Ana içeriğe atla

Sağırlar Uyarıldıklarında, Çağrıyı İşitmezler Ki. Enbiya 45.



Bizler yaşadığımız inancımızı, hiç sorguluyor muyuz? Lütfen bu soruyu kendimize mutlaka soralım ve cevabını da arama çabası içinde olalım. Bunu yapmadığımız takdirde, Allah’ın huzuruna çıktığımız gün, pişman olma riskimiz çok daha büyük olacaktır. Yazıma böyle bir girişi, niçin yaptığıma gelince. Bizler öyle bir din yaşıyoruz ki, ne akıl süzgecinden geçiyor, nede Kur’an’ın süzgecinden. Bizlere öğretilenleri hiç düşünmeden kabul ettiğimiz gibi, hadi şu bilginin doğruluğunu birde Kur’an’a soralım, acaba doğrumu diye aklımızdan hiç geçmiyor. Sanırım bu davranışımız inancımıza, imanımıza gereken özeni değeri göstermediğimizden kaynaklanıyor.

Elbette bunu düşünmememizin sebebi var. Çünkü bizlere dini anlattığını zannedenler, itiraz eden olmasın diye, işlerini garantiye alıp, hiç kimsenin itiraz etmeyeceği bir kılıf hazırlamışlar ve Kur’an’da her detay yoktur, zaten Kur’an’ı da herkes anlayamaz Kur’an özet bilgiler verir demişler ve bizlerde bunu hiç düşünmeden kabul etmişiz. Bu düşünceye inanmakla bizler, Kur’an’dan uzaklaşmışız, inancımızı çok üzgünüm rivayetlere batıl inançlara teslim etmişiz, ama bunun farkında bile değiliz.

Bu düşünce ve inançtan yola çıkarak, bizlere şunu öğretmişler; KUR’AN’DA NAMAZIN NASIL KILINACAĞI REKAT SAYILARI, ORUCUN NASIL TUTULACAĞI, HACCIN NASIL YAPILACAĞININ DETAYLARI VERİLMEMİŞTİR. Bunun kurallarını, detaylarını Allah’ın Resulünden öğreniyoruz diye, bugün topluma öyle aşılanmıştır ki, neredeyse Kur’an bir kenara konarak, emin olamadığımız bilgiler el üstünde tutulur olmuş. SİZCE ALLAH’IN HER ŞEYDEN NİCE ÖRNEKLERİ, DETAYLI AÇIKLADIK DEDİĞİ KİTAPTA, ALLAH’IN ÇOK ÖNEMSEDİĞİ SALATIN/NAMAZIN, BİZLER İÇİN GEREKLİ DETAYLARI KUR’AN’DA OLMADIĞINA İNANMAMIZ NORMAL Mİ? ALLAH HEM SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM, KUR’AN’IN İPİNE SARILIN  DİYECEK, HEMDE SORUMLU TUTTUĞU KONULARI AÇIKLAMAYACAK, ÖYLEMİ? BİZLERİN NASIL BİR ALLAH ANLAYIŞIMIZ VAR, HALA ANLAYAMADIM. Bugün bizler Kur’an İslam’ını değil, atalarımızdan nakledilen rivayet ve sanılardan oluşan bir İslam’ı yaşıyoruz. Bakın böyle yapanlara Kur’an’dan bir uyarı.

Bakara 170: Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyunuz” dendiğinde, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. YA ATALARI AKILLARINI KULLANAMAMIŞ, DOĞRUYU DA BULAMAMIŞ İDİYSELER DE Mİ?

Gelin bu konuyu birlikte düşünelim. Çünkü bu konu öyle dile getiriliyor ve ön plana çıkartılıyor ki rivayet ve sanı bilgiler, Kur’an’ın önüne geçmiş, dinin adeta asli unsuru olmuş durumda. Şöyle düşünelim ve diyelim ki, Allah namaz kılın, oruç tutun diye emir vermiş ama detayını açıklamamıştır. Bu durumda özet bilgiler veren Kur’an’ın hiçbir önemi kalmaz. Detay veren beşeri bilgiler, bu bilgileri yazan kitapları ön plana çıkar. Sizce bu mantıklı mı? Hani dinin sahibi Allah’tı ve hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyordu. Hani Kur’an’ın eşi benzeri yoktu. Hani bir benzerini getirsinler bakalım diye, Rabbimiz meydan okuyordu bizlere?

