Ana içeriğe atla

ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR'AN ANLAYIŞI NASILDI?




Allah'ın Elçisinin, Kur’an anlayışı nasıldı diye bir soru sorsam ne dersiniz? Bu soruyu hepimiz kendimize sormalıyız, araştırmalı ve öğrenmeliyiz. Bu konularda farklı fikirleri görebilirsiniz. Örneğin, Allah’ın Resulünün hadislerinden, onun Kur’an a nasıl baktığını, Kur’an anlayışını çok rahatlıkla öğrenebiliriz diyenlere rastlarız. Bir başka düşünce de, ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINI, ÇOK AÇIK KUR’AN DAN, AYETLERDEN, ALLAH IN VERDİĞİ ÖRNEKLERDEN ANLAYABİLİRİZ diyenleri de hepimiz biliyoruz. Sizce hangi yolu izlememiz, bizi doğruya götürür ve Allah’ın Elçisinin Kur’an anlayışını bizlere en doğru anlatır.

Gelin bu cevaplar üzerinde birlikte düşünelim. Eğer Allah’ın Elçisinin Kur’an a bakışını, Kur’an anlayışını rivayet hadislerden öğrenmeye çalışırsak, adı üstünde rivayet yani kesin olmayan bilgilerden yararlanarak anlamaya çalışmış oluruz. Buda bizleri asla doğruya götürmez, ÖĞRENDİĞİMİZ BİLGİLERDEN DE ASLA EMİN OLAMAYIZ. Allah ne diyordu, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin hesabını sorarım. ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ ALLAH KUR’AN DA, RESULÜM SİZLER İÇİN ÖRNEKTİR DİYOR VE BU KONUDA RESULÜ İLE İLGİLİ BİRÇOK ÖRNEKLER KUR’AN DA VERİYOR. Ayrıca günümüzde ilim tahsili yaptığını söyleyen bazı kişilerden yola çıkarak, onların anlattığı ve rivayetlere dayandığı bilgilerle Allah’ın Elçisini tanımaya, İslam ı anlamaya çalışmamızda büyük hata olur. 

İSLAM’I VE ALLAH’IN ELÇİSİNİ, KİŞİLERİN DİN ANLAYIŞINA DÜŞÜNCE VE FİKİRLERİNE GÖRE DOĞRU ANLAYAMAYIZ, ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK HATA YAPARIZ. BU SÖZLER DÜŞÜNCELER GERÇEKLERİ DEĞİL, O KİŞİNİN YADA KİŞİLERİN FİKİRLERİNİ, KENDİ DİN ANLAYIŞLARI VE YORUMLARINI YANSITIR. Allah’ın Elçisine atfen söylenen öyle sözler/hadisler var ki, adeta Allah’ın Elçisine iftira niteliğinde, onun söylemesi mümkün olmayacak hadisler var. Şöyle diyebilirsiniz, onları ayıklayıp temizlemeliyiz. Bu düşünceye kısmen de olsa hak vermek gerekir. Peki, bu ayrımı tasnifi, nasıl yapmalıyız? Elimizde karşılaştıracağımız, ölçü bu durumda ne olmalı?

Eğer ölçümüz mezhepler ve onun FIKIH inancıysa, bundan kesin sonuç almamız asla mümkün olamaz. MEZHEPLER DİN DEĞİL, GEÇMİŞ TOPLUMLARIN GELENEKLERİNİN OLUŞTURDUĞU DİNİ ALGILAMA VE YAŞAM BİÇİMLERİDİR. Çünkü bu kuralları koyanlar insanlardır, fıkıh dinin asli unsuru asla olamaz. Ama ölçümüz, karşılaştıracağımız kaynağımız Kur’an olursa, asla hata yapmayız. Söylenenleri Kur’an ile karşılaştırırsak ve onay alırsak, ancak şöyle bir sonuca varmamız mümkündür. Allah’ın Elçisi, bu sözleri söylemiş olması mümkündür, çünkü bu düşünceler Kur’an’ın bahsettiği konulardır, Allah’ın Elçisi de bunları anlatmış, örnek vermiş olabilir diyebiliriz. Yani bu sözleri/hadisleri Allah’ın Elçisinin kesin söylediğinden, hiç birimiz emin olamayız. Onun içinde dinde kanıt, yalnız Kur’an’dır.

