Ana içeriğe atla

Bakara Suresi 79. Ayet Ve Bizleri Uyarıları.



Yüce Rabbimiz Kur’an’da bizlere verdiği örneklerle, hayatımıza güneş gibi ışık tutmakta ve yol göstermektedir, yeter ki onu anlayarak okuyalım ve aklımızı birazcık kullanalım yeter. Çünkü Allah bizlerin, yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emretmiştir. Bunun nedenini açıklarken de, sizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğim diyerek son noktayı koymuştur. Allah’a güvenen bu iki uyarıyı, atalarının inancını yaşayabilmek için feda etmeden, hayatına geçirir. Bugün sizlere Bakara suresi 79. ayeti hatırlatmak ve sizleri bu ayet üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum

Bakara 79: VAY O KİMSELERE Kİ, ELLERİYLE KİTAB’I YAZARLAR, SONRA DA ONU AZ BİR KARŞILIĞA DEĞİŞMEK İÇİN, “BU, ALLAH’IN KATINDANDIR” DERLER. VAY ELLERİNİN YAZDIKLARINDAN ÖTÜRÜ ONLARIN HÂLİNE! VAY KAZANDIKLARINDAN DOLAYI ONLARIN HÂLİNE! (Diyanet meali)

Acaba Allah bu ayette bizlere ne anlatmak istiyor ve hangi konuda dikkatimizi çekiyor. Ayetten can alıcı noktayı alıntı yapalım. “VAY O KİMSELERE Kİ, ELLERİYLE KİTAB’I YAZARLAR, SONRA DA ONU AZ BİR KARŞILIĞA DEĞİŞMEK İÇİN, “BU, ALLAH’IN KATINDANDIR” DERLER.” Sanırım bu tür olaylar, yüzyıllardır devam ediyor, çünkü bu sözler günümüzdeki bugün yaşadığımız ve bizlere dayattıkları İslam’ın ta kendisini anlatıyor. Yüce Rabbimiz bizlerin yöneleceği ve sarılacağı kitabın yalnız Kur’an olduğunu söyler birçok ayetinde. Hiçbir velinin, şeyhin, efendinin ardına düşmeyin, onların yazdıklarını söylediklerini dinin emri zannetmeyin sizin din ve iman adına güvenilecek tek veliniz Allah benim der. Ama birileri yazmış elleriyle, yazmaz olasıcalar. Rabbin sözlerine tamamen ters, hiç bahsetmediği konularda hükümler bile vermişler hiç korkmadan. Allah’ın Resulüne iftira da atmışlar Resulün sözüdür diye. Birde tıpkı ayetteki ikazda olduğu gibi, Allah’ın olmayan sözlerini KUR’AN’DAN’DIR,  ALLAH KATINDANDIR DİYORLAR HİÇ KORKMADAN. 

KORKU YOK TAŞLAŞMIŞ KALPLERDE, DUYMUYOR KULAKLAR MÜHÜRLÜ, GÖZLER PERDELİ. KUR’AN IŞIĞINDAN, REHBERLİĞİNDEN NASİPSİZ BİR TOPLUM OLMUŞUZ. BİRDE BİZ MÜSLÜMANLARIZ DİYORUZ. RABBİN VERDİĞİ BU AYETİ VE BENZERİ ONLARCA AYETİ GÖRMEZDEN GELİYORUZ. UYARSANIZ BİLE DİNLEMİYORLAR, ÇÜNKÜ KALPLER MÜHÜRLENMİŞ, GÖZLER PERDELENMİŞ. Edindikleri Velilerin emin olamadıkları rivayet ve sanı sözleri, Kur’an ayetlerinin önüne geçmiş, SİZ SÜNNET İNKÂRCISI MISINIZ DİYORLAR UYARANLARA. Anlatması çok zor kapatmışlar gözlerini, tıkamışlar kulaklarını Kur’an gerçeklerine. Bu yanlışları yapan ve batıla inananların, KUR’AN İNKÂRCISI OLDUĞUNU ANLATAMIYORUZ NE YAZIK Kİ KENDİLERİNE. Hâlbuki Allah’ın Resulü asla Kur’an dışına çıkmamış, SİZİ YALNIZ KUR’AN İLE UYARMA, TEBLİĞ ETME GÖREVİ ALDIM dediğini, Kur’an’dan öğreniyoruz. Allah’ın Resulüne, iftira attıklarının bile farkında değiller. Allah’ın Resulü bizlerin, Kur’an’ın sınırlarını aşmamamız için ayetlerle uyarmış ve Kur’an’ın emrettiklerinin dışından hiçbir şey söylemediğinin, yazdırmadığının uyarılarını da yapmıştı bizlere. Kur’an ile buluşması engellenen Müslümanlar, ne yazık ki bu acı gerçeğin hala farkında değiller. Rivayetlerin Kur’an’ı açıkladığına ve Resulün rivayet hadisleri olmasaydı Kur’an anlaşılamazdı diyenlere inananları, yine rivayetler yalanlıyor. Bakın Allah’ ın Resulünün bizleri, nasıl uyardığı rivayet ediliyor. Müslüman her sözü önce dinler ama en güzeline, en doğrusuna uyar ayetini lütfen unutmadan, rivayet edilen hadise bakalım.

