Ana içeriğe atla

Kur’an’da KAFİR Oldular Sözüyle Allah, Kimleri Kastediyor?


 


Bu makalemde, sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, ALLAH KUR’AN’DA KÂFİR OLDULAR sözüyle, kimlerden bahsediyor olabilir, konusu üzerinde olacak. Önce kâfir ne anlama geliyor, Kur’an KÂFİR kelimesini kimler için kullanıyor onu anlamaya çalışalım. Kâfir kelimesi hiç iman etmemiş, yani Allah tanımaz bir kişiye söylenebileceği gibi, Kur’an’ın özellikle bahsettiği, üzerinde durduğu ve uyardığı İMAN ETTİM DEDİĞİ HALDE, İMANININ GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEYİP, KÜFRE YANİ BATILA SAPAN, KENDİSİNE ALLAH KATINDAN HAK OLARAK GELEN GERÇEĞİN ÜSTÜNÜ ÖRTENLEREDE ALLAH, KÂFİR OLDULAR DİYOR. Makalemizin konusu elbette, iman ettim dedikleri halde, Allah’ın ayetlerinin bir kısmını, atalarının inancını yaşayabilmek için, görmezden gelenler olacak. Peki kimler bunlar, bizlerde Allah korusun, bunların içinde farkında olmadan olmayalım.  Bu konuda bazı ayetler hatırlatmak istiyorum ama önce Bakara suresi 8. ayeti hatırlatmak istiyorum ki konumuz daha iyi anlaşılsın. “İNSANLAR İÇİNDEN BAZILARI VARDIR, “ALLAH’A VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANDIK!” DERLER AMA ONLAR İNANMIŞ DEĞİLLERDİR.” Lütfen bu ayet üzerinde dikkatle düşünelim.

“EY ALLAH’IN KİTABINA TANIK OLANLAR, İNSANLARDAN KORKMAYINIZ, BENDEN KORKUNUZ VE BENİM ÂYETLERİMİ AZ BİR PARAYA SATMAYINIZ! KİMLER ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEZSE İŞTE KÂFİRLER ONLARDIR!” (Maide 44)

“EY RESÛL! RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİ TEBLİĞ ET. EĞER BUNU YAPMAZSAN O’NUN ELÇİLİĞİNİ YAPMAMIŞ OLURSUN. ALLAH SENİ İNSANLARDAN KORUYACAKTIR. DOĞRUSU ALLAH, KÂFİRLER TOPLULUĞUNA REHBERLİK ETMEZ.” (Maide 67)

“MÜMİNLER MÜMİNLERİ BIRAKIP DA KÂFİRLERİ DOST EDİNMESİN. KİM BUNU YAPARSA ARTIK ALLAH’LA OLAN BAĞINI KOPARMIŞ DEMEKTİR. ANCAK ONLARDAN GELEBİLECEK BİR TEHLİKEDEN KORUNMANIZ BAŞKADIR. ALLAH KENDİSİ HAKKINDA SİZİ UYARIYOR. SONUNDA DÖNÜŞ ALLAH’A’DIR.” (Al İmran 28)

Dikkat ettiyseniz uyarıların tamamı iman ettiğini söyleyen kişilere yapılıyor. İlk ayetin ilk cümlesi, tüm bu uyarıların Allah’ın katından gelen kitaplara iman edenlere karşı söylendiği anlaşılıyor ve diyor ki; “EY ALLAH’IN KİTABINA TANIK OLANLAR.” Bu uyarıdan biz Müslümanlar olarak alacağımız ders, EY KUR’AN’A İMAN ENLER uyarısını almak olmalıdır. Bakın Allah bize ne diyor. İnsanlardan korkmayın benden korkun. Buradan da alacağımız ders, insanların sözlerine değil, benim sözlerime/ayetlerime kulak verin. Kendinize Veliler, şeyhler, gavslar edinip onların sizi kurtaracağını sanmayın. Sizi bağışlayacak doğru yola iletecek yalnız benim, onun için yalnız benden korkun benden yardım isteyin diyor. Devamında ise bizlerinde çok fazla yaptığı yanlışımız konusunda uyarıyor ve diyor ki, KİM ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMETSE, İŞTE O KÂFİR OLANLARDIR DİYOR. Bakın daha ilk ayette Allah’ın, kimlere ne maksatla kâfir oldular dediği anlaşılıyor.

Demek ki Allah’ın indirdiği Kur’an’ı dinimiz ve imanımız adına yeterli görmeyip, KUR’AN’DA HER BİLGİ YOKTUR, DETAYLIDA DEĞİLDİR. RESULÜN RİVAYET HADİSLERİ OLMASAYDI, BİZLER İSLAM’I YAŞAYAMAZ, KUR’AN’I ANLAYAMAZDIK. ALLAH RESULÜNE KUR’AN’IN MİSLİ KADAR HÜKÜM KOYMA YETKİSİ VERMİŞTİR DİYORSAK, ALLAH’A VE KİTABINA SAYGISIZLIK YAPARAK, KÂFİRLERDEN OLMUŞUZ DEMEKTİRBuradan da şunu anlıyoruz, Allah ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dediği halde, Allah’ın dinine her kim olursa olsun, Resulü dahil ortak etmeye çalışanlar, ALLAH NEZDİNDE KÂFİR SAYILIYOR. Küçük bir örnek verelim.

