Ana içeriğe atla

Bizler Yoksa, İnkarcı Müslümanlardan Olmayalım?



Bu yazımda sizleri, öyle bir konuda düşünmeye davet etmek istiyorum ki, belki de aklınıza hiç gelmemiş olabilir. Sizlere sorsam ve desem ki, BİZLER YOKSA KÂFİRLEŞMENİN YOLUNDA, İNKÂRCI MÜSLÜMANLARDAN OLMAYALIM? Ne dersiniz, çok ağır bir itham değil mi? Gelin bunu birlikte, Kur’an'ın ışığında anlamaya çalışalım. Kur’an kâfir ve inkârcı sözlerini, Allah'a ve elçisine hiç iman etmeyenler için kullandığı gibi, Allah'ın  hükümlerinden bir tanesini bile göz ardı ederek, üstünü örtüp hayatına geçirmeyenlere de, İNKÂRCI VE KÂFİR OLDULAR DİYOR. Örneğin Sad suresi 74. ayetinde Allah, İblisin Âdeme secde etmesine karşı çıktığı için inkârcı, kâfirlerden olduğunun örneğini verir. Maide suresi 17. ayetinde Hıristiyanların yaptığı bir yanlışı örnek verir ve  şüphesiz Allah Meryem oğlu Mesih tir diyenler, and olsun kafir olmuşlardır diyerek, aslında iman ettim demekle işin bitmeyeceğini, dinin bir bütün olduğunu, kurallarına tamamen uyulması gerektiğini anlatır bizlere. Bakın Allah bu konuda da bizleri nasıl uyarır.
 
Ali İmran 90: ŞÜPHESİZ İMAN ETTİKTEN SONRA İNKÂR EDEN, SONRA DA İNKÂRDA İLERİ GİDENLERİN TÖVBELERİ ASLA KABUL EDİLMEYECEKTİR. İŞTE ONLAR SAPIKLARIN TA KENDİLERİDİR. (Diyanet meali)
 
Allah iman ettiğini söylediği bazı kullarının, imanlarından sonra batıla, hurafeye saparak, GERÇEK HAK OLANIN ÜSTÜNÜ ÖRTEREK, inkarcı yani kafir olduklarını söylüyor. Böyle bir hatayı sizce bizler,  yapıyor olabilir miyiz? İnandıktan sonra, kâfirliğe sapmak ne demek? Hatırlatmak isterim bu uyarı ve ikaz İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYEN TÜM İNSANLARIN, İMANLARININ GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEYİP, HAK OLAN VAHYİ GÖRMEZDEN GELEREK, ATALARININ BATIL İNANCINA SAPANLARDAN BAHSEDİYOR. Yazımızın başında verdiğimiz örneklerde olduğu gibi, Allah'ın hükümlerine tamamen ters düşen bir şeyi, sırf atalarımızdan bizlere ulaşan bir inancı yaşamak adına, Allah'ın ayetlerini görmezden gelerek, inancımızın arasına karıştırırsak bizlerde kâfirlerden, inkârcılardan oluruz. Hemen örnek verelim.
 
Allah Kur’an'da birçok ayetinde, şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin kabul edilmeyeceği o günden sakının diyor da, hala bizler bu ayetleri görmezden gelerek, Allah'ın ayetlerinin tersine inanıp kendimize Allah'ın yanında şefaatçiler ediniyorsak, işte bizlerde Allah'ın verdiği örneklerden yola çıkarak,  Allah korusun kâfirlerden oluruz. Allah zina, fuhuş yapanın cezasını Kur’an'da açıkça belirtmesine rağmen, aslında zinanın cezası recim edilmektir, bu hüküm Kur’an'da vardı, fakat o ayetin yazılı olduğu belgeyi keçi yedi ve Kur’an'a böylece geçmedi dediğimizde, KÂFİRLERİN BAŞTA GİDENİ OLURUZ. Yine Allah birçok kez, sizlere yemin olsun ki kolaylaştırılmış bir kitap gönderdim ve bu kitapta nice örnekleri değişik ifadelerle açıkladık ki anlayasınız dediği halde, bizler eğer Allah'ın Kitabı Kur'an'ın muhkem ayetleri için, bu kitapta her bilgi detaylı yoktur ve Kur’an'ı herkes anlayamaz, âlim insanlar anlar dersek, Kur’an'a iftira atmış oluruz ve böylece inkârcılar arasına gireriz. Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Bakın iman ettiğini söyledikten sonra, bu hataları yapanları nasıl ikaz ediyor Allah.
 
