Ana içeriğe atla

ALİ İMRAN 112. YASİN 21. AYETİ, BAKIN NASIL TAHRİF EDİP, ANLAMINI SAPTIRIYORLAR.

 


Bizler batıl ve hurafe inançlarımıza kanıt yaratabilmek adına, Allah’ın ayetlerinin anlamlarını bile değiştirmekten, tahrif etmekten yada yanlış anlaşılacak şekilde tercüme etmekten korkmuyoruz. Hâlbuki Allah’ın ayetlerini tahrif etmek ve Allah söylemediği halde bu Allah’ın emridir demek, bir ayeti tercüme ederken, Kur’an’ın diğer ayetlerine ters düşecek bir anlamı vermek Allah’a iftiradır, en büyük günahlardandır. Gözlerinde perde gönüllerde mühür olunca, sanırım insanın gözleri dönüyor ve ne yaptığının farkında bile olmuyor, Rabbim korusun. Bu konuda yapılan çok büyük bir yanlışımıza örnek vermek istiyorum. Önce ayeti yazalım.

Ali İmran 112: ONLAR ALLAH’A VE İNSANLARA KARŞI TAAHHÜTLERİNE BAĞLANMADIKLARI SÜRECE, NEREDE BULUNURLARSA BULUNSUNLAR ZİLLETE DÜÇAR OLURLAR. Çünkü Allah’ın gazabına uğramış ve aşağılanmaya mahkûm edilmişlerdir. Bütün bunlar başlarına geldi; çünkü Allah’ın ayetlerini inkâr etmekte ve Nebileri haksız yere öldürmekte ısrar ettiler. Bütün bunlar gerçekleşti; çünkü Allah’a isyanda bulundular ve hakkın sınırlarını inatla ihlal ettiler. (Bayraktar Bayraklı)

Ali İmran 112: ONLAR NEREDE BULUNURLARSA BULUNSUNLAR, ALLAH’IN VE (MÜ’MİN) İNSANLARIN GÜVENCESİNE SIĞINMADIKÇA KENDİLERİNİ ZİLLET KAPLAMIŞTIR. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın ayetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. (Diyanet meali)

Ayette Allah, bakın bizleri nasıl uyarıyor. Özellikle iki farklı tercümeden verdim ki, biraz sonra yazacağım tercümede özellikle bilerek yada bilmeyerek nasıl yanlış tercüme edilip, batıl inançlarımıza kanıt yaratıldığına şahit olacaksınız. Bu ayette Allah çok açık şu uyarıyı yapıyor iman eden kullarına. İMAN EDEN BİR MÜMİN, ALLAH’A KARŞI VERDİĞİ TAAHHÜDÜ YANİ VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADIKLARI SÜRECE, ZİLLETE DÜŞERLER YANİ AŞAĞILANMAKTAN, HORLANMAKTAN KURTULAMAZLAR DİYOR. ALLAH’A VERDİĞİMİZ TAAHHÜT NEYDİ? ONUN İNDİRDİĞİ VAHYİN DIŞINA ÇIKMADAN, YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARILMAK. AMA AYNI CÜMLENİN DEVAMINDA DA ALLAH’A VERDİĞİ SÖZÜ TUTMALARINDAN BAŞKA, BİRDE BİRLİKTE YAŞADIĞI MÜMİNLERE KARŞI VERDİĞİ SÖZLERİ, TAAHHÜDLERİNDEDE TUTARLI OLMALIDIRLAR DİYOR. Bunu devleti yönetmek için seçtiğimiz yöneticilerimizin çıkardığı kanunlara da uymak şeklinde de anlamamız gerekir. Çünkü bu konuda Allah’ın emri var. Ulul emre uymak konusunda. İki farklı mealde de aslında aynı şeyler söyleniyor. Allah’ın güvencesi derken, yalnız Allah’ın kanunlarına göre yaşamak, Mümin insanların güvencesi de İman edenlerin sizlere verdiği güvenceye sığınmadıkça zillete düşecekleri bildiriliyor. Zaten Allah ne diyordu? MÜMİN MÜMİNİN DOSTUDUR. MÜMİNLER, MÜMİNLERİ BIRAKIP, İNKÂRCILARI DOST EDİNMESİN.  Bu ayetin bu bölümü Allah’ın ve ve iman etmiş insanların ipine sığınmadıkça, diye tercümede ediliyor. Bu ayet örnek gösterilip tarikat şeyhlerinin tuttuğu ipe tutunanları görürsünüz. Allah’ın ayetleri böyle yanlış tercüme edilip, toplum Allah ile aldatılabiliyor. Bu ayette bahsedilen sığınılacak güvenilecek insanlar çok özel kişiler veliler, şeyhler, efendiler değil, iman eden Allah’ın yolundan giden tüm müminler. Bizler kişilerin imanlarını ölçemeyiz ve değerlendiremeyiz. Sonsuz güven yalnız Allah’a dır, bu uyarıyı Allah yapıyor Kur’an’da, bunu hiç bir zaman unutmayalım. Bakın Allah Elçisine nasıl moral veriyor.