“KULUMUZA İNDİRDİĞİMİZ KİTAPTAN DOLAYI BİR ŞÜPHE İÇİNDE İSENİZ ONUN BENZERİ BİR SÛRE DE SİZ GETİRİN, ALLAH’TAN BAŞKA TAPTIKLARINIZI DA YARDIMA ÇAĞIRIN; EĞER İDDİANIZDA SAMİMİ İSENİZ!” (BAKARA 23)

Bakın uyarılar yine iman ettiğini söyleyenlere yapılıyor. İndirdiğim vahyi yeterli görmeyip, yani yeterli olduğu konusunda bir şüpheniz varsa, hadi Kur’an ayetinin bir benzerini getirin bakalım diyor. Peki bizler bu ayete iman ettiğimiz halde neler diyoruz? Yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Resulün rivayet hadisleri olmasaydı Kur’an kapalı kalırdı, Allah Resulüne Kur’an’ın dışında hüküm verme yetkisi vermiştir demiyor muyuz? Hani Allah hükmüme, hiç kimseyi ortak etmem diyordu? İşte bunu yapanlara Rabbimiz, KAFİR oldular diyor. Dikkat ettiyseniz Maide suresi 67. Ayette aynı konuyu işliyor ve Resulü aracılığıyla bizleri uyarıp, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, yani onun dışından da bazı sözler/hadisler uydurursan, Allah’ın sana verdiği Elçilik görevini doğru yapmamış olursun diyor. Demek ki Resulün görevi yalnız Kur’an’ı tebliğ etmekmiş. Rad suresi 40. Ayetinde bu konuya açıklık getirip, ne diyordu hatırlayalım. “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” Kur’an’ı anladığı dilden dikkatle düşünerek bir kez okuyan, Allah’ın kâfir oldular sözüyle kimleri kast ettiğini hemen anlar. Sizce yazacağım şu ayet, apaçık her şeyi anlatmıyor mu? KÂFİR OLANLAR, BENİM PEŞİM SIRA KULLARIMI VELİ/EVLİYA EDİNECEKLERİNİ Mİ SANDILAR! BİZ CEHENNEMİ KÂFİRLERE BİR KONAK OLARAK HAZIRLADIK.” (Kehf 102) Demek ki kimmiş kâfir olanlar? Allah’tan başka veliler, evliyalar edinip onlardan şefaat ve yardım dileyenlere Allah, KÂFİR OLDULAR DİYOR. Günümüzde İslam’ı cemaat ve tarikat merkezli yaşayanlar bu konuda ne diyor? “VELİSİ OLMAYANIN VELİSİ ŞEYTANDIR.” Sanırım herşey, çok açık anlaşılmıştır. Kur’an’a göre Allah’ın yanında, kendisine güvenilecek yardım istenecek VELİLER edinmek, ŞEYTANI DOST EDİNMEKMİŞ.

Ali İmran 28. Ayette de, iman ettiğini söyleyen Müminleri Allah uyarıyor ve Müminler Müminleri bırakıp ta, kâfirleri sakın dost edinmesin diyor. Peki, bu kâfirler sizce kimler olabilir? Ayette geçen bu kâfirler sizce yalnız Yahudiler, Hristiyanlar olabilir mi? Kesinlikle hayır. Ayet tüm kitap ehlini kendi içinde yaptıkları hatalar konusunda uyarıyor. Kur’an Yahudiler ve Hristiyanlardan bahsederken onların hepsi bir değildir, azınlıkta olsa bir kısmı Allah’ın indirdiğine iman ederler diyordu hatırlayınız. Tüm bu bilgilerden sonra, biz Müslümanların bu ayetler bize hitaben söylenmiyor Kitap Ehline söyleniyor demeden, bu uyarı ayetten alacağımız ders önemli, bakın ne diyor.

ALLAH BİZLERİ UYARIYOR VE DİYOR Kİ, SİZE İNDİRDİĞİM KUR’AN’IN İPİNE SARILIN, SAKIN ONUN SINIRLARINI AŞMAYIN. SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM. BİZ KİTAPTA HİÇ BİR EKSİK BIRAKMADIK, HERŞEYDEN NİCE ÖRNEKLERİ DEĞİŞİK İFADELERLE VERDİK Kİ ANLAYASINIZ DEDİĞİM HALDE, BU HÜKÜMLERİMİ GÖRMEZDEN GELİP, KENDİLERİNE BENİM YANIMDA VELİLER EDİNİP, ONLARIN SÖZLERİNE/HADİSLERİNE İNANLARI SAKIN DOST EDİNMEYİN, ÇÜNKÜ ONLAR FARKINDA OLMADAN ALLAH İLE BAĞLARINI KOPARMIŞLARDIR DİYOR. Kur’an’a iman ettiğini söyleyen biz Müslümanlara Allah, bakın nasıl çok önemli bir uyarıda bulunuyor.