Tevbe 66:  BOŞUNA ÖZÜR DİLEMEYİN, İMAN ETTİK DEDİKTEN SONRA KÜFRÜNÜZÜ AÇIĞA VURDUNUZ. İÇİNİZDEN BİR KISMINI AFFETSEK BİLE, BİR KISMINI SUÇLARINDA ISRAR ETTİKLERİ İÇİN AZABIMIZA UĞRATACAĞIZ. (Elmalı Hamdi meali) 
 
Allah imanın gereklerini yerine getirmeyip, benim emirlerime uymak yerine, hakka batıl karıştırdınız, onun için huzuruma geldikten sonra boşuna özür dilemenizin faydası olmayacaktır diyor ve belki bir kısmınızı bağışlayabilirim, diye şefaat kapısını açık bırakıyor. Ama iman ettiğini söyleyen diğer Müslümanları affetmeyip, azaba uğratacağını söylüyor. HANİ İMAN ETTİM DİYEN MÜSLÜMANLAR, HİÇ CEHENNEM AZABI ÇEKMEYECEKTİ? DİREK CENNETE GİRECEKTİ. HAK YOLUNDAN SAPANLAR, ALLAH'IN BU GERÇEKLERİNİDE GÖRMEZDEN GELDİKLERİNİN FARKINDA BİLE DEĞİLLER. İŞTE İNKARCILIK BÖYLE OLUR.
 
Gelelim Allah'ın bizlerin İslam'ı, nasıl yaşamamızı istediği konusuna. Aslında Kur’an'ı batılın etkisinde kalmadan bir kez anlayarak ve ayetler üzerinde düşünerek dikkatle okuyan bir insan, Allah'ın bizlerden istediği yolun ne olduğunu hemen anlar. Yaradan Zuhruf 44. ayetinde, eğer sizleri Kur’an'dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan imtihan edeceğim diyorsa, Kur’an'ın dışından da herhangi bir konudan sorumlu olduğumuzu söylersek, hakka batıl karıştırmış kafirlerden, inkarcılardan oluruz. Sorumuzun cevabını aslında, bu ayet çok açık veriyor. LÜTFEN ALLAH'IN ŞU UYARILARINA DİKKAT EDELİM, YOKSA İNKARCILARIN SAFINDA OLURUZ.
 
Maide 44: Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR. (Diyanet meali)
 
Maide 45: Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, ZALİMLERİN TA KENDİLERİDİR. (Diyanet meali)
 
Allah sizlere indirdiğim Kur’an ile Müslümanlara hükmedin emrini veriyor. Peki, günümüzde böylemi yapılıyor? Elbette hayır. Kur’an yüksek bir yere asılıyor ve Allah'ın rehberi, şeriatı detay vermeyen bir KİTAP ilan edilerek, emin olamayacağımız, hatta Kur’an'ın tek kelime bile söz etmediği rivayet, sanı konularla topluma hükmedilir oldu. ALLAH'IN ŞERİATI KUR'AN OLDUĞU HALDE, TOPLUM BEŞERİ ŞERİATLARLA DİN DİYE YÖNETİLMEYE ÇALIŞILIYOR. İşte bunu yapanlara Allah, KÂFİR VE ZALİM DİYOR. Allah veliler, şeyhler, efendiler edinmeyin, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim dediği halde, HALA VELİSİ OLMAYAN CENNETE GİREMEZ, VELİSİ OLMAYANIN VELİSİ ŞEYTANDIR DİYORSAK, BİZLER KÂFİRLİĞİN İNKÂRCILIĞIN BAŞTA GİDENİ OLURUZ.  Ne dersiniz bizler Allah'ın istediği Müslümanlar mıyız, yoksa AFFEDİLMESİ ÇOK ZOR OLAN, ALLAH'IN İKAZ ETTİĞİ KÂFİRLERDEN MİYİZ? Konuyu daha net anlayabilmemiz için, Rabbimiz bakın iman edenler içinde, batıl inançlarını yaşamaya devam etmeye çalışanları uyarıp, hakkın üstünü örtmeye kalkanları nasıl uyarıyor.
 
Bakara 159–160: İNDİRDİĞİMİZ AÇIK DELİLLERİ VE KİTAPTA İNSANLARA APAÇIK GÖSTERDİĞİMİZ HİDAYET YOLUNU GİZLEYENLERE, HEM ALLAH HEM DE BÜTÜN LÂNET EDİCİLER LÂNET EDER. ANCAK TÖVBE EDİP DURUMLARINI DÜZELTENLER VE GERÇEĞİ AÇIKÇA ORTAYA KOYANLAR BAŞKADIR. ZİRA BEN ONLARIN TÖVBELERİNİ KABUL EDERİM. BEN TÖVBEYİ ÇOKÇA KABUL EDEN VE ÇOKÇA ESİRGEYENİM. (Diyanet vakfı meali)
 
Bu ayet konumuza, çok net açıklık getiriyor ve diyor ki, Kur’an'da apaçık gösterdiğimiz Allah'ın yolunu/şeriatını gizleyenler, bu yolun yöntemine kendi nefislerince ilaveler yapanlar, bunlarda Allah katındandır diyerek, Hakkın yolunu kendilerince yönlendirenlere Allah ve diğer lanet ediciler lanet eder diyor. Gerçek apaçık Kur’an'da dır diyerek, asla Kur’an'ın sınırlarını aşamayacağımız konusunda bizleri uyarıyor. Bizlerin Allah'ın bir ayetini dahi göz ardı edemeyeceğimizi, bakın Allah nasıl açıklıyor.
 
