Ana içeriğe atla

İslam Toplumunda Fetva Verme Konusu Üzerine.



Günümüzde din adına çok başvurulan bir makamdan bahsedilir. Fetva verme makamı. Gelin bu konuyu sizlerle birlikte, Kur’an’dan yardım alarak düşünelim. Önce fetva sözcüğü, ne anlama geliyor ona bakalım. Fetva, İslâm hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, anlatan anlamına gelir. Bu bilgiden sonra hemen kendimize soralım. Peki, Allah Kur’an’da sorumlu olduğumuz hüküm verdiği konularda açık, anlaşılır bir izahatta bulunmamıştır da, onların çok özel RUHBAN dini anlayıp anlatan kişilere ya da Allah’ın Resulüne mi bırakmıştır? Bu sorunun doğru cevabını, mutlaka Kur’an’dan öğrenmeliyiz, Kur’an dışı bilgilerden değil, çünkü Rabbimiz özellikle ben RUHBAN diye bir sınıfı emretmedim diyor. Önce Allah’ın elçisine verdiği görev, yetki ve sorumluluklarından örnekler verelim.

Allah Rad suresi 40. ayetinde. Senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir der. Kehf 56. ayetinde, Biz Resulleri, sadece müjdeleyici ve uyarıcılar olarak göndeririz diye bizleri bilgilendirir. Enam 50. ayetinde de ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum diyerek, asla farklı bir bilgiyi ümmetine iletmediğini anlatır. Hz. Muhammed açık ve anlaşılır olmayan bir vahye uyamayacağına göre, demek ki Kur’an’da her konu, apaçık izah edildiği anlaşılıyor. Eğer Kur’an’da bahsedilmeyen bir konu varsa, Allah onu zamanın gerektiği şartlara göre, insanların karar vermesini istiyor demektir, yani din ile ilgisi yoktur. Yine Nur 54. ayetinde Resule düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır diyerek, Allah elçisinin görev ve sorumluluğunu iyice netleştiriyor. UNUTMAYALIM LÜTFEN ALLAH’IN RESULÜ ÜMMİYDİ, YANİ HİÇ BİR EHLİ KİTABA TABİ DEĞİLDİ, DİN KONUSUNDADA HİÇ BİR BİLGİSİ YOKTU. ALLAH NE DİYORDU AYETİNDE. “SEN DİN İMAN NEDİR BİLMEZDİN, SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.”

Gelelim Kur’an’ın açık, izah edilmiş, detaylandırılmış olup olmadığı konusuna. Bakın Yaradan bu sorunun cevabını Kur’an’da birçok örneklerle veriyor ve neler söylüyor. Kamer suresi 22. ayetinde, yemin ederek KUR’AN’I KULLARIM ÖĞÜT ALSINLAR DİYE KOLAYLAŞTIRDIĞINI SÖYLÜYOR. Nisa suresi 28. ayetinde de kolaylaştırmasının nedenini açıklıyor ve ALLAH SİZE HAFİFLİK GETİRMEK İSTİYOR, ÇÜNKÜ İNSAN ÇOK ZAYIF YARATILMIŞTIR diyerek, aslında çok önemli bir uyarıda bulunuyor. Yine Allah birçok ayetinde, Kur’an’ı bizlere her şey için bir açıklama ve bizlere hidayet ve rahmet olsun diye gönderdiğini söyler. Enam 38. ayetinde de, BİZ KİTAPTA DA HİÇBİR EKSİK BIRAKMADIK diyerek, bizleri uyarır. Yine Enam 57. ayetinde de Allah’ın Resulü, şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık delile dayanıyorum diyerek, çok önemli bir açıklama yaparak, hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır diyerek, Allah’ın verdiği hükmü en güzel bir şekilde anlattığını, izah ettiğini bizlere bildirir. Yani fetvayı Allah’ın verdiği anlatılır, açıklanır. Fetva kelimesinin anlamı, BİR OLAYIN HÜKMÜNÜ AÇIKLAYAN VEYA HÜKMÜNÜ KOYAN, GÜÇLÜKLERİ ÇÖZEN KUVVETLİ CEVAP anlamındadır, bu yetkide yalnız Rabbimize aittir, çünkü ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. Bakın Allah bu konuda ne diyor.

