Bizler günümüzde yaşadığımız İslam inancında, öyle yanlışlar yapıyoruz ki, Allah’ın indirdiği İslam ile adeta taban tabana zıtlıklar oluşuyor. Allah benden başka hiç kimseden yardım istemeyin, şefaat tümden bana aittir, sizlere rehber yol gösterici olsun diye Kur’an’ı indirdim ve yemin olsun ki anlayasınız diye kolaylaştırdım, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dedikçe, sanki bizlerin gözleri kör, kulakları sağır olmuşçasına bunca uyarı ve ikazların tam tersini yapmaktan ve yaşamaktan korkmuyoruz. ÇÜNKÜ ÖN YARGILARIMIZIN VE BİLİNÇALTIMIZIN ESİRİ OLDUK TA ONDAN. Birde bu ayetlere tam tersi, doğruluğundan asla emin olamayacağımız, adına kutsi hadis dediğimiz hadislere inanmakta da bir kusur görmüyoruz. Elbette bunun nedeni, bilinçaltımıza farkına olmadan yerleştirdiğimiz, batıl inancımız çok etkili oluyor. Bu makalemde sizlere, yaptığımız yanlışlara örnek olacak bir ayet hatırlatmak istiyorum.
Talak 3: ALLAH, ONU HİÇ BEKLEMEDİĞİ YERDEN RIZIKLANDIRIR. KİM ALLAH’A DAYANIP GÜVENİRSE, O, KENDİNE YETER. ŞÜPHESİZ ALLAH, DİLEDİĞİ ŞEYİ SONUCA ULAŞTIRIR. ALLAH HER ŞEY İÇİN BİR ÖLÇÜ BELİRLEMİŞTİR. (Bayraktar Bayraklı)
Talâk Suresi 3. ayet, insanın hayattaki en büyük kaygıları olan gelecek endişesi, rızık telaşı ve çaresizlik hissi karşısında rehberlik eden en güçlü teselli ve teslimiyet ayetlerinden biridir. Rızık Endişesinden Özgürleşip korkmamalıyız. İnsan bazen dar boğaza girdiğinde rızkın sadece bildiği yollardan geleceğini sanır. Ayet, Allah’ın insanı hiç hesap etmediği, tahmin bile edemeyeceği kaynaklardan rızıklandıracağını müjdeler. Maddi ve manevi darlık anlarında umutsuzluğa kapılmamak gerekir. Tam Teslimiyet ve Tevekkül çok önemlidir. Hayatta her şeyi tek başımıza kontrol edemeyiz. YALNIZ ALLAH’A GERÇEKTEN GÜVENİP DAYANAN BİR İNSAN İÇİN, O’NUN DESTEĞİ YETERLİDİR. Başkalarının yani Allah’ın dışında edindiğimiz VELİ, GAVS gibi beşeri kişilerin yardımına veya dünyevi güçlere bel bağlamak yerine, elden gelen gayret gösterildikten sonra, SONUCU ALLAH’A BIRAKMAK İÇSEL BİR HUZUR VE NİHAİ BİR GÜVENCE SAĞLAR.
İlahi İradeye Güvenmek çok önemlidir. İnsan planlar yapar, ancak nihai sonucu belirleyen Allah’tır. Allah, kendi dilediği ve kulunun iyiliğine olan emrini mutlaka yerine getirir ve sonuca ulaştırır. Planlarımız bozulduğunda veya işler istediğimiz gibi gitmediğinde, arkasındaki ilahi iradeye ve hayra güvenmek gerekir. Ayetin sonunda belirtilen “ALLAH HER ŞEY İÇİN BİR ÖLÇÜ BELİRLEMİŞTİR” ifadesi, her şeyin bir zamanı, kanunu, kuralı ve vadesi olduğunu hatırlatır. Dualarımızın veya isteklerimizin hemen gerçekleşmemesi, onların reddedildiği anlamına gelmez. Allah’ın koyduğu o mükemmel “ölçü” ve zamanın dolmasını sabırla beklemek gerekir. Özetle bu ayet bizleri endişeden uzak durmaya, elimizden geleni yaptıktan sonra YALNIZ ALLAH’A SIĞINMAYA ve hayatın ritmindeki ilahi zamanlamaya saygı duymaya davet eder.
