Ana içeriğe atla

Her Resule Atfen Söylenen Hadise İnanırsak, Kendimizi Resule İftira Atanların Safında Buluruz.

 



Bizler dinin emri, İslam’ın doğruları diye anlatılanların, gerçekten Allah’ın emri olup olmadığını hiç sorgulama gereği bile duymadan, her söylenene inandığımızdan, nasıl bir bataklığa battığımızın da farkında olamıyoruz. Çünkü Kur’an’ı bizlere özellikle anladığımız dilden okutmadılar, okumamızın önüne çok yüksek duvarlar ördüler. Sen Kur’an’ı anlayamazsın dediler ve kendilerinin ancak anlayıp bizlere anlatabileceklerine inandırdılar toplumu. Öylede oldu, ne anlattılarsa Allah’ın, hatta Resulünün sözleri/hadisleri olduğuna inandık. Anlatılanlar doğrumu diye araştırmadık Kur’an ile sorgulamadık. Buda bizim yaşadığımız İslam’ı, inanın çok ciddiye almadan yaşadığımızı gösteriyor. Menfaatlerimiz çıkarlarımız ile ilgili bir konu olsaydı, inanın çok fazla araştırırdık. Bu konuda sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bu Cuma namazında hoca hutbede, Allah’ın Resulünün veda hutbesinde söylediği iddia edilen, bir hadis örneği verdi. Önce yazalım, üzerinde birlikte düşünelim.

“EY MÜMİNLER! SİZE İKİ EMANET BIRAKIYORUM, ONLARA SARILIP UYDUKÇA YOLUNUZU HİÇ ŞAŞIRMAZSINIZ. O EMANETLER, ALLAH’IN KİTABI KUR-ÂN-İ KERİM VE PEYGAMBERİN SÜNNETİDİR.

Gerçekten Allah’ın Resulü böyle bir söz söylemiş olabilir mi diye hiç düşündünüz mü? Gelin birlikte düşünelim, bakalım bu sözü Hz. Muhammed’in söyleme ihtimali var mı? Eğer yoksa bunlara inanmakla Resule iftira atmış oluruz. Rivayet edilen hadisin en sonunda, Kur’an ve Resulün sünneti diyor. Peki, Allah’ın sünneti ile Resulün sünneti farklı mı?  Önce sünnet kelimesi ne demek ona bakalım. Sünnet İZLENEN YOL YÖNTEM anlamına geliyor. Bu durumda hemen kendimize şunu soralım. ALLAH’IN KUR’AN’DA BİZLERE EMRETTİĞİ İZLEMEMİZ GEREKEN YOL VE YÖNTEMİ FARKLI, RESULÜNÜN FARKLI MI? Kur’an’ı bir kez düşünerek anladığı dilden okuyan bir Müslüman, asla farklı olduğunu söylemez ve inanmaz.

Peki, Allah’ın Resulü ümmetini neyle uyarmıştı? Hem Kur’an hem de rivayet hadiste geçtiği gibi, Kur’an’da bahsedilmeyen Resulün sünneti ile mi uyardı? Eğer her iki kaynak ile uyardıysa ve Kur’an buna onay veriyorsa, bu hadisi/sözü Allah’ın Resulü söylemiştir diyebiliriz. Eğer tam tersini söyleyip, ben sizi yalnız Kur’an ile uyardım dediyse, bu hadis Resule atılan bir iftiradır diyebiliriz. Şimdide Kur’an’dan ona bakalım. Neden bakalım biliyor usunuz? Çünkü Allah, SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM diyor da ondan. Çünkü sorumlu olmadığımız bir bilgiyi, kaynağı sizce Allah’ın Resulü, size emanet bırakıyorum der mi, asla demez.