Bakara 174: ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KİTABIN BİR KISMINI GİZLEYENLER VE ONU AZ BİR DEĞERE DEĞİŞENLER, KARINLARINA ATEŞTEN BAŞKA BİR ŞEY TIKMIŞ OLMAZLAR; KIYAMET GÜNÜ ALLAH ONLARLA KONUŞMAYACAK, ONLARI TEMİZE ÇIKARTMAYACAKTIR; ONLARA ACIKLI BİR AZAP VARDIR. (Bayraktar Bayrakı meali)
 
Bizler ise İslam'ı bu uyarı ve ikazlardan uzak öyle yaşıyoruz ki günümüzde, ATEŞİ ELLERİMİZLE DAVET EDİYORUZ. Bugün genel çoğunluğumuzun, Kur’an'ın yüzlerce ayetinin günümüzde hükmünün olmadığını, bir kısmının ayetlerle, bir kısmının da hadislerle hükmünün kaldırıldığını, yani nesh edildiğine inanıyoruz. BU KÂFİRLİĞİN, İNKÂRCILIĞIN ALASI DEĞİL DE NEDİR? Yaradan ayetinde, siz Kur’an'ın bir kısmına inanıp, bir kısmına inanmıyor musunuz dediği halde, bizler bunlara nasıl inanırız. Düşünen, aklını kullanan yok mu? Bizler İslam'ı adeta, Allah Kur’an'da ne emrediyorsa tersini yaptığımızın bile farkında değiliz.
 
Ali İmran 105–106: KENDİLERİNE APAÇIK DELİLLER GELDİKTEN SONRA PARÇALANIP AYRILIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN. İŞTE ONLAR İÇİN BÜYÜK BİR AZAP VARDIR. O GÜN BAZI YÜZLER AĞARIR, BAZI YÜZLER KARARIR. YÜZLERİ KARARANLARA, “İMANINIZDAN SONRA İNKÂR ETTİNİZ, ÖYLE Mİ? ÖYLE İSE İNKÂR ETMENİZE KARŞILIK AZABI TADIN” DENİLİR. (Diyanet meali)
 
Allah dinde sakın parçalanmayın, sizlere apaçık delil, kanıt gönderdim daha önceki toplumların yaptığı yanlışlara düşerek bölünmeyin diyor. Bakın bu uyarıları alan bizler ne diyoruz? “BÖLÜNMEKTE BEREKET VE ZENGİNLİK VARDIR.” Tabi bunları söylediğimiz içinde, ALLAH VE TÜM LANET EDİCİLER BİZLERE LANET EDİYOR, ama farkında bile değiliz. Hatırlatmak isterim, imanından sonra inkara sapanlar Allah'a, Resulüne ve kitaplarına iman ettiğini söyleyen kitap ehli. Bu kişilerde, biz cehennem cezası görmeyeceğiz diyorlardı, günümüzde aynı şeyleri bizlerde söylemiyor muyuz?
 
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, birde kendimizi temize çıkartıp, bizler cennete gideceğiz bilmem kimler cehenneme gidecek diyerek, kendimizi avutuyoruz. O gün gelince hep birlikte gerçekleri göreceğiz. Ama genel çoğunluğumuzun O çetin hesap günü, şaşkınlık ve üzüntü içinde kalacakları çok açık. Tüm bunları Kur’an' n uyarılarından anlıyoruz. Allah'ın Resulünün hesap günü söyleyeceği, ”ÜMMETİM KUR’AN'I DEVRE DIŞI BIRAKTILAR” uyarısı, ne yazık ki gerçek oldu. Değerli din kardeşlerim, lütfen artık kendimize gelelim. Hurafe ve batılın yolunu açan bilgilere değil, hakkın yoluna davet eden Kur’an'a sarılalım. Yaptığımız bu yanlışlarımızı, en yakınlarımızdan başlayarak anlatalım,  uyaralım ve onları Kur’an'a davet edelim, çünkü Allah bizlere bir söz vermiş ve KUR'AN'DAN HESABA ÇEKİLECEĞİMİZE HÜKMETMİŞTİR. UNUTMAYALIM RABBİMİZ SÖZÜNDE DURANDIR. VAKTİMİZ UZUN DEĞİL, BİR NEFES ALACAK KADAR KISA, BUNUDA UNUTMAYALIM. Ebedi hayatımızı, yalan ve yanlışlara bağlayarak risk etmeyelim. Bunu yaparsak, dönüşü olmayan yola girdiğimizde, hiçbir şansımız olmayacaktır, bunu da unutmayalım.
 
DİLERİM BU GERÇEKLERİ, İMTİHANIMIZI YAŞADIĞIMIZ BU DÜNYADA FARKINDA OLAN, ALLAH'IN AZINLIK HALİS KULLARINDAN OLURUZ.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...