4106 – el-Muttalib İbnu Abdillah İbni Hantab radıyallahu anh anlatıyor: “ZEYD İBNU SABİT HZ. MUAVİYE RADIYALLAHU ANHÜMA’NIN YANINA GİRMİŞTİ. HZ. MU’AVİYE ONA BİR HADİSTEN SUAL ETTİ. ZEYD DE HADİSİ ONA SÖYLEDİ. HZ. MUAVİYE (ORADA HAZIR BULUNAN BİR ADAMA) HADİSİ YAZMASINI EMRETTİ. ZEYD MÜDAHALEDE BULUNARAK RESÛLULLAH ALEYHİSSALÂTU VESSELÂM, HADİSLERİNDEN HİÇ BİR ŞEY YAZMAMAMIZI EMRETMİŞTİ” DEDİ. BUNUN ÜZERİNE HZ. MUAVİYE YAZILANI DERHAL İMHA ETTİ.” Ebu Davud, İlm 3, (3647).

-BENDEN KUR’AN DIŞINDA BİR ŞEY YAZMAYIN. KİM, BENDEN KUR’AN DIŞINDAN BİR ŞEY YAZMIŞSA, ONU İMHA ETSİN.”

Muslim-Zuhd/72(3004) /4137 Ebu Davud-İlm/3(3647) /4136 Musned-c.3/12,21,39 Darimi-Mukaddime/42

Elbette bu yazdıklarımda bir rivayettir ve dinde kanıt olamaz. Ama Allah’ın uyardığı gibi akıllı bir Müslüman her söylenen sözü sakin ve dikkatli bir şekilde dinleyip, Kur’an süzgecinden geçirdiğimizde, bu sözü/hadisi Allah’ın Resulü söylemiş olabilir diyebiliriz. Bizler Kur’an’dan o kadar uzaklaştık ki, HAK olanın BATIL ile nasıl örtüldüğünün farkında bile değiliz. Allah yalnız Kur’an’a sarılın, sizleri Kur’an’dan imtihan edeceğim dedikçe, bizleri Allah ile aldatıcılar öyle rivayetler, masalsı hikayeler anlatıyor ki, birbiriyle çelişiyor ama hiç kimsede bu yanlışı görmek istemiyor. Sanırım görmezden gelmek işimize gelmiş. Artık kendimize gelmenin zamanı çok tan geldi ve geçiyor. Her an emanetimizi teslim edip, hesap günü yolculuğuna çıkabiliriz. KIRALIM ARTIK NEFSİMİZİ ESİR ALAN BATIL ZİNCİRİNİ, GÖRELİM KUR’AN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GÜNEŞİNİ. Aydınlansın Kalplerimiz onun nuruyla. Allah cümlemizin yardımcımız olsun inşallah.

Saygılarımla 

Haluk GÜMÜŞTABAK  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...