Araf 174: Belki inkârdan dönerler diye, AYETLERİ BÖYLE AYRINTILI BİR ŞEKİLDE AÇIKLIYORUZ.

Hicr 1: Elif. Lam. Ra. Bunlar Kitab’ın ve APAÇIK BİR KUR’AN’IN AYETLERİDİR

Ne kadar açık ve net Allah bildiriyor ve diyor ki bizlere, sizlerin sorumlu olduğunuz ayetleri ayrıntılı bir şekilde biz Kur’an’da açıkladık. Yani biz fetvamızı verirken, sizlerin anlayacağı şekilde detaylı verdik ki kimseye muhtaç olmayasınız. Allah Nisa 87. ayetinde, KİMDİR SÖZÜ ALLAH’IN KİNDEN DAHA DOĞRU OLAN DER VE BİZLERİN, FARKLI SÖZLERE YÖNELMEMİZİN KAPISINI KAPATIR. Enbiya suresi 45. ayetinde, deki onlara diye bizlere elçisinin bir söz söylemesini ister ve der ki; BEN SİZİ ANCAK VAHİYLE UYARIYORUM. SİZCE AÇIKÇA VERİLMEMİŞ HÜKÜMLERLE UYARI OLUR MU? Buradan da anlıyoruz ki, Rabbimiz her konuda fetvasını bizlere açıkça vermiştir. Onun içindir ki bizlerin, KUR’AN’DAN BAŞKA FETVA MAKAMI ARAMAMIZ, BİZLERİN KUR’AN’IN SINIRLARINI AŞMAMIZA NEDEN OLUR. Hatta Nisa 127. ayetinde Allah, bakın Fetva isteyenlere nasıl bir uyarıda bulunur.  “KADINLAR HAKKINDA SENDEN FETVA İSTİYORLAR. DE Kİ: “ONLAR HAKKINDA SİZE FETVAYI ALLAH VERİYOR.”

Kur’an bazı ayetlerinde bizleri bu konuda uyarır ve ALLAH’IN SINIRLARININ KUR’AN OLDUĞUNU ANLATIR. Örneğin Bakara 229. ayetinde, Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir der. Tevbe 112. ayetinde de müjdelenecek Allah’ın kullarından bahsederken,  ONLAR ALLAH’IN SINIRLARINI KORUYANLARDIR DİYEREK, Allah’ın sınırlarının Kur’an ile belirlendiğini, asla Kur’an’ın sınırlarını aşamayacağımızı anlatır bizlere. Allah bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz içinde bakın nasıl açık ve net hükmünü verir.

Zuhruf 44: Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.

Demek ki sorumlu olduğumuz, inancımız KUR’AN İLE SINIRLANDIRILMIŞ ki, bizleri Yaradan Kur’an’dan sorumlu tutacağını söylüyor. Sizce, bizlere gereken açıklamayı yapmadan, bizlerin ihtiyacı olan fetva detaylı bir şekilde Kur’an’da verilmeden, nasıl sorumlu tutar bizleri Allah? ŞUNU RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİZ, DİNİ KONULARIN SINIRINI ALLLAH KUR’AN İLE ÇİZMİŞ, BELİRLEMİŞ YAŞADIĞIMIZ ÇAĞIN İHTİYAÇLARINA GÖRE ÇIKARILACAK KANUNLARIDA DEVLETİ YÖNETENLERE BIRAKMIŞTIR Kİ BUNLARIN DİN İLE İLGİSİ OLMADIĞI İÇİN, GEREKTİĞİNDE DEĞİŞTİRİLEBİLİR DEMEKTİR. İslam toplumunda FETVA verme konusu, öyle yanlış anlaşılmış ve toplum din adına öyle yanlış yönlere çekilmiş ki, adeta Kur’an’ın yanına, onun açıklayıcısı dedikleri kitaplar ortaya çıkmıştır. Bu Kur’an’a şirktir. Birde Kur’an’ı herkes anlayamaz, Kur’an’da her bilgi açıklanmamıştır diye toplum inandırıldığı için, ilk müracaat yeri Kur’an olması gerekirken, beşeri fıkıh kitapları olmuş. Tabi her mezhep, kendi fıkıh kitaplarını yazmış. Böyle olunca da Kur’an ne yazık ki yüksek bir yere asılarak, farkında olmadan terk edilmiş. HER MÜSLÜMAN TOPLUM KENDİ MEZHEP İNANÇLARI DOĞRULTUSUNDA, KENDİ FETVA MAKAMLARINI OLUŞTURMUŞLARDIR. Halbuki dinin sahibi yalnız Allah’tır ve onun dinine hiç kimse ortak olamaz.

