Ana içeriğe atla

Allah’ı Şanına Yaraşır Bir Şekilde, Takdir Ediyor Ve Ona Saygımızı Gereği Gibi Gösterebiliyor Muyuz? Hac 74. Ayet.





Bizler dini konulara, ya çok uzak duruyoruz, ya da Allah'ın asla istemediği bir yolu izliyoruz. Çok az bir kesim ise elinden geleni yapıyor ve Kur’an'ın sınırlarını aşmadan, Allah'a karşı gereken saygıyı gösterme çabasında oluyor. Hâlbuki Allah yemin ederek, anlayasınız ve hayatınıza rahatlıkla geçirebilesiniz diye, sizler için Kur’an'ı yemin olsun ki kolaylaştırdık dediği halde, bizler kolayda ne kadar kolay diyerek, elimizden geldiğince İslam'ı ellerimizle yaptığımız ilavelerle zorlaştırıyoruz. Ne yazık ki Kur’an, Müslüman toplumlar tarafından terk edildi. Onun yerini, emin olamayacağımız rivayetler ve inançlar aldı.

Allah dinde sakın bölünmeyin dedikçe, bölünmekte bereket ve zenginlik vardır dedik ve Allah'ın uyarısını dinlemeyip bölündüğümüz için, birbirimize düşman olduk. Böyle olunca da, Müslüman toplumlarda ne huzur kaldı, nede mutluluk. Bizler bu yanlışlarımızı görmezden gelip, kendimizi temize çıkartıp karşımızdaki kişileri neredeyse dinsiz imansız ilan ederek, düşmanlıklarımızı körükledik. 

Bölünmüş her mezhep, tarikat, cemaat kendilerinin Allah'ın istediği en doğru yolda olduklarını söyleyip karşısındakine, SİZLER ALLAH'IN VE RESULÜNÜN DEĞERİNİ, KIYMETİNİ BİLEMİYORSUNUZ, suçlamaları ile toplum birbirine düşman oldu.  Hâlbuki Allah ayetinde, kimin en doğru yolda olduğunu, kimin takvaca üstün olduğunu yalnız ben bilirim demesi, toplumu çok fazla ilgilendirmemiş görünüyor. Allah sizleri tek başınıza imtihan ediyorum dediği halde, bizler bu imtihandan kaçarak, din adına cemaatleştik, tarikatlar kurarak bir kişinin sözlerine tabi olduk, imtihanımızı onlara emanet ettik.  Hâlbuki Allah elçisine bile, tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer dedikten sonra, kullarımla aramdan çekil benimle başbaşla bırak emrini vermişti. Bizler bu emri görmezde gelerek imtihandan kaçarcasına, veliler, efendiler, şeyhler, gavslar edindik. Hac suresi 74. ayetinde, bakın Allah bizleri nasıl uyarıyor.

Hac 74: ALLAH'I, ŞANINA YARAŞIR BİÇİMDE TAKDİR EDEMEDİLER. Allah elbette Kavî'dir, Azîz'dir.

Bu ayeti okuyanlar, tebliğ alanlar gerek Kitap ehli gerek günümüzde bizler, her nedense kendi üstlerine hiç alınmadan, karşısındaki toplumu suçlamış ve biz Allah'ın gerektiği gibi değerini biliyoruz, şanına yakışır biçimde onu takdir ediyoruz demişlerdir. Ama bu konuda Allah'ın Kur’an'da uyarılarına, ne yazık ki kulaklarını ve gözlerini kapatmışlardır. 

Allah'ı şanına yakışır bir şekilde takdir etmek sözde olmaz. Bunu yapmak istiyorsak, onun bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an'ın asla sınırlarını aşmadan, onu yetersiz ve her bilginin açıklanmadığı bir rehber ilan etmeden, Allah'ın uyardığı gibi, YALNIZ KUR’AN'IN İPİNE SARILMALIYIZ. Peki, bizler böyle mi yapıyoruz? Kesinlikle hayır. Neredeyse, Allah Kur’an'da neye hükmetmişse, bizler onun tersini söylüyor ve inanıyoruz. Saygı böylemi olur?

