Ana içeriğe atla

Din Adına Orta Yolu Bir Türlü Bulamadık.


Bizler her konuda olduğu gibi, ne yazık ki dini konularda da orta yolu bir türlü bulamıyoruz. Tabi bunun nedeni aslında, Allah'ın Kur’an'da bizlere verdiği öğütlerden habersiz olmamız ve de din adına bölünmüşlüğümüzün etkisiyle, bir birimize saygımızın olmaması çok etken olmuştur. Bir okurum sitemde bulunan resimde, Allah isminin yanında Resulünün, elçisinin de isminin olmasına itiraz ederek, bakın bana verdiği cevabında neler yazmış. 
 
“Bu sayfanızda Allah'ın yanına, neden başka şeyler ya da kişiler koyma gereği duydunuz? Resuller arası ayrımcılık yapılmaması adına yığınla ayet varken.. Neden Muhammed Nebi? Neden başka nebileri koymadınız? Mesela üç hak dinin babası İbrahim'i yada Allah ile konuşan Musa'yı, İsa'yı ve diğerlerini..? Allah'ın yanına; inanç sistemi olarak da, görsel olarak da hiç kimse, hiçbir şey konmamalı.. Hele de birçok ayeti ihlal ederek asla (!).”
 
Bu sözleri söyleyen arkadaşımızın gerçek düşüncesini, amacını bu sözleri ne maksatla söylediğini elbette bilemem. Bu arkadaşımızın, günümüzde din adına yapılan yanlışların etkisiyle, bu sözleri söylediği kanısındayım. Kur’an Allah ile kulu arasında, hiç kimsenin olamayacağını söyler. Hatta elçisine de kulum ile aramdan çekil diyerek, elçilerinin bile Allah'ın kulu arasında aracı olamayacağının örneğini verir. Bunu tebliğ alan ve inanan bir Müslüman, Allah ile elçisini birlikte andığında, nasıl olurda bu gerçekleri fark edemeyip, yanlışa sapar. Önemli olan yapılanın ve söylenenin ne maksatla yapıldığı ve söylendiğidir.
 
Kur’an'ın ışığıyla aydınlanmış gerçek bir Müslüman, hiçbir zaman Allah'ın elçisini, Rabbimiz ile eş tutmak adına, Allah'ın yanına Resulün ismini koymaz. Yâda Allah ile birlikte, Hz. Muhammet'i birlikte andığımızda, Allah'ın Resulüne herhangi bir kutsiyet yüklemez. Din adına Allah'ın dinine, tıpkı Rabbimiz gibi hükümler verebileceğini asla söylemez. Çünkü Kur’an, böyle bir yetkiyi Resulüne vermediğini söyler.
 
Resuller arası ayrımcılık konusuna gelince. Bizler Allah'ın güven elçilerini asla birbirinden ayırmayız, çünkü böyle bir yetkimiz yoktur. Kur’an daha önce gelmiş Resullerden bahseder ve onların kıssaları ile de bizleri bilgilendirir ama lütfen dikkat, ALLAH BİZLERİN KİME UYACAĞIMIZI VE KİMİ ÖRNEK ALACAĞIMIZI SÖYLERhatırlayalım.
 
Ali İmran 31: De ki: “EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ BANA UYUN Kİ, ALLAH DA SİZİ SEVSİN VE GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLASIN. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Diyanet meali)
 
Ahzab 21: Andolsun, ALLAH’IN RESULÜNDE SİZİN İÇİN; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR. (Diyanet meali)
 
Bunlara benzer birçok ayet vardır ki, Allah bizlerin Resulüne uymamızı, çünkü bizleri O Kur’an ile uyaracağını, onun bizler için örnek bir insan olduğunu söyler. Bu durumda bizler Müslümanlar olarak, nasıl olurda Allah'ın Resulünün ismini anmayız, ya da Allah'ın yanına onun ismini yazmaktan çekiniriz. Yasaklanan ve yanlış olan Allah ve Resulünü yanyana yazmak değil, Allah'ın Resulüne Allah'ın vermediği yetkileri verip, adeta Resulünü Allah'ın dinde hüküm ortağı yapmaktır. Lütfen birbirine karıştırmayalım. Bu konuda Kur’an'da asla bir yasak yoktur. ALLAH'IN KOYMADIĞI BİR YASAĞI, BİZLER NASIL KENDİ NEFSİMİZDE KOYMAYA ÇALIŞIRIZ.
 
