Ana içeriğe atla

ALLAH’IN AFFETMEYECEĞİ BÜYÜK GÜNAH, KUL HAKKIMIDIR YOKSA….?


 

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, Allah hangi büyük günahlar işlerseniz, sizi asla affetmem dediği konu üzerinde olacak. Geleneksel İslam anlayışında, genellikle topluma bu konu anlatılırken, şöyle bir rivayet hadis nakledilir hatırlayalım.

“BİR KULUN, BAŞKA BİR KUL ÜZERİNDE OLDUĞU HAKTIR. KUL HAKKININ VEBALİ YÜCE ALLAH KATINDA OLDUKÇA FAZLADIR. CENAB-I HAK KUL HAKKI İÇİN “BENİM YANIMA HER ŞEY İLE GELİN AFFEDERİM. FAKAT KUL HAKKI İLE GELMEYİN, ONU BEN DEĞİL, KULUM AFFEDER.” DEMİŞTİR. ALLAH’IN BU GÜNAHI BAĞIŞLAYABİLMESİ İÇİN, HAKKI YENEN KULA DANIŞACAĞI BİLİNMEKTEDİR. EĞER HAKKI YENEN HAK SAHİBİ KİŞİYİ BAĞIŞLAMAZSA, ALLAH BU GÜNAHI AFFETMEYECEKTİR.” 

Önce şunu hatırlatmak isterim. Kur’an’da Allah’ın asla affetmeyeceği günah olarak bundan bahsedilmez, bu bilgiler rivayetler yoluyla topluma anlatılanlardır. İsterseniz bu söylenenler üzerinde kısaca düşünelim, çünkü Allah düşünerek, aklımızı kullanarak doğruyu bulun emrini veriyor. Bir Müslümanın her kim olursa olsun, bir başkasının hakkını yemesi, onun hakkı olanı vermemesi düşünülemez, bu Allah katında elbette büyük bir günahtır bunda şüphe yok. Peki, bu günahı işlemiş bir insanın, bu konuda bu şekliyle yargılanacağına dair bir hüküm, ayet var mı Kur’an’da? Bu şekliyle elbette yok. Herkesin en küçük yaptığının tam karşılığı kendisine verileceği anlatılırken, Enbiya 47. Ayetinde ne diyordu hatırlayalım. KIYAMET GÜNÜ İÇİN ADALET TERAZİLERİNİ KOYARIZ. HİÇ KİMSEYE BİR HAKSIZLIK EDİLMEZ. BİR HARDAL TANESİ AĞIRLIĞINDA BİLE OLSA, ONU GETİRİRİZ. HESAP GÖRÜCÜ OLARAK BİZ YETERİZ.” Buna benzer bir çok örnek, Kur’an’da görebilirsiniz.

Hatırlatmak isterim, hardal tanesi hem hacim olarak çok küçük, hem de ağırlık olarak pek hafif bir nesnedir. Neredeyse görülemeyecek ve tartılamayacak kadar küçüktür. Demek ki işlediğimiz günahın ya da sevabın kararını, hükmünü Allah biz veririz diyor. Çünkü insanlar duygularının çok fazla etkisinde kaldığı için, bazı detayları da bilemeyeceğimizden, doğru karar veremeyebiliriz. Kur’an’ın hiçbir ayetinde mahşer günü, bazı işlenen günahların suçların cezası, bizzat mağdur olan kişiye bırakılacağı konusunda, Kur’an’da hiçbir hüküm yoktur. Ayetin sonunda da bu konuda Allah noktayı koyuyor ve HESAP GÖRÜCÜ OLARAK BİZ YETERİZ diye de açıklama yapıyor. Tabi bahsettiğimiz bu konu, mahşer günü ile ilgilidir. Yoksa bu dünyada işlenen bazı suçların cezasının, kısa kısas hükmü gereği, mağdura sorularak onun kararı ile verilebileceği örneği Kur’an’da geçer. Allah bizlerle ilgili her türlü detayı, şartları bildiği için, mahşer günü en doğru hükmü, kararı da adaletli olarak, O verecektir. Gelelim konumuza, Allah Kur’an’da affetmeyeceğine hükmettiği konu nedir, şimdide ona bakalım.

