Ana içeriğe atla

HAŞR SURESİ 7. AYETTE GEÇEN, RESULÜM SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN, SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ.



Bizler İslam'ı birilerinin güdümünde yaşayıp, öğretilenleri Allah'ın rehberinden kontrol etme, onaylama gereği duymadığımızda, ortaya çıkan imanın, Allah'ın önerdiği bir iman şekli olduğunu asla bilemeyiz. Allah'ın huzuruna vardığımızda eğer, üzücü bir durumla, sürprizle karşılaşmak istemiyorsak imanımızı, inancımızı mutlaka Allah'ın sizler için rehber olsun diye gönderdim dediği, ayrıca sorumlu tutacağına hükmettiği, KUR’AN İLE MUTLAKA  KARŞILAŞTIRMALIYIZ. Çünkü mihenk taşımız, şaşmaz Kur'an'dır. Bizler İslam'ı, Kur’an'ın güdümünde yaşamadığımız takdirde beşerin rivayet ve sanı bilgilerinin güdümüne gireriz ki, bu bizleri Allah'tan uzaklaştırır, şeytanlaşmış insanlara yaklaştırır. Allah velilerin ardına düşmeyin güvenilecek veliniz yalnız benim diyorsa, bu bizleri Allah'ın yani Kur’an'ın yolunda olmamızı istediğindendir. Bizler bu Dünyada imtihandayız. İmtihanımızın da, yalnız ve yalnız KUR’AN DAN OLACAĞINI RABBİMİZ SÖYLÜYOR.  Ne diyordu hatırlayalım.

Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.

Allah açıkça imtihan olacağımız kitabın, Kur’an olduğunu söylediği ve bu kitapta her şeyden nice örnekler verdim dediği halde bizler, hayır yalnız Kur’an dan sorumlu değiliz, geleneksel mezhep inancımızı onun dine yaptığı ilaveleri Kur'an'da arayıp bulamadığımızda, Kur’an'da her şey detaylı yoktur, özet bilgiler vardır, detayını Resulün rivayet hadislerinden öğreniyoruz diyenlere inanırsak, sizce gittiğimiz bu yol, Rabbimiz'e ulaşır mı? RİVAYETLER İNSANI GERÇEKLERDEN UZAKLAŞTIRIR, HAYAL DÜNYASINA GÖTÜRÜR. BUNUN SONUCUNU KESTİRMEKTE ASLA MÜMKÜN OLAMAZ. Allah özellikle bu konuda uyarıyor bizleri düşün, aklını kullan ey kulum diyor. Bu sözleri söyleyenlere şunu hatırlatmak isterim. Allah sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum diye hüküm verdiği halde (HÂŞÂ)sözünden cayacağını, daha sonrada Kur’an dışından da hükümlerden, detay bilgilerden bizleri sorumlu tutacağını'mı söylüyorsunuz? Bunu söyleyenin Allah ile inatlaştığını, adaletini küçümsediğini, hatırlatmak isterim.  BUNA İNANMANIN DA CEZASINI, HAYAL BİLE ETMEK İSTEMİYORUM. 

Kur'an'da Maide suresi 45. ayetinde, Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendisidir diyorsa, Allah'ın indirdiği Kur’an'a özet bilgidir, orada her detay, bilgi yoktur yalnız Kur'an ile ne namaz kılabiliriz nede zekat verebiliriz diyerek, Kur'an'ı küçümseyenler Allah'ın tabiriyle,  ZALİMLERİN TA KENDİSİDİR. Bu yazımı yazmakta ki maksadım, Haşr suresi 7. ayette geçen bir cümleyi alıp ona, bahsedilen konuda geçmeyen ve Kur'an'ın yüzlerce ayetine ters düşen anlamları verip, beşerin hurafe yalan ve yanlışlarına delil göstermenin, bizleri nerelere sürükleyeceğini göstermek içindir. Bizler Kur’an ayetlerinde geçen bir kelime ya da cümleyi alıp, ona eğer kendi batıl itikatlarımıza delil yaparsak, bizleri nasıl dinden saptıracağını bu örnekte görebiliriz. Ne yazık ki bu yöntem, o kadar çok kullanılıyor ki günümüzde, bunu yaptığımızda bu inancın nerelere varacağını sizler tahmin edin. Haşr suresi 7. ayettin içinde, şöyle bir cümle geçer. İki farklı mealden yazıyorum ki daha iyi anlaşılsın.

"RESUL SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN, SİZE NE YASAKLADIYSA ONDAN DA SAKININ."

"ELÇİ SİZE [ONDAN] NE KADAR VERİRSE [GÖNÜLDEN] KABUL EDİN VE SİZE VERMEDİĞİ ŞEY[İ İSTEMEK]TEN KAÇININ."