Bizlerin, Allah'ın görev verdiği tüm Resullere karşı, sonsuz saygımız olduğu gibi, hepsine inanmak zorundayız. Hatta Kur’an Hz. İbrahim'den öyle bahseder ki, din ve iman adına bizlerin atası olduğunu söyler. Tüm bunları tebliğ alan bizler, nasıl olurda Resuller arasında ayrım yaparız. Hıristiyanların ve Yahudilerin yaptığı gibi, Allah'ın Resulüne Allah'ın oğlu sıfatını yakıştırır ve buna benzer yaftalar verirsek, işte o zaman çok büyük yanlışlar yapmış oluruz.
 
Bizlerin yaptığı, Allah'ın bir daha ne Resul nede kitap göndermeyeceğini söyleyip, en son Resul olarak Hz. Muhammed'i ve Kur’an'ı gönderip, bizleri de Kur’an'dan sorumlu tutacağına hükmettiği için, dersimize Kur’an'dan çalışıp, örnek olarak ta en son gönderilen Resulünü alma emrini aldığımızdan, yoğunlukla ve ağırlık verdiğimiz, bizlere örnek RESUL Hz. Muhammet tir. Yoksa Hz. Muhammed'in elbette diğer Resullerden hiçbir farkı yoktur. Hepsi de Allah'ın güven elçisidir.
 
Tüm kitapların indirildiğine inanırız, ama sorumlu olduğumuz kitabın Kur’an olduğunu bildiğimiz için, yalnız Hz. Muhammed'in bizlere tebliğ ettiği, Kur’an'ın hükümlerine uyarız. Bunu yapmamız, daha önce gelen Resulleri ve kitapları dışladığımız anlamına gelmez. Allah görev verdiği Resulleri arasında, makam olarak bir farkı olmadığını söylerken, kendi aralarında derecelendirme de yaptığını bildirmiş, ama detaylı açıklama yapmamıştır. “O RESULLERİN BİR KISMINI BİR KISMINA ÜSTÜN KILDIK. ALLAH ONLARDAN BİR KISMIYLA KONUŞMUŞ, BAZILARINI DERECE DERECE YÜKSELTMİŞTİR……. ( Bakara 253)”
 
İnanç sitemini oluştururken ve yaşarken hiçbir zaman Allah'ın sözlerinden/ayetlerinden başka hiçbir sözü öne çıkartamayız ve din adına kabul edemeyiz. Allah ile Resulünü birlikte anmamız, Resulünü dinde Allah'ın hüküm ortağı yaptığımız anlamına asla gelmez. Çünkü bizlere Kur’an'ı tebliğ eden, örnek insan Allah'ın Resulü Hz. Muhammet'tir. Dinde hüküm koyan yalnız, Allah olduğunu da bizlere Resulü Kur’an ile ilettiğine göre, nasıl olurda Resulüne Allah'ın vermediği yetkileri veririz. Lütfen Kur’an'da geçen ayetleri, parçalı bir şekilde değil, bir bütün olarak anlamaya çalışalım.
 
ALLAH KUR’AN'DA ELÇİSİYLE, ÖZELLİKLE BİZLERİ MUHATAP EDİYOR VE ONLARCA AYETİNDE, DEKİ ONLARA SÖZLERİYLE, ALLAH UYARILARINI BİZZAT ELÇİSİNİN SÖZLERİYLE İLETİLMESİ ÖRNEĞİNİ VERİYOR. HATTA YİNE BİRÇOK AYETİNDE, ALLAH'A VE RESULÜNE UYUN DİYEREK, BİRLİKTE ANILIYOR. BUNUN ANLAMI, RESUL SİZE BENİM VAHYİMİ TEBLİĞ EDECEK, ONUN İÇİN ONA UYAN BANA UYMUŞTUR UYARISINI YAPIYOR. BU DURUMDA BİZLERİN ALLAH İLE ELÇİSİNİ BİRLİKTE ANARAK, ALLAH'IN YANINA ELÇİSİNİN İSMİNİ YAZMAMIZIN YANLIŞ OLACAĞINI, HANGİ MANTIKLA SÖYLERİZ.
 