Şimdide günümüzde, fetva konusunda yaptığımız yanlışlardan örnekler verelim. Diyanete kadınlar, hayızlı yani ay halinde ibadet yapabilir mi diye sorduğumuzda verdiği cevap, ALLAH’IN RESULÜNÜN EŞLERİNDEN GELEN RİVAYETLERİN, KADINLARIN BU HALDEYKEN İBADET EDEMEYECEKLERİ, ORUÇ TUTAMAYACAKLARI YÖNÜNDEDİR dedikten sonra, kadın bu haldeyken namaz kılması HARAMDIR diyebiliyor. Peki, Kur’an bu konuda ne diyor? Onay veriyor mu? Bu konuda Allah’ın tek bir hükmünü, bu haldeki kadına ibadet yasağını asla göremezsiniz. Kur’an’ın dışına çıkıp, rivayetlerin ışığında Allah’ın dini adına FETVALAR vermeye kalkarsak, işte böyle dini tahrif etmiş oluruz.

Kur’an kadın bu haldeyken, yalnız cinsel birleşme yapmaması gerektiğini söyler. Asla Rabbimiz Kur’an’da böyle bir hüküm vermemiş yasaklar getirmemiştir, bu inanç Yahudi inancıdır ne yazık ki onlardan bizlere geçmiştir. İşte bizler kendimize Kur’an’ın dışından fetva makamı edinirsek, böyle yanlış hükümleri din zannederiz. Allah’ın tek kelime bile bahsetmediği bir konuyu, emin olamayacağımız rivayetler ışığında yaşayabilir miyiz? Bu fetvayı veren de sorumlu olduğu gibi, buna uyanlarda sorumludur. Yine Kur’an Maide 5. ayetinde, Ehli kitabın yaptığı yemekler birbirlerine helal kılınmıştır diye apaçık hükmünü verir. Ama bizler bu açık ayetleri gördüğümüz halde yeterli görmeyip, mutlaka birilerine sorma ihtiyacını duyarız. Öyle olunca da Allah’ın hükmüne ( fetvasına) beşeri fetvalar ararız. Buluruz da ama daha sonrada işin içinden çıkamaz bir halde buluruz kendimizi. Bize anlatılanlarla kafamız karışır ve şüphe içinde oluruz. İşte onun için Allah, Kur’an’ın sınırlarını aşmayın diye bizleri uyarır.

Örnek vermeye devam edelim. Diyanete sorsanız ve deseniz ki, Cuma namazı kadınlara farz değil midir? Hemen yine rivayetlerden edinilen bilgilere göre, Cuma namazının yalnız erkeklere farz kılındığı konusunda fetva verir. Ama Allah’ın daveti Ey iman edenler, Cuma salâtına/namazına çağrıldığınızda, çağrıya uyun der. Her ne hikmetse bu kadar açık ayet varken, birilerinin fetvaları ile bu kadar önemli sosyal bir ibadetten, kadınlarımız bugün uzak kalmıştır. Sizce Ey iman edenler seslenişi, yalnız erkeklere olabilir mi? Onun içindir ki İslam âlemi, A sosyal bir toplum olmuştur. İşte fetvayı Kur’an’dan almayıp, birilerinden almaya kalkarsak, birde emin olamayacağımız bilgiler, bizlerin dinde kanıtı, delili olursa, sonuç böyle olur.

Allah Kur’an’da, şefaat tümden bana aittir dediği halde, birilerinden fetva alarak şefaat yetkisinin başkalarına da verildiğine inanmak, bizleri Kur’an’ın sınırlarının dışına itecektir. Yine Allah eti yenen ve yenmeyen, helal haramları sayarken Kur’an’da saydıklarımın dışında her temiz şey, sizler için helaldir demesine rağmen, bizler edindiğimiz veliler, şeyhler ve efendilerin FETVALARIYLA, öyle bir haramlar listesi kabul ederiz ki, Kur’an hiç birisinden bahsetmez. Ne yazık ki bizlere öğretilen Kur’an’ın asla bahsetmediği haramlar listesi, yine bugün Yahudilerin ellerindeki tahrif edilmiş Tevrat’ta geçer. İslam dini buna benzer fetvalarla yaşanırsa, yaşadığımız acı sondan kurtuluşumuz mümkün olamaz. İSLAM, ALLAH’IN KUR’AN’DA AÇIKÇA İZAH ETTİĞİ, FETVALARLA YAŞANIR. LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM.