Allah Kur’an'da, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dediği halde, eğer elçisini de Allah'ın dinde hüküm ortağı ilan etmişsek,  Allah şefaat yani bağışlamak, yalnız bana mahsustur, hiçbir şefaatin fayda etmediği o günden sakının dediği halde, hala bizler Elçisinin ve edindiğimiz velilerinde şefaat edeceğine inanıyorsak, ALLAH'A ŞANINA YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE SAYGIMIZI GÖSTERMİYORUZ, TAKDİR ETMİYORUZ DEMEKTİR. 

İstediğiniz kadar namaz kılın, Allah'a saygımızı gösteriyoruz deyin. Eğer İmanımızın özünde, Kur’an'ın dışından bilgiler, hükümler de varsa, yani hakka batıl karıştırmışsak, o iman kalplerimize yerleşemediği için, Allah'ın emrettiği katıksız ve saf arı duru iman asla olamaz. Çünkü Allah'a şirk koşmuş oluruz. Rabbimiz bu konuda da bizleri uyarıyor ve İMAN EDENLERİN ÇOĞU, ŞİRK KOŞMADAN İMAN ETMEZLER DİYOR. Ne yazık ki bu uyarıdan da bizler ders alamadık. Yapacağımız ibadetlerde, Kur’an'ın özünden uzak olduğu için, bizlere hiçbir fayda sağlamayacaktır. Yusuf suresi 106. ayetinde, ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A ANCAK ORTAK KOŞARAK İNANIRLAR diyorsa Allah, O iman kalplerimize yerleşmemiş BÖYLECE ALLAH'I, ŞANINA YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE, TAKDİR EDEMİYORUZ DEMEKTİR.

Bizler İslam'ı Kur’an'ın merkezinden öyle uzaklaştırdık ki, edindiğimiz veli, gavs dediğimiz kişileri HÂŞÂ Allah'ın yetkileriyle donattık. Onları Allah dostu ilan edip, Allah'tan istememiz gereken yardımı, şefaati hiçbir gücü olmayan, edindiğimiz velilerden, gavslardan istemeye devam ediyoruz. Hâlbuki Allah bu konuda bizleri uyarıyor ve bakın ne diyor.

Hac 73: Ey insanlar! Size bir örnek verildi; onu dinleyin. O ALLAH'IN YANINDA YAKARIP DURDUKLARINIZ VAR YA, HEPSİ BİR ARAYA TOPLANSALAR BİR SİNEK BİLE YARATAMAZLAR. Sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu bile ondan geri alamazlar. İSTEYEN DE ACİZ, İSTENEN DE..

Bu kadar açık ayetler dururken, eğer bizler hala yardımı, şefaati yaratılmış beşerden istiyorsak, bizlerin iman kalplerimize yerleşmemiş, sözde kalmış demektir. Allah yalnız benden yardım isteyin dediği halde, edindiğimiz veli, gavs adını verdiğimiz kişilerden hala yardım diliyorsak, BİZLER ALLAH'IN GÜCÜNÜ ZERRE KADAR ANLAYAMAMIŞ VE ONUN ŞANINI GEREĞİ GİBİ YÜCELTEMEYİP, TAKDİR EDEMİYORUZ DEMEKTİR. YARDIM İSTEDİKLERİ VELİLER, ŞEYHLER, GAVSLAR, KENDİLERİ YARDIMA MUHTAÇ İNSANLARDIR, lütfen Allah'ın uyarılarını göz ardı etmeyelim. Mahşer günü pişman olanların safında oluruz. Allah Kur’an'da bizlerin, yalnız Allah'a yani onun kitabına sarılmamızı emreder. Asla Allah'ın dışında sarılacağımız hiçbir yaratılmış yoktur. Allah'ın Resulü de, ben yalnız Allah'a ve onun kitabına sarıldım ve size yalnız Kur’an ile hükmetme emri aldım diyorsa Kur’an da, lütfen rivayet ve batıl sözlerin değil, Kur’an'ın yolunu izleyelim.

