Bizleri Allah'ın indirdiği İslam'dan, HAKKA rehberlik eden Kur’an'dan öyle uzaklaştırdılar ki, sanırım Rabbin övgü ile söz ettiği toplum olmaktan çıktık. Günümüzde sizce bizler için, doğruyu HAK OLANI gösteren, bizlere rehberlik eden Kur’an'dan başka kitaplar olabilir mi? Hâlbuki bakın Yaradan, nasıl bir toplumdan bahsediyor.
Araf 181: YARATTIKLARIMIZDAN, HAKKA SARILARAK DOĞRU YOLU GÖSTEREN VE HAK İLE ADALETİ GERÇEKLEŞTİREN BİR TOPLULUK VARDIR. (Diyanet Meali)
Halbuki Allah Bakara suresi 147. ayetinde nasıl uyarıyordu bizleri. " GERÇEK HAK OLAN, RABBİNDEN GELENDİR. SAKIN ŞÜPHELENENLERDEN OLMA! " Ne dersiniz, Allah'ın söz ettiği toplum, ümmet içinde bizlerde varız diyebilir miyiz? Bizler İslam'ı yaşarken rehber olarak yalnız Allah katından gelen Kur’an'ı almış ve onun adaleti ile mi yaşıyoruz? Yoksa Allah'ın şeriatını adeta terk etmiş, Kur'an'ı yeterli açık, detaylı görmeyip, her bilginin olmadığını söyleyip, kendi beşeri şeriatımızı mı yaratmış onu mu yaşıyoruz? Bu konuda konuşulacak çok şeyler var, fakat bugün üzerinde durmak istediğim konu, Deccal ve Mehdi üzerine olacaktır. Ne demiştik rehberimiz, Allah indinde sorumlu olduğumuz kitap Kur’an'dır. Bunu söyleyen birçok ayetinde, bizzat Kur'an'ın kendisidir. Bizler eğer Kur’an'ın bahsetmediği, açıklamadığı, hüküm vermediği, önermediği konuların da peşinden gidiyorsak, yukarıda Allah'ın bahsettiği, hakka rehberlik eden ve onunla adaleti yerine getiren toplum olabilir miyiz sizce? Elbette kesinlikle hayır. Günümüz geleneksel İslam'ın kabul ettiği, DECCAL VE MEHDİ konusuna gelince. Kur’an bunların hiç birisinden tek kelime dahi bahsetmez, bilgi vermez. Peki, bizler bu durumda nasıl hiç çekinmeden ve korkmadan bunlara iman ediyoruz? Gelin Kur’an'ın hiç bahsetmediği, açıklamadığı, detay vermediği bu konular için neler söyleniyor günümüzde, ona kısaca bakalım.
"Deccal, farklı inançlara göre ahir zamanda, Mesih'in veya Mehdi'nin ikinci kez yeryüzüne gelmesinden önce, insanlığın dini inançlarını kullanıp saptırarak kötülüğe ve sapkınlığa yönelteceğine inanılan şeytanı temsil eden insandır... Alnının ortasında sadece Müslümanların görebileceği kefere (kâfir) yazısı vardır. Kendisini peygamber olarak tanıtacak ve dünya ya fitne yayacak olan kişidir. Onun ölümü yalnız Hz. İsa tarafından olacaktır ve kıyametin belki de son 6. alametidir."
Açıklamalara bakar mısınız lütfen. Deccal ve Mehdiden sonra birde kıyamet alametleri arasına Hz. İsa'nın geleceği de söylenip, tüm bu kötülüklerden bizleri Hz. İsa'nın kurtaracağından bahsediliyor. Bu söylenenleri, acaba neden Kur’an'dan onayını alma gereğini duymuyoruz diye düşünen var mı? Hz. İsa'nın geleceğini söyleyen Kur’an değil, Hıristiyanlardır, ama her ne hikmetse bunu Kur’an söylemediği halde, hatta Allah'ın Resulü için nebilerin, Resullerin sonuncusudur dediği halde, hala bizler bu söylenenlere nasıl inanıyoruz, doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum. BU BATIL İNANCI İÇİMİZE SOKANLAR, NE YAZIK Kİ İÇİMİZE GİRMİŞ VE BİZDEN GİBİ GÖRÜNEN YAHUDİLERDİR. Müslüman halkın hiç bir çaba içinde olmayıp, adeta kurtarıcı geleceğine inandırarak, Yahudiler kendilerini adeta güvende tutmaya çalışmışlardır. Günümüzde bunun acı gerçeğini ne yazık ki görüyoruz. Toplumu bu konuda inandırmaya çalışanlar, elbette bazı ayetleri kendi nefislerince eğip, bükerek farklı anlamlar vermekten çekinmemişlerdir. Deccal konusunda geleneksel İslam'ın neler söylediğine dair, biraz daha bilgi vermek istiyorum.
"Ne var ki İslam'ın ortaya çıkışından beri İslam âlimleri, sahih hadislere bakarak, bir kısmı Deccali reddetmiş ve hadislerin zayıf olduğunu ileri sürmüş, bir kısmı ise bu hadislerde yer alan ifadelerin sembolik olduğunu belirterek bu hadisleri tevil yoluna gitmiştir. Çünkü hadislerde yer alan Deccalın fiziğiyle ilgili ifadeler, eskiden olduğu gibi günümüz âlimlerinin de açıklayamayacağı şekilde gerçeğe yakın görülmemektedir. (Minareden daha yüksek olması, alnında kâfir yazısı bulunması, kırk günde dünyayı gezmesi, eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafenin 40 arşın olması, bağırdığında bütün dünyanın duyması vb.."