Burası çok önemli, bakın Allah bizleri nasıl uyarıyor. “KİM ALLAH’A DAYANIP GÜVENİRSE O, KENDİNE YETER.” Sizlere sormak isterim, sizce bizler İslam’ı yaşarken yalnız Allah’a yani onun gönderdiği Kur’an’a mı güvenip dayanarak İslam’ı yaşıyoruz? Çünkü ayette Allah’ın biz kullarına yeteceğini söylüyor. Ne dersiniz bu soruya içimiz rahat, evet bizler yalnız Allah’ın vahyine güveniyor ve onun dışında asla çıkmıyoruz, ALLAH BİZE YETER Mİ DİYORUZ? Ne yazık ki bunu söyleyen, çok azınlık bir gurup var İslam toplumunda. Peki, bunca açık ayetler varken, bizler ne diyoruz ve nelere inanıyoruz. Korkmadan yürekleri titremeden verdikleri cevap, “NE YANİ ALLAH ELÇİSİNİ, POSTACI DİYEMİ GÖNDERDİ.” Evet, aynen bunu söylüyoruz. Allah şefaat yani bağışlama tümden bana aittir diyor, bizler hâşâ sanki Allah’a inat, ŞEFAAT YA RESULALLAH demekten korkmuyoruz. ÇÜNKÜ ÖNYARGILARIMIZIN VE BİLİNÇALTI BİLGİLERİMİZİN BASKISI ÇOK GÜÇLÜ BATIL VE YANLIŞ İNANÇLARIMIZI BİZLERE DOĞRU GİBİ GÖSTERİYOR. Sizlere sormak isterim, SİZLER ALLAH’IN POSTACISI, YANİ HABERCİSİ OLMAK İSTEMEZMİSİNİZ? Bu görevi nasıl küçümseriz, doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum. Hatırlatırım Allah’ın Resulü elbette postacı değildi ama Allah’ın GÜVEN ELÇİSİYDİ. Hiç bir postacı aldığı mektubu açıp okumaz, direk sahibine verir bunu da mı akıl edemiyoruz? Elçi Allah’ın yahyinin tebliği dışında, bir yetkisinin olmadığını görünce, Allah’ım beni postacı mı yaptın, benim hiç mi başka yetkim yok demiş olabilir mi? Bakın Allah Elçisinin görev ve sorumluluklarını anlatırken Ankebut 18. ayetinde bizlere ne diyor. “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” Bunca açık ayeti bizler tebliğ aldığımız halde, Allah’ın vermediği yetkileri, Resulüne yüklemekten de çekinmiyoruz. Böyle olunca da sonuç ortada. Acı, keder ve üzüntü İslam toplumundan eksik olmuyor.
Allah Kasas suresi 75. ayetinde mahşer günü hesabın görüleceği O çetin gün, tanığın şahitliğinde bakın ne söyleyecek. “KESİN DELİLİNİZİ ORTAYA KOYUNUZ” Sizce bahsedilen O kesin delil ne olabilir? Tabi Allah Kur’an’da onunda açıklamasını şimdiden bizlere yapıyor ki, aldananların safında olmayalım. Bakın ne diyeceğini bildiriyor. “GERÇEĞİN ALLAH’A AİT OLDUĞUNU, UYDURDUKLARININ KENDİLERİNİ BIRAKIP KAÇTIĞINI ANLARLAR.” Hangimiz hesap günü bu duruma düşmek isteriz? Ne dersiniz, bizler yalnız gerçeğin yani HAK OLANIN, ALLAH’IN VAHYİNEMİ SARILIYORUZ, YOKSA….? İşte o yoksanın doğru cevabını bulamıyor da, Allah’ın yani Kur’an’ın dışından anlatılan, adına kutsi hadis dediğimiz Resulün adını kullanarak onu alet ederek anlattıkları rivayetleri de, dinin asli unsuru yapıyorsak, BİZLER YALNIZ ALLAH’A GÜVENİP, ALLAH’A DAYANMIYOR, ALLAH’IN YANINDA KENDİMİZE GÜVENİP DAYANACAK, BAŞKA İLAHLAR DA EDİNİYORUZ DEMEKTİR, HATIRLATIRIM.
