Ana içeriğe atla

TAĞUTUN PEŞİ SIRA GİDENLERDEN OLMAK İSTEMİYORSAK.....




Bizler İslam ı öyle sorgusuzca yaşıyoruz ki, biraz durup düşünme gereği bile duymuyoruz. Acaba yanlış yolda mıyız diyen, Allah ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an a bakan, inancını sorgulayan ne yazık ki çok az. Allah Kur’an da bazı kelimeleri bizlerin dikkatini çekmek ve uyarmak için itinayla kullanır. Bu yazımda da, Allah ın bizlerin dikkatini çektiği ve düşünmemizi istediği bir kelime kullanıyor TAĞUT. Bu kelimenin geçtiği çok önemli bir ayeti hatırlayalım.


Bakara 256: Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk yanlıştan/ sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O HÂLDE, KİM TÂĞÛTU TANIMAYIP ALLAH’A İNANIRSA, KOPMAK BİLMEYEN SAPASAĞLAM BİR KULPA YAPIŞMIŞTIR. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Diyanet meali)


Rabbimiz çok açık şunu söylüyor, doğruluk yani HAK olan, sapkınlıktan yanlış sözlerden, batıldan ayrılmıştır. Peki neyle ayrılmış ve açıkça ortaya konmuş, Elbette Kur’an la. Eğer Kur’an ile yetinmezsek, Kur’an ın sınırlarını aşarsak, inandığımız bilgilerin hak mı, yoksa sapkınlıklımı, batıl mı yanlış bilgilermi olduğunu asla bilemeyiz, lütfen bunu unutmayalım. Eğer bizler yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz diyenlere inanırsak,, işte O zaman Hak ile batılı bir birinden asla ayıramayız. Dikkat ettiyseniz Allah, bazı kişilerden bahsediyor ve diyor ki, kim TAGUTU tanımayıp onun sözlerine inanmayıp, Allah a onun indirdiği kitaba inanırsa, sapasağlam bir kulpa yapışmış demektir diyor. Peki, kim bu TAGUT. İnsanların ilah diye kabul ettikleri tanrılar mı, yoksa onlarda yaratılmış bizler gibi beşer mi? Burası çok önemli. Bunu bilelim ki, bizlerde aynı hataları yapmayalım. Önce TAGUT ne anlama geliyor ona bakalım.


“TAGUT KELİME ANLAMI OLARAK, ALLAH IN KOYDUĞU SINIRLARI AŞAN, ALLAH IN BİR KISIM KANUNLARINA MUHALİF DAVRANAN, ONLARIN YERİNE GEÇECEK HÜKÜMLER İCAT EDENLERE DENİR.”


Buradan şunu anlıyoruz. Tağut bizler gibi yaratılmış insanlar. Bunlar Allah ın indirdiği kitapların dışına toplumları yönlendiriyor, Allah ın koyduğu sınırları aşarak, Allah ın hükümlerinin tam tersini, sanki en doğrusu buymuş gibi topluma anlatan ve Allah asla hüküm vermediği halde, dinde hükümler icat edenlere Allah, TAĞUT diyor. Cahiliye toplumunun en büyük yanlışını Allah, bizlere örnek veriyor ders alalım, aynı hataya düşmeyelim diye.


Ne dersiniz, siz TAĞUT kelimesinin ne anlama geldiğini anladıktan sonra, aklınıza çok şeyler geldi değil mi? Hatırlayınız Kur’an da Allah bizleri nasıl uyarıyordu, biz kitapta her şeyden nice örnekleri anlayasınız diye verdik, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın kâfirlerden olursunuz. Yalnız Kur’an ın ipine, kulpuna yapışın. Sakın emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin. Veliler edinip ardı sıra gitmeyin, çünkü güvenilecek yardım isteyecek veliniz yalnız benim. Hüküm vermek Allah a mahsustur, Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Şefaat tümden Allah a aittir. Buna benzer yüzlerde ayeti örnek verebiliriz. Tüm bunca açık ayetler dururken, bizlere Allah ın bu sınırlarını aşmamızı sağlayan, Allah ın emirlerinin tam tersini, Allah katındandır diye anlatanlar, Allah ın hüküm vermediği konularda hükümler icat ederek, dini zorlaştıran kişiler ne diyorlar bu konularda hatırlayalım.