Eşi benzeri olmayan, Allah katından inen bir kitap var elimizde, ama bu kitap sorumlu olduğumuz ibadetlerin detaylarını yazmıyor ve bizler bu kadar önemli bir konuda, beşeri fıkıh kitaplarına muhtaç oluyoruz ve bu bilgileri rivayetlerden öğreniyoruz. Öylemi dostlar. Hani Allah, emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin diyordu? NE SÖYLEDİĞİMİZİN, NELERE İNANDIĞIMIZIN FARKINDA MISINIZ? Hiç sanmıyorum. Kur’an’ın ipine sarılın, sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum diye Rabbimizin verdiği hükümlerin sizce bir önemi yok mu? Hani sizin bütün şan ve şerefiniz, Kur’an’da dır diyordu Allah. RABBİMİZ BİZLERİN YAPACAĞI İBADETLERİN DETAYINI KUR’AN’DA VERMEYİP, RİVAYET VE SANI BİLGİLER YOLUYLA İNANCIMIZI YAŞAMAMIZI SİZCE İSTER Mİ?

İşin daha vahimi mezheplere, fırkalara, tarikat ve cemaatlere ayrılan din, öyle bölünmüş ve dini öyle şekillendirmiş ki, hepsi kendi ellerindekilerle övünüp, karşısındaki aynı dine mensup din kardeşlerini, düşman görür olmuş. Sizce hangi mezhebin fıkhı en doğru ve Allah’ın Resulünün ibadetlerimizi şekillendirmiş, detaylandırmış halidir? Bunun garantisini verecek var mı aramızda? Dini böyle mi yaşamak, bizleri Allah’a yaklaştırır?

Bizlerin yaptığı en büyük yanlış, bugün inancımızı yaşarken ibadetlerimizde, geleneğin ve mezheplerin ilavelerini Kur’an’da bulamadığımızda, BAKIN HER BİLGİ, DETAY GERÇEKTEN KUR’AN’DA YOKMUŞ DEME YANILGISIDIR. ELBETTE KUR’AN HÜKÜMLERİNE TERS DÜŞMEYEN İLAVELERİN, HİÇBİR SAKINCASI YOKTUR. AMA ONLAR OLMADAN İBADETLERİMİZİ YAPAMAYIZ DEMEKLE, KUR’AN’I EKSİK, YETERSİZ GÖRMEK ARASINDA, HİÇBİR FARK YOKTUR. Yeter ki ilaveler Kur’an’a ters düşmesin. Lütfen bunu unutmayalım.

Allah yemin ederek, sizlere kolaylaştırılmış bir din gönderdim der. Ama bizler dine kendi nefsimizde yaptığımız ilavelerle, dini zorlaştırmış, hatta işin içinden çıkılamaz hale getirmişiz. Eğer Kur’an’da her bilgi, her detay olmasaydı Allah’ın Resulü bunu sağlığında tıpkı Kur’an gibi yazılı hale getirirdi ki, bizlere ulaşan Allah’ın Resulünden bizzat yazdırdığı, böyle bir bilgi kitap asla yoktur. LÜTFEN UNUTMAYALIM, ALLAH ELÇİSİNDEN KUR’AN’I KAYDA ALMASINI İSTEMİŞTİR, KENDİ SÖZLERİNİ/HADİSLERİNİ DEĞİL.

Değerli din kardeşlerim, lütfen şunu unutmayalım. Allah bizlerin sorumlu olduğu bir hüküm verdiyse, onu mutlaka Kur’an’da gerektiği ölçüde açıklamış ve bizlere izah etmiştir, daha doğrusu Kur’an nice örneklerle açıkladık diyor.  Lütfen rivayet ve sanı bilgilere değil, Rabbimize inanalım. GELENEĞİN VE MEZHEPLERİN DİNE GİYDİRDİKLERİ ELBİSEYİ, KUR’AN’DA ASLA BULAMAYIZ. ÇÜNKÜ ALLAH’IN YEMİN EDEREK KOLAYLAŞTIRDIĞI DİNİ, BİZLER ELİMİZDEN GELDİĞİNCE İLAVELERLE ZORLAŞTIRDIK. Şimdide ellerimizle yaptığımız ilaveleri Kur’an’da göremediğimizde, Kur’an’ı detay sız yetersiz görüyoruz. Lütfen Kur’an’dan, Allah’ın Resulünün yetki ve sorumluluğunu okuyalım ve araştıralım. Daha sonrada bizlere anlatılanlarla karşılaştıralım. Bakın Allah’ın Resulünün yetki, görev ve sorumlulukları ile ilgili, birkaç ayet hatırlatmak istiyorum.