Enfal 62: EĞER SANA HİLE YAPMAK İSTERLERSE, BİL Kİ ALLAH SANA YETER. O, SENİ YARDIMIYLA VE MÜMİNLERLE DESTEKLEYENDİR. (Bayraktar Bayraklı)

Ayette çok açık bir bilgi veriyor Allah Elçisine, senin yoluna çıkıp seni durdurmak engellemek isteyenlere karşı üzülme. ÇÜNKÜ SANA ALLAH YETER DİYOR. Allah’ın Elçisine Allah yetiyor, ama her ne hikmetse bizlere imanımızı yaşayabilmek adına Allah yetmiyor. Devamında da Allah sana, inanan MÜMİNLERLE seni destekliyor diyerek, Allah çok önemli bir mesaj veriyor. İman eden bir Müslüman’a Allah yeter. Allah iman eden kullarını, yine iman etmiş mümin kullarının yardımını sağlayarak, onlara güç verir, kuvvet verir diyor. Ama bizler bu ayetleri evirip çevirip, tahrif edip batıl ve hurafe inançlarımıza bakın nasıl kanıt yapıyoruz. ALLAH DAN HİÇ KORKMADAN. Ali İmran 112. ayeti, bakın nasıl tercüme etmişler.

“ONLAR, NEREDE BULUNURLARSA BULUNSUNLAR, ALLAH’IN VE İNSANLARIN İPİNE TUTUNMADIKLARI, SÜRECE ZİLLET İÇİNDE OLURLAR. ONLAR, ALLAH’IN GAZABINA UĞRADILAR. YOKSUNLUĞA TUTSAK OLDULAR. BUNUN NEDENİ, ONLARIN ASİLEŞİP HADLERİNİ AŞARAK, ALLAH’IN AYETLERİNİ YALANLAMALARI VE HAKSIZ YERE NEBİLERİNİ ÖLDÜRMELERİDİR. BU CEZA, ONLARIN İSYAN ETMELERİNDEN VE HADDİ AŞMIŞ OLMALARINDANDIR.” (Ali İmran 112)

Bu ayeti böyle tercüme ettiğimiz an, İslam’ı yaşarken, hem Allah’ın ipi Kur’an, hem de edindiğimiz velilerin beşeri sözlerin/hadislerinde ipine sarılacağımızı Allah emrediyor diye anlaşılır ki, buda Allah’a şirk koşmak anlamındadır. Ali İmran 103. ayetinde Allah, bizlere nasıl bir emir veriyordu hatırlayalım. “HEP BİRLİKTE ALLAH’IN İPİNE SARILIN VE AYRILIĞA DÜŞMEYİN.” Allah bizlerin dinimiz ve imanımız adına sarılacak kitabın, bilgilerin, hükümlerin yalnız Kur’an olduğuna hükmedip, sakın dinde bölünmeyin ayrılığa düşmeyin diye uyarıyorsa, bir başka ayetinde dininizi yaşarken hem Allah’ın ipi Kur’an, hem de edindiğiniz veli, ulema, gavs dediğimiz kişilerin ipine yani onların hükümlerine, verdiği bilgilere de sarılın der mi? İşte bizler ayetlerin anlamları ile böyle oynuyoruz. Ayette Allah’a verdiğimiz söze uyun yani iman etmiş bir bir Mümin olarak, yalnız Allah’ın ipine sarılacağımıza, ondan başka veli edinmeyip yalnız Allah’ı şefaatçi edineceğimize, onun verdiği kitabın sınırlarını aşmayacağımıza söz verdik, taahhüt ettik. Yine Allah bizlerin birlikte yaşayan, iman etmiş Mümin kardeşlerimize de verdiğimiz sözlerimizde durmamızı, taahhütte bulunduğumuz konulara uymamızı emrediyor.

