Ana içeriğe atla

KENDİ YANLIŞLARINI GÖRMEYEN, ATATÜRK’E KİN KUSANLARA….


Şu günlerde Atatürk düşmanlığı, onun dinsizliği ile ilgili yazıların çoğaldığını görürsünüz. Hepsinde ortak konu, Atatürk dinsizdi, inancı yoktu ithamları üzerine. Peki, ölmüş bir insanın arkasından, kendisini savunma imkânı olmadığı halde, böyle sözlerin söylenmesine Kur’an izin veriyor mu? Elbette hayır. Ülkemizde Atatürk haricinde, hiçbir liderin dini inancı hakkında konuşulmaz. Acaba Atatürk e bunca kini olanların amacı nedir? SANIRIM YAŞAMAYA DEVAM ETMEK İSTEDİKLERİ, O BATIL İNANÇLARINA, ENGEL OLMASI OLSA GEREK. Yoksa Atatürk ün şahsi dini inancı, kimi ilgilendirsin. Bakara suresi 44. ayetinde din ve iman adına karşısındaki insanları tenkit edenlere, bakın Allah ne diyor.

“SİZ KENDİNİZİ UNUTARAK, DİĞER İNSANLARA ERDEMLİ OLMAYI MI ÖĞÜTLÜYORSUNUZ -HEM DE İLAHİ KELAMI OKUYUP DURDUĞUNUZ HALDE?“ Necm suresi 32. ayetinde de Allah bakın ne diyor. “O HALDE KENDİ KENDİNİZİ TEMİZE ÇIKMIŞ GÖSTERMEYİN; KİMİN SAKINDIĞINI EN İYİ BİLEN O’DUR.” Maide 105. ayette de siz kendinize bakın, KENDİNİZİ DÜZELTİN diye de uyarır.

Buradan da anlıyoruz ki, Allah karşınızdaki insanları dinsiz, yoldan çıkmış olarak tenkit edeceğinize, sizler kendi inancınızı sorgulayın ve kendiniz doğru yolda olmanın çabası içinde olun diye uyarıyor. Bu ayetleri tebliğ aldıkları halde, günümüzde yaşamayan, söylenenlere asla cevap veremeyecek, KENDİSİNİ SAVUNAMAYACAK durumda olan Atatürk hakkında, bu insan dinsizdi, Allah inancı yoktur demek, gerçek iman eden bir Müslüman a asla yakışmaz. AYNI İTHAMI, SAYGISIZLIĞI KENDİLERİNİN DEĞER VERDİKLERİ BİR LİDER İÇİN YAPSANIZ, BUNU SİZ BİLEMEZSİNİZ ALLAH BİLİR DİYEREK, KUR’AN I ÖRNEK VERİRLER. İnancı hakkında, hesap verecek kendisidir. Allah SİZ KENDİNİZİ UNUTARAK, diğer insanları inancı hakkında tenkit etmeyin derken, acaba kendilerinin nasıl bir inanç üzerinde olabileceklerini söylüyor sizce? Allah Yusuf suresi 106. ayetinde ne diyordu hatırlayalım. “ONLARIN ÇOĞU, ANCAK ORTAK/ŞİRK KOŞARAK ALLAH’A İMAN EDERLER. “ Ne yazık ki bizler, kendi inancımıza bakmadan, karşımızdaki insanları dinsizlikle suçlarız. Sanki bizler, doğru yolda gidiyormuş gibi.

Bizlerin hiç kimsenin inancı, imanı hakkında bir şey söylemeye hakkımız yok. Allah bu hataları yapanlara sen önce kendine bak ve kendi hatalarını, yanlışlarını gör diyor ve önce elindeki Kur’an a göre yaşa diye de uyarıyor. Atatürk e dinsizlik yaftasını yapıştıranlar, unutmamalıdır ki, bugün birçoğumuz onun sayesinde Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okuyoruz, HATTA GERÇEKLERİ BULABİLMEK İÇİN DİNİ KONULARDA, TARTIŞABİLİYORUZ. Bu özgürlüğümüz olmasaydı, bu tartışmaları asla yapamazdık. Kur’an dan aracısız bilgi sahibi oluyoruz. Atatürk toplumun hurafelerle karışmış bir inanç yaşadığını gördüğü için, önce Diyanet İşleri Başkanlığını kurdu ki, toplum İslam ı doğru kaynaklardan öğrensin. O günkü devri düşünün, İslam inancına batıl ve hurafe öyle karışmıştı ki, insanların neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaları neredeyse mümkün değildi. Atatürk, İslam ı kendi tek ellerine almaya çalışıp, toplumu Kur’an dan uzaklaştıran, kendilerini din alimi ilan eden kişilerle mücadele vermekteydi. ONUN İÇİN GÜNÜMÜZDE GÜÇLENEN BU KİŞİLER, NASIL OLSA BİZE CEVAP VEREMEZ DÜŞÜNCESİYLE, MEYDANI BOŞ BULARAK, ŞİMDİ ATATÜRK TEN İNTİKAM ALMA ÇABASINDALAR.