Günümüzde bu konuda öyle söylemler geliştiriliyor ki, doğrusu Allah’ın Resulüne karşı sevgimizi, adeta silah koz olarak kullanıyorlar. Diyorlar ki, “PEYGAMBERİMİZİN KUR’AN ANLAYIŞINDAN, RAHATSIZ OLANLAR MI VAR ?” Düşünebiliyor musunuz, Allah’ın Elçisinin Kur’an anlayışından hangi Müslüman rahatsız olabilir? Ben Müslüman’ım diyen hiç kimse rahatsız olamaz. Allah’ın Elçisi söylemediği halde, bunlar Allah’ın Elçisinin sözleridir diyerek ortaya atılan, ama Kur’an’ın asla onayından geçmeyen sözlerin toplum tarafından, din ve iman adına toplum içinde yayılması ve din adına kanun, kural koyucu olarak kabul görmesini elbette aklı başında hiç bir Müslüman kabul etmemelidir.

Allah’ın Elçisinin Kur’an anlayışını anlamak isteyen, şunu asla unutmamalıdır. Allah’ın Elçisi yaşadığı dönem içinde, Kur’an dışından hiçbir sözünü/hadisini yazdırmamış ve sizlere Kur’an yeter demiştir, bunu Kur’an ayetlerinden anlıyoruz. Onun içindir ki, günümüze ulaşan tüm hadisler, bir rivayete göre diye başlar ve bir başkasından nakillerle günümüze sözlü ulaşmıştır. İŞTE SİZE, ALLAH’IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINA, ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK. Eğer Allah’ın Elçisi, bizler Kur’an ı okuduğumuzda, ayetler üzerinde düşündüğümüzde, ayetleri anlayamayacak olsaydık, böylemi davranırdı? Şunu lütfen unutmayalım, Allah’ın Elçisi ÜMMİYDİ. Yani daha önce hiçbir Ehli kitaba tabii değildi. Hatta Allah ayetinde ne diyordu konuyu bizlerin daha iyi anlayabilmesi için. “SEN DAHA ÖNCE, DİN İMAN NEDİR BİLMEZDİN, SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.” Buradan da anlıyoruz ki, Allah’ın Elçisi din adına ne öğrendiyse Kur’an dan öğrenmiştir. ALLAH IN ELÇİSİNİN İMAN ANLAYIŞININ TEMELİNİN YALNIZ KUR’AN  OLDUĞUNU, AYETLERDEN ÖĞRENİYORUZ. ÇÜNKÜ ALLAH’IN ELÇİSİNE VERDİĞİ GÖREV VE SORUMLULUK, KULLARIMA SANA İNDİRDİĞİM KUR’AN İLE HÜKMET EMRİYDİ. Eğer Allah’ın Elçisinin yolundan, izinden gitmek istiyorsak, bizlerinde izleyeceği yol, din adına delilimiz yalnız Kur’an olmalıdır.

Dört halife dönemini hatırlayınız lütfen. Allah’ın Elçisine en yakın olanlar bile, Kur’an’ın dışına zerre çıkmamış, toplum arasında hadis nakli yasaklanmıştır.  DÖRT HALİFE DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE ULAŞMIŞ, HİÇ BİR HADİS KİTABI YOKTUR. EĞER HADİSLER OLMADAN, KUR’AN ANLAŞILAMAYACAK OLSAYDI, HZ. ÖMER, HZ. ALİ, HZ. EBUBEKİR, SİZCE TÜM HADİSLERİ KAYDA ALDIRMAZ MIYDI? O DÖNEMDEN GÜNÜMÜZE ULAŞAN, TEK BİR HADİS KİTABINDAN SÖZ EDEN YOK, SİZCE DÜŞÜNDÜRÜCÜ DEĞİL Mİ? Bu yasağı, sağlığında Allah’ın Elçisi koymuştu.  Çünkü kendi sözünün birkaç gün içinde, dilden dile nakledilirken, kendi söylediklerinin tam tersi hale sözlerinin dönüştüğüne, bizzat kendisi şahit olmuştur. Birde yüzlerce yıl sonra, bu sözlerin/hadislerin bizlere ne derece doğru ulaşabileceğinin yorumunu, sizlere bırakıyorum.

