Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ALLAH IN ELÇİSİNİN, ÜMMİ OLUŞUNDAN ALACAĞIMIZ ÇOK ÖNEMLİ DERSLER.

Kur’an öyle rehber ve yol gösterici bir kitap ki, onu anlayarak, bilerek ve düşünerek okuduğumuzda, gönül gözümüzü açacağını ve o Kur’an ın NURU ile gönlümüzü aydınlatacağını anlatır bizlere.  Yazıma başlamadan önce, sizleri Allah ın elçisinin yaşadığı dönemi düşünmeye davet ediyorum. Acaba peygamberimiz, Allah tan elçilik görevini almadan önce ne konumdaydı. Yani peygamberimiz yoldan sapmış, sanı ve rivayetlerle yaşanan Yahudi ya da Hıristiyan toplumundan mıydı? Bu sorunun cevabını vermeden önce, Yahudilerin ve Hıristiyanların o devirde itikat ve inançlarının durumu nasıldı? Yine Kur’an dan öğrendiğimize göre,  Allah ın kitapları devre dışı bırakılmış rivayetler, atalarından gelen hurafeler ve batıl dine hükmeder olmuş bir durumda olduğunu anlıyoruz. Allah tan yardım isteneceğine, edindikleri şefaatçilerden/velilerden putlaştırılmış insanlardan medet umar durumdaydılar.  Allah ın elçiside, yaşanan dinin yanlışlığının farkında olarak, her zaman büyük bir ...

İSLAM’I YAŞAMAYA ÇALIŞIRKEN, YAPTIĞIMIZ ÇOK ÖNEMLİ YANLIŞIMIZ.

Bir ilahiyatçı kardeşimiz, yazdığım bir yazıma verdiği cevabı, sizlerle paylaşıp üzerinde birlikte düşünmeye sizleri davet ediyorum. Çünkü bana verdiği cevap, İslam toplumunun Kur’an'ı ve inancını hangi kaynaklardan, nasıl öğrenip yaşadığımıza güzel bir örnek.  Bu konu çok önemli, çünkü toplum bu yanlış inancın etkisinde. Onun için detaylı yazmak zorunda kaldım. Makalem biraz detaylı uzun, lütfen sabırla okuyunuz. Önce arkadaşımızın cevabını yazalım. “Haluk bey hiçbir İslâm âlimi meal ya da tefsir okumayın demez.  ÇÜNKÜ HERKESİN ARAPÇA BİLMESİ DÜŞÜNÜLEMEZ . Elbette Allah'ın hangi mesajları olduğunu anlaması için faydalanması lazım.  FAKAT MEALİNİN YA DA TEFSİRİNİN KUR'AN'IN KENDİSİNE EŞİT OLDUĞUNU SÖYLEMEK, KUR'AN'A EN BÜYÜK HAKSIZLIKTIR.  Çünkü Kur'an hem lafzıyla hem de manası ile Allah kelamıdır ve onun bildiğimiz ya da hala çözemediğimiz birçok özellikleri vardır.  ONUN TERCÜMESİNİN YA DA MEALİNİN KUR'AN OLDUĞUNU SÖYLEMEK, YA CAHİLLİKTİR YA DA ONA ...

RABBİNDEN SANA VAHYEDİLENE UY.

Değerli din kardeşlerim. Vakit geçiyor, emaneti teslim edeceğimiz o an, belki de çok yakın. Gelin hurafeden, batıldan uzak, elimizde Kur’an ı anlamaya çalışalım ki, kurtuluşa erebilelim. Unutmayalım Allah bizleri, Kur’an dan hesaba çekeceğini, ondan sorumlu olduğumuzu bildiriyor. Sizce bu durumda işimiz kolay değil mi? Kaynak kitap elimizde. Allah elçisine bakın ne diyor. Tur 48:  Artık RABBİNİN HÜKMÜNE SABRET, çünkü gerçekten sen, gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. Ahzab 2:  RABBİNDEN SANA VAHYEDİLENE UY! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır. Bu iki ayette Allah, sana sorulan konularda hüküm konusunda sabret diyor. Diğerinde ise, Rabbinden sana gönderilene uy diyerek, elçisinin görev tanımını açıkça yapıyor. Bu konuda da Kur’an da birçok örnekler vardır. Zıhar konusunu düşünün lütfen. Bir kadının Allah ın Elçisine gelip, eşinden dolayı yakınmasına karşı Allah ın Resulü, o devrin geleneği olan boşanma nede...

Sad Suresi 44. Ayeti Nasıl Anlamalıyız?

Bugün sizlerin üzerinde düşünmesine vesile olmak istediğim ayet, Sad suresi 44. ayet olacaktır. Allah bu ayette Eyyüp peygamberimizden bir örnek verip, bizlere aslında çok önemli bazı şeyleri anlatıyor. Tabi bizler her zaman olduğu gibi, rivayetlerin etkisiyle ayetleri anlamaya çalıştığımız içinde, yanlış anlıyoruz. Düşünebilene, dersler alabilene ne mutlu. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim. Sad 44:   (EYÜP’E) “ELİNE BİR DEMET SAP AL DA ONUNLA VUR (YOLA ÇIK); DOĞRUDAN SAPMA.” (DEMİŞTİK). ŞÜPHESİZ Kİ EYÜP’Ü SABIRLI (BİR KUL) BULMUŞTUK; O, HEP (ALLAH’A) YÖNELEN NE GÜZEL BİR KULDU. (Mehmet Okuyan) Ayete dikkat ettiyseniz, Allah Hz. Eyyüp ten bahsederken çok sabırlı ve Allah’a yönelen bir kuldu diyerek ondan övgüyle bahsediyor.  Bu ayeti anlamaya devam etmeden öncede, Enbiya 83. ayeti de hatırlayalım ki, Hz. Eyyûb un durumunu daha iyi anlayabilelim. Enbiya 83:  EYYÛB’U DA HATIRLA! HANİ RABBİNE, “BAŞIMA BİR BELÂ GELDİ. SEN, MERHAMETLİLER...