Ana içeriğe atla

Kur'an’da Geçen Adakta Bulunmak, Ne Anlama Geliyor?


Geleneksel İslam toplumunda Allah’ın emirleri ne yazık ki mezhepler ve beşeri fıkıh inancının etkisiyle çok farklılaştırılmış, hatta amacından saptırılmıştır. Bu makalemde Kur’an’ın bahsettiği, ama farklı anlamlar verilerek topluma anlatılan, ADAK KURBANI ya da Allah’a adakta bulunmamızın ne anlama geldiği konusu, ne zaman yerine getirilmesi gerektiği üzerinde olacak. Önce şunu söylemek isterim. Kur’an’da geçen Kurban kelimesinin anlamı ALLAH’A YAKLAŞMAK, YAKINLAŞMAYA VESİLE OLACAK ŞEYLER YAPMAK ANLAMINDADIR. Ama biz Kurban denildiğinde yalnız, Allah’ın rızasını kazanmak için hayvan kesmek anlıyoruz. Hâlbuki Kur’an’da bunun farklı şeylerle de olacağının örnekleri veriliyor. Allah’ın rızasını kazanmak adına oruç tutmak, ihtiyacı olanlara zekât vermek hayırda bulunmak da Allah’a karşı yakınlaşmanın, onun rızasını kazanmanın yollarındandır. 

Gelelim Kur’an da geçen ADAK konusuna. Adak kelimesinden de anlaşılacağı gibi, bu kelime adamak söz vermek anlamındadır. Ayetlerde geçtiği şekliyle, Farz bir görevimiz olmadığı halde, Allah’a her hangi bir konuda adağımız, yani yapmaya söz verdiğimiz bir şeyi yerine getirmek anlamındadır. Kur’an’da adaklık konusu, direk kurban yani hayvan kesme şeklinde değil, genel anlamda geçer. İsterseniz Kur’an’da geçen örneklere önce bakalım ki, konuyu daha iyi anlayabilelim. 

Ali İmran 35: HANİ, İMRAN’IN KARISI, “RABBİM! KARNIMDAKİ ÇOCUĞU SIRF SANA HİZMET ETMEK ÜZERE ADADIM. BENDEN KABUL ET. ŞÜPHESİZ SEN HAKKIYLA İŞİTENSİN, HAKKIYLA BİLENSİN” DEMİŞTİ. (Diyanet meali)

İnsan 7–8–9: ADAKLARINI YERİNE GETİRİRLER VE KÖTÜLÜĞÜ YAYGIN OLAN BİR GÜNDEN KORKARLAR. SEVDİKLERİ GIDALARDAN YOKSULA, YETİME VE ESİRE YEDİRİRLER. “BİZ, SİZE SIRF ALLAH RIZASI İÇİN YEDİRİYORUZ; SİZDEN NE BİR KARŞILIK, NE DE TEŞEKKÜR BEKLİYORUZ.. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bakara 270: ŞÜPHESİZ Kİ ALLAH YAPTIĞINIZ HER [İNFAK]I (HARCAMAYI) VE ADADIĞINIZ HER ADAĞI BİLİR. ZALİMLER İÇİN HİÇBİR YARDIMCI YOKTUR. (Mehmet Okuyan)

Meryem 26: “YE, İÇ; GÖZÜN AYDIN OLSUN! EĞER İNSANLARDAN BİRİNİ GÖRÜRSEN DE Kİ: BEN ÇOK MERHAMETLİ OLAN ALLAH’A (KONUŞMAMA)ORUCU ADADIM; ARTIK BUGÜN HİÇBİR İNSANLA KONUŞMAYACAĞIM.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Sanırım ADAK konusu, Kur’an’da geçen şekliyle çok daha açık anlaşılmıştır. Dikkat ettiyseniz ayetlerden direk hayvan kesme yani kurban adağı diye geçmiyor. Açıkça geçenleri özetlemek gerekirse, Allah’a karşı verdiğimiz herhangi bir sözü şartsız yerine getirmekten bahsediliyor. Dünyaya gelecek evladımızı, Allah’ın yolunda çaba göstermesi için onu eğiteceklerinin, Allah’a söz verdiği örneği geçer. Tabi bu o kişinin iyi niyetli sözleridir. Dünyaya gelecek çocuğun nasıl bir yolda olacağını, Allah’tan başka kimse bilemez. Ama niyet önemlidir. Diğer bir ayette de adaklar konusuna açıklık getirmek için, Allah’ın rızasını kazanmak adına, sevdikleri mal ve mülkünden, parasından hiç karşılık beklemeden yoksula, yetime yedirirler ve bunun sözünü verirler diyor. Bakara 270. ayette de, ALLAH’A HER NE ADARSANIZ, ADANILAN HER ŞEYİ ALLAH BİLİR sözüyle, bu sınırın çok geniş olduğu anlaşılır.

Meryem anamızın verdiği örnekte de bazı nedenlerden dolayı, konuşmama orucu adağından bahsediliyor. Demek ki oruç söz vermek anlamında, herhangi bir şeyi yerine getirmek amacıylada yapılabiliyormuş. Bu oruç yememek, içmemek değil, konuşmama orucu, yani konuşmamaya söz verme. Elbette insanları doyurmak adına da Kurban kesme, yani hayvan kesip yoksullara dağıtmakta, adaklarımızın içinde olduğunu anlıyoruz Kur’an’dan. Bu konuyu geleneksel inançlarımız çok farklı şekillendirmiştir. Bizlere düşen Kur’an merkezli bu konuyu anlamak olmalıdır.