O günlerde Atatürk, Said-i Nursi adıyla anılan ve kendisine Bediüzzaman lakabı verilen kişinin yazdığı kitaplarla da mücadele ediyordu. Hatırlatmak isterim, Bedi kelimesi “BENZERSİZ, EŞSİZ” demektir. Bediüzzaman da ZAMANIN BENZERSİZİ anlamına gelir. Bir başka deyişle ZAMANIN HARİKASI, KİMSEYE BENZEMEYEN, ASRIN MÜKEMMEL İNSANI demektir. Hatırlatmak isterim, Allah ın Elçilerine bile böyle bir lakap verilmemiştir. İşte kendisine böyle hitap edilmesine bile izin veren bu insan, yazdığı kitapların, kendisine Allah tarafından yazdırıldığını dahi söylediği içindir ki, Atatürk bu insanlarla mücadele etti ve meclis konuşmasında da, gökten indirildiği zannedilen kitaplardan kasıt, Said-i Nursi nin kitaplarıydı. Bu sözleri üzerine mecliste tüm milletvekilleri, ayakta alkışlamıştır. AMA BU SÖZLER EVİRİP ÇEVİRİLİP, BAKIN ATATÜRK BU SÖZLERİ KUR’AN İÇİN SÖYLÜYOR DİYEBİLMİŞLERDİR. Her ne hikmetse Said-i Nursi nin bu sözlerine, günümüzde hiç ses çıkartılmıyor. Gözler perdeli, gönüller taş kesmiş. İşte Atatürk bu perdeyi aralamak için çaba harcamıştır.

Şimdide kendimize soralım, Atatürk ün hangi kitabıyla toplum dinsiz olmuştur. Bazı kişiler Kemalizm dinsizliktir diyebiliyor, hiç araştırmadan okumadan. Kemalizm bir kısmı o dönem için gerekli olan devletin yönetim şeklidir. Buda zamanla zaten değişiklik arz eder, etmiştir de. Yani Kemalist düşünce ile hiç kimse dinden çıkmamış, tam tersine laik devlet yönetimi ile isteyen inancını özgürce yaşama hakkına sahip olmuştur. Bugün inancını özgürce yaşayamayan, bazı Müslümanlar ülkelerinden kaçıp, laik devlet yönetimi olan Avrupa ülkelerine sığınıyor. Zaten dinde zorlama yoktur, her insan inancını özgürce yaşama hakkına sahiptir, bu imtihanın gereğidir diyen Kur’an dır.

Şimdide sizlere verdiğim iki örnek üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum. Atatürk ve Said-i Nursi. Sizce hangisi dini konularda kitaplar yazmış ve din adına toplumu yönlendirmeye çalışmıştır? Çok açıktır ki Atatürk ün dini konularda, hiçbir kitabı yoktur. Onun içindir ki toplumu da dinsizliğe yönlendirmesi mümkün değildir. Ya diğeri, Said-i Nursi nasıl kitaplar yazmıştı ve BU KİTAPLARIN KENDİ KALBİNE İNDİRİLDİĞİ, YAZDIRILDIĞINI SÖYLEMİŞTİ HATIRLAYINIZ.

https://kuranadavet1.wordpress.com/2020/07/22/risale-i-nur-ogretisinden-bir-bolum-ve-dusundurdukleri/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/2018/06/risale-i-nur-ogretisine-pisman-olmak.html