Allah hükümlerini, o kadar basit ve kolay vermiştir ki, bizler bununla yetinmeyip, edindiğimiz fetva makamlarının sayesinde inancımızın sınırlarını genişletmiş ve zorlaştırmış bir din yaratmışız kendimize. Örneğin Kur’an’da abdest alma konusu, çok açık ve basit bir şekilde anlatılır ve derki; Yıkayın yüzünüzü, kollarınızdan dirseklere kadar, mesh edin başınızı, ayaklarınızdan topuklara kadar. Bakın ne kadar açık ve de basit. Bizlere bu bilgi yetmemiş ve bizler nefislerimizde bu hükümlere ilaveler yaparak fetvalar aramışız. Yine boy abdestini anlatan Kur’an, cinsel birleşmeden sonra cünüp olduğunuzda, TERTEMİZ YIKANIN der. Ama bu açıklamayı basit gördüğümüz için, bakın neremizden yıkamaya başlayacağız, ne dualar okuyacağız Kur’an’da açıklanmamış diyerek, bu konuda bile fetvalar aramışız kendimize. Tabi arayan bulur misali, neler neler anlatılır bu konularda. Daha doğrusu edindiğimiz FETVA makamları sayesinde, din ne yazık ki Allah’ın dininin sınırlarından taşarak, beşeri bir din yaratmışız ellerimizle.

Fetva konusu İslam toplumunda, neredeyse Kur’an gibi kabul edilmesi gereken bir hüküm görüntüsü almıştır adeta. Örneğin 6–7 yaşındaki bir kız çocuğunun dahi, evlenebileceği fetvasını verenler çıkmıştır. Bu durumda bu söylenenlere inanacak mıyız? Ya da inanmayacaksak ölçümüz ne olacak? İşte bu sorunun cevabı da yine bahsettiğim konuyla ilgili. Bizlere din adına söylenen her bilgiyi, mutlaka Kur’an’a danışmalı ve onun onayını almalıyız. FETVA MAKAMI KONUSU, İSLAM ÂLEMİNDE, KUR’AN’IN SINIRLARINI AŞMASINA VE ADETA SINIR TANIMAZ BİR DİN YARATILMASINA NEDEN OLMUŞTUR. 

Elbette her insanın kapasitesi aynı değildir din konusunda bizler, daha bilgili kişilere sormalı, danışmalı ve araştırmalıyız. Bunu söylemem Enbiya 45. ayetin anlamına ters düşmez. Allah’ın Resulü bizleri yalnız Kur’an ile uyarıyor ve bunun dışına asla çıkamayacağımızı belirtiyor. Allah istiyor ki kulu bizzat çaba göstersin Allah’ın vahyini ilk elden tebliğ alabilmek için. Ne diyordu Bakara 286. ayetinde? “ALLAH, BİR KİMSEYİ ANCAK GÜCÜNÜN YETTİĞİ ŞEYLE YÜKÜMLÜ KILAR.” Demek ki Allah’ın vahyi ile buluşma çabası bizden, yardım Rabbimizden. Hatırlayınız Rabbimiz birçok ayetinde, sakın emin olmadığınız bilginin ardına düşmeyin yalnız Kur’an’ın ipine sarılın diyerek, imanımız adına Kur’an dışı bilgiye bizlerin kapısını kapatmıştır. Alacağımız derse gelince; İnancımızı asla birilerine teslim olarak onların sözleriyle yaşayamayız, çünkü Allah her kulunu bizzat kapasitesi ölçüsünce KUR’AN’DAN HESABA ÇEKECEĞİNİ HÜKMETMİŞTİR. Buradan da anlıyoruz ki birilerine danışırken, sorduğumuz sorunun ön araştırmasını, önce bizler Kur’an’dan yapmalıyız. Bunu yapmadığımız takdir de, yanılma şansımız çok yüksek olur. Bizleri bilgilendiren kişilerin mutlaka bizlere KUR’AN’IN SINIRLARINDA BİLGİ VERMESİ GEREKİR. Sınırları aşarak, Allah’ın hiç bahsetmediği, hüküm vermediği konuları bizlere din diye anlatıyorsa, bunlardan uzak durmalıyız. Şunu lütfen unutmayalım, özellikle tekrar etmek istiyorum din ve iman konusunda FETVAYI hükmü  veren yalnız Allah tır. Bizlerin sorup araştıracağımız konular ise, Allah’ın Kur’an’da verdiği fetvayı, daha iyi anlayan kişilerden ancak bilgi almak olmalıdır. 

