Bu makalemde sizlere, öyle bir ayet hatırlatmak istiyorum ki, ayeti okuduğunuzda lütfen Allah aşkına bir dakikalığına, sizlere öğretilenleri bir kenara bırakın ve bu ayet üzerinde önyargısız, Allah ne diyor ve bizleri uyarıyor onu anlamaya çalışın. Eğer bu söylediğimi yaparsanız, bizlerin Allah’ın yolundan nasıl saptığımızı ve batılı, hurafeyi, sanı bilgileri, rivayetleri nasıl din edinip ALLAH'IN SINIRLARINI AŞTIĞIMIZI anlayacaksınız. Çok daha önemlisi Allah’ın iman edenlere yaptığı uyarının, bizler içinde nasıl günümüzde gerçek olduğunu göreceksiniz. Bakın Rabbimiz biz iman edenleri nasıl uyarıyor.
Yusuf 106: ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A ANCAK, ORTAK/ŞİRK KOŞARAK İNANIRLAR. (Diyanet meali)
Ne dersiniz bizler iman ettik diyoruz, sizce Rabbimizin bu uyarısına uyan bir Müslüman mı olduk yoksa? Yani inanıyoruz da acaba, Allah’a şirk koşarak mı inanıyoruz? Lütfen unutmayalım, Allah günahlarınızı affederim diyor ama bana şirk koşmayı affetmem uyarısını yapıyor. (Nisa 48 ve 116) Lütfen inancımızı Kur’an ile sorgulayalım, yoksa mahşer günü bu uyarıyı dikkate almadan yaşayan, böylece şirk batağına batmış, Allah’ın affetmediği kullarından olarak Allah’ın huzuruna çıkan, Müslümanlardan oluruz. Bu makalemin konusu olan Sebe suresi 6. Ayet üzerinde gelin birlikte düşünelim.
Sebe 6: KENDİLERİNE BİLGİ VERİLENLER, RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİN, GERÇEĞİN TA KENDİSİ OLDUĞUNU VE ÇOK GÜÇLÜ, HER TÜRLÜ ÖVGÜYE LÂYIK OLAN ALLAH’IN YOLUNU GÖSTERDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİRLER. (Kur’an yolu Diyanet işl.)
Sizce kendilerine bilgi verilenler kimler olabilir? Bu ayeti tercüme edenlerin bir kısmı kendilerine İLİM verilenler diye tercüme ediyor. Aslında buda doğru, çünkü bahsedilen ilim Kur’an. Örnek verelim. “KULLARI İÇİNDEN SADECE (GERÇEĞİ) BİLENLER ALLAH’A SAYGI DUYARLAR. (Fatır 28) Peki gerçek olan nedir? Onu da Rabbimiz söylüyor. “GERÇEK, RABBİNDEN GELENDİR; O HALDE SAKIN ŞÜPHEYE DÜŞENLERDEN OLMA!” (Bakara 147) Ayetin ilk cümlesinde geçen kendilerine bilgi verilenler sözünden anlaşılan, Allah’ın vahyine iman etmiş, vahyi tebliğ almış olan tüm insanlar olduğu anlaşılıyor. Gerçek iman edenlerin ancak, Allah’tan gelen vahyin GERÇEĞİN TA KENDİSİ OLDUĞUNU VE ÇOK GÜÇLÜ HER TÜRLÜ ÖVGÜYE LAYIK OLAN, ALLAH’IN YOLUNU GÖSTERDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİR DİYOR. Ne dersiniz bizler bu tarife uyuyor muyuz? Hiç sanmıyorum çünkü biz Müslümanların çoğu, Allah’ın bu tarifine uymuyor. Sizce bizler Allah’ın Kur’an’da gösterdiği yolumu izliyoruz? İzliyoruz diyorsanız, ALLAH’IN VAHYİ KUR’AN’IN, YALNIZ GERÇEĞİN TA KENDİSİ OLDUĞUNU, ONUN YANINA ASLA TEK BİR KELİME BİLE İLAVE EDEMEYECEEĞİMİZİ BİLMEMİZ GEREKİR. Ama bizler bu gerçeklerden uzak İslam, Kur’an ve Resulün sünneti, yani onun rivayet hadisleri ile yaşanır demiyor muyuz? Hani gerçeğin ta kendisi Allah katından gelen Kur’an’dı?
