Ana içeriğe atla

BAKARA SURESİ 146,147. AYETLER. GERÇEK OLAN RABBİNDEN GELENDİR.



Değerli din kardeşlerim. Kur’an ın her ayeti, bizlere öyle güzel dersler veriyor ki, biraz düşünen, hurafeden uzak kalan, Kur'an ı anlayarak kendi dilinden okuyan, tüm gerçeklerin farkında olacaktır. Allah da zaten ne diyordu Kur’an ayetleri için?

Casiye 20: Bu Kur'an, İNSANLARIN KALP GÖZLERİNİ AÇACAK IŞIKLARDAN OLUŞUR. Gereğince inanan bir toplum için de BİR KILAVUZ VE BİR RAHMETTİR O.
 
Rabbimiz Kur’an ayetlerinin bizleri, nasıl gerçeklere götüreceğini ve bizleri nurlu ışıkla buluşturacağını, kalp gözlerimizi açarak gerçeklerle buluşturacağını, ne kadar güzel anlatıyor. Böyle bir kitap özelliği, yaratılmış hangi beşeri kitapta var? Demek ki Kur’an ı anlayabilmek için, önce onunla bizzat buluşmalıyız ki, tüm gerçeklerin farkında olabilelim. Bir başka deyişle Kur’an ı doğru anlayabilmek için, önce Kur’an'ın gözlüğünü takmalıyız, yani anlayarak, düşünerek okumalıyız. BAŞKASININ GÖZLÜĞÜYLE KUR’AN A BAKAN, ONLARIN SÖZLERİYLE AYETLERİ ANLAMAYA ÇALIŞAN, ASLA GERÇEKLERİ GÖREMEYECEKTİR. 
 
Yazdığım yazılarımın genel konusu, hurafeden ve sanıdan uzak, Kur’an ile bizzat bizlerin buluşmamız, üzerinde düşünerek iman etmemiz adınadır. Çünkü Yaradan bizleri açıkça Kur’an dan sorumlu tuttuğunu ve en emin bilgininde Kur’an olduğunun, hükmünü vermiştir. Bu yazımın da özünde yine bu konu var. Sizlere Bakara suresi 146 ve 147. ayetleri hatırlatmak istiyorum. Bakalım Allah bu ayetlerinde, bizleri nereye yönlendiriyor ve dikkatimizi çekerek, en doğru en emin olabileceğimiz bilgilerin neler olduğunu söylüyor.
 
Bakara 146: Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. BUNA RAĞMEN İÇLERİNDEN BİR BÖLÜMÜ, BİLDİKLERİ HALDE GERÇEĞİ GİZLERLER.
 
Bakara 147: GERÇEK OLAN, RABBİNDEN GELENDİR. O halde kuşkulananlardan olma.
 
Şükürler olsun ki Allah, bizleri o kadar güzel açık bir şekilde uyarıyor ki, anlamadım demek hiç mümkün değil. Bakara 146. ayette çok dikkat çekici bir konuya değiniyor Allah ve diyor ki, gönderdiğim elçinin benim tarafımdan gönderildiğini, kendi evlatlarını bildikleri gibi bildikleri halde, gerçeği gizlerler diyor. Gelin bu sözleri anlamaya çalışalım önce. Tevrat ı okuyanlar bilir, Musa peygamberimizden sonra elçi olarak, bir Mesih geleceğinden bahseder. Bildiğiniz gibi Hz. İsa Kur’an da da Mesih ismiyle geçer. Ama Yahudiler, babasız olduğundan kendilerinden kabul edemedikleri Hz. İsa’yı kabullenmediler. Yani Hz. İsa’ nın geleceği, Tevrat ta yazılıdır. 
 
Bugünkü İncil de, Hz. İsa dan sonra, Ahmet YANİ ÇOK ÖVÜLEN, ÖVÜLMEYE LAYIK ANLAMINDA BİR ELÇİNİN GELECEĞİNİ de yazar. Buradan da anlıyoruz ki, ALLAH GÖNDERECEĞİ ELÇİLERİ, BİR ÖNCEKİ GÖNDERDİĞİ KİTAPLARDA HABERİNİ VERMİŞTİR Kİ, TOPLUM ALDATILMASIN KANDIRILMASIN. Tabi işlerini kolaylaştırmak ve bizlerin şüpheye düşmemizi engellemek için. Allah'ın Resulünü kabul etmekte zorlanmalarının nedeni, onun ehli kitaptan yani kendileri içinden olmayıp, ümmi toplumdan olmasıdır. Ümmi konusu da topluma yanlış anlatılmıştır, konuyu dağıtmamak için buna girmiyorum.
 