Sizlere sormak istiyorum. Kur’an ın dışından bana, kalbime bu bilgiler gönderildi diyerek kitaplar yazan, bu kitaplarla gerçek İslam ı yaşayabilirsiniz, siz Kur’an ı anlayamazsınız diyerek, adeta toplumun Kur’an ı duvara asılı hale getiren, Allah ın kitabına şirk koşanlar mı dinsizdir, kâfirdir? Yoksa Dini konularda hiçbir kitap yazmayan, inancını kendi düşünceleri ve yöntemleri ile gizlice yaşamış, kendisini yalnız ülkenin kurtuluşuna, özgürlüğüne adamış bu kişi mi dinsizdir, kâfirdir? Hatırlatırım Said-i Nursi nin kitaplarını okuyanlar, onun söylemleri ile İslam ı yaşayanlar, ALLAH IN DİNİNDEN SAPMIŞTIR. Çünkü Allah yalnız Kur’an a sarılın, onun dışında hiç bir kaynak, bilgi sizi doğru yola iletemez dediğ halde, bu bilgilerinde Allah katından geldiğini söylemektedir. Böyle kişilere ne isim verirseniz verin. TOPLUMA DİN VE İMANLARI ADINA, BU KİŞİNİN ÇOK BÜYÜK ZARARLARI OLMUŞTUR. Sizlere tekrar soruyorum, Atatürk ün dini konularda hangi kitabıyla günümüzde insanlar dinsiz, kâfir olmuştur ve topuma zarar vermiştir? Tek bir örnek veremezsiniz. Atatürk ün inancını da sorgulamak, hiç kimsenin haddine değildir. Bizleride zaten ilgilendirmez. Atatürk düşmanlarını, onu dinsizlikle suçlayanları araştırınız, hepsi Atatürk ün Said-i Nursi nin şirk koşan kitaplarına, engel oldukları için düşmandırlar. KİMİN ALLAH KATINDA KÂFİR, DİNSİZ OLDUĞUNU, HUZURU MAHŞERDE HEP BİRLİKTE GÖRECEĞİZ. SUÇLU OLAN ORADA BELLİ OLACAK.

İçimize bu ve benzeri zehri salanlar, Kur’an gerçeklerini topluma anlatmak istemeyenlerdir. Yazımızla ilgili çok önemli bir konuyu, sizlere hatırlatmak istiyorum. Allah Kur’an da, Peygamberimizin ÜMMİ oluşunu bizlere örnek gösterir ve ALLAH IN RESULÜNDE, SİZLER İÇİN GÜZEL ÖRNEKLER VARDIR DER. O güzel örneklerden, önemli kısımlarını hatırlayalım. Güvenilir, adaletli olması, toplum tarafından sevilmesi, çevresine yardım sever olması ve üzerinde dikkatle durmamız ve düşünmemiz gerek konu ise ÜMMİ oluşu. Peki, ümmi ne demek?

Toplumdan bu kelimenin, asıl anlamını gizlemek adına bu kelimeye, okuma yazma bilmeyen anlamı verilmiştir. Buda koskoca bir iftiradır. ÜMMİ hiçbir kitap ehline tabi olmayan demektir. Peygamberimiz, Allah ın indirdiği kitaplardan sapmış, kendilerine beşeri bir din yaratmış kişilere, inançlara tabi olmaktansa, onlardan uzak kalıp, gerçeklerin arayışında olmak daha, düşünmeden, araştırmadan, emin olmadan doğrudur diyerek, Allah ın Elçisi bir dine, kitap ehline tabi olmamıştı. Hatta Şura 52. ayetinde Allah, “SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.”der. Demek ki Allah katında, batılın ve hurafenin takipçisi olmaktansa, gerçeklerin arayışında olmak daha doğru oluyormuş.

