Ana içeriğe atla

TEVBE SURESİ 5. AYET, BİZLERE NELER ANLATIYOR.


Bu makalemde sizleri üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Tevbe suresi 5. ayet olacaktır. Bu ayeti dikkatli okuyup, konuyla ilgili öncesindeki diğer ayetleri göz ardı edersek, yani ayeti kendi bağlamında anlamaya çalışmazsak, ayette anlatılmak isteneni anlayamayacağımız gibi, Kur’an da çelişki var deyip şüpheye düşeriz Allah korusun. Önce ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.

Tevbe 5: Şu haram aylar bir çıktı mı artık O MÜŞRİKLERİ NEREDE BULURSANIZ ÖLDÜRÜN, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Elmalı meali).

Ayetin ilk cümlesinde ŞRİKLERİ, BULDUĞUNUZ YERDE ÖLDÜRÜN DİYOR. Sizce bu ayette öldürün dediği müşrikler, kimler olabilir? Eğer bu ayetin öncesindeki ayetlerine bakmaz, bu emri Kur’an bütünlüğünde düşünmezseniz, Kur’an da şöyle bir emrin var olduğunu düşünebilirsiniz. Allah müşrikleri, yani iman etmeyenleri, hiç ayrım yapmadan, nerede bulursanız öldürün diyor anlamı çıkartabilirsiniz. Elbette bu mümkün değildir, hatta Kur’an bunun tam tersini söyler bizlere. Bu ayetin öncesindeki dört ayete baktığınızda, Allah ın elçisiyle savaşmayacakları, barış yapacaklarına dair anlaşma yaptıkları  yani söz verdikleri halde, bu anlaşmayı bozarak, Müslümanları öldürmek yok etmek için savaş açan kişilere karşı, Müslümanlarında savunma görevlerini yapmaları adına savaşmalarından ve karşısındaki düşmanın aynı tavrıyla cevap verilmesinden bahsediliyor. Savaşma yasağı olan Haram aylardan sonra, tekrar savaşın devam edeceği anlatılır. Hatta anlaşmalarını bozmayıp, barış yaparak savaşmayanların, bunun dışında tutulmasından bahsedilir, önceki ayetlerde. Bir örnek verelim.

Tevbe 4: Ancak, KENDİLERİYLE ANTLAŞMA YAPTIĞINIZ MÜŞRİKLERDEN ANTLAŞMA ŞARTLARINA UYAN, HİÇBİR ŞEYİ SİZE EKSİK BIRAKMAYAN VE SİZİN ALEYHİNİZE HERHANGİ BİR KİMSEYE ARKA ÇIKMAYANLAR, BU HÜKMÜN DIŞINDADIR. Onlara verdiğiniz söze, süresi bitinceye kadar riayet ediniz. Allah, sakınanları sever. (Bayrakta Bayraklı)

Sanırım Tevbe 5. ayette kimlerden bahsedildiği daha açık anlaşılmıştır. Bu ayetin son kısmında geçen, aslı salatı ikame ettiklerinde, zekat verdiklerinde olan, ama tercümede namazı kıldıklarında diye yazılan konunun, aslında ne anlama geldiğini, yazımızın devamında açıklayacağım. Kur’an ın birçok ayetinde, savaşın zorunlu olmadığında, yapılmaması özellikle anlatılır. Allah ın Elçisinin yaptığı bütün savaşlarda zaten kendilerini savunma amaçlıdır. Asla müşrikleri, inanmayanları Müslüman yapmak adına hiçbir savaş yapılmamıştır. Çünkü Allah bu konuda çok açık bir emir verip şöyle demiştir, Bakara suresi 256. ayette.” DİNDE ZORLAMA YOKTUR. ARTIK DOĞRU, YANLIŞTAN AYRILMIŞTIR” Bu emri alan Allah ın elçisi, sizce savaş yaparak esir aldığı müşrikleri, zorla Müslüman yapmaya çalışır mı?

Bakara suresi 190. ayette, “Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin.” Diye uyarmıştır. Bakara suresi 193. ayette de, SİZİNLE SAVAŞTAN VAZGEÇERLERSE SİZDE VAZGEÇİN, SAVAŞMAYIN DEMİŞTİR.  Çok net anlaşılıyor ki, Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün emri, sizlere savaş açmış, sözleşmelerini bozmuş ve sizleri öldürmeye gelen düşmanlarınıza karşı, sizde acımayın onları öldürün demiştir. Bu emrin özellikle verilmesinin çok önemli bir nedeni vardır. Allah Kur’an da insanın insanı öldürmesini yasaklamıştır. Hatta kısasa kısas emrini, yerine getirme konusunda ölüme izin verdiği halde, bunun bağışlanmasının çok daha sevap kazandıracağı bilgisini vermiştir. Eğer savaşta öldürme izni verilmemiş olsaydı Kur’an da, hiçbir Müslüman savaşamaz, insan öldüremez, hatta tüm Müslümanlar esir olurdu. 