Demek ki Allah bizleri uyarmak ve doğruya ulaştırmak adına, her konuda gönderdiği kitaplarda bahsetmiş, elçileri hakkında bile gelmeden bilgisini vermiştir. Peki, Bakara suresi 147. ayetten nasıl bir ders çıkarmalıyız, işte bu kısmı da çok önemli. Bakın Allah nasıl dikkatimizi çekiyor ve ne diyor, tekrar hatırlayalım.
 
"GERÇEK OLAN, RABBİNDEN GELENDİR."
 
Ne dersiniz dostlar açıklamaya, izah etmeye gerek var mı? Allah gerçek hak olanın, asla şüphe duymadan inanmamız gereken bilgilerin, Allah katından bizlere indirilen olduğunu birçok ayetinde söylediği halde, bizler hala neler söylüyoruz hatırlayınız. Yalnız Kur’an ile İslam ı yaşayamayız, Kur'an özet bilgi verir, detaylı değildir.  Allah ın Resulü de bir o kadar da dinde hüküm koymuştur diyerek, nasıl bir yanılgının içinde olduğumuzun hala farkında değiliz. Halbuki Allah gerçek Rabbinden gelendir diyerek, sakın Kur'an için şüpheler uyandırmayın diye uyarıyor. Ama bizler hala neler söylüyoruz. Bu konuda bir örnek daha vermek istiyorum.
 
"Her ümmetten bir tanık çıkarır ve “KESİN DELİLİNİZİ ORTAYA KOYUNUZ” deriz. O zaman, GERÇEĞİN ALLAH’A AİT OLDUĞUNU, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar." (Kasas 75)
 
Kur’an da hiç bahsedilmediği halde, bugün günümüzde kurtarıcı olarak beklediğimiz, mehdileri ve Mesihleri nasıl açıklayabiliriz? Allah ben gönderdiğim elçilerimin bile bilgisini, kitaplarımda sizlere anlattım dediği halde, bizler neler söylüyor ve nelere inanıyoruz. Mahşer günü Allah, Kesin delilinizi ortaya koyun dediğinde, acaba Kur'an dışından kabul ettikleri rivayetleri, Allah a bunlarda kesin delillerdir diye ortaya koyacaklar mı? Lütfen bu yanlışımızı bir kez daha düşünelim. KUR'AN, GERÇEĞİN ALLAH A AİT OLDUĞUNU SÖYLÜYORSA, LÜTFEN KENDİMİZE, BAŞKA GERÇEKLER YARATMAYALIM PİŞMAN OLURUZ. Allah Rabbinden sizlere gelenden, sakın kuşkulananlardan olmayın diyor. Bu sözüyle Allah, size gönderdiğim elçim haktır ve sarılacağınız, iman edeceğiniz, ardı sıra gideceğiniz tüm bilgiler Allah dan bizlere ulaşan Kur’an da vardır diye açıklık getiriyor. Ama bizler ne yazık ki yalnız Kur an ile iman olmaz diyerek, Kur’ an ın yanında ona eş, dine hüküm koyan bilgiler için, bunlarda haktır deme yanlışlığını yapıyoruz.
 
Mehdi konusu özellikle günümüzde, çok gündeme getiriliyor. BU KONU İSLAM TOPLUMUNU OYALAMAK, AVUTMAK VE PERDE ARKASINDAN YÖNETEBİLMEK İÇİN, YAHUDİLER TARAFINDAN UYDURULAN BÜYÜK BİR ALDATMACADIR. Lütfen bu konuyu dikkatle izleyiniz, arkasında Yahudi fitnesini göreceksiniz. Allah ın birçok ayetini görmezden gelenlere, üstünü örtenlere, bakın Rabbimiz ne diyor. 
 
Zühruf 36: KİM RAHMAN'IN ZİKRİ'Nİ GÖRMEZLİKTEN GELİP ONDAN UZAKLAŞIRSA, BİZ ONA BİR ŞEYTANI MUSALLAT EDERİZ DE O ONA CAN YOLDAŞI OLUR.
 
Allah ın apaçık ayetlerini görmezden gelirsek, sonucuna katlanacağımızı da bilmeliyiz. Bunu yaparak şeytanı dost edindiğimiz gerçeği, hiç unutulmamalıdır. Kurtuluşa ermek isteyene Allah, bunun reçetesini de açıkça bizlere aşağıdaki ayetinde bildirmiş ve bizlere hatırlatmıştır. Hak olan Kur'an ı yeterli görmeyi, tarikat ve cemaatlere bölünenlerin yaptıklarını, hep birlikte basından izliyoruz. ALLAH IN YOLUNDAN SAPARAK, KENDİLERİNE BEŞERİ REHBERLER EDİNENLERİN SONU HÜSRANDIR. Tabi gözler perdeli, gönüller mühürlü değilse, bu gerçekler fark edilecektir.
 