Enam 19: DE Kİ: “HANGİ ŞEY ŞAHİTLİK BAKIMINDAN EN BÜYÜKTÜR? DE Kİ: “ALLAH BENİMLE SİZİN ARANIZDA ŞAHİTTİR. BU KUR’AN, BANA, KENDİSİYLE SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARMAM İÇİN VAHYOLUNDU. YOKSA SİZ ALLAH İLE BİRLİKTE BAŞKA İLAHLAR OLDUĞUNA ŞAHİTLİK Mİ EDİYORSUNUZ?” DE Kİ: “BEN BUNA ŞAHİTLİK ETMEM.” DE Kİ: “O, YALNIZCA TEK BİR İLAHTIR; BEN SİZİN ORTAK KOŞTUĞUNUZ ŞEYLERDEN ELBETTE UZAĞIM.” (Mehmet Okuyan)

Bu ayet çok önemli bir konuya net bir açıklama yapıyor ve şöyle diyor. En büyük şahit Allah’tır ve o benimle sizin aranızda şahittir ki; “BU KUR’AN BANA, KENDİSİYLE SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARMAM İÇİN VAHYOLUNDU” Peki bu ne demek? Resul bizleri yalnız Kur’an ile uyardıysa, bizlerin izleyeceği yol, yöntem YANİ SÜNNET yalnız Allah’ın sünnetiymiş. Resulün sünneti ayrı, Allah’ın sünneti ayrı demek, Resule iftiradır, çünkü Allah’ın Resulü ben yalnız Kur’an’a uydum diyor. Allah’ın Resulü bizleri yalnız Kur’an ile uyarma görevi alıysa ve yalnız kendisi Kur’an’a uyduysa, BİZLEREDE YALNIZ KUR’AN’I EMANET BIRAKMIŞ DEMEKTİR.

ALLAH’IN RESULÜ SAĞLIĞINDA KAYDA ALIP YAZDIRDIĞI YALNIZ KUR’AN AYETLERİDİR, KENDİSİNİN EĞER BİZLERE EMANET BIRAKACAK BAŞKA BİLGİLERİ OLSAYDI, ONLARI DA KAYDA ALDIRIR VE BİZLERE KUR’AN GİBİ EMANET EDERDİ. Bir insan birisine bir emanet bırakacaksa, o emanet görünür yazılmış kayda geçmiş olması gerekir. İlginçtir dört halife devrinde bile, Resulün hadislerinin yazılması nakledilmesinin yasak olduğu rivayet edilir ve o dönemden kayda alınmış günümüze ulaşan, tek bir hadis kitabı yoktur. Bunu söylediğimizde, dört halife devrinden günümüze ulaşan Kur’an’da yoktur diyerek, kendilerine delil yaratmaya çalışıyorlar. İYİDE KUR’AN’I ALLAH BEN KORUYORUM DİYOR. ARADAKİ FARKI HALA ANLAYAMAYANLARA, NE SÖYLERSENİZ SÖYLEYİN FAYDA ETMEYECEKTİR. Allah’ın Resulü veda hutbesinde topluma konuşurken, YAZDIRIP EMANET BIRAKTIĞI YALNIZ KUR’AN VARDI. LÜTFEN BİZLERİ ALLAH İLE ALDATANLARIN TUZAĞINA DÜŞMEYELİM.

Çok ilginçtir Resulün veda hutbesi, rivayet edildiğine göre yaklaşık yüz bin kişinin huzurunda yapılmış. Bu kadar kalabalıkta yapılan bir konuşma bile, çok farklı şekillerde günümüze ulaşmıştır. Birde birkaç kişinin şahit olup rivayet ettiği ve günümüze ulaşan hadislerin nasıl farklı bizlere ulaşacağını, hiç düşünmek bile istemiyorum. Allah’ın Resulünün Yalnız bu sözü/hadisi bile, bakın nasıl farklı şekillerde bizlere ulaşmış. Bu örnek bile aklını zere kadar kullanana, hadis naklinin tehlikelerle nasıl dolu bir tuzak olduğunu anlayacaktır.

“BEN SİZİN ARANIZDA İKİ AĞIR-PAHA BİÇİLMEZ EMANET BIRAKIYORUM. BUNLARA SIMSIKI SARILDIĞINIZ SÜRECE ASLA SAPITMAZSINIZ: ALLAH’IN KİTABI VE BENİM EHL-İ BEYTİM.”