Yine çok sorulan bir soru vardır, adak adadığımız bir hayvanı kesip, etini yoksula dağıtırken, bizler etinden yiyebilir miyiz? Yiyemezsin diye, Allah’ın böyle bir yasağı elbette yok. ÇÜNKÜ ADAĞI YANİ SÖZÜ, BİZLER ŞEKİLLENDİRİP VERİYORUZ. Allah yasaklamadıysa, bunu hiç kimse yasaklayamaz. Bu sizin niyetinize, adağınızın durumuna bağlıdır. Eğer ben istifade etmeden dağıtacağım diyorsanız, yemeniz doğru olmaz. Böyle bir niyetle adamadıysanız kurbanı, etinden yemenin günah olacağını kimse söyleyemez. Buna benzer yasaklar ne yazık ki Allah’ın değil, beşeri FIKIH inancının koyduğu kurallardır.

Ayetlere dikkat ettiyseniz, bugün ADAK konusunda bizlere anlatılanlarla ayetlerin, uyum sağlamadığını görürsünüz. Kur’an Allah’a adanacak konularda bir sınırlama getirmeyip, insanlara faydalı olacak her konuda serbest bıraktığı halde, ne yazık ki bu davranışı FIKIH inancı sınırlamaya çalışmakta, şunların dışında hiçbir şey adayamazsın şeklinde bir liste vermektedirler. ADAK, ALLAH’IN RIZASINI KAZANACAK, ONUN HOŞUNA GİDECEK HERŞEYDİR. Hiç kimse bunu sınırlandıramaz, kendi düşüncelerinde şekillendiremez. Adak konusunu FIKIH inancı, öyle bir şekillendirmiştir ki, adeta Allah ile pazarlık konumuna getirmiştir. Bir örnek verelim.

“BAZI HUSUSLARIN GERÇEKLEŞMESİNE VE YAPILMASINA BAĞLANAN ADAKLAR. MESELÂ “HASTALIĞIM GEÇER VE İYİLEŞİRSEM, ŞU KADAR ORUÇ TUTACAĞIM.” VEYA “ŞU KADAR KURBAN KESECEĞİM.” ŞEKLİNDE YAPILAN ADAK GİBİ. BU HASTALIĞI GEÇERSE, BU İBADETİ DERHAL YERİNE GETİRMEK GEREKİR.” 

İşte bizlerin günümüzde ki adak anlayışı. Bu sözlerle açıkça şunu söylüyoruz, bizleri yaratan Rabbimize. Allah’ım eğer hastalığımı geçirirsen senin için oruç tutacağım, kurban keseceğim. Eğer geçirmezsen, ne oruç tutarım, nede kurban keserim. Ne dediğimizin farkında mıyız? Hiç sanmıyorum.  ADAK gönülden, karşılık beklemeden Allah’ın rızasını kazanmak adına yapılır. Elbette Allah’tan her konuda istekte bulunabiliriz. AMA ŞART KOŞMADAN, BUNU YAPARSAN BENDE BUNU YAPARIM DEMEDEN. Allah ile pazarlık olmaz. Ona ne yapacaksak gönülden yaparız. Allah’ta yaptığımız çabalarımız ve gönüllerimize göre dualarımızı kabul edecektir.

Yukarıdaki örnekten yola çıkarak, davranışımızın nasıl olması gerektiğini söylemek gerekirse, Rabbimiz bu canı veren sensin. Alacakta sensin. Yakalandığım hastalıktan beni kurtar Rabbim, senin rızan için bu Kurban kesiyorum ya da şu kadar zekât veriyorum demesi gerekir ve hemen yerine getirmelidir. İyileşirsem veririm, yaparım zihniyetiyle hareket edersek, Allah’tan asla karşılık bulamayacağımızın, lütfen farkında olalım.  Bakara suresi 270. ayette, Allah yolunda her ne harcar ve her ne adakta bulunursanız, şüphesiz Allah onu bilir diyor. Yani Allah’ın rızası için adakta bulunanların karşılığını, Allah verir demek istiyor. Çok ilginçtir bazı kaynaklardan, ADAK konusunda farklı düşüncelerin de olduğunu görürsünüz.

“Bazı hadislerinde de Hz. Peygamber’in adakta bulunmayı hoş karşılamadığı görülür. Meselâ bir hadîs-i şerifte “ADAK BİR FAYDA SAĞLAMAZ, SADECE CİMRİNİN MALINI EKSİLTMİŞ OLUR” (Buhârî, “Eymân”, 26; Müslim, “Nezir”


“BU SEBEPLE DE İMAM ŞAFİÎ VE AHMED B. HANBEL BAŞTA OLMAK ÜZERE FAKİHLERİN ÖNEMLİ BİR KISMI, ADAK ADAMANIN MEKRUH OLDUĞU GÖRÜŞÜNDEDİR. HANEFÎLER İSE ALLAH’A İBADET VE TAAT KABİLİNDEN ADAKTA BULUNMAYI MUBAH GÖRÜRLER.”

İşte Kur’an, işte fıkıh inancının farklı görüşleri. ADAK yani Allah’ın rızasını kazanmak için güzel şeyler adamak söz vermek ve yerine getirmek, açıkça Kur’an’ın emridir. Ama yanlış olan, karşılık bekleyerek adakta bulunmanın yanlış olduğudur. İstediğimiz gerçekleşirse adağımı yerine getiririm zihniyeti, Allah’a yapılacak en büyük saygısızlıktır.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İslam’ı Yaşarken Kaynak, Rehber Tek Kur’an Olmayınca, Sonuçta Böyle Olur.

  Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “ YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez . Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz . Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş. “KÖTÜ NİY...

Kasas Suresi 53-54-55-56. Ayetlerden, Alacağımız Dersler.

  Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım. Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan) Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR .   Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi in...

Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız Bataklığa Düşeriz.

  Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım. Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali) Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam d...