Şimdide gelelim, Tevbe suresinin devamında ki bölümlere. Savaştığınız  o müşrikler içinden bir kısmını yakalayıp, hapsedip esir alın diyor. Özellikle dikkatinizi tekrar çekmek istediğim konu, O MÜŞRİKLER yani Müslümanlarla önce anlaşma yapıp, daha sonra anlaşmayı bozan Müşriklerden bahsediliyor. Bundan sonra söylenenler üzerinde lütfen sizlerin dikkatle düşünmenizi rica ediyorum. Diyor ki ayetin devamında, önce doğru olmayan, yanlış anlam verilen tercümeyi yazmak istiyorum. “EĞER TÖVBE EDER, NAMAZI DOSDOĞRU KILAR, ZEKÂTI DA VERİRLERSE, ARTIK ONLARI SERBEST BIRAKINIZ.” Bu ayette geçen SALÂT kelimesine, bizler eğer direk namaz kılmazlarsa diye tercüme edersek, inanılmaz yanlış bir anlam vermiş oluruz. Yani bu şekliyle salât kelimesini tercüme eder, açıklama yapmazsak, Allah ın dinde zorlama yoktur hükmüne tamamen ters bir durum ortaya çıkarmış oluruz. O zaman şöyle demiş oluruz, savaşta yakaladığımız esirlere; “MÜSLÜMAN OLMAZSAN SENİ SALIVERMEM.”

Böyle bir şeyi söylememiz mümkün değildir. O zaman insanları ikiyüzlülüğe teşvik etmiş oluruz ki, bu anlayış Kur’an ın öğretisine, emirlerine taban tabana ters düşer. Buradaki tövbe edip, salata katılmaları sözünü, direk namaz olarak almak yerine, salâtın diğer ayetlerde geçen farklı anlamını anlamalıyız. Örnek vermek gerekirse, Müşrikler toplumlar arası bozgunculuğu bir daha yapmayacaklarını ve insanlar arasında yardımlaşmayı, hoşgörüyü ve barışı kabul edip, birbirine destek olacakları sözünü vermeleri şartıyla serbest kalacaklarının söylendiğini, teklif edildiğini anlamalıyız. Devamındaki zekâtı vermeleri sözünden de, yaptıkları bu yanlış, haksız savaşın getirdiği zulüm ve verdikleri zarar karşısında, yaptıklarına karşılık gelecek, onları arındıracak bir fidye vermeleri karşılığında da, salıverilebilecekleri anlatılıyor ayette.

Tabi bu düşünceleri, Kur’an ın hangi ayetlerinden yola çıkarak söylediğime gelince. Muhammed suresi 4. ayetinde esirler ile ilgili iki kıstas getiriyor Allah ve bakın ne diyor. “SAVAŞ SONA ERDİĞİNDE, YA BİR LÜTUF OLARAK KARŞILIKSIZ SALIVERİN, YA DA FİDYE ALARAK SALIVERİNİZ” Demek ki esirlerin sürekli bekletilmesine Allah kesinlikle karşı. Ya kendiniz bırakın, ya da fidye karşılığı bırakın diyor. Hatırlayınız Allah elçisine ne diyordu, bu konuyla ilgili hatırlayalım.” YERYÜZÜNDE DÜŞMANI TAMAMIYLA SİNDİRİP HÂKİM DURUMA GELMEDİKÇE, HİÇBİR RESULE ESİR ALMAK YAKIŞMAZ. “ Buradan da anlıyoruz ki, savaşta alınan esirlerin sürekli esir olarak tutulması, hatta söylendiği gibi olmayıp, yani onları köle olarak tutulmasına Allah, asla izin vermiyor. Çünkü Kur’an köleliği kaldırmaya çalışıyor. HELE HELE ZORLA MÜSLÜMAN YAPIP, BAKIN MÜSLÜMAN OLURSANIZ SİZİ ESİRLİKTEN AZAT EDERİZ DENMESİ, ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR. Tevbe suresi 5. ayetin devamında bahsedilen ayet, aslında bu konuda çok net bir açıklama yapıyor. Ayeti yazdığımızda, konuyu daha açık anlayacaksınız.