Tüm bu gerçekleri düşündüğümüzde, Allah’ın Elçisinin Kur’an anlayışı çok açık anlaşılıyor. Bu davranıştan hiçbir Müslüman gocunmamalı, tam aksine titizlikle hayatına geçirmelidir. Allah’ın Elçisinin, bu davranışı uyguladığına dair kanıtımız nedir diye sorabilirsiniz. Elbette bunun cevabını da, Allah’ın bizlere Kur’an da, çok açık ve net bildirdiğini görüyoruz. Bu uyarıları yaptıktan sonrada, Allah şunu söylüyor bizlere. “ALLAH I ZİKREDENLER İÇİN, ALLAH IN RESULÜ/ELÇİSİ SİZLER İÇİN GÜZEL BİR ÖRNEKTİR.” Şimdide bizlerin sorumlu olduğumuz Kur’an a bakalım, acaba Allah’ın Elçisinin görev ve sorumluluğunda Kur’an’ın yeri nedir, Elçisinin Kur’an anlayışı hakkında Allah neler anlatıyor bizlere, ona bakalım ki, Allah’ın Elçisinin Kur’an anlayışı apaçık ortaya çıksın.

Ankebut 18: Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki toplumlar da yalanladılar. ELÇİYE DÜŞEN, AÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA NEDİR Kİ! (Süleymaniye vakfı)

Ahkaf 9: De ki: Ben Elçilerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. (Diyanet vakfı meali)

Ahzab 2: RABBİNDEN SANA VAHYOLUNANA UY. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Diyanet meali)

Yunus 109: (Ey Muhammed!) SANA VAHYOLUNANA UY VE ALLAH HÜKMÜNÜ VERİNCEYE KADAR SABRET. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. (Diyanet meali)

Enbiya 45: De ki: “BEN SİZİ ANCAK VAHİY İLE UYARIYORUM.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. (Diyanet meali)

Hakka 44.45.46: Eğer (Peygamber) BİZE İSNAT EDEREK BAZI SÖZLER UYDURMUŞ OLSAYDI, MUTLAKA ONU KUDRETİMİZLE YAKALARDIK. SONRA DA ONUN ŞAH DAMARINI MUTLAKA KESERDİK. (Diyanet meali)

Enam 48: Biz, ELÇİLERİMİZİ YALNIZCA MÜJDECİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERİRİZ. Bu nedenle, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir. (Muhammed Esed meali)

Enam 19:….. İşte bu Kur’an bana, ONUNLA SİZİ VE ERİŞTİĞİ HERKESİ UYARAYIM DİYE VAHYOLUNDU. (Diyanet meali)

Enam 50: …BEN SADECE, BANA GÖNDERİLEN VAHYE UYUYORUM.”  (Diyanet meali)

Ne dersiniz, Allah’ın Elçisinin Kur’an anlayışı, sizce çok açık anlaşılmıyor mu? BUNCA AYETLERDEN ANLAŞILIYOR Kİ, ALLAH IN ELÇİSİ YALNIZ KUR’AN A UYMUŞ VE YALNIZ KUR’AN İLE HÜKMETMİŞ. Bu ayetleri ümmetine tebliğ eden Allah’ın Elçisi, bu ayetlerin dışından, kendisi de dine hükümler koyarak helal haramlar yaparak, ümmetine tebliğ etmiş olabilir mi? Elbette mümkün değil. Allah’ın uyarıları, ikazları bizlere ELÇİSİNİN Kur’an anlayışını, çok açık bir şekilde anlatıyor. Allah’ın Elçisi benim görevim, aldığım Kur’an vahyini sizlere tebliğ etmektir, asla bunlara kendim hiç bir ilave yapamam diye açıkça bildiriyor. Bu gerçeklerden sonra, hala Allah’ın Elçisi de dinde hüküm koyma, ilave yapma yetkisinin olduğunu söylersek, neyi anlamış oluruz biliyor musunuz? ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINI DEĞİL, BİZLERE DAYATILAN RİVAYET VE HURAFELERE İNANMAKLA, BİRİLERİNİN İSLAM VE KUR’AN ANLAYIŞINI, ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞI DİYE ANLAMIŞ OLURUZ. Bu da iftiradır ve büyük günahtır.

