Ana içeriğe atla

Bakara Suresi 93. Ayet. İşittik İsyan Ettik Diyenlerden Olmak İstemiyorsan!


 

Bu makalemde, sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim çok önemli ayet var. Allah bizden önceki Kitap Ehlini uyardığı gibi, bizleri de aynı konuda uyardığı ama ne bizlerin nede Kitap Ehlinin, atalarımızın batıl inancından kurtulamadığımız için, yaptığımız çok büyük bir yanlışımıza dikkatimizi çekiyor. Ayeti yazalım, üzerinde birlikte düşünelim.

Bakara 93: HANİ, BİR ZAMAN DA (SİNA) DAĞI(NI) ÜZERİNİZE YÜKSELTEREK SİZDEN KESİN SÖZ ALMIŞTIK: “SİZE GÖNDERDİĞİMİZ MESAJI HAYATA UYGULAYIN VE ARTIK HAKİKATİ DUYUN!” BUNA KARŞIN “İŞİTTİK VE İTAÂT ETTİK/İSYAN ETTİK” DEDİLER. KÜFÜRLERİ SEBEBİYLE BUZAĞI (HEYKELİ) GÖNÜLLERİNDE TAHT KURDU. DE Kİ ONLARA: İMANINIZ SİZE NE FENA ŞEYLER YAPTIRIYOR? TABİİ Kİ GERÇEKTEN İNANIYORSANIZ! (Mustafa İslamoğlu)

Ayetin ilk cümlesi çok önemli. SİZDEN SAĞLAM KESİN BİR SÖZ ALMIŞTIK diyor. Bu söz sizce ne olabilir? Çünkü aynı sözü bizlerde verdik Allah’a, ama inanın hiç farkında değiliz. Devamında nasıl bir söz verdiklerine açıklık getiriyor ve bakın ne diyor. “SİZE VERDİKLERİMİZE SIMSIKI SARILIN, SÖYLENENLERE KULAK VERİN DEMİŞTİK.” Bu satırları okuduğunuzda, aynı konuda Allah’ın bizleri de uyarıp, SİZE İNDİRDİĞİMİZ KUR’AN’IN İPİNE SARILIN, İNDİRDİĞİMİZ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ, diye uyarmamış mıydı? Bizlerde iman ettik Allah’ım diye kabul etmiştik. Peki, sözümüzde durduk mu?

Demek ki Allah, bizden önce Resuller aracılığıyla gönderdiği Kitaplara, kullarının sarılmasını onun sınırını aşmamaları gerektiği konusunda, onlarıda uyarmış ve onlarda önce iman ettik Allah’ım diye söz verdikleri halde, daha sonra bu sözlerinde durmadıklarını açıkça görüyoruz. Bakara 93. Ayetinde, önce söz verdikleri halde, sözlerinde durmadıkları kulak vermedikleri için, bakın Allah bunu neye benzetiyor. “İŞİTTİK VE İSYAN ETTİK!” Hatırlatırım bu cümleden şunu sakın anlamayınız. Kitap Ehlinin, iman etmeyenlerinden bahsediyor zannetmeyelim lütfen. Burada bahsedilen işittik yani duyduk ve uyacağımıza dair söz verdik dedikleri halde, atalarının inancını haklı çıkarabilmek için, Allah’ın vahyine karşı adeta, İSYAN ETTİKLERİNİN ÖRNEĞİ VERİLİYOR. Çünkü ayetin başında, bu yanlışı yapanların iman ettiklerine dair söz verdiklerini söylüyor.

Demek ki iman sözle olmuyor, icraatla oluyormuş. Kur’an  Bedevi, göçebe Arapların Müslüman oluşundan örnek verirken şöyle diyor Hucurat 14. Ayetinde. GÖÇEBE ARAPLAR “İMAN ETTİK!” DEDİLER. DE Kİ: “SİZ HENÜZ İMAN ETMEDİNİZ, ‘TESLİM OLDUK!’ DEYİN!“ Bu ayette verilen örnekle Bakara 93. Ayette verdiği örnek aynı konuya açıklık getiriyor ve Rabbimiz YALNIZ ALLAH’IN VAHYİNE BİZLERİN TESLİM OLMASINI İSTİYOR. Kitap Ehlinin, buna çok üzgünüm biz Müslümanlarda dâhiliz, Allah’a verdiğimiz İMAN ETTİK Allah’ım, sözümüzde hiç duramadık. Çünkü İMAN sözle olmaz, İMAN ETTİĞİN KİTABI HİÇ EKSİKSİZ, HAYATA GEÇİRMEKLE OLUR. Yani iman ettim demekle bir Müslüman, Allah’ın kitabının asla sınırlarını aşmadan, yalnız onun ipine sarılarak ondan hesaba çekileceği bilinciyle yaşar. DAHA DOĞRUSU BUNU YAPABİLENLERİN, İMANI KALPLERİNE YERLEŞMİŞ VE ALLAH’A VERDİĞİ SÖZÜNDE DURMUŞ DEMEKTİR. Allah’ta biz kullarının, yaptığı bu yanlışa dikkatimizi çekiyor.