Ne dersiniz, çocuklara anlatılan Lafonten, Nasrettin hoca masallar gibi değil mi? Öyle ama içimizden milyonlar, bu masallara inanıyor. Deccal gibi mehdi konusuna da asla Kur’an onay vermez ve hiç bahsetmez. Bu konu da İslam toplumları içinde liderlik hevesleri olanlar, İslam'ı yönetmek ve yönlendirme sevdaları, ne yazık ki toplumları yanlış şeylerin peşlerine takılmasına neden olmuştur. Bunu günümüzde de üzülerek görüyoruz. Bunların tek bir nedeni vardır, oda toplumun Kur’an'dan uzaklaşması hurafelerin, yalan ve yanlış bilgilerin peşinden koşulmasıdır. Tüm bu inançların peşine düşülmesinin nedenleri, Resulün ismi kullanılarak, onun adına hadisler uydurulması sonucunda olmuştur. Hâlbuki Allah'ın Resulü, ben gaybı bilmem, ben bana vah yedilene uyarım, ayetlerine gözlerini kapatıp, beşerin rivayetlerine gözlerini açanların sonucunda, günümüze kadar kabul görmüştür. TÜM BUNLAR BİZLERİN, KUR'AN'I TERK ETTİĞİMİZE, RİVAYETLERİN MASALLARIN PEŞİNE DÜŞTÜĞÜMÜZE GÜZEL ÖRNEKLER.
Bizler Allah'ın Kur'an'da örnek verdiği apaçık gerçeklerini, ne yazık ki göremiyoruz. Çünkü Kur'an ile aramıza çok yüksek bir duvar örmüş, beşerin kitapları ile inancımızı yaşar olmuşuz. Sizlere tek bir ayet örneği vermek istiyorum. Sanırım bu ayet bile, aklını zerre kadar kullanan, yaptığımız yanlışın fark edilmesine yeterli olacaktır. Bakın Rabbimiz Kur’an'da açıklamadığı bir konuda konuşmamız konusunda, neler söylüyor bizlere? Sizce bizler bugün günümüzde, nasıl büyük bir yanılgının içinde, HARAMI tıka basa yediğimizin farkında mıyız?
Araf 33: DE Kİ: RABBİM ANCAK AÇIK VE GİZLİ KÖTÜLÜKLERİ, GÜNAHI VE HAKSIZ YERE SINIRI AŞMAYI, HAKKINDA HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİĞİ BİR ŞEYİ, ALLAH'A ORTAK KOŞMANIZI VE ALLAH HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ HARAM KILMIŞTIR. (Diyanet vakfı meali)
Ne dersiniz bizler yalnız bu ayete göre dahi, her gün HARAMI tıka basa yediğimizin gerçeklerini göremiyorsak, sonumuzun da ne olacağını hiç ama hiç tahmin bile edemiyoruz demektir. Ne yazık ki Kalpler taşlaşmış, çünkü Kur’an'ın mayasından yoksunuz. İslam toplumunun Kur’an ile buluşması engellenmiş ve Rahmanın nuruyla, güneşiyle kalplerimizi nurlandırma şerefine nail olamamışız. Allah yardımcımız olsun, işimiz gerçekten çok ama çok zor. Allah, hakkında hiç bir delil indirmediği, hatta kendi katından açıklamadığı konularda konuşmanızı haram kılıyorum diyor, bizler ise Kur'an'ın bahsetmediği, onca sözlere hiç korkmadan inanıyor ve yaşıyoruz. Şunu hatırlatmak isterim. Kur'an kıyametin, ANSIZIN KOPACAĞINI BİR ÇOK KEZ SÖYLEMNİŞTİR BİZLERE. Fakat bizler tüm bu uyarıları göz ardı edip, kıyametin alametlerini birilerinden öğrenme çabasıyla, vaktimizi boşa harcıyoruz. Tabi bu çabalarımızı kullanmak isteyen, din tacirlerinin de tuzağına düşüyoruz. BİZLER BIRAKALIM DÜNYANIN KIYAMETİNİN NE ZAMAN KOPACAĞINI, BİZİM KIYAMETİMİZ NE ZAMAN KOPACAK ONU DÜŞÜNELİM. UNUTMAYALIM BİZLERİN KIYAMETİ, BU CANIN BEDENİMİZDEN ÇIKIŞIYLA BAŞLAYACAKTIR, ONA HAZIRLIKLI OLALIM.
Allah sizleri, Kur’an'dan hesaba çekeceğim, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin, Allah'ın sözünden daha doğru söz mü olur, Kur'an'ın ipine sarılın dediği halde, Kur’an'ın hüküm vermediği konuların peşi sıra gidenlere söyleyecek tek sözümüz, elbette KUR’AN'A davetten öte, başka bir şey olamaz. Gelin Kur’an'ın çevresinde tek yumruk olalım. Onun verdiği hükümlerin peşi sıra gidelim, onun bahsetmediği hiçbir konudan, hükümden de sorumlu olmadığımızın bilincine varalım. ÇÜNKÜ ALLAH'IN ELÇİSİ YALNIZ KUR'AN'I TEBLİĞ ETMİŞ VE YALNIZ KUR'AN İLE HÜKMETME GÖREVİ ALMIŞTI. Bu gerçeği fark edemeyen bizler, şunu sakın unutmayalım, Rabbimiz aklını kullanmayan, Kur’an'ın ipine sarılmayan toplumları, pislik ve acı içinde bırakacağını söylüyor, lütfen unutmayalım.
Dilerim Allah'tan, Kur’an ile aramıza ördüğümüz duvarın artık farkına varır ve yine dilerim duvarları yıkıp, aklımıza vurduğumuz prangayı kırarak, Rabbin rehberiyle kucaklaşma şerefine nail oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar
Yorum Gönder