Kur’an ı anladığı dilden bir kez dikkatle okuyan, bu konuda yüzlerde kanıt ayet bulacaktır. Kur’an ı okumadan önce, Allah’ın bizleri uyardığı gibi, önce Nahl suresi 98. ayetin gereklerini yerine getirmeli, yani şeytanın ve şeytanlaşmış insanların bizlere dayattığı batıldan kurtulup, yalnız Allah a güvenerek ona dayanarak Kur’an ı okumaya başladığımız andan itibaren, tüm gerçeklerle işte o zaman buluşacağımızdan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

https://hakyolkuran1.blogspot.com/2019/07/nahl-suresi-98-ayet-uzerinde-dikkatle.html

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmtihanımızda, Kaybedenlerden Olmak İstemiyorsak.

  Allah Asr suresinde, iman ettiğini söyleyen kullarım, birbirine Hak olanı,  YANİ YALNIZ ALLAH KATINDAN GELENİ, KUR’AN’I TAVSİYE ETMEDİĞİ SURECE ZİYANDADIR  diyor. Çünkü hak olanın yalnız Allah katından geldiğini yine Kur’an’da bildiriyor. Bizler böylemi yapıyoruz? Rabbimiz iman ettiğini söyleyen kullarını uyarmak için,  “ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A, ANCAK ORTAK/ŞİRK KOŞARAK İNANIRLAR”  diyerek, iman ettiğini zannedenlerin, nasıl büyük bir yanılgı içinde oldukları uyarısını yapıyor. Tabi bir başka ayetinde de kendisine  ŞİRK/ORTAK KOŞANIDA AFFETMEYECEĞİ  bilgisini veriyor. Peki, bizler böyle büyük hatalar yapıyor muyuz? İnancımızı Kur’an ile sorguladık mı? Gelin sorgulayalım. Bizler yalnız Allah’ın katından gelen HAK olan Kur’an’a mı iman ediyoruz? Yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz,  KUR’AN+RESULÜN SÜNNETİ+MEZHEP İMAMLARININ İCHATLARI ile birlikte  mi yaşanır diyoruz.  Eğer bunu söylüyorsak, Allah’ın uyardığı gibi...

İslam’ı Sorumlu Olduğumuz Kur’an’dan Öğrenmezsek, Sonucuda İşte Böyle Olur.

  Bizler hiç düşünmeden, sorgulamadan Kur’an’dan uzak öyle bir din yaşıyoruz ki, adeta Allah’ın kitabı Kuran’ı küçümsediğimizin farkında olmadığımız gibi,  yalnız Kur’an ile İslam’ı yaşayamayacağımıza inandırıldık. İman ettik dediğimiz Kur’an, bu düşünceye onay veriyor mu, hiç baktık mı? Elbette hiç bakmadık, hatta bakmaya teşebbüs bile etmemizi engelleyip, sen Kur’an’ı anlayamazsın senin ilmin ne ki, Arapça bir kelimenin bilmem kaç anlamı var, sen hangisinin olduğunu nereden bileceksin diyerek, aklın mantığın kabul etmeyeceği düşünceleri, her nedense kabul etmekte sakınca görmedik. Arapça olan Kur’an’a bunları söyleyenler, her ne hikmetse yine Arapça olan rivayet hadislere, neden bunları söylemediklerini hala fark edemediysek, Allah ile aldatılmaktan da asla kurtulamayız.  İSLAM’I SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN’DAN ÖĞRENMEZSEK, SONUCUDA İŞTE BÖYLE OLUR . Mezheplerin hatta cemaat ve tarikatların şekillendirdiği İslam inancımızda şu mantık ve Kur’an dışı inancı, her nedense...

Enam Suresi 38. Ayet. “Biz Kitapta Hiç Bir Şeyi Eksik Bırakmadık.”

Bizler Kur’an ayetlerini doğru anlamak istiyorsak, mutlaka yine Kur’an’ın açıklamalarından, verdiği örneklerden yola çıkarak, anlamanın yolunu yöntemini seçmeliyiz. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum, önce ayeti yazalım daha sonra üstünde birlikte düşünelim. Enam 38:  Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. (Diyanet meali) Bu ayette geçen çok dikkat çekici bir cümle var.  BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK . Sizce Allah, hangi kitaptan bahsediyor olabilir? Ne yazık ki geleneksel İslam anlayışı bu ayette geçen, bu cümleden çok rahatsız, onun içinde bu cümleye öyle bir anlam yüklüyorlar ki, ayette geçen bu cümlenin, neredeyse bizlere vermesi gereken anlamını alıp götürüyor. Siz ayeti okuduğunuzda ne anladınız? Yani Allah hangi kitapta, hiçbir eksik bırakmadığından bahsedi...