Bakara 5. İşte onlar, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER VE KURTULUŞA ERENLER DE ANCAK ONLARDIR.
 
Bunca açık uyarılardan da ders alamadıysak ve hala Kur’an imanımız adına yeterli bilgileri, detayları vermez diyorsak, ne söyleyebilirim. Allah kurtuluşa erecek kullarının, yalnız benim gönderdiğim Kur’an üzerinde olanlardır diyor. Ya bizler neler söylüyoruz? Allah bizlerin yalnız Kur’an dan sorumlu olduğumuzu, bir çok kez söyleyip, birçok örneklerle izah ettiği halde  inandıkları, Kur’an ın onayından geçmeyen rivayetleri korumak, kollamak ve temize çıkarmak adına, birçok ayeti görmezden gelenlere bir ayet daha hatırlatmak istiyorum. 
 
Enbiya 10; AND OLSUN, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFİNİZ ONDADIR. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
 
Ne dersiniz hala Kur’an bizlere yetmez, rivayet hadisler olmasaydı, Kur’an anlaşılamaz ve kapalı kalırdı diyerek, Kur’an a yapılan o büyük saygısızlıktan, hala vazgeçmeyecek miyiz? HATIRLTIRIM ALLAH, GERÇEK DOĞRU OLAN RABBİNDEN GELENDİR DİYOR. Batıl inançlarına kanıt yaratabilmek adına, Allah ın Resulüne öyle iftiralar atılıyor ki ne akıl, ne mantık, nede Kur'an bu sözleri/hadisleri onaylamıyor. Batıl inançlarına kılıf arayanların, bakın Resule ait olduğunu söyledikleri bu sözleriyle, kendilerine kanıt yaratma çabasında bile oluyorlar. 

"BİR ZAMAN GELİR, BENİ YALANLAYANLAR ÇIKAR. BİR HADİS SÖYLENİNCE, BUNU BIRAK KUR'AN'DAN SÖYLE DERLER." 

Batıla sapanların foyası Kur'an ile apaçık ortaya çıktıkça, işte böyle Allah'ın Resulüne iftira atmakta bile bir sakınca görmüyorlar. Allah'ın Resulü bu sözü söylemesi mümkün mü? Bakın Allah ın Resulü nasıl bir ayet tebliğ etmiş ümmetine. “BU KURAN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM.” (Enam 19) "BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 ) Bu ve benzeri onlarca ayeti ümmetine tebliğ eden Allah'ın Resulü, uydurdukları bu sözü/hadisi söylemiş olabilir mi? Karar sizin. Allah boşuna aklını kullan ey kulum demiyor.

 
Gönül gözlerimizin açık olmasını istiyorsak, Kur’an ayetlerini anlamadan değil, anladığımız dilden bolca okuyalım ve üzerinde düşünelim. Bakın o zaman imanımızın, inancımızın bizlere, çok daha huzur verdiğini nasıl fark edeceksiniz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Kur'an’da Geçen Nebi Resul Kavramaları Ne Anlama Geliyor.

Kur’an'da Nebi ve Resul kavramları çok geçer. Bu kelimelerin anlamları konusunda, birçok görüşler ileri sürenler vardır. Hatta Kur’an'da geçen Nebi ve Resul kelimelerinin ortak ismi olduğu söylenen, ayetler tercüme edilirken Arapça olmayan Farsça olan, Peygamber olarak genelde tercüme edildiğini görürüz. Bu kelimenin aslında bizlerin dilinde, alışkanlık haline de geldiğini söylemeliyim, buna bende dâhilim.  Peygamber haber getiren anlamındadır, ama Nebinin anlamı çok farklıdır.  Öyle ayetler var ki,  NEBİ ve RESUL  kelimesine peygamber der geçersek, ayetlerin anlamlarında farklılaşma olduğu gibi, ayetler arasında da çelişkiler yaratırız. Ayrıca ayetin özellikle bizlere vermek istediğini de anlayamayız. Yoksa normal konuşma esnasında, peygamber dendiğinde hepimiz kimden bahsedildiğini biliyoruz, burada bir sorun olmuyor. Belki de kolayımıza da geliyor diyebiliriz.  Allah aynı ayette bazen, her iki kelimeyi de kullanıyor. Eğer bu iki kelime aynı anlama gelseydi, ...