“EY İMAN EDENLER! AÇIKLANDIĞI ZAMAN, HOŞUNUZA GİTMEYECEK ŞEYLERİ SORMAYINIZ. EĞER KUR’AN İNDİRİLİRKEN ONLARI SORARSANIZ, SİZE AÇIKLANIR. AÇIKLAMADIĞINA GÖRE ALLAH ONLARI AFFETMİŞTİR. ZİRA ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYICIDIR, YUMUŞAK DAVRANANDIR.” (Maide 101)

Lütfen ayet üzerinde dikkatle düşünelim. Bu ayetin indirildiği dönemi hayal edin lütfen. Allah tüm Kitap Ehline ve Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği Kur’an’a iman edenlere, bir uyarıda bulunuyor. Ayetler indirildiği, tebliğ edildiği zaman, hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın diyor. Sizce hoşumuza gitmeyecek şeyler ne olabilir? Günümüzde yaşanan İslam’ı şöyle bir düşünün. Ondan sonrada bu ayetlerin indirildiği dönemde, Kitap Ehlinin yaşadığı atalar dinini hayal edin. Aslında hiç birisinin farkının olmadığını göreceksiniz. Onun için Allah Kur’an’ı indirme gereği duymuş. TÜM KİTAP EHLİ VE GÜNÜMÜZDE BİZLER, NE YAZIK Kİ ALLAH’IN İNDİRDİĞİ HÜKÜMLERLE YETİNİP, İNANCIMIZI YAŞAMIYORUZ. ÇÜNKÜ KUR’AN’I İMANIMIZI YAŞAYABİLMEK ADINA, YETERLİ GÖRMÜYORUZ. ATALARIMIZDAN BİZLERE NAKLEDİLEN RİVAYETLER, ALLAH’IN VAHYİNİN NEREDEYSE ÖNÜNE GEÇMİŞ. Öyle olunca, indirilen ayetleri tebliğ alanlar, yaşadıkları inancın tam tersini Kur’an’da indirilmiş olarak görüyorlar ve tedirgin olup itiraz da ediyorlar. Allah bu durumda olanları uyarıyor ve hoşunuza gitmeyen bu konuları kafanızdan atın uzaklaştırın diyor Rabbimiz. Eğer şüphe içinde olduğunuz bu konular, Kur’an ayetleri indirilirken kafanıza takıldıysa hemen sorun, cevaplandırılacaktır diyor. Vahiy sona erdikten sonra, sormadığınız konularda herhangi bir açıklama yapılmadıysa, nasıl vah yettiysek ona inanın, daha önceki inancınızı Allah affetmiş kaldırmıştır yada batıl olduğu için, onlardan bahsedilmemiştir diye bilgi veriyor.

Bu ayetin devamında çok önemli bir konuya, Rabbimiz açıklama getiriyor. Sizden önceki milletler, yaptığımız uyarıları göz ardı ettiler, sorunuz var mı dediğimizde sormayıp, yani doğru bilgileri bizden almayıp, kendi nefislerinde batıl ve hurafe inançlarla yaşayıp, zamanında sormadıkları soruları çok daha sonra kendilerince tartışma konusu yatıkları için, bakın ne oldular diyor. “SİZDEN ÖNCEKİ BİR MİLLET O TÜR ŞEYLERİ SORDU DA, SONRA O YÜZDEN KÂFİR OLDU.” (Maide 102)

Değerli dostlarım, lütfen bu konu ile ilgili diğer ayetleri Kur’an’dan dikkatle okuyalım ve aynı hataları yaparak, BİZLERDE FARKINDA OLMADAN KÂFİRLERİN SAFINDA OLMAYALIM. Dilerim hurafe ve batıldan uzak, Allah’ın ipine sıkı sıkı sarılan, Allah’ın halis kullarından olalım.

“İNKÂRDA ISRAR EDEN BU KİMSELER BENİM KULLARIMI, BENDEN BAĞIMSIZ OLARAK, KENDİLERİNE KAYIRICI VELİ EDİNECEKLERİNİ Mİ SANDILAR? ŞÜPHESİZ BİZ CEHENNEMİ KÂFİRLER İÇİN BİR İKRAM (!) OLARAK HAZIRLADIK.” (Kehf 102)

“ŞU MUHAKKAK Kİ ALLAH KÂFİRLERİ LÂ’NETLEMİŞ VE ONLARA BİR ÇILGIN ATEŞ HAZIRLAMIŞTIR.” (Ahzab 64)

“ALLAH TARAFINDAN KENDİLERİNE, BERABERLERİNDEKİNİ DOĞRULAYICI BİR ELÇİ GELİNCE, KİTAP EHLİNDEN BİR GRUP, SANKİ ALLAH’IN KİTABINI BİLMİYORMUŞ GİBİ, ONU ARKALARINA ATTILAR.”  (Bakara 101)

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...