Nisa 48: ŞÜPHESİZ ALLAH, KENDİSİNE ORTAK KOŞULMASINI ASLA BAĞIŞLAMAZ. BUNUN DIŞINDA KALAN (GÜNAH)LARI İSE DİLEDİĞİ KİMSELER İÇİN BAĞIŞLAR. ALLAH’A ŞİRK KOŞAN KİMSE, ŞÜPHESİZ BÜYÜK BİR GÜNAH İŞLEYEREK İFTİRA ETMİŞ OLUR. (Diyanet meali)

Önce şunu hatırlatmak istiyorum, bu ayette Allah’ın bahsettiği ortak koşmayın uyarısı kime yapılıyor? Elbette Allah’a hiç inanmayan kâfirlere değil. Tam tersine, İman ettiğini söyleyen Kitap Ehline söyleniyor. Peki Allah’a, Resulüne ve indirdiği kitaba iman ettiğini söyleyen Kitap Ehli, nasıl bir hata yapıyorlardı da Allah, bana ortak koşmayın, yoksa bu büyük günahınızı asla affetmem diyordu. Bu konu çok önemli, bu hatayı bizler doğru anlayamazsak ve bu yanlışımızla bu dünyadan göçersek, Allah’ın asla affetmeyeceği kullarından oluruz. Tabi ayetleri Kur’an’ın diğer ayetlerinden faydalanarak anlamaya çalışırsak, birkaç ayetle Kitap Ehlinin bu büyük günahı, ne maksatla neler yaparak işlediğini anlayabiliriz. Hatırlayalım.

“DE Kİ: “GÖKLERİ VE YERİ YOKTAN VAR EDEN, YEDİREN AMA YEDİRİLMEYE İHTİYACI OLMAYAN ALLAH’TAN BAŞKASINI VELİ/DOST MU EDİNECEĞİM?” DE Kİ: “BANA MÜSLÜMAN OLANLARIN İLKİ OLMAM EMREDİLDİ VE SAKIN MÜŞRİKLERDEN OLMA (DENİLDİ).” (Enam 14)

“VE ALLAH’DAN BAŞKA, SANA FAYDASI DA, ZARARI DA DOKUNMAYACAK OLAN ŞEYLERE YALVARMA! EĞER YALVARIRSAN, O ZAMAN HİÇ ŞÜPHESİZ SEN ZALİMLERDEN OLURSUN. (Yunus 106)

“ALLAH’A KOŞTUKLARI ORTAKLARINDAN KENDİLERİNE HİÇBİR ŞEFAATÇİ ÇIKMAYACAKTIR. ZATEN ONLAR, ORTAKLARINI DA İNKÂR EDECEKLERDİR.” (Rum 13)

Sanırım bu ayetlerden, Kitap Ehlinin affedilmeyecek nasıl bir günah işlediği çok açık anlaşılıyor. Kısaca bahsedelim. Kitap Ehli yardım istenecek, güvenilecek Allah’tan başka insanları VELİLER, çoğulu EVLİYALAR ediniyorlar ve yalnız Allah’tan istemeleri gereken yardımı, affedilmeyi, şefaati edindikleri veli kişilerden hatta onlara gelen Resullerden bekliyorlardı. Hatırlatırım Allah bu günahı işleyenlere, MÜŞRİK diyor. Yahudiler ve Hristiyanlar, kendilerine gelen Resulleri Allah’ın oğlu ilan edip ilahlaştırarak, her türlü şefaati ondan bekliyorlardı. DEMEK Kİ ORTAK YANİ EŞ KOŞMAK, ALLAH’IN TEKELİNDE OLAN HERHANGİ BİR YETKİYİ, RESUL YA DA HERHANGİ BİR İNSANA VERİRSEK, ALLAH’IN YANINDA ONLARIDA İLAH EDİNMİŞ OLURUZ Kİ, ALLAH BUNA BANA EŞ KOŞUYORSUNUZ, YANİ ŞİRK GÜNAHINI İŞLİYORSUNUZ, BU GÜNAHLA KARŞIMA GELİRSENİZ, SİZİ ASLA AFFETMEM DİYOR.

Sizce bizler Allah’ın asla affetmeyeceği bu büyük günahı, Kur’an uyarılarından ders alıp, aynı hatayı bizler yapmıyor muyuz? Yoksa Kur’an ile gereken bağı kuramadığımız için, onların yaptıklarından hiçbir farkımız yok mu? Ne dersiniz? Allah şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin olmadığı O günden sakının dediği halde, eğer bizler RESULLER, VELİLER, EVLİYALAR, DİN ÂLİMLERİ DE ŞEFAATÇİDİR DİYORSAK, ALLAH’IN YANINDA ONLARIDA İLAH EDİNİYORUZ DEMEKTİR. İŞTE ALLAH BUNU YAPANLARI, ASLA AFFETMEM DİYOR. Bu büyük günahı işleyenler, lütfen bu hatadan vaz geçsinler, hesap günü inanın çok ama çokkkkk pişman olurlar.