Çok üzgünüm bizler, Allah’ın bizlere Kur’an’da gösterdiği yolu izlemiyoruz. Çünkü Kur’an’ı Allah’ın dininde tek kaynak görmüyoruz da ondan. Allah Rabbinizden size gelenin gerçeğin yani hak olanın ta kendisidir dediği halde, bizler cahil cesareti gösterip, YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ, RESULÜN RİVAYET HADİSLERİ OLMASAYDI KUR’AN ANLAŞILMAZ, KAPALI KALIRDI DEME SAYGISIZLIĞINI, İÇİMİZ RAHAT SÖYLEYEBİLİYORUZ. Bunu söyleyen ve inananlar gerçeği hak olanı ancak, doğruluğundan emin olamayacağımız rivayetler yardımıyla anlayıp, yaşayabileceğimizi söylemekte sakınca görmüyorlar, işte bu şirk bataklığının dip noktasıdır.
Buna inanıyorsak övgüyü, çok güçlü bilgileri haşa Allah’ın kitabına değil, Resule ait olması imkânsız olan rivayetlere yapıyoruz demektir. Hâlbuki Allah’ın Resulü, BEN YALNIZ KUR’AN’A UYDUM VE SİZİ YALNIZ KUR’AN İLE UYARDIM DEMİYORMUYDU KUR’AN’DA? Diyordu ama ne yazık ki Allah’ın ayetlerini dinleyen, duyan çok az Müslüman var. Hatta Hak olan gerçekleri duymazdan gelenler, Allah’ın Resulüne verdiği görev ve yetkiyi de duymak istemediklerinden ne diyorlardı? “ALLAH RESULÜNÜ HERHALDE, POSTACI DİYE GÖNDERMEDİ?” Hâlbuki Rabbimiz Resulün görev tanımını nasıl açıklıyordu Kur’an’da, hatırlayalım. Bunu özellikle birçok makalemde hatırlatıyorum, çünkü Allah ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dediği halde, bu gerçeği anlayamadığımız için, Allah’ın Resulünü Allah’ın din ortağı yaptık. Bu yanlışı yaptığımız sürece, Allah’a yaptığımız dualarımız inanın karşılık bulmayacaktır.
“EĞER SİZ YALANLARSANIZ BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE GEÇEN BİRTAKIM ÜMMETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
“ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad40)
“DE Kİ: “BEN TÜREDİ BİR RESUL DEĞİLİM. BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMEM. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” ( AHKAF 9)
Doğrusu Allah’ın apaçık bu hükümlerinden sonra, atalarımızın batıl inançlarını Kur’an’a söyletebilmek için, Allah’ın Resulünü kendi nefsimizde yetkilerle donatıyorsak, ŞİRKİN BATAKLIĞINDA ÇIRPINIYORUZ DEMEKTİR. Dilerim Sebe suresi 6. Ayette Rabbimizin uyardığı gibi, Kur’an’dan aldığımız bilgilerin, yani vahyin GERÇEĞİN TA KENDİSİ OLDUĞUNU BİLEN VE ONUN SINIRLARINI ASLA AŞMAYAN, ALLAH’IN AZINLIK HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.
“DE Kİ: “EY KİTAP EHLİ! HAKKIN DIŞINA ÇIKARAK DİNİNİZDE AŞIRI GİTMEYİN. DAHA ÖNCE SAPMIŞ, BİRÇOKLARINI DA SAPTIRMIŞ VE DÜMDÜZ YOLDAN DA ŞAŞMIŞ BİR MİLLETİN ARZU VE KEYİFLERİNE UYMAYIN.” (Maide 77)
“ALLAH’IN KOYDUĞU SINIRLARI KİM AŞARSA, ONLAR ZALİMLERİN TA KENDİLERİDİR.” (Bakara 229)
“SİZ EY İMAN EDENLER! ALLAH’IN SİZE HELÂL KILDIĞI TEMİZ VE GÜZEL ŞEYLERİ KENDİNİZE HARAM KILMAYIN, FAKAT SINIRLARI DA AŞMAYIN; UNUTMAYIN Kİ ALLAH HADDİ AŞANLARI SEVMEZ.” (Maide 8)
Ne dersiniz bizler, Allah’ın bizleri sorumlu tuttuğu Kur’an’ın sınırlarını aşmadan mı inancımızı yaşıyoruz? Lütfen bu sorunun cevabını, Kur’an’ın ipine sarılarak sorumlu olduğumuz kitaptan alalım.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

Yorumlar
Yorum Gönder