Yukarıdaki cümleyi, bahsedilen ayetin konusundan anlamından ayırıp düşündüğünüzde, inanılmaz yerlerde kullanıp, dinde açıkça kargaşa yaratabilir siniz. Hatta Allah'ın dinine ŞİRK KOŞARAK, Resulünü Allah'ın din ortağı bile yapabilirsiniz. Ne yazık ki öylede yapıyorlar. İslam düşmanları, içimize batıl yanlış inançları, yine Kur’an danmış gibi gösterip, bizleri can elimizden vurmuşlardır. Ama bunun farkında bile değiliz, çünkü Kur'an ile bağımızı kestiler, bizlerin direk anlayarak Kur'an'ı okumamızın önüne set çektiler. Bizlere Kur’an'ı tercüme ederken, öyle cümlelerle naklediyorlar ki, kafalarda soru işaretleri oluşuyor. Peki, Allah yukarıdaki sözüyle hangi konudan bahsediyor da, Resul/elçi size ne verdiyse alın, vermediğinden sakının, istemeyin itiraz etmeyin diyor olabilir? Bu cümleden, Kur’an dışından bir şey vermesini asla anlayamayız, çünkü sana indirdiğim ile kullarıma hükmet, çünkü kullarımı Kur'an'dan hesaba çekeceğim diyordu Elçisine Allah hatırlayalım. Sana indirdiğime ilaveler yaparsan, senin canını alırım diye de uyarıyordu. Peki, bu cümleyle bu sözlerle Allah ne anlatmak istiyor bizlere, gelin bu ayetin öncesine ve sonrasına da bakarak, ne anlatmak istiyor Allah, onu Allah'ın izniyle anlamaya çalışalım. Önce bahsettiğimiz ayetin, bir öncesine bakalım.

Haşr 6:  ALLAH'IN, ONLARDAN (mallarından) RESULÜNE VERDİĞİ GANİMETLER İÇİN, SİZ AT VE DEVE KOŞTURMUŞ DEĞİLSİNİZ. Fakat Allah, Resullerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.

Bahsettiğimiz Haşr 7. ayetin bir öncesinde, savaşlarda kazanılan ganimetlerden bahsediyor ve bir konuda toplumun dikkatini çekiyor. Bu ganimetler, alınan tazminatlar savaşta kazanıldı, ama hepiniz Allah adına at ve deve koşturup savaşmadınız diyor. Bakalım devamındaki ve bahsettiğimiz ayette ne diyor.

Haşr 7: Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Resulüne verdiği ganimetler, Allah, Resul, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. RESUL SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN, SİZE NE YASAKLADIYSA ONDAN DA SAKININ. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

Yukarıdaki ayeti bir başka mealden de verelim ki daha iyi anlaşılsın.

Haşr 7: Bu beldelerin halkından [ganimet olarak] ne alındıysa Allah, hepsini Elçisi'ne devretti, [ganimetin tümü,] Allah'a ve Elçisi'ne, [ölen müminlerin] yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir; (böyle yapıldı) ki o, içinizden [zaten] zengin olanlar arasında dolaşıp duran [bir servet] haline gelmesin. BU NEDENLE, ELÇİ SİZE [ONDAN] NE KADAR VERİRSE [GÖNÜLDEN] KABUL EDİN VE SİZE VERMEDİĞİ ŞEY[İ İSTEMEK]TEN KAÇININ ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: çünkü Allah misillemesinde çetindir.

Ayette Resule ve iman edenlere karşı savaş ilan edenlerle savaşması neticesinde, elde ettikleri ganimetleri ve savaş tazminatlarını nasıl dağıtacağını topluma anlatıyor. O anı önce hayal edelim isteseniz. Müslüman olduğunu söyleyen birçok insan var, ama bir kısmı malını, karısını, çocuklarını bırakıp savaşa gitmeyi göze almayanlar da var içlerinde. ÖZELLİKLE ZENGİNLER SAVAŞA KATILMIYOR, YANINDA ÇALIŞANLARI GÖNDERİYOR AMA İŞ GANİMETİ PAYLAŞMAYA GELİNCE, GANİMETTEN PAY ALMAK İSTİYORLARDI. ALLAH O DEVRİN BU ADALETSİZ PAYLAŞIMINA EL KOYUYOR VE YENİ HÜKÜMLER GETİREREK ADALETİ SAĞLIYOR. Bakın bu insanlara Haşr 6. ayette gerekeni zaten Allah söylemişti. Peki devamındaki ayette neler söylüyor? Toplanan ganimetlerin nasıl dağıtılacağını anlatıyor Allah. Allah her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız diyorsa, buna da açıklık getirmiş demektir. Bakın kimler içindir diyor. "ALLAH, RESULÜ, YAKINLARI, YETİMLER, YOKSULLAR VE YOLDA KALMIŞLAR İÇİNDİR."