Allah Bakara 5. ayetinde, Rablerinden gelen hidayet yani KUR'AN üzerinde olanlar, yalnız kurtuluşa erenler olacaktır dediği halde, eğer birileri hala yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Kur’an özet bilgiler verir, her bilgi Kur’an'da yoktur, herkes Kur’an'ı anlayamaz  İSLAM KUR'AN VE RESULÜN SÜNNETİ İLE YAŞANIR demeye devam ediyorsak, böyle insanlar Allah'ı gereği gibi takdir etmeyip,  RESULÜNÜ ALLAH'IN HÜKÜM ORTAĞI YAPARAK ŞİRK KOŞUYOR DEMEKTİR. Hatırlatırım Allah ben hükmüme hiç kimsdeyi ortak etmem diyor Kur'an'da. Hâşâ Allah'ın açıklayamadığı ayetleri, yaratılmış beşer mi açıklayacak ve bizlere anlatacak. BUMU BİZİM ALLAH'A GÖSTERDİĞİMİZ SAYGI?

Kur’an İsra suresi 73–74–75. ayetlerde, müşriklerden bir örnek veriyor ve elçisine hitaben; “SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ, YALAN YERE BİZE İSNAT ETMEN İÇİN UĞRAŞIYORLAR “  Diye Resulünü uyarıyor. Bunu yapabilselerdi, seni dost kabul ederlerdi diyor. Eğer bunu yapmış olsaydın, hayatın ve ölümün sıkıntılarını sana kat kat tattırırdık diyor. Peki, bizler bu ayetlerden zerre kadar mı ders almadık ta, yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz diyerek, Resulün adına uydurulan her hadise sorgulamadan nasıl inanıyoruz? Allah'ın Elçisinin de Kur’an'ın dışından, bunlarda Allah'ın emridir diyerek, dine ilaveler yaptığına nasıl inanırız? Bu ve buna benzer yüzlerce ayete iman etmiyor muyuz yoksa? Eğer bu iftiralara inanıyorsak, Allah'a karşı gereken saygıyı, hürmeti gösterdiğimizi asla söyleyemeyiz. 

Bizler, eğer Allah'ın yüceliğine boyun eğdiğimizi söylüyorsak, onun şanını yüceltmek istiyorsak, önce onun bizlere indirdiği rehber Kur’an'ın dışında, asla hiçbir bilgiyi ve kaynağı dine ilave ederek yaşayamayacağımızı bilmeliyiz. DİN YALNIZ ALLAH'IN KANUNLARI İLE YAŞANIR. Allah'ın Elçisi de yalnız Kur’an'a uymuş ve ona tek kelime bile ilave etmemiştir. Bunu Kur’an ayetlerinden apaçık anlıyoruz. 

Allah'ı, onun şanına yakışır bir şekilde takdir etmek istiyorsak, yalnız ondan yardım istemeliyiz, dualarımızda yalnız Allah olmalıdır. Allah'ın kanunlarına uyarak, hakka asla batıl, rivayet karıştırmamalıyız. YALNIZ ALLAH'A KULLUK EDİP, ONUN HUZURUNDA KIYAM EDİP, RÜKÛ EDİP, SECDE ETMELİYİZ.  Onun şefaatine nail olmak istiyorsak, çevremizdeki yardıma muhtaç insanlara, mutlaka yardımda bulunmalıyız. Doğruluktan, dürüstlükten, adaletten asla ayrılmamalıyız. Kendi menfaatlerimiz için, başkasına haksızlık yapabiliyorsak, bizlerin gönlüne gerektiği gibi Allah aşkı, sevgisi yerleşmemiş demektir, lütfen bunu unutmayalım.