Ankebut 18: Eğer yalanlarsanız, biliniz ki sizden önce de nice toplumlar peygamberlerini yalanlamışlardı. RESULÜN ÜZERİNDE, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR GÖREV YOKTUR.

 Kehf 56: BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİ VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ. Kâfir olanlar ise hakkı yerinden kaydırıp ortadan kaldırmak için bâtıl uğruna mücâdele verirler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan tehditleri de alay konusu edinirler.

Rad 40: Onlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek, YİNE DE SANA DÜŞEN SADECE TEBLİĞ ETMEK, bize düşen de hesaba çekmektir.

Ne dersiniz, Allah’ın elçisine verdiği görev ve yetki çok açık değil mi? Hala bu ayetleri tebliğ alan bizler, Allah’ın Resulünün Kur’an gibi dine hüküm koyma, dini detaylandırma yetkisi var diyebilir miyiz? Hala Kur’an’da olmayan hükümleri de Allah’ın Resulü dine hüküm koymuştur, ayetleri detaylandırmıştır diyenlere, aşağıdaki ayeti hatırlatmak istiyorum.

Zuhruf 44: Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür VE SİZ ONDAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ.

Düşünebiliyor musunuz Allah, sizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğim diye apaçık hüküm veriyor, ama bizler Kur’an’ın detay sız ve gereken açıklamaların yapılmadığına inanıyor ve beşeri kitapların hükümlerine, din diye inanmakta kusur görmüyoruz. Allah uymamız gereken emirleri veriyor, ama gereken detayları vermiyor, daha sonrada bizleri bu hükümlerden sorumlu tutuyor, öyle mi din kardeşlerim? Aşağıda ki ayete bakar mısınız lütfen.

Ahzab 67: Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! BİZ ÖNDERLERİMİZE VE BÜYÜKLERİMİZE İTAAT ETTİK DE BİZİ YOLDAN SAPTIRDILAR.”

Böyle bir pişmanlığın içinde olmak istemeyen, emin olamadığımız rivayet ve sanı bilgilere değil, Allah’ın sorumlu tuttuğu Kur’an’ın ipine sarılalım. Yaradan bakın apaçık ne diyor ve bizleri nereye yönlendiriyor.

Enbiya 10; And olsun, size öyle bir kitap indirdik ki, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFİNİZ ONDADIR. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

Sizce bu sözleri söyleyen Allah, bizlerin sorumlu olduğu ibadetlerin detayını, eğriden doğruyu ayıran FURKAN da açıklamamış bizleri rivayetlere muhtaç etmiş olabilir mi? Karar sizlerin. İslam toplumu olarak öyle büyük bir yanılgı içindeyiz ki, DOĞRUSU ARTIK GÖZLER GÖRMÜYOR, KULAKLAR DUYMAZ OLMUŞ. Çok üzgünüm ama aşağıda yazacağım ayetin hükmü, bizler için geçerli olmuş görünüyor.

Enbiya 45: De ki: “Ben sizi ancak VAHİYLE UYARIYORUM.” AMA SAĞIRLAR, UYARILDIKLARINDA ÇAĞRIYI İŞİTMEZLER Kİ!

Allah Resulüne, deki kullarıma diye bakın nasıl bizleri uyarmasını istiyor. «BEN SİZİ ANCAK VAHİYLE UYARIYORUM» Bu uyarıyı ikazı alan biz iman edenler, hala nasıl olurda yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Allah’ın Resulünün de dinde hüküm koyma, ayetleri açıklama görevi vardır deriz. Resulün uyardığı vahiy açıklanmamış izah edilmemiş olabilir mi? Rabbimize güvenmiyor muyuz?

“GERÇEK HAK OLAN, RABBİNDEN GELENDİR. O HALDE KUŞKULANANLARDAN OLMA!” (Bakara 147)

(Onlara) “SİZE VERDİĞİMİZ KİTAB’A SIMSIKI SARILIN VE ONUN İÇİNDEKİLERİ HATIRLAYIN Kİ, ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINASINIZ” DEMİŞTİK. (Araf 171)

“ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad 40)

Dilerim Yüce Rabbimizden gözlerimizdeki bu perdeyi, kulaklarımızdaki mührü önce bizler Kur'an'a sarılarak kaldıralım ki, Kur’an gerçeklerini görebilelim. Allah’ın vahyini artık göremez, duyamaz, hissedemez olduk. Daha açıkçası bizler hem kör hem sağır olduğumuzun farkında bile değiliz. Allah yardımcımız olsun.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...