Kur’an Bakara suresi 257. ayetinde, “ALLAH, İMAN EDENLERİN VELİSİDİR” der. Araf suresi 3. ayette de, “RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN. ALLAH’A DAHA YAKINDIR DİYE EVLİYAYA/VELİ KİŞİLERE UYMAYIN. NE KADAR DA AZ ÖĞÜT ALIYORSUNUZ” diye de bizleri uyarır.  Ankebut 41. ayetinde de bu konuya açıklık getirerek, Allah’ın yanında veliler edinip, hiç şüphe duymadan onlara uyanları, nasıl bir tehlikenin beklediğine de çok güzel bir örnek veriyor ve bakın ne diyor. “ALLAH’TAN BAŞKA DOSTLAR/VELİLER EDİNENLERİN DURUMU, DİŞİ ÖRÜMCEĞİN DURUMU GİBİDİR. O, BİR YUVA EDİNİR. HÂLBUKİ YUVALARIN EN ÇÜRÜĞÜ ŞÜPHESİZ DİŞİ ÖRÜMCEĞİN YUVASIDIR. KEŞKE BİLSELERDİ!” Bu ayette imanımızı yaşarken, veliler edinerek, ardına düşülenlerin durumunun dişi örümceğin yuvasına sığınanlara benzetmesinin önemi, günümüz ilmi ile çok daha iyi anlaşılmıştır. Dişi örümcek evini sığınmak ya da korunmak için yapmıyormuş. O çekici ağlarını hayvanları tuzağa düşürüp yemek için yaptığını, günümüz ilmi keşfetmiş. Çok daha ilginci dişi örümcek, yaptığı yuvaya gelen erkek örümcekle çiftleştikten sonra eğer, erkek hemen uzaklaşmazsa, dişi örümcek erkek örümceği dahi yermiş. BUNDAN GÜZEL ÖRNEK Mİ OLUR. RABBİME ŞÜKÜRLER OLSUN. İŞTE ALLAH’IN YANINDA, GÜVENİLECEK VELİLER EDİNMEK, BU KADAR TEHLİKELİ. Allah bu örneği boşuna vermiyor, aklını kullanan kullarım görsün ve ders alsın diye veriyor.

Sizce bu kadar açık ayetlerle Allah bizleri uyarıp, sakın din ve iman adına güvenilecek veliler, dostlar aramayın, güvenilecek tek veliniz benim diyen Allah, Kur’an’da çelişki yaratarak, Ali İmran 112. ayetinde, Allah’ın ve güvendiğiniz veli edindiğiniz kişilerin iplerine de sarılın der mi? İşte bizler Kur’an ayetlerini, batıl inançlarımıza uydurabilmek için, Kur’an’dan tamamen uzak bir anlam vererek, böyle tahrif ediyoruz. Ayetleri tahrif edip, batıl inançlarına kanıt göstermek isteyenler, ayetlerin öncesine ve sonrasına bile bakma zahmetinde bulunmadan, anlamlarını değiştirmekten korkmuyorlar. Bu konuda bir örnek daha vermek istiyorum sizlere. 

Yasin 21: “SİZDEN HİÇBİR ÜCRET İSTEMEYEN KİMSELERE UYUN, ONLAR HİDAYETE ERDİRİLMİŞ KİMSELERDİR.” (Diyanet meali)

Bu ayeti şöyle tercüme edenleride görebilirsinz, batıl inançlarına uydurabilmek adına. Bu tahrifatı yapanlar, Allah’a asla hesap veremeyenlerin safında olacaklardır.