Bakara suresi 93. Ayetinde, yine Yahudilerin özellikle batıl bir inancına dikkat çekiyor. İnkârları yüzünden yani Allah’a verdikleri sözü yerine getirmeyip, ATALARININ BATIL BUZAĞI İNANCINDA ISRAR ETMELERİNDEN DOLAYI, O İNANÇLARI ONLARA DOĞRU GİBİ GÖSTERDİK DİYOR. Değerli dostlarım burası çok ama çok önemli. Rabbimiz bizleri, geçmiş Kitap Ehlinin yaptığı yanlışlar ve bunun karşılığında Allah’ın onlara karşı nasıl bir tavır aldığından örnek veriyor. Peki, bu yanlıştan bizler, nasıl bir kıssadan hisse almalıyız?

Bakın Rabbimiz, Kitap Ehlini ve bizleri uyardığı gibi, yalnız Allah’ın vahyine uyacağımıza, Allah’ın ayetlerine kulak vereceğimize, onun sınırlarını aşmayacağımıza söz verdiğimiz halde, kitap ehli Allah’ın vahyine kulak vermeyip göz ardı ettiği için, Allah onlara İŞİTTİK İSYAN ETTİK dercesine yaşadılar diyor. Peki, bizler bu yanlışı yapmıyor muyuz? Elbette aynı yanlışı yapamaya devam ediyor ve yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz diyerek, Allah’ın dinine hem Resulünü, hem de veli âlim dedikleri kişileri ortak ederek, onlar olmadan Kur’an’ı anlayamazdık, İslam’ı yaşayamazdık diyorsak, Allah mahşer günü bu yanlışı yapanlara da şunu söyleyecek, ayette verdiği örnekte olduğu giibi. YAHUDİLERİN HRİSTİYANLARIN YAPTIĞI YANLIŞLARI KUR’AN’DA ÖRNEK VERDİĞİM HALDE, MÜSLÜMANLARDA VERDİĞİ SÖZLERİNDE DURMADILAR. BENİM VAHYİMLE YETİNMEDİLER. BENİM AYETLERİME KARŞILIK İŞİTTİK İSYAN ETTİK DERCESİNE YAŞADILAR DİYECEK, HATIRLATIRIM.

Bu ayetten alacağımız, bir başka kıssadan hisseye gelince. Ayetin son bölümünde yalnız benim vahyime sarılmamaları gerekirken, atalarının batıl inançlarına inanmakta ısrar ettiklerinden, bakın batıla ısrarla uymaları nedeniyle, sonlara ne oldu diyor. “KÜFÜRLERİ SEBEBİYLE BUZAĞI (HEYKELİ) GÖNÜLLERİNDE TAHT KURDU.” Allah’ın bu uyarısından ve örneğinden bizler ders almazda, Allah’a verdiğimiz sözümüzde durmayıp, yalnız Allah’ın ipine sarılacağımız yerde atalarımızın ve mezheplerin batıl inançlarına sarılırsak, KÜFRE SAPMIŞ OLACAĞIMIZDAN O BATIL VE HURAFE İNANCIMIZ, KALPLERİMİZDE TAHT KURUP, BATILI HAK GİBİ GÖSTERECEĞİNDEN, ASLA ALLAH’IN HAK OLAN VAHYİYLE BULUŞAMAYACAĞIMIZI, RABBİMİZ ÇOK AÇIK BİZLERE BİLDİRİYOR. Ders alabilene ne mutlu. Sanırım günümüz İslam yaşantısında, bu uyarı gerçek oldu. Müslümanların çoğunu artık Kur’an ile uyarmak hoşlarına gitmiyor. Rivayetler, ayetlerin önüne geçmiş. İmanı Kalbine yerleşmeyip batıl ve hurafeyi din edinenlere, asla ALLAH’IN BATILDAN, RİVAYETLERDEN UZAK HAK OLAN KUR’AN İNANCINI, ONUN İÇİN KABUL ETTİREMİYORUZ. Çünkü rivayetler o kadar baskın çıkıyor ki kalplerinde ve ayetin son cümlesi böyle insanlarda gerçekleşiyor. “İMANINIZ SİZE NE FENA ŞEYLER YAPTIRIYOR?” İnşallah cümlemiz bu hataları yapmayarak, Kur’an gerçeklerini fark edenlerin safında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...