Tevbe 6: MÜŞRİKLERDEN BİRİ SENDEN GÜVENCE İSTERSE, ALLAH’IN KELÂMINI ANLAMASI İÇİN ONA FIRSAT VER; SONRA YİNE MÜSLÜMAN OLMAZSA, ONU GÜVEN İÇİNDE BULUNACAĞI BİR YERE ULAŞTIR. İşte bu müsamaha, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bizler ne yazık ki ayetleri, kendi nefislerimizin yön verdiği duygularımız ve rivayetlerin etkisinde anlamaya çalışıyoruz. Hâlbuki Allah tüm ayetlerini, bizzat Kur’an ın içinde açıkladığını, her şeyden nice örnekler verdiğini, bunun nedenini de açıklarken, başkasına kulluk yapmayasınız, muhtaç olmayasınız diye böyle yaptık dediğini açıkça görüyoruz. Tabi gözlerde perde yoksa gönüller mühürlenmemişse, bu gerçekleri görebiliriz. Bu ayettende çok açık anlaşıldığı gibi, Tevbe 5. ayette esirlerin SALATA katılmaları sözünden , onların namaz kılmalarını değil, onların barışa dayanışmaya katıldıklarında  serbest bırakılacağı, yani barış içinde toplumda yaşayacaklarına dair söz vermelerini çok açık anlıyoruz. Tevbe 6. ayet bunun çok açık kanıtıdır. 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmtihanımızda, Kaybedenlerden Olmak İstemiyorsak.

  Allah Asr suresinde, iman ettiğini söyleyen kullarım, birbirine Hak olanı,  YANİ YALNIZ ALLAH KATINDAN GELENİ, KUR’AN’I TAVSİYE ETMEDİĞİ SURECE ZİYANDADIR  diyor. Çünkü hak olanın yalnız Allah katından geldiğini yine Kur’an’da bildiriyor. Bizler böylemi yapıyoruz? Rabbimiz iman ettiğini söyleyen kullarını uyarmak için,  “ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A, ANCAK ORTAK/ŞİRK KOŞARAK İNANIRLAR”  diyerek, iman ettiğini zannedenlerin, nasıl büyük bir yanılgı içinde oldukları uyarısını yapıyor. Tabi bir başka ayetinde de kendisine  ŞİRK/ORTAK KOŞANIDA AFFETMEYECEĞİ  bilgisini veriyor. Peki, bizler böyle büyük hatalar yapıyor muyuz? İnancımızı Kur’an ile sorguladık mı? Gelin sorgulayalım. Bizler yalnız Allah’ın katından gelen HAK olan Kur’an’a mı iman ediyoruz? Yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz,  KUR’AN+RESULÜN SÜNNETİ+MEZHEP İMAMLARININ İCHATLARI ile birlikte  mi yaşanır diyoruz.  Eğer bunu söylüyorsak, Allah’ın uyardığı gibi...

İslam’ı Sorumlu Olduğumuz Kur’an’dan Öğrenmezsek, Sonucuda İşte Böyle Olur.

  Bizler hiç düşünmeden, sorgulamadan Kur’an’dan uzak öyle bir din yaşıyoruz ki, adeta Allah’ın kitabı Kuran’ı küçümsediğimizin farkında olmadığımız gibi,  yalnız Kur’an ile İslam’ı yaşayamayacağımıza inandırıldık. İman ettik dediğimiz Kur’an, bu düşünceye onay veriyor mu, hiç baktık mı? Elbette hiç bakmadık, hatta bakmaya teşebbüs bile etmemizi engelleyip, sen Kur’an’ı anlayamazsın senin ilmin ne ki, Arapça bir kelimenin bilmem kaç anlamı var, sen hangisinin olduğunu nereden bileceksin diyerek, aklın mantığın kabul etmeyeceği düşünceleri, her nedense kabul etmekte sakınca görmedik. Arapça olan Kur’an’a bunları söyleyenler, her ne hikmetse yine Arapça olan rivayet hadislere, neden bunları söylemediklerini hala fark edemediysek, Allah ile aldatılmaktan da asla kurtulamayız.  İSLAM’I SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN’DAN ÖĞRENMEZSEK, SONUCUDA İŞTE BÖYLE OLUR . Mezheplerin hatta cemaat ve tarikatların şekillendirdiği İslam inancımızda şu mantık ve Kur’an dışı inancı, her nedense...

Enam Suresi 38. Ayet. “Biz Kitapta Hiç Bir Şeyi Eksik Bırakmadık.”

Bizler Kur’an ayetlerini doğru anlamak istiyorsak, mutlaka yine Kur’an’ın açıklamalarından, verdiği örneklerden yola çıkarak, anlamanın yolunu yöntemini seçmeliyiz. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum, önce ayeti yazalım daha sonra üstünde birlikte düşünelim. Enam 38:  Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. (Diyanet meali) Bu ayette geçen çok dikkat çekici bir cümle var.  BİZ KİTAP’TA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK . Sizce Allah, hangi kitaptan bahsediyor olabilir? Ne yazık ki geleneksel İslam anlayışı bu ayette geçen, bu cümleden çok rahatsız, onun içinde bu cümleye öyle bir anlam yüklüyorlar ki, ayette geçen bu cümlenin, neredeyse bizlere vermesi gereken anlamını alıp götürüyor. Siz ayeti okuduğunuzda ne anladınız? Yani Allah hangi kitapta, hiçbir eksik bırakmadığından bahsedi...