA GEÇİRMELİYİZ, NEDEN DEMİYORUZ? Çok üzgüm ama söylemek zorundayım ÇÜNKÜ BİZLER ALLAH'A GÜVENMİYORUZ. Bu hatamızın acısını mahşer günü, çoookk ama çoook çekeceğiz, hatırlatırım. Biz Müslüman toplumunda bu hatamızı itiraf edip, HAKKA DÖNECEK CESARET ne yazık ki yok.  Bu yanlışları devam ettirdiğimiz sürece, RABBİMİZDE DUALARIMIZA KARŞILIK VERMEYECEKTİR, LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM. Böylece sonu görülmeyen, dipsiz bir kuyuya kendimizi bırakıyoruz. Ama tehlikenin farkında değiliz. Ömür çok kısa, geldi ve geçiyor. Lütfen onun için emin olmadığımız bilgileri savunmak, yaşamak kendimizi tehlikeye atmak yerine, gelin emin olduğumuz FURKAN ın çizdiği yoldan gidelim. Allah, Ali İmran 103. ayetinde bakın bizleri nasıl uyarıyor.

"HEP BİRLİKTE ALLAH’IN İPİNE (KUR’AN’A) SIMSIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN."

Bu ve benzeri yüzlerce ayete iman ettik dediğimiz halde, ALLAH'A KARŞI SÖZÜMÜZDE DURMADIK. Yanlışını görüp, yalnız Kur'an'a sarılarak İnancını yaşayanlara ne mutlu. 

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Dualarımızda Geçen Âmin Sözcüğünün Ana Kaynağı.

Bizlerde okuma, araştırma ve sorgulama özelliği çok fazla gelişmediği için, din adına anlatılanları ve öğretilenleri de hiç sorgulamadan hayatımıza geçiriyoruz. Onun içinde büyük hatalar yapmamız kaçınılmaz oluyor. Bugün, üzerinde belki de hiç düşünmediğimiz ve araştırmadığımız bir konu üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bizler dualarımızın, yada olmasını istediğimiz bir şeyin, Allah' tan isteğimizin bir onayı anlamında kullandığımız,  AMİN  kelimesi üzerinde olacak.   BİLİYOR MUSUNUZ BİLMİYORUM AMA ÂMÎN SÖZCÜĞÜ KUR’AN'DA BU ŞEKLİYLE KULLANDIĞIMIZ ANLAMDA, YANİ KABUL ET ALLAH'IM ANLAMINDA HİÇ GEÇMEZ.  Bu kelimenin Kur'an'da geçmediğini gönül rahatlığıyla söyledikleri halde, bakın bu kelimeye delil, kanıt nereden buluyorlar her zaman yaptıkları gibi. Din işleri yüksek kurulunun bu konuda ile ilgili yazdığı bir bölümü sizlere yazmak istiyorum, bakın AMİN kelimesine delil ve kanıt neler gösteriliyor.   “Âmîn”, Yüce Allah’ın kabul et...