“MÜMİNLER! SİZE BİR EMANET BIRAKIYORUM Kİ, ONA SIKI SARILDIKÇA YOLUNUZU HİÇ ŞAŞIRMAZSINIZ. O EMANET ALLAH’IN KİTABI KUR’AN’DIR. “

Aynı konuda üç farklı rivayet hadis. İşte bizlerin Resule karşı sevgimizi kullanarak, Müslüman toplumuna böyle tuzaklar kuruyorlar. Demek ki Resule ait olduğu iddia edilen her hadisi, Kur’an ile sorgulamadan, asla kabul etmememiz gerekiyormuş. Sanırım bu iki rivayeti okuyunca, en son yazılan hadisi, Allah’ın Resulü söylemiştir dediniz eminim. Çünkü Allah’ın Resulü bizleri yalnız Kur’an ile uyarma görevi aldıysa, BİZLEREDE YALNIZ KUR’AN’I EMANET BIRAKTIĞI ÇOK AÇIK ANLAŞILIYOR. Peki neden? Çünkü Allah bizleri Zuhruf 44. Ayetinde, KUR’AN’DAN YÜKÜMLÜ TUTACAĞINA HÜKMETMİŞTİ DE ONDAN. Sorumlu olmadığımız bir şeyi, Allah’ın Resulü neden emanet bıraksın.  Kur’an aklını kullananlara o kadar güzel örnekler veriyor ki, yeter ki Allah’a güvenelim. Bakın sorumlu olduğumuz kitaplarla emel etmek yerine, sorumlu olmadığımız kitaplarla amel edenleri Rabbimiz nasıl uyarıyor ve Kitap Ehlinin yaptığı yanlışa örnek veriyor ki, AYNI YANLIŞI BİZLERDE YAPMAYALIM. Acaba bu uyarıdan ders aldık mı, yoksa aynı yanlışı yapmaya devam mı ediyoruz?

Cuma 5: TEVRAT’LA YÜKÜMLÜ TUTULUP DA ONUNLA AMEL ETMEYENLERİN DURUMU, CİLTLERCE KİTAP TAŞIYAN MERKEBİN DURUMU GİBİDİR. ALLAH’IN ÂYETLERİNİ YALANLAMIŞ OLAN KAVMİN DURUMU NE KÖTÜDÜR! ALLAH, ZALİMLER TOPLULUĞUNU DOĞRU YOLA İLETMEZ.   (Diyanet vakfı)

Ne dersiniz, hangimiz bu örnekte verilen merkebin durumuna düşmek ister.  Düşmek istemiyorsak, lüten inancımızı Kur’an ile sorgulayalım. Allah’ın vahyini yeterli görmeyip rivayetlerle dinini yaşayanları, ALLAH’IN AYETLERİNİ YALANLAYANLAR olarak görüyor Rabbimiz, bunu yapanlara da kâfir oldular diyor. Hatırlatırım bu uyarıların yapıldığı kişiler, kendilerini iman ettiğini zanneden Kitap Ehli. Peki bizler sorumlu olduğumuz Kur’an ile mi amel ediyoruz, yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz diyerek, Kitap Ehlinin yaptığı gibi, Allah’ın vahyinin yanına ciltlerce kitaplar mı koyuyoruz, ne dersiniz? Bir Müslümana düşen, din kardeşini Allah’ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an ile uyarmaktır. Söz dinleyene ve yalnız Allah’ın ipine sarılana ne mutlu. Çünkü kendisine başka ipler bulanları Allah, doğru yola iletmeyeceğini, onları acı bir geleceğini beklediğini bizlere bildiriyor. Riayetleri adeta dinin ikinci kaynağı yapanlara, onların anlayacağı dilden bir rivayet hadis örneği vererek, bu konuda bu arkadaşların çok dikkatli olmalarını tavsiye ederim. Doğru söze can kurban.

5176-HZ. ALİ RADIYALLAHU ANH ANLATIYOR.” RESÜLULLLAH ALEYHİSSALATU VESSELAM BUYURDULAR Kİ: BENİM HAKKIMDA YALAN SÖYLEMEYİN. ZİRA BENİM ÜZERİME YALAN UYDURAN, CEHENNEME GİRER.” Buhari, ilm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, ilm 8,(2662)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...