“SİZDEN ÜCRET İSTEMEYEN BU KİŞİLERE TABİ OLUN. VE ONLAR MEHDİLERDİR. (HİDAYET ERMİŞ VE HİDAYETE ERDİRENLERDİR.) İmam İskender Ali Mihr

Halbuki bu ayetin bir öncesine baktığımızda, bakın bunlar kimlermiş.

Yasin 20: ŞEHRİN ÖBÜR UCUNDAN BİR ADAM KOŞARAK GELDİ VE ŞÖYLE DEDİ: “EY KAVMİM! BU ELÇİLERE UYUN.” (Diyanet meali)

Bu ayette bahsedilen Elçilerin,  Yasin 16. ayetinde Allah tarafından gönderilmiş olduğu söyleniyor ve bakın ne diyor. “BİZİM GERÇEKTEN SİZE GÖNDERİLMİŞ ELÇİLER OLDUĞUMUZU RABBİMİZ BİLİYOR.” Bahsedilen bu kıssada geçenlerin, Allah’ın görevlendirdiği Elçiler olduğunu apaçık bildirdiği halde Kur’an, bizler ayette Allah’ın görevlendirdiği elçileri alıp, edindiğimiz veli, şeyh, gavs, efendilerimiz yapıyor ve birde hiç korkmadan ayetleri kanıt gösteriyoruz. Yasin suresi 21. ayetinde, sizden hiçbir ücret istemeyen Allah’ın Elçilerine uyun, çünkü onlar hidayete erdirilmiş kişilerdir derken, Allah’ın kontrolünde, takibinde, onun izniyle görevlendirilmiş kişilerden bahsediyor. Ayetin devamında da bakın ne diyor. 

Yasin 22: “HEM BEN, NE DİYE BENİ YARATANA KULLUK ETMEYEYİM. OYSA SİZ DE YALNIZCA O’NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.” (Diyanet meali)

Bakın Elçiler ne diyor ve davette bulunuyor gördünüz mü? Allah ayetinde Elçilerime uyun derken, Elçileri de Allah’ın emirlerini tebliğ ediyor, onun için onlara uyun diyor. Yoksa Allah’ın vahyinden başka şeyler söylemiyorlar. KİMİN EMİRLERİNİ DİNLİYOR VE KİME TABİ OLUYORSAN, ONA KULLUK ETMİŞ OLURSUN. Ayette Allah sizden ücret almayan, Elçilerimin sözlerine uyun diyor, çünkü onların sözleri benim sözlerimdir anlamında söylüyor Allah. Allah’ın Elçiisi de aynısını söylemişti.

“YOKSA ONLAR ALLAH’TAN BAŞKA DOSTLAR/VELİLER/EVLİYALAR MI EDİNDİLER? HÂLBUKİ GERÇEK DOST/VELİ ALLAH’TIR. O, ÖLÜLERİ DİRİLTİR. O, HER ŞEYE HAKKIYLA GÜCÜ YETENDİR.” (Şura 9)

“SİZ O’NU YERYÜZÜNDE ACİZ BIRAKAMAZSINIZ. ALLAH’TAN BAŞKA BİR DOSTUNUZ/VELİNİZ VE YARDIMCINIZ DA YOKTUR.” (Şura 31)

“ONLARIN ALLAH’TAN BAŞKA KENDİLERİNE YARDIM EDECEK DOSTLARI/VELİLERİ DE YOKTUR. ALLAH, KİMİ SAPTIRIRSA ARTIK ONUN İÇİN HİÇBİR ÇIKAR YOL YOKTUR. (Şura 46)

Allah düşünen, aklını zerre kadar Kur’an ile kullanan kullarına o kadar güzel örnekler vermiş ki, gerçekleri fark etmemesi mümkün değil. Ama Kur’an’dan nasibini almayan, batılı ve rivayetleri din edinerek, yol gösterici olarak, kendilerine Allah’ın yanında veliler/dostlar/evliyalar edindikleri kişilerin ardına düşenler, asla Allah’ın gerçekleri ile buluşamaz. Onlar yoldan sapmış, gözleri perdelenmiş, gönülleri mühürlenmiştir. RABBİM CÜMLEMİZİ BU HATALARDAN YANLIŞLARDAN KORUSUN VE GÖNÜL GÖZLERİMİZİ KUR’AN İLE PARLAYAN KULLARI ARASINA ALSIN İNŞALLAH.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmtihanımızda, Kaybedenlerden Olmak İstemiyorsak.