Bizler dini konularda öyle bölündük ve parçalandık ki, Allah'ın orta yolunu bulmakta çok zorlanıyoruz. Hâlbuki Allah bu konuda uyarmış ve ne demişti. “İŞTE BÖYLECE SİZİN İNSANLIĞA ŞAHİTLER OLMANIZ, ELÇİNİN DE SİZE ŞAHİT OLMASI İÇİN, SİZİ DENGELİ, ORTA YOLU İZLEYEN BİR ÜMMET KILDIK.” (Bakara 143) Yine hakkın yolundan sapanları da şöyle uyarıyor.
 
Maide 77: DE Kİ: “EY KİTAP EHLİ! HAKKIN DIŞINA ÇIKARAK, DİNİNİZDE AŞIRI GİTMEYİN. DAHA ÖNCE SAPMIŞ, BİRÇOKLARINI DA SAPTIRMIŞ VE DÜMDÜZ YOLDAN DA ŞAŞMIŞ BİR MİLLETİN ARZU VE KEYİFLERİNE UYMAYIN. (Diyanet meali)
 
Bakın bu ve bir çok ayette, deki kullarıma diye başlıyor, yani din adına ilk muhatabımız Hz. Muhammed olduğu için, bizler Allah'ın Resulünü çok sık andığımız gibi, yazılarımızda söylemlerimizde de Allah ile birlikte anmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu sevgimiz bizlerin diğer Allah'ın Resullerine karşı sevgimizi asla yok etmez. Onlarda bizlerin Resulüdür ve bu imanımızın gereğidir. Bizler Kur'an ile buluşamadığımız ve anlayarak okuyup üzerinde düşünüp, gereken bilgileri alamadığımız için, ne yazık ki dinde orta yolu bir türlü bulamadık. Bölündük, aşırı uçlarda olduk. Bir bölümümüz ya dini ve Allah'ın uyarılarını gereksiz gördük, ya da Allah'ın uyarılarını yeterli, tatminkâr görmedik mezheplere bölündük ve dini zorlaştırdıkça zorlaştırdık. Bu gurupları gören, izleyen bazı kişilerde dinden soğudu, farklı bir düşünce yarattı kendilerine. Tabi böyle olunca, kimin ne söylediği ve düşündüğü de tam anlaşılmaz oldu. Daha doğrusu bir araya gelip, konuşamaz olduk.
 
Sanırım bana böyle bir cevap veren kardeşimizde, çok iyi niyetle bunları yazmıştır, toplumumuzun din adına yaşadığı bu karmaşanın etkisinde kalarak. Bizler eğer kişileri değil, rehber olarak yalnız Allah'ın kitabı Kur’an'ı seçersek, Allah ile birlikte kimin ismini anmamızın, ya da yazmamızın hiçbir öneminin olmadığını anlarız. ÇÜNKÜ ALLAH, YARATTIĞI BİR BEŞERLE MUKAYESE EDİLMEZ, KARŞILAŞTIRILMAZBöyle olunca da tedirgin olmanın, buna farklı anlamlar yüklemenin, hiçbir anlamı yoktur.
 
 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Dualarımızda Geçen Âmin Sözcüğünün Ana Kaynağı.

Bizlerde okuma, araştırma ve sorgulama özelliği çok fazla gelişmediği için, din adına anlatılanları ve öğretilenleri de hiç sorgulamadan hayatımıza geçiriyoruz. Onun içinde büyük hatalar yapmamız kaçınılmaz oluyor. Bugün, üzerinde belki de hiç düşünmediğimiz ve araştırmadığımız bir konu üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bizler dualarımızın, yada olmasını istediğimiz bir şeyin, Allah' tan isteğimizin bir onayı anlamında kullandığımız,  AMİN  kelimesi üzerinde olacak.   BİLİYOR MUSUNUZ BİLMİYORUM AMA ÂMÎN SÖZCÜĞÜ KUR’AN'DA BU ŞEKLİYLE KULLANDIĞIMIZ ANLAMDA, YANİ KABUL ET ALLAH'IM ANLAMINDA HİÇ GEÇMEZ.  Bu kelimenin Kur'an'da geçmediğini gönül rahatlığıyla söyledikleri halde, bakın bu kelimeye delil, kanıt nereden buluyorlar her zaman yaptıkları gibi. Din işleri yüksek kurulunun bu konuda ile ilgili yazdığı bir bölümü sizlere yazmak istiyorum, bakın AMİN kelimesine delil ve kanıt neler gösteriliyor.   “Âmîn”, Yüce Allah’ın kabul et...