Günümüzde kendi yaşadıkları dini sorgulamadan, araştırmadan, düştükleri bataklıktan habersiz, işlerine gelmeyen kişileri, Allah ın tekelinde olan dini yargılamayı kendileri yaparak, Atatürk ü ya da herhangi birisini din adına dinsiz ilan edebiliyorlar. Bu insanların zihniyeti, cahiliye toplumunun zihniyetidir. KİTAP EHLİNİN, PEYGAMBERİMİZİ GENEL ÇOĞUNLUKLA KABUL ETMEMELERİNİN NEDENİ, ALLAH ELÇİ GÖNDERECEK OLSAYDI, DİNİ İNANCI OLMAYAN ÜMMİLERİN ARASINDAN DEĞİL, BİZ KİTAP EHLİNİN ARASINDAN GÖNDERİRDİ DİYEREK, ONA İNANMAMIŞLARDI. Ama Allah bakın kimin arasından güven Elçisi seçmişti. Allah ın elçisinde, bizler için bu konu çok güzel bir örnek, ama bizler bunu toplumdan ne yazık ki gizliyoruz. YETMİYOR KARŞIMIZDAKİ, BİZLER GİBİ DÜŞÜNMEYENLERİ DİNSİZLİKLE SUÇLUYORUZ.

Maide 105: Ey iman edenler! SİZ KENDİNİZİ DÜZELTİN. SİZ DOĞRU YOLDA OLURSANIZ, YOLDAN SAPAN KİMSE SİZE ZARAR VEREMEZ. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir. (Diyanet meali)

Bugün bizleri dinden saptırdı diyecek kimselerin içinde, Atatürk ü bulamasınız ama bahsettiğimiz Said-i Nursi ve benzerleri tarikat şeyhlerini bulabilirsiniz. ONLARI TENKİT ETMEYEN, ONLARIN İÇLERİNDEN OLANLAR, ATATÜRK Ü DİNSİZLİKLE SUÇLUYORLAR, BUDA ÇOK NORMAL. BU SUÇLAMALARI İNTİKAM DUYGULARININ, KİNLERİNİN DIŞA VURUM HEZEYANLARIDIR. Bunların yazdığı kitaplarla kendimizi düzeltmek yerine, yolumuzu şaşırırız. Allah yalnız Kur’an ın ipine sarılın ve onu batıl ve hurafeden uzak okuyup anlayasınız diye kolaylaştırdım diyorsa, lütfen din ve inançlarından sorumlu olmadığımız kişilerin imanları hakkında konuşmadan, yorumlar yapamadan, kendimizi düzeltmeye Kur’an ın yolunu izlemeye bakalım. Atatürk bizlerin inancımızı Kur’an ile sorgulayarak, gerçek doğrularla buluşmamızı sağlamıştır. Atatürk ün imanı ve inancı hakkında hiç birimiz konuşma, söz söyleme hakkına sahip değildir. YANLIŞI VARSA ALLAH A HESAP VERECEKTİR.

DAHA AÇIKÇASINI SÖYLEMEK GEREKİRSE, İNANCIMIZ HAKKINDA BİZLERİ YANLIŞ YÖNLENDİREN, DİNSİZLİĞE SAPTIRAN, KUR’AN DAN UZAKLAŞTIRAN BİR KİŞİ YADA KİŞİLER VARSA ONU TARTIŞMAMIZ GEREKİYORSA, O ATATÜRK DEĞİL, SAİD-İ NURSİ VE BENZERİ TARİKAT, CEMAAT LİDERLERİ OLMALIDIR. ATATÜRK ÜN FİKİRLERİ VE ÇABALARI İLE BU TOPLUM TEK YUMRUK OLDU VE ÖZGÜRCE YAŞIYORUZ. AMA ATATÜRK ÜN MÜCADELE ETTİĞİ , HATTA ATATÜRK E DÜŞMAN CEMAAT, TARİKAT LİDERLERİNİN BİR TANESİ, BU ÜLKENİN DEVLETİNE, MİLLETİNE SİLAH ÇEKEREK, İHANET ETMELERİNE NEDEN OLDU. ALLAH İŞTE BÖYLE DERSLER VERİYOR BİZLERE, AMA ANLAYANLAR NEREDE? ATATÜRK ÜN FİKİRLERİ İLE YETİŞENLER, BU ZALİMLERE DİMDİK KARŞI DURDU. AMA BUGÜN BU TOPLUMUN BİR KISMI HALA, BU CEMAATLERİ TENKİT EDİP, TEHLİKELİ OLUŞLARINDAN BAHSEDECEĞİNE, ATATÜRK ÜN İMANINI KONUŞUYORLAR, SORGULUYORLAR. SANKİ ALLAH BU KİŞİLERE, İNSANLARIN DİNİ İNANÇLARINI ÖLÇME GÖREVİ VERMİŞ GİBİ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...