İlah kelimesinin direk anlamı, Allah değildir lütfen unutmayalım. Allah Kur’an’da bir ayetinde, Kitap Ehlini uyarırken Allah’tan başka İLAH edinmeyin diye uyarır. Hâlbuki Kitap Ehli biliyor ki tek bir Allah vardır. Ama öyle hata yapıyorlar ki, Allah’ın yanında insanları İLAH ediniyorlar ve Allah’ı sevdikleri güvendikleri gibi onları da koşulsuz seviyor ve güveniyorlardı. İLAH KELİMESİNİN ANLAMI, KULLUK EDİLEN, GÖNÜLDEN BAĞLANIP SIĞINILAN ANLAMINDADIR. Allah iman ettiğini söyleyen Kitap Ehlinin yaptığı bu hatayı bizlere örnek veriyor ki, bizlerde aynı hatayı yapmayalım. Bu konudaki bir ayeti hatırlayalım.

“İNSANLARDAN BAZILARI, ALLAH’IN PEŞİ SIRA ORTAKLAR EDİNİR DE, ONLARI ALLAH’I SEVER GİBİ SEVERLER. İMAN EDENLERİN ALLAH’A OLAN SEVGİLERİ İSE (ONLARINKİNDEN) ÇOK DAHA FAZLADIR. KEŞKE ZALİMLER AZABI GÖRDÜKLERİ ZAMAN, (ANLAYACAKLARI GİBİ) BÜTÜN KUDRETİN YALNIZCA ALLAH’A AİT OLDUĞUNU VE ALLAH’IN AZABININ ÇOK ŞİDDETLİ OLDUĞUNU (ÖNCEDEN) GÖRÜP ANLAYABİLSELERDİ!”  (Bakara 165)

Sanırım Allah’ın asla affetmeyeceği O büyük günahı, bizlerinde nasıl işlediğimizi anlamışsınızdır. Çok üzgünüm ama Allah’ın uyarısını hala tebliğ almamış bir Müslüman, bu hatayı ancak mahşer günü, hesabın görüleceği O çetin gün anlayacak, ama iş işten geçmiş olacak. Onun için yakınlarımızı, dostlarımızı bu konuda lütfen bıkmadan usanmadan uyaralım. Unutmayalım dinin sahibi Allah’tır ve Allah, BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DİYOR. Bunu söyleyen Allah’a inat, Allah’ın dinine ilaveler yaparak, bunlarda dinin emridir diyenler, Allah’ın dinine ortak olmaya çalışan müşriklerdir, Allah’a ortak, şirk koşanlardır. LÜTFEN BU BÜYÜK GÜNAHIN ARTIK KUR’AN İLE FARKINDA OLALIM. Allah bağışlayıcılığının sonsuz sınırlarını bizlere anlatırken, şu uyarıyı Kur’an’da yapıyor. YETERKİ İMTİHAN OLDUĞUNUZ BU DÜNYADA, EMANTİNİZİ TESLİM ETMEDEN ÖNCE, TÜM HATA VE YANLIŞLARINIZIN FARKINDA OLUN VE BENDEN AF DİLEYİN, BENİM AFFETMEYECEĞİM HİÇ BİR ŞEY YOKTUR DİYOR. Tekrar hatırlatmak isterim, eğer inatla batılın peşi sıra gidip, Allah’ın yanında VELİLER, EVLİYALAR, ŞEYHLER, GAVSLAR EDİNİP onların ardına düşerek bu canı verirseniz, bana ortak koştuğunuz için, sizi asla affetmem diyor.

ALLAH BU CAN BU BEDENDE OLDUĞU SÜRECE, BİZLERE ŞEFAAT KAPISINI, SONUNA KADAR AÇIK BIRAKIYOR. YETERKİ BİZLER YAŞARKEN, BU GERÇEĞİN FARKINA VARIP, BATIL E HURAFEDEN UZAK, YALNIZ ALLAH’IN İPİNE SARILALIM. KENDİMİZE BEŞERİ İLAHLAR EDİNMEDEN, YALNIZ  ALLAH’TAN BAĞIŞLANMA DİLEYEREK, YALNIZ ONA KULLUK EDELİM.

Zümer 53-54: DE Kİ: “EY KENDİLERİNİN ALEYHİNE AŞIRI GİDEN KULLARIM! ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİDİNİZİ KESMEYİN. ŞÜPHESİZ ALLAH, BÜTÜN GÜNAHLARI AFFEDER. ÇÜNKÜ O, ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” AZAP SİZE GELMEDEN ÖNCE RABBİNİZE DÖNÜN VE O’NA TESLİM OLUN. SONRA SİZE YARDIM EDİLMEZ. (Diyanet meali)

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HACER ÜL ESVED TAŞI VE GERÇEKLER.