  Allah Asr suresinde, iman ettiğini söyleyen kullarım, birbirine Hak olanı,  YANİ YALNIZ ALLAH KATINDAN GELENİ, KUR’AN’I TAVSİYE ETMEDİĞİ SURECE ZİYANDADIR  diyor. Çünkü hak olanın yalnız Allah katından geldiğini yine Kur’an’da bildiriyor. Bizler böylemi yapıyoruz? Rabbimiz iman ettiğini söyleyen kullarını uyarmak için,  “ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A, ANCAK ORTAK/ŞİRK KOŞARAK İNANIRLAR”  diyerek, iman ettiğini zannedenlerin, nasıl büyük bir yanılgı içinde oldukları uyarısını yapıyor. Tabi bir başka ayetinde de kendisine  ŞİRK/ORTAK KOŞANIDA AFFETMEYECEĞİ  bilgisini veriyor. Peki, bizler böyle büyük hatalar yapıyor muyuz? İnancımızı Kur’an ile sorguladık mı? Gelin sorgulayalım. Bizler yalnız Allah’ın katından gelen HAK olan Kur’an’a mı iman ediyoruz? Yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz,  KUR’AN+RESULÜN SÜNNETİ+MEZHEP İMAMLARININ İCHATLARI ile birlikte  mi yaşanır diyoruz.  Eğer bunu söylüyorsak, Allah’ın uyardığı gibi...

İslam’ı Sorumlu Olduğumuz Kur’an’dan Öğrenmezsek, Sonucuda İşte Böyle Olur.

  Bizler hiç düşünmeden, sorgulamadan Kur’an’dan uzak öyle bir din yaşıyoruz ki, adeta Allah’ın kitabı Kuran’ı küçümsediğimizin farkında olmadığımız gibi,  yalnız Kur’an ile İslam’ı yaşayamayacağımıza inandırıldık. İman ettik dediğimiz Kur’an, bu düşünceye onay veriyor mu, hiç baktık mı? Elbette hiç bakmadık, hatta bakmaya teşebbüs bile etmemizi engelleyip, sen Kur’an’ı anlayamazsın senin ilmin ne ki, Arapça bir kelimenin bilmem kaç anlamı var, sen hangisinin olduğunu nereden bileceksin diyerek, aklın mantığın kabul etmeyeceği düşünceleri, her nedense kabul etmekte sakınca görmedik. Arapça olan Kur’an’a bunları söyleyenler, her ne hikmetse yine Arapça olan rivayet hadislere, neden bunları söylemediklerini hala fark edemediysek, Allah ile aldatılmaktan da asla kurtulamayız.  İSLAM’I SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN’DAN ÖĞRENMEZSEK, SONUCUDA İŞTE BÖYLE OLUR . Mezheplerin hatta cemaat ve tarikatların şekillendirdiği İslam inancımızda şu mantık ve Kur’an dışı inancı, her nedense...

Enam Suresi 38. Ayet. “Biz Kitapta Hiç Bir Şeyi Eksik Bırakmadık.”

Bizler Kur’an ayetlerini doğru anlamak istiyorsak, mutlaka yine Kur’an’ın açıklamalarından, verdiği örneklerden yola çıkarak, anlamanın yolunu yöntemini seçmeliyiz. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum, önce ayeti yazalım daha sonra üstünde birlikte düşünelim. Enam 38:  Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. (Diyanet meali) Bu ayette geçen çok dikkat çekici bir cümle var.  BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK . Sizce Allah, hangi kitaptan bahsediyor olabilir? Ne yazık ki geleneksel İslam anlayışı bu ayette geçen, bu cümleden çok rahatsız, onun içinde bu cümleye öyle bir anlam yüklüyorlar ki, ayette geçen bu cümlenin, neredeyse bizlere vermesi gereken anlamını alıp götürüyor. Siz ayeti okuduğunuzda ne anladınız? Yani Allah hangi kitapta, hiçbir eksik bırakmadığından bahsedi...