Ana içeriğe atla

Kur’an’ın Allah Katından İndirildiğine, İki Mucize Ayet. Kıyame 3-4. Ankebut 41.


 

Kur’an’ın Allah katından indirildiğini anlamak, aslında gerçekleri arayan ön yargısı olmayan bir insan için çok kolaydır. Kur’an’ı tarafsız bir şekilde düşünerek okuyup anlamaya çalıştığınızda, Allah’ın Kur’an’a neden İLİM dediğini çok rahatlıkla anlarız. İlim bir şeyi gerçek yönüyle kavramak, anlamak anlamında olup GERÇEK BİLGİ ANLAMINDADIR. Bir başka şekliyle söylemek gerekirse İLİM, GERÇEKLİKTEN YARARLANARAK SONUÇ ÇIKARMAYA ÇALIŞAN DÜZENLİ BİLGİ İANLAMINA GELİR. Bu durumda Kur’an’ın gerçek bilgi olup olmadığını, daha keşfedilmemiş ilmi bilgilerden nasıl bahsediyor, GÜNÜMÜZ İLMİYLE KUR’AN’I KARŞILAŞTIRARAK öğrenmeye çalışalım.

Günümüzde biz insanların işini kolaylaştıran bir ilim vardır PARMAK İZİ. Birçok olayda kullanılır ve bizlerin birçok konuda doğru sonuca ulaşmamızı sağlar. Çünkü her insanın parmak izi farklı yaratılmıştır. Bu farklılık ilim adamları tarafından yaklaşık 1600 ve 1800 yılları arasında keşfedilip insanlar tarafından kullanıldığı tarih sayfalarında geçer. Bakın bu konu aslında Kur’an’da nasıl işaret edilip bahsediliyor ki, biz insanlar tarafından keşfedildiğinde, Kur’an’ın İLMİNİN gerçek olduğu ve Kur’an’ın Allah katından geldiği anlaşılsın, iman edenlerin imanları güçlensin.

Kıyame 3-4: İNSAN KEMİKLERİNİ, ASLA BİR ARAYA TOPLAYAMAYACAĞIMIZI MI SANIYOR! EVET! BİZ ONUN PARMAK UÇLARINI BİLE DÜZENLEMEYE GÜCÜ YETENLERİZ. (Mehmet Okuyan meali)

Ayete lütfen bakar mısınız, biz insanın yaratılışındaki en ince noktasını işaret ederek, bizleri nasıl ilme bilime davet ederek keşfetmemizi istiyor. Ölen bir insanın çürümüş adeta yok olmuş bedenini, mahşer günü bir araya getirebileceğini söyleyen Allah, özellikle neden parmak uçlarını da aynı şekilde yaratabileceğini söylüyor olabilir? Tabi bu bilginin aslında değerini önemini, bu ayet indikten yüzlerce yıl sonra, BU MUCUZEYİ İNSANLAR KEŞFEDİYOR VE HER İNSANIN PARMAK İZİNİN, FARKLI OLDUĞU BÖYLECE KEŞFEDİLİYOR. RABBİMİZ BİZ O GÜN, BU MUCİZEYİ DE TEKRAR GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ DİYOR. Buradan da anlıyoruz ki Kur’an Allah’ın katından gelen bir İLİMDİR, MUCİZEDİRKur’an’ı dikkatle düşünerek okuyan, inanın birçok ilmi mucizelerin olduğunu görecek ve onun dışında kendisine başka kaynaklar aramadan, Allah’ın emrettiği gibi yalnız Kur’an’ın ipine sarılarak imanını yaşayacaktır. Bir örnek daha verelim Kur’an’ın mucizesine ve Allah katından geldiğine kanıt delil olarak. Bakın Allah sakın benden başka, VELİLER/EVLİYALAR edinip ardı sıra gitmeyin, güvenilecek VELİNİZ yalnız benim diye uyarısını neden yapmış, onu da günümüz ilmin ışığında anlayarak, neden yalnız Kur’an’a sarılmamız gerektiğini, daha iyi anlayalım. Allah’ın yanında VELİLER edinmenin nasıl bir tehlike olduğuna, ne kadar güzel bir örnek veriyor Rabbimiz.

Ankebut 41: ALLAH’TAN BAŞKA DOSTLAR/VELİLER EDİNENLERİN DURUMU, DİŞİ ÖRÜMCEĞİN DURUMU GİBİDİR. O, BİR YUVA EDİNİR. HÂLBUKİ YUVALARIN EN ÇÜRÜĞÜ ŞÜPHESİZ DİŞİ ÖRÜMCEĞİN YUVASIDIR. KEŞKE BİLSELERDİ! (Bayraktar Bayraklı meali)

Allah bu ayetinde, kendisinden başka güvenilecek VELİ edinerek sorgusuz onların ardına düşmenin tehlikesini, verdiği dişi örümcek örneğiyle bizlere anlatıyor. Peki neden, ANKEBUT yani dişi örümcek örneğini veriyor olabilir? Hatırlatmak isterim Allah bu örneği verdiğinde, aslında İLİM daha dişi örümceğin tüm özelliklerini tam olarak keşfetmemişti. Yani Kur’an’ın indirildiği dönemde bu ayetin ne derece önemli uyarısının, tam olarak anlaşılmadığını söylesem yanlış olmaz sanırım. Bu ayetin uyarısını, ikazını tam olarak anlayabilmemiz için, bu örümceğin özelliklerini bilmemiz lazım. Gelin şimdi bu bilgiyi günümüz ilmin ışığında anlamaya çalışalım.

EVİ YAPAN DİŞİ ÖRÜMCEK, EVİNİ BARINMAK İÇİN YAPMAZMIŞ. BİR KAPAN OLARAK YAPAR VE BURAYA TAKILANLAR İLE BESLENİRMİŞ. İŞİN DAHA İLGİNCİ DİŞİ ÖRÜMCEK Kİ, BUNA HALK DİLİNDE KARADUL DENİYOR, ERKEK ÖRÜMCEK İLE ÇİFTLEŞTİKTEN SONRA, EĞER ERKEK ÖRÜMCEK HEMEN O EVİ TERK ETMEZ, ORADAN UZAKLAŞMAZ İSE, ONU DAHİ YİYEREK YOK EDERMİŞ. Bu yüzden dişi örümceğin evi bırakın başkalarını, kendi erkeği için bile güvenilmezdir. Canlı türleri genelde evlerini sıcaktan, soğuktan, düşmanlardan ve her türlü zarardan korumak için inşa ederler. Oysa dişi örümcek evini yok etmek, zarar vermek, evine yanlışlıkla uğrayanları yemek için inşa eder. BU YÜZDEN EVLERİN EN GÜVENİLMEZİ ÖRÜMCEĞİN EVİDİR. Velilerin ardı sıra gidenlerin, onlara sığınanların halini anlatan, ibretlik bir örnek. Bunu fark edene ne mutlu.

Aslında verilecek benzeri örnekler çok fazla var Kur’an’da. Anlamak isteyene bir tanesi bile yeter. Bizlere düşen ön yargısız, kafamızdaki tüm batıl ve hurafe bilgilerden önce kurtulup, daha sonrada Kur’an’ı anlayarak dikkatli bir şekilde ayetler üzerinde düşünerek, anlamaya çalışmak olmalıdır. Dilerim Kur’an gerçeklerinin farkında olan, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...