Allah şuara suresi 78. ayetinde bakın ne diyor. “O, BENİ YARATAN VE BANA DOĞRU YOLU GÖSTERENDİR” Ne yazık ki bizler Allah’ın kitabını yeterli, detaylı ve açık görmediğimiz için, kendimize doğru yolu gösterecek daha detaylı ve açık bilgiler verecek yol gösterecek veliler, şeyhler, efendiler ve onların kitaplarını ediniyoruz. Böyle olunca da ne huzuru, nede mutluğu bulamıyoruz. Hâlbuki Allah Zümer suresi 18. ayetinde, SÖZÜ DİNLEYİP DE ONUN EN GÜZELİNE UYANLAR VAR YA, İŞTE ONLAR ALLAH’IN HİDAYETE ERDİRDİĞİ KİMSELERDİR, der. Nisa suresi 87. ayetinde de hata yapmamızı engellemek adına bu ayeti açıklayarak, “SÖZ BAKIMINDAN, ALLAH’TAN DAHA DOĞRU KİM VARDIR!” diyerek, bizlerin İslam’ı yaşarken, yalnız Allah’ın vahyi Kur’an’a, onun ipine sarılarak doğruyu bulacağımızı bizlere apaçık bildirir. Peki bizler bu uyarıları dikkate alıyor muyuz? Ne yazık ki hayır. Ayetin sonunda Allah’ın sözünü dinleyenlerin hidayet sahibi, aklını kullananlar olduğunu Allah bizlere bildiriyor. Aklını kullanamayanları da pislik içinde bırakıp, rezil edeceği uyarısını yapıyor. Bu yanlışları yapanların nasıl bir yol üzerinde olacaklarını Allah, Enam suresi 26. ayetinde adeta bizlerin gözlerinin içine sokarcasına, bakın nasıl ikaz ediyor. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az demiş büyüklerimiz.
“ONLAR BAŞKALARINI ONDAN (KUR’AN’DAN) ALIKOYARLAR, HEM DE KENDİLERİ ONDAN UZAK KALIRLAR. ONLAR FARKINA VARMAKSIZIN, ANCAK KENDİLERİNİ HELÂK EDİYORLAR.” (Enam 26)
Yalnız Allah’a, onun kitabı Kur’an’a güvenmeyip, onu detaysız açıklanmamış özet bilgi görenler, kendilerine Allah’ın yanında güvenecek yol gösterecek veliler, şeyhler, efendiler arayıp, onların sözleri/hadisleri ile İslam’ı yaşayan, onların açıklamaları ile Kur’an’ı anlamaya çalışanlar, Allah’ın kulu ile açık bir diyalog kuramayan konumuna getirenlerdir ki, bunların insanları Allah’ın yolundan Kur’an’dan alıkoyarak uzaklaştırdığı uyarısını yapıyor Yaradan. BU İNSANLAR HEM KENDİLERİNİ, HEMDE KENDİLERİNE UYANLARI HELAK ETTİĞİNİ BİLDİRİYOR.
Bir Müslüman’a düşen, Allah’ın Resulünün yaptığı gibi, din kardeşini yalnız Kur’an ile uyarmak olmalıdır. Lütfen unutmayalım, Allah Kur’an’ı açıklamak bizim işimizdir diyor ve nice örneklerle açıkladık ve yemin olsun ki anlayasınız diye kolaylaştırdık diyorsa, LÜTFEN GELİN ALLAH’A GÜVENİP DAYANALIM VE ONA İNANLIM. YOKSA MAHŞER GÜNÜ, PİŞMAN OLANLARIN SAFINDA OLURUZ.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar
Yorum Gönder