ALLAH'A KARŞI İBADETLERİMİZİ, ONA KARŞI SAYGIMIZI SÖZDE DEĞİL, ÖZDE YERİNE GETİRMELİYİZ Kİ, DUALARIMIZ KARŞILIK BULABİLSİN, HUZURA VE MUTLULUĞA ULAŞABİLELİM. DİLERİM BU GERÇEKLERİN FARKINDA OLAN VE ALLAH'I ŞANINA YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE TAKDİR EDİP ONA BOYUN EĞEN, ALLAH'IN AZINLIK HALİS KULLARINDAN OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nahl Suresi 98. Ayet. Kovulmuş Şeytandan, Allah'a Sığınırım. "Her Müslümanın Dikkatle Okuyup Düşünmesi Gereken Bir Ayet."

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Nahl suresi 98. ayet olacaktır. Bu ayet öne sürülerek, Kur’an okumaya başlarken Allah,  EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” , diye okumaya başlayın, emri veriyor diye anlatılır. Bu ayetin gerçek uyarısını, İslam toplumundan gizledikleri için, ne yazık ki Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Allah’ın ikazını yerine getirmediğimizden her okuyan yanlış anlıyor, neden mi? Her şeyin bir kuralı var, Kur’an’ı okumanın da elbette bir kuralı olmalı değil mi? Makalemi lütfen sonuna kadar okuyunuz. Gelin bu konu üzerinde önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte düşünelim. Nahl 98:   ŞİMDİ KUR’ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞIN.  (Elmalı meali) Önce ayeti lütfen doğru anlayalım. Sizce Allah bu ayette, Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” Yani, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, diye başlayarak okuyun emrini mi veriyor? Bizler ne yazı...

Allah’ın Resulüne Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.

Bugün sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, İslam toplumunun hala farkında olmadığı ve onun içindir ki, Allah ile aldatanların tuzağına rahatlıkla düşütüğü bir konu üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Sizce Allah Resulüne, nasıl bir görev verip yetkilendirmiştir? Şöyle demiş olabilir mi, Resulüm ben sana Kur'an'da ana başlıkları indiriyorum, detayına girmeden gönderiyorum. Sen kullarıma ayetlerimi açıklayıp, nasıl hayata geçireceklerini anlatırsın diyor olabilir mi? Yada şöylemi diyor. Sana verdiğim görevin tanımını izahını yapıyorum, sakın sana indirdiğimin sınırlarını aşma. Senin görevin sadece tebliğ etmek ve toplumu sana verdiğim ilim ve bilgelikle ikna edip, Kur'an'a davet etmektir mi diyor? Bu konuya geçmeden önce, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın Resulüne kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.    Ali İmran 32:   ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞ...

Dualarımızda Geçen Âmin Sözcüğünün Ana Kaynağı.

Bizlerde okuma, araştırma ve sorgulama özelliği çok fazla gelişmediği için, din adına anlatılanları ve öğretilenleri de hiç sorgulamadan hayatımıza geçiriyoruz. Onun içinde büyük hatalar yapmamız kaçınılmaz oluyor. Bugün, üzerinde belki de hiç düşünmediğimiz ve araştırmadığımız bir konu üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bizler dualarımızın, yada olmasını istediğimiz bir şeyin, Allah' tan isteğimizin bir onayı anlamında kullandığımız,  AMİN  kelimesi üzerinde olacak.   BİLİYOR MUSUNUZ BİLMİYORUM AMA ÂMÎN SÖZCÜĞÜ KUR’AN'DA BU ŞEKLİYLE KULLANDIĞIMIZ ANLAMDA, YANİ KABUL ET ALLAH'IM ANLAMINDA HİÇ GEÇMEZ.  Bu kelimenin Kur'an'da geçmediğini gönül rahatlığıyla söyledikleri halde, bakın bu kelimeye delil, kanıt nereden buluyorlar her zaman yaptıkları gibi. Din işleri yüksek kurulunun bu konuda ile ilgili yazdığı bir bölümü sizlere yazmak istiyorum, bakın AMİN kelimesine delil ve kanıt neler gösteriliyor.   “Âmîn”, Yüce Allah’ın kabul et...