Bu açıklamayı yapıyor ki, herkes ganimetten pay istemesin. Allah ve Resulü sözünden bizler Allah'ın Resulüne emrettiği şekilde Resulün dağıtacağını anlamalıyız. Yoksa Resulün şahsına bırakılan herhangi bir şey yok. Hatırlayınız Kur'an'da birçok ayette Allah'a, Resulüne uyun kalıbıyla hükümler çok fazla vardır. Bunun anlamı, Allah Resulüne emreder, Resulü de kendisine verilen emri/vahyi yerine getirir. Resulüne uyan böylece Allah'a uymuş olur anlamındadır bu söylem. Resulünün payı dendiğinde anlamamız gereken, bildiğiniz gibi Resul aynı zamanda devletin yönetiminden'de sorumluydu ve bu pay orada gereken ihtiyaçlar için kullanılacaktı. Ayetin devamında yaptığı açıklamada ise bunun nedenini söyleyip, bu malların yalnız zenginler arasında dolaşması değil, fakirlere de fayda sağlaması içindir diyor. İşte tam burada o toplumun halini, içlerinden çıkacak itirazları düşünün ve hayal edin. Acaba nasıl itirazlar olmuştur, ya da olacağını Rabbimiz bildiği için, bakın Allah'ın Elçisine yardım edebilmek, işini kolaylaştırmak adına, topluca uyarıp ne diyor?

"BU NEDENLE, ELÇİ SİZE [ONDAN] NE KADAR VERİRSE [GÖNÜLDEN] KABUL EDİN VE SİZE VERMEDİĞİ ŞEY[İ İSTEMEK]TEN KAÇININ."

Şükürler olsun Rabbimize, ayetleri batılın etkisinde kalmadan düşünerek anlamaya çalışana, ne kadar güzel anlatıyor her şeyi. Allah bu sözleriyle, ganimeti dağıtırken, benim Elçime itiraz etmeyin diyor. O en doğru bir şekilde sizlere dağıtacaktır. Resulüm size neyi verdiyse onu alın, size bu konuda yasakladıklarına, vermediklerine de itiraz etmeyin. Vermediyse sizin hakkınız olmadığı içindir, başkalarının hakkına müdahale etmekten sakının diyor. Şimdide bu ayetin devamına bakalım ki konuyu daha iyi anlayalım.

Haşr 8: BU MALLAR ÖZELLİKLE, ALLAH’TAN BİR LÜTUF VE HOŞNUDLUK ARARKEN VE ALLAH’IN DİNİNE VE RESULÜNE YARDIM EDERKEN YURTLARINDAN VE MALLARINDAN UZAKLAŞTIRILAN FAKİR MUHACİRLERİNDİR. İŞTE ONLAR DOĞRU KİMSELERİN TA KENDİLERİDİR.

İşte Yüce Rabbimiz, çok daha net bir açıklama yapıyor ganimetlerle ilgili. Resulünün ganimet dağıtımında kimsenin itiraz etmemesi için, RESULÜN GANİMETTEN KİME NE VERDİYSE ONU ALMASINI, KİMLERİN HAKKI YOKTA İSTEMEYE KALKIYORSA, ONDAN SAKINMASINI AÇIKÇA BİLDİRMİŞTİR. BU AYETLER AÇIKÇA O DEVRİN ADALETSİZ GELENEKLERİNE, BİR DÜZENLEME OLMASI ADINA İNDİRİLMİŞTİR. Lütfen yukarıdaki üç ayeti birleştirip düşünün. Üçü de savaşlarda alınan ganimetlerin, nasıl dağıtılmasına dair açıklamalar yapıyor. Peki, bu ayetlerin içinde geçen şu cümleyi nasıl olurda konunun dışında anlamlar yükleriz? "RESUL SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN, SİZE NE YASAKLADIYSA ONDAN DA SAKININ."

Allah açıkça ganimetin dağıtımında, Resul sizlere ne verdiyse onu alın, vermediyse itiraz edip, almak için uğraşmayın, bu hareketten sakının diyecek, fakat bizler bu cümleyi alıp, Allah'ın asla bahsetmediği, başka yerlerde, başka anlamlarda kullanacağız öylemi. BU AYET ÖRNEK VERİLİP, BAKIN ALLAH RESULÜM SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN DERKEN, ONUN HADİSLERİNEDE İTİRAZ ETMEDEN KABUL EDİN, ONUN HADİSLERİDE BENİM AYETLERİM GİBİDİR, ANLAMI VERİLMEKTE. BUNUN KUR'AN'A GÖRE ŞİRK OLDUĞUNU FARK EDEMEYENLERE, ASLA KUR'AN GERÇEKLERİNİ ANLATAMAZSINIZ. ÇÜNKÜ ALLAH İNATLARINDAN DOLAYI, ONLARIN GÖZLERİNE PERDE ÇEKMİŞ KULAK VE KALPLERİNİ MÜHÜRLEMİŞTİR. Bu yanlış bizleri dinden, ne derece saptırdığının farkın damıyız dostlar? Eğer farkında değilsek, lütfen Allah'ın ayetleri üzerinde dikkatle ve hiçbir etki altında kalmadan, hesabın görüleceği O çetin gün gelmeden, çok iyi düşünelim ve inancımıza Kur'an merkezli yön verelim.

Emanetimizi teslim edeceğimiz vaktimiz gelmeden, işimizi garantiye almanın yollarını arayalım. Bunun yolu da batıl, sanı ve hurafenin ardına düşmeden, yalnız Kur’an'ın ipine sıkı sıkı sarılmaktan geçer. Allah cümlemizi Kur’an'ın rehberliğinden, onun ışığından, nurundan ayırmasın. Aklını kullanarak iman eden, kulları arasına alsın inşallah cümlemizi. 

Saygılarımla 

Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...