Bugünkü yazımın konusu, Kâbe yi tavaf ederken elle selamlanan ve kutsallığına inanılan, Hacer’ül Esved taşı hakkında olacaktır. Gelin önce geleneksel İslam’ın, bu konuda kabul ettiği rivayetlere ve inançlarına bakalım kısaca. Bakalım da batıla inandığımızda, bizleri nasıl aklın mantığın ötesinde akıl almaz şeylere nasıl inandırıldığımızı da farkında olalım. Konuyla ilgili erişebildiğim tüm rivayetleri yazıyorum. Ders alabilene ne mutlu. Allah onun için, emin olmadığın bilgilerin ardına düşmeyin, hesabını sorarım diye boşuna uyarmıyor. “RİVAYETE GÖRE, HZ. İBRAHİM, KÂBE’NİN İNŞASINI BİTİRDİKTEN SONRA, OĞLU İSMAİL İLE TAVAFA BAŞLANGIÇ SIRASINI BİLDİRMEK İÇİN: “İSMAİL, BANA BİR TAŞ GETİR DE TAVAFIN NEREDEN BAŞLAYACAĞINI İŞARET EDEYİM” DEDİ. HZ. İSMAİL DE CEBEL-İ KUBEYS’TEN BİR TAŞ ALIP BABASINA VERDİ. O DA TAVAFIN BAŞLAYACAĞI BUGÜNKÜ KÂBE’NİN KÖŞESİNE TAŞI KOYDU.” “RİVAYETE GÖRE İBRAHİM PEYGAMBERİMİZ, BU TAŞI KÂBE NİN KÖŞESİNE YERLEŞTİRMİŞTİR. EBU DAVUD’UN RİVAYET ETTİĞİ BİR HADİSE GÖRE,

İSLAM DİNİNDE, HAREMLİK SELAMLIK VAR MIDIR?

Değerli din kardeşlerim, bizler Kur’an ayetlerini eğer, Allah’ın örnek verdiği diğer ayetlerinden yardım alarak anlamaya çalışmaz da geleneğin, rivayetlerin ve Mezheplerin dayattığı beşeri fıkıh inancının etkisiyle anlamaya çalışırsak, Allah’ın istediğini değil, kendi nefislerimizde yarattığımız dini yaşamış oluruz. Bugünkü makalemin konusu  İSLAM DİNİNDE, HAREMLİK SELAMLIK VAR MIDIR  ve bir kadın evli olmadığı bir erkeklerle beraber aynı ortamda oturamaz mı, bu konuda sizleri Kur’an’ı rehber alarak, düşünmeye davet etmek istiyorum.  Günümüz Mezheplerin, beşeri FIKIH inancının öğretisine baktığımızda, bir kadın evli olmadığı başka bir erkekle aynı ortamda oturamaz, ya da toplu halde bulunamaz şeklinde anlatılır. Bunun detayına girmek istemiyorum, çünkü bizler için beşeri fikirler değil, Allah’ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an önemlidir. Bu konudaki Kur’an ayetlerine bakmadan önce, genel anlamda düşünelim.  Bir kadının yalnız başına dışarı çıkamayacağına dair, bir hüküm v

İSLAM DİNİNİN TEK KAYNAĞI KUR’AN’DIR. “KUR’AN, SÜNNET, İCMA, KIYAS, KONUSU.”

Herhangi bir konuyu daha iyi öğrenmek adına, araştırma yaptığımızda, birçok kaynaktan, kitaptan faydalanırız. Bunun sebebi öğrenmek istediğimiz konu hakkında, daha detaylı bilgi almak, farklı düşünce ve fikirlerden yararlanmaktır amaç. Araştırmalarımız sonucunda, kendimizce bir sonuca ulaşırız ve yine bulduğumuz verilere göre bir karar veririz, değerlendirme yaparız.  DEĞERLENDİRMEMİZDEKİ EN ÖNEMLİ ETKEN, ARAŞTIRDIĞIMIZ KONUNUN DEĞİŞMEZ, SABİT VERİLERİ ÜZERİNE OLUR.  Çünkü bizler bilgi sahibi olmak istediğimiz konunun, önce ana hatlarını öğreniriz. Bu bilgiler üzerine, araştırmalarımız sonucunda kararlarımızı veririz. Bu araştırmayı yaparken, güvenilir bilgi ve kaynaklardan özellikle faydalanırız. Din konusunda da aynı yolu izlememiz, elbette çok normal. Araştırıp, sormalıyız hatta birçok kitaplar okumalı, öğrenmek istediğimiz konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmalıyız. Çünkü Allah ayetler üzerinde düşünmemizi, araştırıp sorgulayarak iman etmemizi ister.  Acaba araştırmalarımız