“KUR’AN ÖZET BİLGİLER İÇERİR, DİN ADINA HER KONU KUR’AN DA YOKTUR, YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ”. Buna inan bir insan, Kur’an ın sınırlarını tanımaz bir inancın içinde bulur kendisini. Allah Kur’an ın ipine sarılın, sakın emin olmadığınız bilginin ardına düşmeyin dediği halde, tam tersini söyleyenlere inanırsak, FARKINDA OLMADAN KUR’AN TANIMAZ OLURUZ. Hüküm vermek Allah a mahsustur dediği halde Allah, dinde peygamberlerin, din ulemaların, şeyhlerin dini konularda söz sahibi olduğuna inanırsak, TAGUTUN esiri olmuş oluruz, lütfen bu gerçeği unutmayalım. Bakara 256. ayetin sonunda Allah ne diyordu hatırlayalım. “O HÂLDE, KİM TÂĞÛTU TANIMAYIP ALLAH’A İNANIRSA, KOPMAK BİLMEYEN SAPASAĞLAM BİR KULPA YAPIŞMIŞTIR.” Bakın Allah, batılın ve rivayetlerin dine koyduğu hükümlerden uzaklaşıp, yani TAĞUTUN kurallarını terk edip, Allah a yani yalnız onun kitabına inanıp, yalnız onun ipine yapışırsa, sapasağalam bir ipe yapışmış olur diyor. Peki bizler öylemi yapıyoruz?


Bizler ne yazık ki İslam ı yaşarken, Kur’an ın ışığında inancımızı yaşamıyoruz. Öyle TAĞUTLAR edindik ki, bu kişilerin bizlere mahşer günü ŞEFAAT edeceğine inanıyoruz. Allah tam tersini söylediği halde, bu yanlışı göz göre göre yapıyoruz. Bunu yapanlara Allah, şeytanın esiri olanlar diyor. Tekrar etmek istiyorum, Ayette dikkat ettiyseniz tağutun sözlerine değil, Allah ın sözlerine yani Kur’an a uyanlar sağlam bir kulpa sarılmışlardır diyor. Bizler hala Kur’an ı yeterli görmeyip, hangi bilgilerin peşi sıra gidiyoruz lütfen iyi düşünelim.


Lütfen unutmayalım. Allah ın hükümlerinin tam tersine inanan, Allah ın ayetlerini göz ardı edenler, Allah a kulluk etmeyen, TAGUTA kul olanlardır diyor Allah. Kur’an zina yapan kadın ya da erkeğin cezasını açıkça söylediği halde, eğer hala zinanın cezasının Kur’an da asla bahsedilmeyen, RECM cezasıdır diyenler, UNUTMASINLAR TAGUTA KUL OLANLARDIR. Bakın Allah ne diyor.


Zümer 17–18: Tâğut’a kulluk etmekten kaçınıp, Allah’a yönelenlere müjde vardır. (Ey Muhammed!) DİNLEYİP DE SÖZÜN EN GÜZELİNE UYAN KULLARIMI MÜJDELE. İşte Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır. (Diyanet vakfı meal)


Tağuta kul olmanın manası, onun sözlerine şüphe duymadan inanıp, kabul ederek ardı sıra gitmektir. Veliler, şeyhler, efendiler edinmeden onlara kul köle olmadan, yalnız Allah ın sözlerine inanıp, Allah ın kulu olup, yalnız Allah ın kitabına iman edenler, onun hükümleri ile inancını yaşayanlara Allah, müjde ver onlara diyor. Çünkü böyle kullarım, sözün en güzelini dinler, en doğrunun peşi sıra giderler diyor. Peki, sözün en doğrusunu kim söylerdi? Tabiî ki yanılmayan yalnız Allah. Ne diyor ve uyarıyordu bizleri hatırlayalım.


“Söz bakımından Allah’tan daha doğru kim vardır!” (Nisa 87)


“Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?” (casiye 6)


Söyleyecek çok şey var, ama toplum olarak Kur’an dan öyle uzaklaştık ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyoruz. Mahşer günü şaşırmışların safında olmak istemiyorsak, gelin en sağlam kulp olan Kur’an a, sıkı sıkıya sarılalım ve Allah ın müjde veren kulları arasında olalım. Aklını kullanabilene, batıldan uzaklaşabilene ne mutlu.


Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...