Allah bizleri İsra suresi 36. ayetinde uyarıyor ve sakın emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin diyordu. Hatta yalnız Kur’an’ın ipine sarılın, ondan sorumlusunuz ayetlerini de lütfen unutmayalım. Sizce emin olacağımız bilgi hangisidir? Elbette sorumlu olduğumuz Kur’an’dır. Çünkü Allah tarafından korunan, tek kaynak Kur’an’dır. Yaradan Casiye 6. ayetinde bizleri uyarıyor ve Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar diyerek, bizlerin güvenebileceğimiz bilgilerin, fetvaların yalnız Kur’an olduğu bilgisini veriyor. Ne yazık i fetva makamı konusu, İslam toplumlarının dinde mezheplere bölünmesini sağladığı gibi, onları bile kendi içlerinde bölünmesine, dinin gittikçe zorlaşmasına neden olmuştur. Elbette bu konu ilk başlarda, iyi niyetlerle topluma bilgi vermek amacıyla başladıysa da, ne yazık ki günümüzde dinin sınırlarını aşmasına ve Allah’ın hiç bahsetmediği konuları, sanki dinin içindeymiş gibi gösterilmesine neden olmuştur. YANİ DİNE BATILIN HURAFENİN GİRMESİNE NEDEN OLAN KAPIYI, ARDINA KADAR AÇMASINA NEDEN OLMUŞTUR.

Din Allah’ın dinidir ve imtihanımız gereği tek başına Allah’ın hükümleri Kur’an ile yaşanır. Onun hükümleri konusundaki FETVAYI da verecek, yine yalnız Allah’tır. Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdığı dini, ellerimizle beşeri ilave ve Allah’ın vermediği fetvalarla zorlaştırmayalım. Bunun hesabını veremeyiz. ALLAH’IN ELÇİSİ O ÖRNEK İNSAN, TOPLUMU YÖNETİRKEN YALNIZ VE YALNIZ ALLAH’IN VERDİĞİ FEYVALARLA TOPLUMU YÖNETMİŞ, ONLARA HÜKMETMİŞTİR. ALLAH’IN FETVALARINA UYMAYAN HİÇ BİR HÜKÜM, DİN DEĞİLDİR.

Tekrar hatırlatmak istiyorum. Hepimiz birbirimize muhtaç yaratılmışız dır. Onun için birbirimizden yardım almalıyız, ama önce imtihanımıza mutlaka Kur’an’dan bizzat bizler çalışmalıyız ki, bizleri Allah ile aldatanlar çıkmasın. Allah’ın, Resulüne vahyettiği Kur’an dışından hiç bir hüküm fetva vermediğine çok açık bir ayeti hatırlatmak istiyorum sizlere. Allah vahyetmediği halde, bunlarda Allah katındandır demiş olsaydı, bakın Allah bunu yapsaydı biz ona ne yapardık diyor. Hala bu uyarıdan ders anlayamayanlara, söyleyecek söz yok demektir.

İsra 73-74-75: ONLAR, SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKASINI BİZE KARŞI, UYDURMAN İÇİN AZ KALSIN SENİ ONDAN ŞAŞIRTACAKLARDI. (EĞER BÖYLE YAPABİLSELERDİ) İŞTE O ZAMAN SENİ DOST EDİNİRLERDİ. EĞER BİZ SANA SEBAT VERMİŞ OLMASAYDIK, AZ KALSIN ONLARA BİRAZ MEYLEDECEKTİN. İŞTE O ZAMAN SANA, HAYATIN DA, ÖLÜMÜN DE KATMERLİ ACILARINI TATTIRIRDIK. SONRA BİZE KARŞI KENDİNE HİÇBİR YARDIMCI BULAMAZDIN. (Diyanet meali)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...